T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/249
KARAR NO: 2025/249
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 02/10/2024
NUMARASI: 2024/458 Esas, 2024/459 Karar
DAVANIN KONUSU: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ: 12/03/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Haciz talep eden vekili; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketten alacaklı olduklarını, taraflar arasında cari hesap mutabakat mektubu yapıldığı, davalının borcu kabul ettiklerini, taraflar arasında mutabakat olunan bedel 3.628.434,82 TL olduğunu, davalı şirket mallarını elden çıkartarak kaçma amacında olduğunu, belirterek ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece; Talep, ihtiyati haciz istemine ilişkin olduğu, davacı taraf İİK 257 ve 257/2 maddesi kapsamında ihtiyati haciz talebinde bulunulduğunu, İhtiyati Haciz talebi değerlendirilirken alacağın varlığının tam olarak ispat edilmesi aranmayacağı ve yaklaşık ispat yeterli olduğu, İİK'nın 259/1 maddesi gereğince ihtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı taktirde borçluların ve 3. kişilerin bu yüzden uğrayacakları zararlara karşılık olmak üzere 6100 s. HMK'nın 87 maddesinde belirtilen teminatı vermeye mecbur olduğu, dosya kapsamında sunulan deliller ve dosya üzerinden yapılan incelemede alacağın vadesinin gelmiş olduğu ve rehinle temin edilmemiş olduğunu kabul ederek ihtiyati haciz talebin kabulüne karar vermiştir. Karşı taraf vekili istinaf dilekçesinde; Huzurdaki davada karşı taraf ihtiyati haciz kararı aldığını ve bu ihtiyati haciz kararını takibe koyduğunu, ancak karşı tarafın mahkemeden almış olduğu ihtiyati haciz kararı hukuka uygun olmadığını, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisi kapsamlı bir şekilde değerlendirildiğinde ve tarafın sunduğu deliller nazara alındığında davalı şirketin karşı tarafa bir borcunun olmadığını; tam aksi bir durumla karşı tarafın davalı şirkete borcu olduğu ortaya çıkacağını, mahkeme tarafından; her ne kadar karşı tarafın davalı şirket yetkilerini yanıltarak aldığı mutabakat formuna dayanarak ihtiyati haciz kararı verilmiş olsa da, tarafça sunulan deliller, özellikle whats app konuşmaları ve cari hesap tablosu, değerlendirmeye alındığında, mahkemece tesis edilen ihtiyati haciz kararının kaldırılması gerektiğini, oysaki gönderilen bu ödemeler davalının yaptığı işler için gönderildiğini, davalının karşı tarafı hiç bir borcu olmadığını, davalı ve karşı taraf arasındaki ticari ilişki değerlendirildiğinde davalı şirketin karşı tarafa herhangi bir borç durumunun oluşabileceği bir ilişki de mevcut olmadığını, basit bir anlatımla karşı taraf davalı şirkete "kendi işlerinin bir kısmını sen yap" talimatı verdiğini ve davalı şirkete bu işlerin tamamlanması için avans ödemesi yaptığını, yapılan avans ödemelerine karşılık davalı şirket tarafından taşere edilen işler yapıldığını, davalı tarafından düzenlenecek fatura aşamasında (fatura düzenlenmeden öncesinde) davalıya mutabakat mektubu imzalatıldığını, dolayısıyla davalı şirketin fatura düzenlemesi sonrasında herhangi bir borcunun olmamasına karşın, mutabakat mektubunun davalı tarafından düzenlenecek fatura öncesinde alınmış olması sebebiyle kayden ihtiyati haciz alacaklısının alacağı sanki varmış gibi göründüğünü, davalı tarafından fatura öncesinde düzenlenen mutabakat mektubu sebebiyle davacının gönderdiği avans ödemeleri için ihtiyati haciz başvurusunda bulunduğunu, mahkemece ihtiyati haciz kararı verildiğini, bu hususa ilişkin verilen karar her ne kadar usul ve yasaya uygun olarak görünse de, yapmış olunan itirazlar sonrasında mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması sebebiyle kaldırılması gerekmekte iken, ihtiyati haciz kararının kaldırılmamış olması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davalı tarafından davacıya verilen hizmet dolayısıyla ihtiyati haciz alacaklısından alacaklı olduğunu dile getirdiğini, bu kapsamda davalı adına Küçükçekmece İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yapıldığını, yapılan icra takibine haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini ve ara buluculuk süreci tamamlandığını ve itirazın iptali davası açılma aşamasında olduğunu, buna ilişkin takip talebi ve anlaşmama tutanağını ekte sunulduğunu, dolayısıyla her iki tarafında da alacaklı olup olmadığı yargılamaya muhtaçken, huzurdaki ihtiyati haciz kararının kaldırılmamış olması usul ve yasaya aykırı düştüğünü, davacı ihtiyati haciz alacaklısı tarafından huzurdaki dava dosyasına dayanak olarak gösterilen mutabakat mektubu, davacının davalıya sağlamış olduğu güven sonucunda alındığını, ancak bu form maddi gerçeği yansıtmadığını, her halükarda taraflar arasındaki uyuşmazlık yargılamaya muhtaç iken tesis edilen ihtiyati haciz kararı davalıyı çok zor durumda bıraktığını, davalı işbu ihtiyati haciz kararı neticesinde ödemelerinde aksamalar yaşadığını, halen dahi bu haksız ve hukuka aykırı olarak alınan karar neticesinde mağduriyeti devam ettiğini, dolayısıyla mahkemece verilen huzurdaki ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddeleri kapsamında eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Somut olayda, mahkemece davacının sunmuş olduğu iş karşılığı düzenlenen fatura ve taraflar arasında imzalanan borç mutabakat belgesi kapsamında ihtiyati haciz kararı vermiştir. Taraflar arasında imzalanan ve davalının da sahteliği iddia edilmeyen mutabakat belgesi geçerli bir belge olup, mutabakat belgesi kapsamında alacak borç ilişkisinin bulunup bulunmadığı ancak asıl yargılama ile belirlenecektir. Mahkemece yazılı olduğu şekilde ihtiyati haciz kararı verilmiş olması, dosya kapsamı, sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde, ihtiyati haciz kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2024 tarih ve 2024/458 Esas, 2024/459 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.