T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/1855
KARAR NO: 2025/44
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 04/10/2024
NUMARASI: 2024/361 Değişik İş 2024/458 Karar
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 22/01/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Talep eser sözleşmesinden kaynaklı alacak hakkında ihtiyati haciz talebine ilişkin olup, mahkemece davacılar vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı talep eden vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Talep eden vekili talep dilekçesi ile; taraflar arasındaki ilişkinin kaynağının Kocaeli İli, Gebze İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parseldeki taşınmaz üzerinde bina yapımı için imzalanan 15/11/2016 tarihli "İnşaat Yapım Sözleşmesi" ve sözleşmenin belli hükümlerinin revize edilerek imzalanan 05/09/2020 tarihli "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" olduğunu, imzalanan sözleşme ve akabinde yapılan protokoller gereği, sözleşme kapsamında yapılacak binanın tamamlanmasının ardından, taşınmazın 2/3 hissesinin inşaat maliyet bedeli olarak davalıya devredileceğinin, 1/3 hissesinin de davacıya ait olacağının kararlaştırıldığını, 15/11/2016 tarihli sözleşme kapsamında yapılacak binanın teslim tarihi olarak; ruhsat alımından itibaren 18 ay olarak belirlendiğini, ancak inşaatı süresinde bitiremeyen davalı şirketin yetkilisi ve ortağı olan ...'in Ağustos 2020 tarihinde davacıya gelerek mali olarak zor durumda olduğunu, inşaatın bir an evvel tamamlanması için bankadan kredi kullanması gerektiğini belirtmesi üzerine; davacı şirketin Albaraka bankası ile arasında devam eden tazminat talepli davadan vazgeçmek karşılığında davalıya 400.000.000,00-TL kredi verilmesinin sağlandığını, ancak davalı, banka ile yaptığı görüşmelerde, kredinin hızlı bir şekilde onaylanması için ipotek tesis etmek amacıyla sözleşme kapsamında kendisine devredilecek 2/3 hissenin avans olarak sözleşme bitiminden önce kendisine devri ve davacıya kalacak 1/3 hissenin de inanç sözleşmesi kapsamında geçici süreliğine kendisine devrinin gerektiğini, alacağı kredi ile inşaatı hızlıca bitirebileceğini belirttiğini, inşaatın sürüncemede kalması sebebiyle her gün kira kaybına uğrayan davacının, taşınmazın tamamı üzerine ipotek tesisi için taşınmazın geçici olarak devrini; 1/3 hissenin bir hafta içinde iadesi, inşaatın 28.02.2021 tarihine kadar tamamlanması ve hissesine konan ipoteğin de inşaatın bitim tarihinden sonra 30 gün içinde kaldırılması şartı ile kabul ettiğini, bunun üzerine tarafların; devir tarihinden bir hafta sonra taşınmazın iade edilmesi, her hangi bir sebeple taşınmazın daha uzun sürede iade edilmemesi halinde 07/09/2021 tarihli ve 14/09/2020 tarihli sözleşmeyi (senedi) imzalamış ve bedelsiz olarak taşınmazın davalıya devredildiğini, davalılardan...''e işlemlerin hızlı bir şekilde halledilmesi için satış yetkisi içeren vekaletname çıkartıldığını, davalı ...'ın vekaletle ile taşınmazın tamamı davalı şirket üzerine geçirdiğini ve ipotek karşılığında banka kredisi temin ettiğini, devirden bir gün sonra davalının ... Bankası A.Ş.'den ipotek karşılığında kredi kullandığını, davalı yan krediyi alıp kullanmasına rağmen taşınmazın davacıya ait olan hisseleri sözleşmede belirlenen sürelerde iade etmediğini ve üzerinde bulunan ipoteği de kaldırmadığını, bunun üzerine davalı/borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile takip açtıklarını, takibe itiraz edilmesi üzerine davalı/borçluların itirazının kaldırılması için arabuluculuk süreci başlatıldığını, fakat davalı/borçlunun süreci uzatma gayreti içinde olması nedeniyle ihtiyati haciz talebinde bulunduklarını, talep edenin protokol ve eki olan teminat senedi ile borçlulardan 30.000.000,00- USD'ye uygulancak aylık %20 cezai şart faizi ile birlikte alacaklı olduğunu, mal kaçırmaya meydan vermeyecek bir tedbir için mahkemeye başvuru zorunluluğu doğduğunu, belirterek; cezai şart niteliğindeki 285.000.000,00-USD yani 30.000.000,00-USD lik asıl alacağın takip tarihinine kadar birikmiş olan faiz alacağının tamamını karşılamaya