T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/359
KARAR NO: 2024/254
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/10/2020
NUMARASI: 2020/36 Esas, 2020/734 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 20/03/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında süregelen ticari ilişki kapsamında ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalıya karşı Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun dosya borcuna itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline, takibin devamına davalının %20 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında 22/02/2018 tarihli, fason dikim sözleşmesi imzalandığını, davacının müvekkili şirkete teslim ettiği ürünleri dikim aşamasında parçaların karıştırılması sonucu üzerinde renk farkı oluştuğunun görüldüğünü ve 04/05/2018 tarihli, 29.000,00 TL ve 09/04/2018 tarihli, 1.993,86 TL tutarlı iki adet reklamasyon faturasının karşılıklı uzlaşılarak kesildiğini, davacının reklamasyon faturalarının cari hesaptan düşülmesine ilişkin talebi 10/12/2019 tarihli ihtarname ile reddettiğini belirterek davanın reddini istemiştir. karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacı tarafça, dikimi gerçekleştirilen ürünlerde bulunduğu iddia olunan ayıbın dikim aşamasında parçaların karıştırılması sonucu renk farkı olduğunun cevap dilekçesinde bildirildiği, yine duruşmada beyanı alınan davalı şirkette kumaş üretiminden sorumlu müdür ... beyanında; ... tarafından kesilerek dikim için davacıya verilen ürünlerde boya işlemi sonucu oluşan renk farkının kumaş panellerinin farklı olmasından kaynaklandığının beyan edildiği, davalı tarafça duruşma salonunda hazır edilen kumaşların mahkememizce de incelemesi yapılmış ve kumaşlardaki iddia olunan ayıpların açık ayıp olduğu gözle ayırt edilebilecek nitelikte olduğundan bu konuda bilirkişi incelemesine gerek görülmediği, ürünlerdeki iddia olunan ayıbın açık ayıp olduğu davalı tarafında kabulünde olduğu, davalı tarafça ayıplı olduğu belirtilen ürünlerle ilgili 04/05/2018 ve 09/04/2018 tarihlerinde reklamasyon faturası düzenlenmiş olup, 12/03/2018 ve 13/04/2018 tarihlerinde ödeme yapıldığı dikkate alındığında davalının ayıptan daha önce haberdar olması gerektiği kanaatine varılmış ise de, dosya kapsamı itibariyle en geç reklamasyon faturasının düzenlendiği 04/05/2018 tarihi itibariyle ayıptan haberdar olduğun kabul edildiği, davacı tarafça, hizmetin verildiği sabit olan ve bu konuda herhangi bir itiraza uğramayan 07/03/2018 tarihli faturaya ilişkin takip 22/10/2019 tarihinde başlatılmış, davalı tarafça ayıptan dolayı kesilen reklamasyon faturasının kayıtlara alınmasına ilişkin ihtarın ise takip tarihinden sonra 27/11/2019 tarihinde, Bakırköy ... Noterliği'nin ihtarnamesi ile gönderildiği Her ne kadar eser sözleşmelerinde tanık dahil her türlü delille ayıp ihbarı ispat edilebilir ise de, davalı tarafça, açık ayıp olduğu sabit olan olayda ayıp ihbarının süresi içerisinde yapıldığı ispat edilememiş olup, reklamasyon faturasının düzenlendiği 04/05/2018 tarihinden, davacıya gönderilen 27/11/2019 tarihili ihtar arasında 1.5 yıldan fazla bir süre geçtiği yine davalı tarafça, davacı ile zararın paylaşımına ilişkin anlaşma yapıldığı ve davacının ayıbı kabul ederek zarara katlanmayı kabul ettiği beyan edilmiş ise de, bu iddiasını ispata ilişkin herhangi bir delilde ibraz edilemediği, davalının ispatlanamayan ayıp iddialarına itibar edilmediğinden ve takibe konu faturadaki hizmetin verildiği hususunda uyuşmazlık bulunmadığından ödemeye ilişkin herhangi bir savunma yapılmadığından davacının asıl alacak yönünden açmış olduğu, icra takibi faturadan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulü ile 28.855,00 TL asıl alacak yönünden davalının Bakırköy ...İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin asıl alacak yönünden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 Sayılı kanunun 2/2. Maddesi gereğince Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için ön gördüğü değişen oranlarda avans faiz oranını geçmemek üzere talep doğrultusunda yasal faiz oranının uygulanmasına, asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 5.771,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, ayıp ihbarının mahkemenin belirlediği gibi, noter ihtarı tarihinde değil, taraflar arasında yapılan toplantı tarihinde yapıldığını, bunun hemen ardından da, toplantıda uzlaşılan “ayıplı ürünlere ilişkin kısmi reklamasyon faturası kesilerek, ayıp ihbarının yasal süresinde yapıldığını, mahkemenin ayıp ihbarı olarak kabul ettiği noter ihtarnamesinin ise, ayıbın ihbarı tarihi değil, reklamasyon faturasının işleme alınmasına dair bir ihtarı olduğunu, yerel mahkemenin karar gerekçesine sebebiyet veren “ayıbın süresinde yapılmadığı ihtarı” gerçeklerle bağdaşmadığını, ilgili reklamasyon faturası üç şirkete bölündüğünü, bir payı müvekkili tarafından alınmış olup bir payı ... (... Tekstil) tarafından karşılandığını, ancak davacının, müvekkilinin bütün iyi niyetli çabalarına rağmen kendi üzerine düşen zararı karşılamadığı için müvekkilinin ve reklamasyon faturasını ödeyen ...’ın (deniz tekstil) zararını arttırdığını, takip talebinde asıl alacağa işleyecek yıllık %19,50 avans faizi hesaplandığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmede avans faizi kararlaştırılmadığını, uygulanan faiz oranların yasaya aykırı ve fahiş olduğunu, söz konusu faiz oranının taraflarınca kabul edilmediğini, bir an için alacağın mevcudiyeti varsayılsa dahi, bu sıra dışı faiz oranı yerine yasal faizin işletilmesi gerektiğini, davanın kısmen kabul edilmiş olmasına rağmen, aleyhlerine yüklenen %20 oranında icra inkar tazminatının haksız olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesiyle, ürünlerin teslim edildiğini, ürünlerde bir ayıp varsa dahi bunun gözle ilk bakışta anlaşılabilecek nitelikte açık ayıp olduğunu, ayıp ihbarının TTK 20/3 hükümlerine göre yapılmadığı hususları davalı tarafından da kabul edildiğini, bu hususlarda herhangi bir incelemeye gerek bulunmadığını, davalının hiçbir iddiasını ispatlayamadığını, davanın kabulü yönündeki yerel mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında 20/02/2018 tarihli fason dikim sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı fason dikim sözleşmesine göre yaptığı işten dolayı ödenmeyen 07/03/2018 tarihli faturaya dayanarak 28.855,00 TL asıl alacak ve 4.226,37 TL işlemiş faiz üzerinden Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine icra takibi durmuştur. Davalı, icra dosyasına yaptığı itirazda ve cevap dilekçesinde davacıya fason dikim için gönderilen malların, davacının sözleşme hükümlerine aykırı davranması nedeniyle "dikime hazır hale getirilen ürünlerin dikim aşamasında parçalarının karıştırılması sonucun ürünler üzerinde renk farkı oluşmasına sebebiyet verildiğini, ayıplı ifada bulunulduğunu, bu nedenle zarara uğradıklarını, oluşan 87.000,00 TL zarara ilişkin şifai olarak dava dışı kesim atölyesi sahibi ... ile dikim atölyesi sahibi davacı ... ve kendilerinin zararının 3'e bölünmesi ve karşılanması hususunda anlaştıklarını, kesim atölyesi sahibi ...'ın davalı şirketin kestiği 29.000,00 TL lik reklamasyon faturası bedeline ilişkin her ay düzenli olarak ödemede bulunduğunu, davacının ise kendi kusuru ve şifai anlaşmaya rağmen kabul etmeyerek 28.855,00 TL alacağı olduğuna ilişkin icra takibi başlattığını, alacağı ve takipteki faizi kabul etmediklerini" ve davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalının ileri sürdüğü ayıbın açık ayıp olduğu, bu hususun davalının kabulünde olup, davalının 04/05/2018 ve 09/04/2018 tarihinde reklamasyon faturası düzenlendiği, 12/03/2018 ve 13/04/2018 tarihlerinde ödeme yapıldığı dikkate alındığında davalının ayıptan daha önce haberdar olması gerektiği, kanaatiyle dosya kapsamı itibariyle en geç de reklamasyon faturasının düzenlendiği 04/05/2018 tarihi itibariyle ayıptan haberdar olduğu kabul edilerek davacının davasının kabulüne karar verilmiş ise de, dosyada dinlenen davalı tanıklarının beyanlarına göre davalının ayıp ihbarını süresinde yaptığı anlaşıldığından mahkemece ayıplı ürünler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınacak rapora göre karar verilmesi gerekirken, hakim tarafından ürünler üzerinde inceleme yapılarak yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğundan davalının istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/10/2020 tarih, 2020/36 Esas, 2020/734 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20/03/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.