T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1872
KARAR NO:2025/6
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:04/10/2024
NUMARASI:2024/673 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU:Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:15/01/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan aynen ifa ve gecikme tazminatı, terditli olarak menfi zararların tazmini ile manevi tazminat talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebin de bulunulmuştur. Davacı vekili; davacı şirketin tekstil sektöründe hizmet verirken farklı firmalardan kesim, dikim, ütü, paket hizmetleri temin ettiğini, davacı şirketin dava dışı... A.Ş. ve ... A. Ş.'ye hazırlayacağı ürünler için kesim, dikim, ütü, paket hizmeti temini konusunda davalı ile anlaştığını ve bu anlaşmaya istinaden taraflar arasında birden çok sipariş formu imzalandığını ve davalıya tonlarca mal sevk ettiğini, ancak davalının edimini yerine getirmediğini, dikim hizmeti için gönderdikleri ürünleri teslim etmeyip, muaccel olmayan sözde alacakları için malları alıkoyduğunu, fatura dahi kesemediği, teslim etmediği mallar için para koparmak amacı ile davacı şirketi malların satışı ile tehdit ettiğini belirterek; sözleşmenin aynen ifası ve gecikme tazminatı olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100.000 TL maddi zararının mümkün değil ise 100.000 TL sözleşmeden dönme ve 5.382.502- TL’lik maliyet ve 9.739.248 satış bedeli olan mallara ilişkin tüm menfi zararlarının ve itibar kaybı için 100.000 TL'nin davalıdan tahsili, ayrıca malları üzerinde hukuka aykırı şekilde satış tehdidi olduğundan 5.382.502- TL’lik maliyet ve 9.739.248 satış bedeli değerindeki mallar için davalının adresinde bulunnan, sevk irsaliyeleri ve davalı yanın kendi ifadeleri ile alıkoyduğunu itiraf ettiği mallara ihtiyati tedbir kaydı konulmasını ve malların ivedilikle muhafaza edilmesi kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, tarafların kesim, dikim, ütü, paket vb. hizmet temini konusunda anlaştıklarını, birden çok sipariş formu imzalandığını ve yaklaşık 600.000 parçalık iş anlaşması yapıldığını, yapılan ilk anlaşma olan 31.05.2024 tarihli ... numaralı anlaşmaya göre; miktarı ... olan birim fiyatı 85,00-TL/adet olan işin özeti kesim - dikim- ütü - paket olan fason işin 17.856 adet takımı bitirilip işin sahibine zamanında teslim edildiğini, bu teslimata binaen davacı şirket tarafından ürünler hem teslim edilmeden önce hem davalının şirketinde, hem de ürünler teslim edildikten sonra kalite kontrollerinin yapıldığını, bir elin parmağını geçmeyen hatalı ürünlerin toplam ürünlerden düşüldüğünü, bu teslimata binaen davacı şirketin sadece 535.000 TL tutarında bir çek verdiğini, bakiye ödemenin yapılmaması sebebi ile davacı yan aleyhine icra takibi başlatıklarını, davacı şirketin, davalı ile birden fazla fason iş sözleşmesi yapmak istediğini, davalıya yine aynı hizmetleri sunma adına ham madde gönderdiğini ve işlerini zamanında bitirmek adına davalının hemen sözleşmenin edimlerini ifa etmeye başladığını,Kesim - dikim - ütü - paketleme işleri yapılan ürünlerin fiyat anlaşması için davalıya gönderilen sözleşmede birim fiyatı 42,50-TL/adet gören davalının fiyatın düzeltilmesi için davacı şirketin ofisine gidildiğini ancak muhatap dahi alınmadıklarını, davalının çabaları karşılığını göremeyince davacı şirkete KEP üzerinden ihtarname gönderdiklerini, bu ihtarnameden sonra davacı şirketin davalı ile temasa geçtiğini, davalı şirketin fiyatın düzeltilmesi ve yapılacak olan ödemelerin ilk anlaşılan tutar üzerinden yapılması gerektiği ifade ettiğini ancak davacı şirketin şifahen fiyatın ancak 50,00-TL olabileceğini ve ilk anlaşılan tutarın kesinlikle ödenmeyeceği söylediğini, davacı şirketin sözleşmeye uymadığı için davalının bir ihtarname daha çekerek ödeme yapılmaması durumunda malları rehin aldığını bildirdiğini, bu ihtarnamenin çekildiği sırada bile davacı şirket tarafından davalıya işlenmek üzere ham madde gönderilmeye devam edildiğini, davalının bozulan bu iş sözleşmesi nedeniyle tüm atölyeleri ve işçilerinin boşa düştüğünü, davacı şirket ile yapılan bu büyük çaplı iş sözleşmesinden dolayı başkaca iş almadığını, dış atölyelerde bu iş için