yetecek tutarda borçlulara ait menkul, gayrimenkul ile bankalarda bulunan tüm mevduatları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları başta olmak üzere haczi kabil tüm mal varlığı değerlerinin; teminatsız ihtiyaten haczine ve menkullerin muhafaza altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Talep eden vekili 10/09/2024 tarihli dilekçesinde dava dilekçesinde tutar ile ilgili sehven maddi hata yapıldığını, iki farklı tutarın doğrusunun takip talebindeki tutar olan 275.800.000-USD olduğunu bildirmiştir. Mahkemece 04/10/2024 tarihli karar ile; somut olayda; ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından ihtiyati haciz talebine dayanak olarak taraflar arasındaki sözleşmeler, protokol, senet sureti ve yazışmalar delil olarak bildirildiği, buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin incelendiği, protokolde yer alan senedin teminat senedi olduğu görülmüş, aylık % 20 olarak kararlaştırılmış olan faizin bu senet miktarına göre belirleneceği, her ne kadar talep eden taraf aylık % 20 faiz talebinin ayrı bir inanç işlemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de karşı tarafça sunulan cevaplarda sonradan taraflara başka edimler de yüklendiği, talep eden tarafın yerine getirmediği edimleri olduğunu ileri sürdüğü, bu hususların incelenmesi gerektiği, Gebze ATM 2023/416 esas sayılı dosyada taşınmaza ilişkin tapu iptal talebi ve diğer cezai şartların dava konusu edildiği, yine Bakırköy 3 ATM'nin 2024/731 Esas sayılı dosyasının taraflarının aynı olduğu, davanın protokolde yer alan ve mahkememiz talep konusu olan aylık % 20 faizin belirlenmesine esas teşkil eden 30.000.000,00 USD bedelli senet için başlatılan İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yönelik itiraz için açıldığı, bahsi geçen bu davalarda da bu hususların ileri sürülüp tartışıldığı, bu haliyle talep olunan miktara hak kazanılıp kazanılmadığının yargılamayı gerektirir bir durum olduğu, netice olarak yaklaşık ispat koşulunu sağlanamadığı gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Talep eden vekili istinaf dilekçesi ile; genel olarak talep dilekçesini de tekrar ederek; talep olan hukuki ilişkinin kredi amacıyla arsa devri sözleşmeleri ve buna bağlanmış teminat senedinin faiz alacağı olduğunu, alacağın, davanın konusu olan 14/09/2020 tarihli inanç sözleşmesi ve ona bağlanmış teminat senedi, davalıca iade edilmeyen tapu kayıtları ile ispat olunduğu halde, ihtiyati haciz taleplerinin yaklaşık ispat kuralı sağlanamadığı gerekçesi ile reddedildiğini, oysa ki yaklaşık ispat değil tam ispatın sağlandığını, dosyadaki yazışmalardan davalılardan ...' ın tapu devri konusunda talep edeni sürekli oyaladığının anlaşılabildiğini, ihtiyati haciz talepleri gerekçelerinden birinin de davalı ... 'in bir çok suçtan yargılanması olduğunu, bununla birlikte davalı yanın cevap dilekçesinde kat karşılığı inşaat sözleşmesini dosyayı karıştırmak için kullanarak ve bir takım faturalar sunarak, kendisinin alacaklı olduğunu iddia etmiş ise de tüm bu iddialarının asılsız olduğunu belirterek; ihtiyati haciz kararının reddine dair yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında 15/11/2016 tarihli "İnşaat Yapım Sözleşmesi" ve sözleşmenin bazı hükümlerinin revize edilmesi amacı ile imzalanan 05/09/2020 tarihli "Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi akdedilmiştir. İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. Maddesinde de; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde aranan koşullar yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle yerel mahkemece dosya kapsamındaki delillerin doğru değerlendirilmesi suretiyle talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi anılan maddeye uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/10/2024 tarih ve 2024/361 Değişik iş 2024/458 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının talep eden davacı taraftan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Talep edence yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 22/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.