T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2024/804
KARAR NO: 2025/84
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/02/2024
NUMARASI: 2022/277 Esas, 2024/142 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 29/01/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanmış olan taşeronluk sözleşmesinin davalı şirket tarafından 31.12.2012 tarihinde tek taraflı olarak feshedildiğini, davalının, 31.12.2012 tarihinde akdedilen fesih protokolünde belirlendiği halde ödenmeyen hakedişlerden yapılan nakdi teminat kesintisi alacağı olan KDV hariç 180.744,56 TL tutarındaki teminat kesintisi anapara alacağının tahsili için davalı şirket hakkında İstanbul ... İcra Müdürüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe, davalının itirazı üzerine İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/852 Esas sayılı dosyasında davalı borçlunun itirazın kaldırılmasına ve davalının %20 oranında icra inkar tazminatı mahkumiyetine karar verildiğini, mahkemenin bu kararının taraflarca temyiz edilmeksizin kesinleştiğini; davalı şirket hakkındaki icra takibinin kesinleşmesinden sonra takip borcunun, davalı şirket ile haricen yapılan 17.01.2014 tarihli protokol gereğince tahsil harcının davalı borçlu tarafından ayrıca ödenmek kaydı ile 42.866,00 TL nakit, 200,000,00 TL çek karşılığı olmak üzere davalı şirket tarafından ödendiğini; davacı şirketin takip dosyasına konu olan ve haricen tahsil ettiği KDV hariç 180.744,56 TL tutarındaki teminat kesintisi anapara alacağı ile ilgili olarak düzenlenen 02.05.2014 tarih ve ... sayılı faturayı Kadıköy ... Noterliğinin 27.05.2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ekinde davalıya tebliğ ettirerek fatura nedeniyle tahakkuk eden 32.534,02 TL miktarındaki KDV alacağının derhal ödenmesini ihtar ettiğini, davalı şirketin, faturayı tebliğ aldıklarını ve KDV’si ile birlikte kayıtlarına işlediklerini, ancak 17.01.2014 tarihi itibariyle davalı şirketin kayıtlarına göre davacı şirketten 265.673,04 TL alacaklı olduğu, davacı şirketin 02.05.2014 tarihli KDV dahil (180.744,56+32.534,02) 213.278,58 TL alacağının düşüldükten sonra bile davalının 52.394,46 TL alacağının kaldığının iddia edildiğini, 17.01.2014 tarihli çek teslim protokolü gereğince İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/852 esas sayılı dosyasından verilen yargılama masrafları ve icra inkar tazminatı karşılığı olmak üzere davalı tarafından toplamda 242.866,00 TL ödeme yapılması karşılığında bu dosya alacaklarına mahsus olmak üzere ibralaşıldığını, bu ibraname kapsamı içerisinde 02.05.2014 tarihli fatura ile tahakkuk eden davacının 32.534,02 TL KDV alacağının mevcut olmadığını belirterek davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün... esas sayılı dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalının 31.12.2012 tarihli fesih protokolü ile hüküm altına alınan hakediş alacaklarının davacıya ödendiğini, 26.02.2013 tarihinde yapılan 65.000,00 TL’lik ödeme ile davalı şirketin davacı şirketten 39.054,44 TL alacaklı hale geldiğini, İstanbul Anadolu 14.İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/852 Esas, 2013/899 Karar sayılı ilamı ile itirazın kaldırılmasına karar verildiğini, bu dava ile ilgili olarak davacı şirkete avukatlık ücreti dahil toplamı 242.866,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin bu davada uyuşmazlık konusu olmadığını, davacı ile davalı şirket arasındaki taşeronluk sözleşmesi, fesih protokolü, hakediş ve davacıya yapılan ödemelere ilişkin ödeme belgelerinin cari hesap dökümü incelendiğinde davalı şirket tarafından davacıya 26.02.2013 tarihi