ödemek zorunda kaldığı 5.000 000 TL lik fason ödemeleri kendi öz sermayesi ile ödediğinden ciddi zarara girdiğini, anlaşmazlığın asıl nedeni olan... nolu sözleşme ile sonraki ... nolu sözleşme karşılaştırıldığında; her iki sözleşme için yapılacak iş ve işlemler aynı olduğunu, buna rağmen birim fiyatın yarı oranında indirildiğini, ikinci ve daha sonraki sözleşmelerde fiyat konusunda anlaşmazlar oluştuğunu, davacının toplam aldıkları ürünleri de hatalı yazdıklarını, bilirkişi atandığında kesim + dikim + ütü + paketleme işlemlerinin 42,50 TL ye yapılmasının imkansız olduğu ortaya çıkacağını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece 04/10/2024 tarihli karar ile, "davacı vekili tarafından satış sözleşmesi gereğince düzenlendiği anlaşılan faturalara konu menkul mallar üzerine davalının tasarrufunu engeller şekilde ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiği, ancak davalıının uhdesinde olduğu ileri sürelen tekstil malzemelerinin tam olarak davanın ve uyuşmazlığın konusunu oluşturmadığı, söz konusu tekstil malzemelerinin misli mal niteliğinde olduğundan yenisinin ikamesinin de her zaman mümkün olduğu, ayrıca sözleşmeye konu malların fiilen davacıya teslimi şeklinde uyuşmazlığın esasını kökten çözecek şekilde ihtiyati tedbir kararın verilmesinin de hukuken mümkün olmadığı, mevcut durum ve delillere göre uyuşmazlığın çözümünün yargılamayı gerektirdiği, bu aşamada somut olayda ihtiyati tedbir sebep ve koşulları oluşmadığı, gerekçesi ile ihtiyati tedbir taleplerinin tümüyle reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; gerekçede, uyuşmazlık konusu malların misli eşya olduğunu ve kolayca değiştirilebileceğine dair hukuki değerlendirmenin hatalı olduğunu, söz konusu malların, belirli müşteriler için özel olarak üretilmiş, sezonluk ve zaman hassasiyeti olan ürünler olduğundan basit bir şekilde değiştirilmelerinin mümkün olmadığını, ticari itibarına yönelik ciddi ve telafisi güç zararların yeterince değerlendirilmediğini, delillerin eksik değerlendirilerek, gerekçesinde uyuşmazlık konusu davalı uhdesinde olan tekstil malzemelerinin tam olarak davanın ve uyuşmazlığın konusunu oluşturmadığını belirttiğini, mahkemece tüm bu karşılıklı sözleşmeler, irsaliyeler, faturalar ve davalının edimlerini yerine getirmediğine dair sunulan hiçbir delilin derinlemesine incelemediğini, tam bir ihtiyati tedbir kararı vermek yerine, malların muhafazası veya bir yediemine teslimi gibi alternatif çözümlerin değerlendirilmediğini, hak arama özgürlüğünün fiilen kısıtlandığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında arasında tekstil işine dair süre gelen eser sözleşmesi ilişkisi mevcuttur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389 v.d. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, maddede "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 389. maddesinde ihtiyati tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyati tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin “uyuşmazlık konusu hakkında” verileceği hüküm altına alınmıştır. Buna göre ihtiyati tedbirin ancak "uyuşmazlık konusu hakkında" verilebileceği dikkate alınarak tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu olan hakkı oluşturacaktır. Kanun, “uyuşmazlık konusu hakkında” diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Bu nedenle ihtiyati tedbir, dava konusu hak, mal ya da şeyler üzerinde uygulanabilir.Somut olayda; dava, davacı iş sahibinin, davalı yükleniciden eser sözleşmesinden kaynaklanan aynen ifa ve gecikme tazminatı ve terditli olarak menfi zararların tazmini ile manevi tazminat talebine ilişkin olup, davalı yanın tedbir konulmasını istediği , davalı yanın iş adresinde bulunan malların, davalı yanın bir çok firma için aynı hizmeti verdiği nazara alındığında sadece davacı yana ait olabileceğinin kabulü mümkün olmadığı gibi, davacı yanın iddialarının yargılamayı gerektirmesi sebebi ile davada yaklaşık ispat koşuluda oluşmamıştır.O halde yapılan bu açıklamalar ışığında mahkemece bu gerekçeyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 04/010/2024 tarih ve 2024/673 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 15/01/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.