T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/823
KARAR NO: 2025/758
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 18/12/2024
NUMARASI: 2024/29 Esas, 2024/929 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 01/07/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağına ilişkin olup yerel mahkemenin 18/12/2024 tarihli kararı ile mahkemenin, asliye hukuk mahkemelerinin görevli olması nedeniyle görevsizliğine ilişkin kararına karşı birtakım davacı vekili istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı tarafın müvekkili şirketten 24.03.2023 tarihinde klima alım ve kurulum hizmeti satın aldığını, buna ilişkin faturanın mahkemeye sunulduğunu, TDK madde 90 uyarınca taraflar aksine kararlaştırdıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borcun doğumu anında muaccel olduğunu, davalının ihtarlara rağmen 24.03.2023 tarihinde muaccel hale gelen borcunu ödemediğini, davalılara 27.03.2023 tarihinde Kadıköy ... Noterliğinin ... yevmiye numarası ile ihtarname gönderildiğini ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığın,ı bu nedenle İstanbul ... İcra Dairesi ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını ve takibe davalı tarafça itiraz edildiğini, alacağını geçerli bir hukuki ilişkiden doğduğunu fatura kesilerek likit alacak vasfına sahip olduğunu beyanla alacağın %20 sinden aşağı almamak üzere icra tazminatını hükmedilmesi itirazın iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: faturanın bir alacak davasına konulması durumunda düzenleyenin öncelikle faturayı karşı tarafa tebliğ ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının vekillerine karşı alacaklı olduğunu, sadece fatura keserek alacaklı olduğunu iddia etmenin Yargıtay kararlarına ve doktrine göre alacağı ispat bakımından yeterli olmadığını faturanın karşı tarafa gönderildiğinin ispat edilmemesi ve hiç gönderilmemiş olması durumunda bu belgenin ancak düzenleyen açıdan bir belge olacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Yerel mahkemece 18.12.2024 tarihli ilamıyla somut olayda mahkemece yazılan müzakerelere verilen cevaplar incelendiğinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından davalıların gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığını bildirildiğini, Vergi Dairesi tarafından dosyaya sunulan 25.01.2024 tarihli yazı cevabı ile davalı ...’in potansiyel mükellef kaydının bulunduğunu, ...’ın ise 20.03.2015-28.06.2016 tarihleri arasında mükellefiyet kaydının bulunduğu bu haliyle bu davalı açısından davaya konu fatura tarihi itibari ile herhangi bir mükellefiyet kaydının olmadığının anlaşıldığını, huzurdaki davada davalılarının tacir olmadığı dava mahkemesinin görevli olmadığı gerekçesiyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde: yerel mahkemenin davanın ticari nitelikli olmadığını ve davalıların tacir sıfatını taşımadığını gerekçe göstererek görevsizlik kararı vermiş olmasının hem usul hem de maddi hukuka aykırı olduğunu, söz konusu fatura alacağının davacının ticari faaliyeti çerçevesinde kurmuş olduğu eser sözleşmesinden kaynaklı olduğunu, Türk Ticaret Kanununun 19. maddesinin ikinci fıkrasında taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri içinde ticari sayılır hükmü uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davanın ticari dava olarak değerlendirilmesini gerektiğini beyanla yerel mahkemenin görevsizlik kararının ortadan kaldırılıp esas incelemeye geçilmesi için dosyanın Asliye Ticaret Mahkemesi’ne iadesine karar verilmesi talebiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır.Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması tek başına davanın ticari dava haline gelmesini sağlamayacak olup Türk Ticaret Kanunu ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getimeyecektir.Eldeki dava taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmelerine Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerindeki hükümleri uygulanmaktadır. Bir davanın Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi mutlak ticari dava ya da nispi ticari dava olması gerekmektedir. Mutlak ticari dava olabilmesi içinTicaret Kanununda düzenlenen bir hususa dair dava olması gerekmektedir. Eser sözleşmesi mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Nispi ticari dava olabilmesi için ise iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekmektedir.Somut olayda, davacının tacir kaydının olmaması, esnaf odası kaydının olması ancak limitleri aşmamış olması, işletme esasına göre defter tutuyor olması sebebiyle davacı tarafın tacir sıfatı olmadığı anlaşılmıştır. Her iki tarafın tacir olması şartı sağlanmadığı için eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi mümkün değildir. Davamızda görevli mahkeme İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olup, yerel mahkeme kararı, dosya kapsamına, usule ve yasaya uygundur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1 - İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/12/2024 tarih ve 2024/29 Esas, 2024/929 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3 - Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 01/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.