itibari ile 39.054,44 TL fazla ödeme yapıldığını ve davalı şirketin davacıdan bu tutarda alacağının bulunduğunu belirterek, takas ve mahsup definin kabulüne, davanın reddine, kötü niyetli takip sebebi ile davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davacının, davalının taşeronu olduğu, aralarındaki sözleşmenin 31/12/2012 tarihinde protokolle feshedildiği, 180.744,56 TL davalının kalan borcu için icra takibinde yapılan 17/01/2014 tarihli protokolle bu borcun ödendiği, davacının bu miktar için fatura düzenleyip davalı yana gönderdiği, 02/05/2014 tarihli faturada belirlenen KDV alacağı olan 32.534,02 TL miktarın ödenmediğinden bahisle icra takibine girişildiği; davalı yan cevap dilekçesinde cari hesap kayıtlarında davacı hesabına borç olarak kaydedilen 26/03/2013 ve 31/03/2013 keşide tarihli 65.000,00 TL tutarlı 2 adet çekin davacıya verildiği ve bu çeklerden dolayı alacaklı duruma geçtiğini iddia etmiş ise de davacının bu çeklerdeki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmesi karşısında yapılan imza incelemesinde ilgili çeklerdeki imzaların davacı şirket temsilcisi olan ...'in eli ürünü olmadığının anlaşıldığı; davalı ticari defterlerinin incelenmesinde davalının yasal defter kayıtlarına göre davacı şirkete 39.054,44 TL tutarında borçlu göründüğü, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 02/05/2014 tarihli KDV dahil 213.278,58TL tutarındaki faturanın davalının defterlerinde yer aldığı, defter kayıtlarına göre 32.534,02 TL tutarındaki KDV'nin ödenmiş olduğu, neticeten davalının davacıdan 52.534,46 TL tutarında alacaklı göründüğü rapor edildiği; davacı ticari defterlerinin incelenmesinde takip konusu KDV'nin dayanağını oluşturan teminat kesinti bedeli açıklamalı 213.278,58 TL bedelli faturanın hem davacı hem de davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki protokole rağmen KDV talep edilmesi noktasında tereddütün bulunmadığı, fazla yapıldığı iddia edilen davalı ödemelerinin 2 adet çekten kaynaklandığının rapor edildiği; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı dava türlerinden olduğu; icra takibine konu faturalarla sınırlı olarak uyuşmazlığın çözümü gerektiği, bu nedenle takipte dayanılan faturaların KDV'sinin talep edilebileceği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 32.534,02 TL asıl alacağa yönelik itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık 11.75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, alacak likit olduğundan asıl alacak üzerinden hesaplanan %20 İcra inkar tazminatı tutarı 6.506,80 TL nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından mahkeme kararı istinaf edilmiştir. Dairemiz 23.02.2022 tarih 2019/1161 esas ve 2022/369 karar sayılı ilamı ile; ".... Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre KDV dahil 213.273,58 TL tutarındaki fatura bedelinin 02.05.2014 tarihi itibariyle ödendiği; davalı defterinde 18/02/2013 tarihli 65.000,00 TL, 26/02/2013 tarihli 65.000,00 TL'lik çek ödemesinin kayıtlı olduğu; davalı tarafça ibraz edilen belgelere göre dava dışı ... şirketinin bu iki çek bedelini davacıdan aldığı ve bu durumun dava dışı şirketin muavin defterinde kayıtlı olduğu, ancak davacı defterlerinde kaydın bulunmadığı; ihtilaf konusu çeklerin incelenmesinde davacı tarafından Başkent şirketine cirolandığı ve dava dışı bu şirkete ödeme yapıldığı savunulmuş ise de davacının ciro imzasına itiraz ettiği ve yapılan incelemede imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği; davalı vekili 04,12.2014 tarihli dilekçe ekinde ibraz ettiği dava dışı ... şirketi kayıtlarında çeklerin ödenmiş olduğunun belirtilmesi karşısında mahkemece dava dışı üçüncü şahıs ... Ltd.