T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1377
KARAR NO: 2025/1057
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/03/2025
NUMARASI: 2025/151 Esas, 2025/258 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı yan tarafından başlatılan icra takibine davalı yan tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın geçerli bir icra takibinin bulunmadığından usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili özetle, davalı adına Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile fatura alacağından kaynaklı icra takibi başlatıldığını, davalının 10/05/2024 tarihinde davalının takibe itiraz ettiğini, işbu davaya konu 01/02/2024 tarihli ve ... numaralı e-fatura alacağının ticari defterlerde kayıtlı olduğunu ve fatura içeriğine göre malzemelerin teslim edilmiş ve gerekli isçiliğin yapılmış olduğunu, söz konusu faturaya karşı kısmi ödeme de yapıldığını ve faturaya itiraz edilmediğini belirterek, itirazın iptaline, alacağın %20’dan aşağı olmayan icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle, icra takibinin yetkili icra dairesinde açılmadığını, davanın esası incelenmeden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı aleyhine açılan takipte yetki itirazında bulunduklarını, davalı şirketin adresinin "Turgut Özal Mah. 68. Sk No:.. Esenyurt/İstanbul" olduğunu, yargı yeri itibariyle davalının yerleşim yerinin Büyükçekmece İcra Dairelerinin yetki sınırları içerisinde kaldığını, yetkili icra dairesi Büyükçekmece İcra Dairesi olmasına rağmen, icra takibinin Küçükçekmece’de açılmış olduğunu, hangi fatura alacaklarının talep edildiğinin somutlaştırılması gerektiğini, davacı tarafça açılan davanın, ... numaralı faturaya dayandırılmış olduğunu, ilgili faturanın bedelinin 447.108 TL olduğunu, davacının ise 197.108 TL talep ettiğini, yalnızca faturaya dayanmanın alacağı ispatlamayacağını, dosyaya irsaliye sunulmasının ve faturaya konu ürünleri teslim ettiğini ispatlaması gerektiğini, faturaya itiraz edilip edilmemesi ya da faturanın defterlere işlenip işlenmemesinin de durumu değiştirmemekte olduğunu, zira faturayı kesen davacının ilgili ürünleri teslim etmemesi durumunda alacağın doğmayacağını, dikkat edilmesi gereken yegane hususun, karşı tarafın akdi ilişki ve teslimatı kabul edip etmediği olduğunu, fatura borçlusunun akdi ilişki yahut teslimatı reddetmesi halinde ispat külfetinin alacaklı üzerinde kalacağını, davacının yapması gereken birçok işlemi yapmadığını, davacının yapmadığı bu işlerin, davacıya rücu edilmek suretiyle başkaca kişilere yaptırılmış olduğunu belirterek öncelikle icra dairesinin yetkisinin karara bağlanmasına, geçersiz takip nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan reddine, davanın esastan reddine, davacı aleyhine takip tutarının % 20'sinden az olmayan kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 05/11/2024 tarihli karar ile, davalı borçlunun yerleşim yerinin Esenyurt olduğu, davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde de sözleşme konusu edimin gerçekleştirileceği ifa yerinin Çorlu-Tekirdağ olarak belirtildiği, taraflar arasındaki eser sözleşmesi kapsamında yetkili icra dairesi yönünden Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinin somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanı bulunmadığı, icra takibinin davalının yerleşim yeri olarak bağlı bulunduğu Büyükçekmece İcra Dairelerinde ya da sözleşmenin ifa edileceği yer olan Çorlu-Tekirdağ mahkemesinde başlatılmadığı, bu haliyle davacı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü nezdinde yapılan takipte icra dairesinin yetkili olmadığı ve ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığı gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekilinin istinafı üzerine Dairemizin 22.01.2025 tarihli 2024/1904 Esas 2025/45 Karar sayılı ilamı ile özetle, “…davalı yanın icra takibine yaptığı itirazında açıkça hangi icra dairesinin yetkili olduğunu bildirmediği, sadece ikametgahının Esenyurt'da olduğundan bahisle, icra dairesinin yetkili olmadığını bildirdiği, açıkça takipte hangi icra dairesinin yetkili olduğunu bildirmediği …” gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne karar verilerek mahkeme kararı kaldırılarak mahkemesine gönderilmiştir.Mahkemece 18.3.2025 tarihli karar ile özetle, “…davalı tarafın takip dosyasındaki borca itiraz talebinin yeniden incelenmesinde, davalı yanın müvekkilinin açık adresini yazdığı, akabinde yine aynı dilekçede ilgili adresin Büyükçekmece İcra Daireleri yetki sınırları içerisinde aldığını belirterek açık bir şekilde yetkili icra dairesine itiraz dilekçesinde yer verdiği görülmektedir. Kaldırma kararında da belirtildiği üzere taraflar arasındaki uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, Türk Borçlar Kanunu 89. Maddesinde yer alan yetki kuralının iş bu uyuşmazlıkta uygulanma imkanının bulunmadığı, davalı tarafça icra takibine itirazda açık bir şekilde yetki itirazında bulunulmasına rağmen davacı alacaklının dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesini talep etmediği, bu haliyle ortada geçerli bir icra takibinin bulunmadığı…” gerekçesiyle usulüne uygun bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesiyle özetle, istinaf kararına rağmen davalının adresinin Büyükçekmece İcra dairelerinin sınırları içerisinde kaldığı yönündeki beyanını dikkate alarak tekrar davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, takibin fatura alacağına dayandığını, faturamız incelendiğinde mal satımı (klima) ve buna bağlı montaj işleminden kaynaklandığının görüleceğini, tek başına bir eser sözleşmesinin bulunmadığını, aynı zamanda bir emtia satımının da olduğunu, bu haliyle faturanın içeriğinin eser sözleşmesi olarak yorumlanmasının hatalı olduğunu, kaldı ki söz konusu faturanın davalı şirketçe kabul edilerek kısmi ödeme de yapıldığını, bu haliyle faturanın içeriğinin kabul edildiğini, yapılan ödeme göz önüne alındığında taraflar arasında bir para borcunun doğduğunun açıkça ortaya çıkmış olduğunu, bu nedenle davalı şirketin yaptığı itirazın haksız olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı vekili özetle, itirazın iptali talebinde bulunmuştur.Davalı vekili özetle, icra takibine yönelik olarak hem yetkiye hem de borca itiraz ederek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, icra takibinin yetkisiz icra dairesinde açıldığından bahisle usulüne uygun bir takip bulunmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar vermiştir.Davalı vekili her ne kadar Dairemizin işbu dosyadaki daha önceki kararına atıfla mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiş ise de, icra dosya içeriği incelendiğinde davalı borçlunun borca ve yetkiye itiraz ederken Büyükçekmece İcra Dairelerinin yetkili olduğunu bildirdiği görülmüştür. Dolayısıyla davalı borçlunun yetkiye itirazı usul ve yasaya uygundur. Bu nedenle, davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlunun yetki itirazı kaldırılmaksızın veya yetkili yerde takip başlatılmaksızın itirazın iptali davası açtığı, dolayısıyla ortada usulüne uygun bir takip bulunmadığı anlaşılmakla mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 18/03/2025 tarih ve 2025/151 Esas, 2025/258 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.