T.C
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1631
KARAR NO: 2025/1184
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 16/09/2025
NUMARASI: 2025/186 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Ödünç Verme Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 23/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkin olup davacının ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen yerel mahkemenin ara kararına karşı davacılar tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacılar vekili; taraflar arasındaki geçersiz ''... ... İşbirliği Ön Protokolü'' kapsamında ... tarafından davalıya ödenen toplam 1.705.000 TL ile ... tarafından davalıya ödenen toplam 2.005.000 TL'nin dava tarihinde ulaştığı değer üzerinden sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca bedelin tespiti ile tespit edilen bedelin faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesini ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkeme 16/09/2025 tarihli ara karar ile; davacıların, davalıdan vadesi gelmiş bir para alacağı bulunmadığını, henüz delillerin toplanmadığını, alacağın miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiğini, davalının mallarını gizlediğini, kaçırdığını veya kendisinin kaçmaya hazırlandığını yahut alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunduğunu gösterir dosya kapsamında bir delilin bulunmadığını, İİK.'nun 257. maddesinde öngörülen koşulların oluşmadığını belirterek ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; genel olarak dava dilekçesini tekrar ederek, alacağın muaccel olduğunu, sözleşmeler, protokoller ve ödeme dekontları dikkate alındığında davacıların yaptığı ödemelerin sabit olduğunu, bu hususta davacılar lehine emsal yargı kararları olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemeli ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, kanunun öngördüğü ölçüde ispat edilememişse veya yaklaşık da olsa ispatı yargılamayı gerektiriyorsa ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. HMK'nın 389. maddesindeki şartların mevcut olması ve talep halinde ise hakim, ihtiyati tedbire davanın her aşamasında karar verebilir.İhtiyati tedbir talep eden, öncelikle dilekçesinde dayandığı tedbir sebebini açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmesi gerekir. Öte yandan Anayasanın 141/3. maddesine göre mahkeme, ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde, kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.İhtiyati haczi düzenleyen İ.İ.K.'nın 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmemiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya 3. şahısta olan menkuller ve gayri menkul mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, borçlunun muayyen ikametgahı yoksa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa, borcun vadesi gelmemiş olsa bile ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir. İ.İ.K.'nın 258. maddesine göre, ihtiyati haciz talep eden, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmesi gerekir. Ayrıca Anayasanın 141/3. maddesine göre mahkeme, ihtiyati tedbir isteminin kabulüne veya reddine karar vermesi hallerinde, kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.
DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.Davacılar, davalı ile yapılan ön protokolün geçersiz olduğunu, geçersiz protokol kapsamında davacıların davalıya birtakım ödemelerde bulunduğu, protokolün geçersiz olması sebebiyle yapılan ödemelerin sebepsiz zenginleşme uyarınca iadesini dava ederek tedbiren ihtiyati haciz talep etmişlerdir. Dosya incelendiğinde; sözleşme ve protokollere ilişkin hususların ve davacının mevcut taleplerinin bu aşamada yargılamaya muhtaç olduğu ve yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediği görülmüş olup yerel mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin ara kararı yerinde olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 16/09/2025 tarihli 2025/186 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,2 - İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3 - Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 23/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
....