Şti.'nin ticari defterleri incelenerek ihtilaf konusu çek ödemelerinin davcının borcuna mahsuben ödenip ödenmediğinin değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yapılarak sonuca gidilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, davacının ciro imzasına itirazı nedeniyle Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış ise de inceleme için mukayese imzaların yeterli olmadığından, davacı şirketin kabul edip ödediği çek asıllarının ilgili bankadan getirtilmek suretiyle çekteki imzanın sıhhatinin kontrol edilerek sonucuna gidilmesi gerekirken, bu hususun da gözden kaçırılması suretiyle eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olmuştur." gerekçesi ile mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, ihtilafın, davacının mali kayıtlarında görünmeyen, davalı tarafından davacıya verildiği ve davacı tarafından yapılan ciro sonucu dava dışı firmaya ödemesi yapıldığı iddia edilen iki adet çekten kaynaklandığı; davacının çekin arka yüzündeki ciroya ilişkin imzasına itiraz ettiği; mahkememizce Adli Tıp Kurumundan alınan 10/11/2023 tarihli raporda, inceleme konusu 23/03/2013 keşide 65.000,00 TL tutarlı ... nolu çek ile 31/03/2013 ve 65.000,00 TL tutarlı ... nolu çeklerde atılı ... Ticaret Ltd.Şti. imzalarının şirket yetkilisi ...'in eli ürünü olmadığının tespit edildiği, dava dışı şirketin adresinden ayrılmış olması ve yeni adresinin bilinmemesi nedeniyle defterlerinin incelenemediği, bu itibarla davalının iki adet 65.000,00-TL'Lik çek ödemesini ispat edemediği, davacının davalıdan 32.534,02-TL KDV alacağının bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Bölge adliye mahkemesinin ... Ltd.Şti.'nin ticari defterlerinin incelenmesine ilişkin kararı yerine getirilmediğini, mahkeme eksik incelemeyi gidermeyerek, 21/03/2019 tarihinde vermiş olduğu hükmü yinelemekle yetindiğini, gerekçeli karar içeriğinde davalı tarafından fazla yapıldığı iddia olunan ödemelerin iki adet çekten kaynaklandığını, bu çeklerdeki imzaların ise davacı şirket yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği belirtilerek isabetsiz bir şekilde davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece dava dışı üçüncü şahıs ... Ltd.Şti.'nin ticari defterleri incelenerek çek ödemelerinin değerlendirilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine ilişkin kararına istinaden mahkemece dosya bilirkişiye tevdi edildiğini, dosyaya sunulan 29.03.2023 havale tarihli bilirkişi raporunda; şirketin merkez adresine gidildiği, şirketin 7-8 yıl önce bu adresten ayrıldığı öğrenilmekle yeni adresinin tespit edilemediği ve bu nedenle inceleme yapılamadığını belirtildiğini, bilirkişi tarafından eksik ve hatalı bir inceleme yapıldığını ve ilk derece mahkemesi de bu eksikliğin giderilmesini sağlamadan karar verdiğini, davalı, taraflar arasında akdedilen taşeron sözleşmesinin feshi sonucunda imzalanan Protokol uyarınca taahhüt ettiği tüm edimleri ifa ettiğini, bu husus yargılama sırasında ticari defter ve kayıtlar üzerinde gerçekleştirilen inceleme ile sabit olduğunu, bu nedenle bu aşamada dava dışı şirketin ticari defterlerinin incelenememiş olması tarafça sunulan savunmanın haklılığını bertaraf eder mahiyette olmadığını, yargılama sırasında davacı şirket defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde davalının davacıdan alacaklı olduğu açıkça tespit edildiğini, dosyaya mübrez bilirkişi raporunda şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı zira kendi ticari defterlerine göre 975.778,00 TL alacaklı olan bir şirketin 