T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/1086
KARAR NO: 2025/811
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/05/2025
NUMARASI: 2025/374 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU: Alacak
KARAR TARİHİ: 14/07/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili, taraflar arasında önce ... Sanayi Tic.ltd.Şti daha sonra da ... A.Ş. ile İstanbul ili Pendik İlçesi, ... Konutları, ... ada, ... ve ... parsel nolu taşınmaza ilişkin her türlü Anahtar Teslimi Yapım sözleşmesi imzalandığını, en son 03.01.2022 tarihli 120 daire için ... ile yapılan sözleşme (64.177.431,47 +KDV) ile 04.04.2023 tarihli Çevre Düzenlemesi için ... ile yapılan sözleşme (46.321.611 +KDV) imzalandığını, yine 22.08.2022 tarihinde taraflar peyzaj işi dahil anahtar teslimi için 109.000.000 TL + KDV olarak yapılması hususunda anlaşıldığını, davacı tarafından bu sözleşme konusu bedellerin ödendiğini, ancak davalı tarafından parası alınmasına rağmen sözleşmenin gereğinin yerine getirilmediğini, davalı tarafından sözleşmeden kaynaklanan alacakları için İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/510 Esas Sayılı dosyası ile dava ikame edilmiş olup, bu dava halen derdest olduğunu, beyanla davanın kabulü ile Sözleşme konusu işi davalı tarafın haklı bir neden olmaksızın, dava açarak ve işi tamamlamadan haksız ve hukuka uygun olmayan şekilde feshettiğinin tespitine, Davalı tarafın yapmış olduğu imalatlar hesaplanarak müvekkilimin fazladan ödediği tutarlar ( SGK,İskan harçları v.b.) ve Eserin tamamlanması için ( Eksik yapılan işler) şimdilik 10.000, 00 TL davalıdan avans faizi ile tahsiline, Kira Mahrumiyeti alacağına ilişkin şimdilik; 10.000 TL’nin 28.02.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, eserin teslim edilememesi nedeniyle sözleşmede açıkça ifaya ek olarak kararlaştırılan cezai şart hükmüne binaen şimdilik 5.000 TL nin 28.02.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, Eserin ayıplı teslimi nedeniyle 5.000 TL nin 28.02.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline, Cari hesaptan kaynaklanan alacağımız için 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, esasa ilişkin taleplerinin yanında iskan işlemlerinin tamamlanması için yetki verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 09/05/2025 tarihli ara karar ile, davacı yanca iskan işlemlerinin tamamlanması için yetki verilmesi talep edilmiş ise de, davacı vekilinin talebinin tedbir mahiyetinde olduğu, dava konusu hususlarda tedbir kararı verilebileceği anlaşılmakla, İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için kanun maddesinde de görüleceği üzere ihtiyati tedbir istemi ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebilecek olduğundan davacı vekilinin yetki verilmesine ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesiyle, inşaatın tamamlandığını ancak yapı kullanma izni alınamadığını, yüklenicinin sözleşmesel ve fiili yükümlülüklerini terk ettiğini, kat maliklerinin tamamının yazılı muvafakatle site yönetimine yetki verdiğini, belediye nezdinde yapılacak işlemlerde hukuken yetkilendirilmiş bir temsilci gerektiğini, iskanın gecikmesinin maliklerin mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen ciddi bir zarar doğuracak satış abonelik sigorta gibi işlemleri imkansız kılacağını belirterek yerel mahkeme ara kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir. Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır. Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur. İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.
DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında peyzaj dahil anahtar teslim inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı, davalı yüklenicinin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmeden inşaatı terk ettiğini, eksik iş bedeli, kira mahrumiyeti, cezai şart tazmini yanında iskan işlemlerinin tamamlanması için yetki verilmesi talebinde bulunduğu, mahkemece davanın konusu ve yargılamayı gerektiren hususlarda tedbir kararı verilemeyeceğinden davacının talebinin reddine vermesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/05/2025 tarih ve 2025/374 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4- İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 14/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.