268.481,39 TL alacaklı olduğunu kabul etmesinin hayatın olağan akışına ters olduğu belirtilmekle defter ve kayıtlar arasındaki çelişki ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı kayıtlarının usulüne uygun olmamasından kaynaklandığını vurguladığını, davacının ticari defterleri usulüne uygun tutulmakla lehine delil teşkil etmekte olup usulüne uygun tutulmayan davacı defterlerinin ise lehine delil olması mümkün olmadığını, çeki devralan faktöring firmasının ilgili çeki kendisine ibraz eden firma ile çek lehdarı arasındaki ilişkiyi sorgulamadan davacı firmanın teyidi olmaksızın ödeme yapması mümkün bulunmadığını, faktöring şirketleri ilgili kanun ve yönetmeliklerine göre "kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler". buna dayanılarak ... Faktöring A.Ş'ye müzekkere yazıldığında 23/03/2013 keşide tarihli, 65.000,00 TL tutarlı ... nolu çek ile 31/03/2013 keşide tarihli ve 65.000,00 TL tutarlı ... nolu çeklere ilişkin faktöring sözleşmesi, faturalar ve çekin gerçek olduğunu tevsik edici tüm kayıt ve belgelerin getirtilmesini talep ettiğini, davacının sahtelik iddiası bu haliyle açıkça kötü niyetli olup mahkemece teyit anında davacı tarafından imza inkarına gidilmemesi ve fakat huzurdaki yargılama sırasında bu iddiada bulunulması dikkate alınmamasını, usulüne uygun olarak tutulmadığı tespit olunan defterlerde işbu çek kayıtlarının bulunmaması son derece olağan olup bu durumun davacı lehine yorumlanabilmesi mümkün olmadığını, bilirkişi incelemesi asıl belgeler üzerinden gerçekleştirilmemiş olduğunu, fotokopi belgeler üzerinden yapılan incelemenin hükme esas alınması yargıtay kararları doğrultusunda mümkün olmadığını, zira inceleme tekniği açısından fotokopi belgelerde çekim koşullarına bağlı olarak bazı unsurların kayba uğrayabileceği gibi bu tür belgelerin sair usullerle elde edilebilme olasılığının bulunduğunu, ayrıca belgeye imza, yazı ya da artefakt gibi harici unsurlar eklenebileceğinden fotokopi belgeler üzerinde inceleme yapılması sakıncalı olduğu kabul edildiğini, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin ihtilaf konusu çeklere ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine ilişkin kararı mahkemece yerine getirilmediğini, zira yapılan inceleme hukuka aykırı, eksik ve isabetsiz bir incelemesini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Mahkemece dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda dava dışı 3. Şahıs olan ... Limited Şirketinin ticari defterleri üzerinde bilirkişi marifetiyle incelenmesi için Ankara Asliye ticaret Mahkemesine talimat yazılmıştır. Talimat mahkemesi Ankara 9.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/266 esas sayılı dosyası üzerinden alınan bilirkişi raporunda belirtildiği gibi ... Limited şirketinin bildirilen adreste bulunmaması sebebiyle inceleme yapılamadığı bildirilmiştir. Dava dosyasında dava dışı ... Limited şirketinin ticari sicil adresi ilişkin ve hala aktif şirket olup olmadığı hususunda bir belge bulunmamaktadır. Mahkemece, Ankara Ticari Sicil Müdürlüğünden ... Limited şirketinin ticari sicil kayıtlarının celbi sağlanarak, ticari şirketin halen faal olup olmadığı sorulmak suretiyle evrak eksikliğin giderilmesi, evrak eksikliği giderildiğinde istinaf incelemesi için dosyanın mahkememize gönderilmesi gerekmektedir.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere; Yukarıda açıklanan eksikliklerin tamamlanması için dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, Dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda KESİN olmak üzere 29/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.