T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2025/29
KARAR NO:2025/106
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:14/11/2024
NUMARASI:2024/550 Esas, 2024/553 Karar
DAVANIN KONUSU:İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ:05/02/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati haciz talep eden vekili, davacı ile ... şirketi arasında 20/07/2022 tarihinde akdedilen satış sözleşmesi ile “... Sitesi, 3. Etap 33 Adet Sanayi Yapısı (616 Sanayi Dükkanı), 2 Adet Ticari Yapı (21 Adet Ticari Dükkan), ve 1 Adet ...” projesi kapsamında sözleşmeye ekli listedeki yapıların her türlü iç ve dış cephe kaplamalarında kullanılan levhalar, fibercement levhalar ve diğer ürünlerin müvekkiline satışı hususunda anlaşma sağlandığını, yine davacı ile ... inşaat şirketi ve bu firmayla organik bağ ve ticari iş birliği içerisinde olan ... Grup inşaat şirketi arasında 22/11/2022 ve 01/01/2023 tarihinde aynı projeye ilişkin “... cephe kaplaması montajı işi” konulu yüklenici sözleşmeleri akdedilerek buradaki cephe kaplaması ve montaj işlerinin yapımının ilgili firmalarca taahhüt edildiğini, ifası gerçekleştirilen bir kısım imalatın ayıplı olması nedeniyle firmaların sözlü ve yazılı olarak birçok kez uyarıldığını, imalat hatalarının derhal düzeltilmesinin talep edildiğini, açıklanan ve devam eden mevcut sorunlara tüm uyarılara rağmen kesin bir çözüm getirilemediğini, Konya 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2024/ 110 D. İş sayılı dosyası ile yapılan delil tespitinde toplam zararın 42.431.010,00 TL olarak tespit edildiğini, bu delil tespiti de nazara alınarak Bakırköy ...Noterliğinden 21/08/2024 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarname ile zararın tazmini ve giderilmesi talep edilmişse de borçlu firmalarca bu taleplere yanıt verilmediğini, akabinde fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 20.000.000,00 TL asıl alacağa dair ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmışsa da borçlu tarafça icra takibine haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmelerin akit tarihleri, ihtilafa konu projenin büyüklüğü, ayıplı ve eksik imalata dair borçlu firmaların tüm ihtarlarını yanıtsız bırakmış olmaları ve neticeten icra takibine itirazın yasal yollara başvuru hakları saklı kalmak üzere alacağın tahsiline dair süreci sürüncemede bırakma amacı taşıması nazara alındığında borçluların davacıdan mal kaçırma ve alacağın tahsilini geciktirme kastı olduğunun sabit olduğunu, öte yandan borçlu şirketlerin mallarını kaçırmaya teşebbüs ettiğini, bu amaçla hileli işlemler yaptığına dair duyumlar da alındığını, gecikme halinde, alacağıın tümüyle karşılıksız kalmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, belirtilen nedenlerle ... sayılı dosyası ile yürütülen icra takibinde İİK m.257 ve devamı maddeleri gereği borçluların şirket merkez ve şubeleri ile imalathanelerindeki menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini sağlamak amacıyla Mahkemeye başvurmak zorunluluğunun doğduğunu, ... sayılı dosyası ile yürütülen icra takibinde alacağı teminen borçlu şirketlerin merkez, şube ve imalathanelerindeki borca yetecek tutardaki taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczini talep etmiştir.Mahkemece; talebe konu alacak rehinle temin edilmemiş olsa bile alacağın muaccel olduğu şartına değil borçlunun mal kaçırmaya hazırlandığı vakıasına dayalı şartın bu noktada, somut vakıalar ile ortaya konulamadığı gibi kanaat verici belge ile dahi ispat yükümlülüğünün yerine getirilemediği açıktır. O halde bu yöne ilişkin şartın oluştuğu kabul edilemez. (Yar.15. H.D. 2011/5054 E. 2011/5054 K.) Ancak daha önemlisi bu fıkraya dayalı olarak ihtiyati haciz talebinin kabulü için öncelikle; iddia olunan alacak ile ilgili ihtiyati haczin dayandığı sebepler noktasında tam olmasa dahi kanaat verici nitelikteki delillerin ortaya konulmuş olması, somutlaştırılması gerektiği, İİK m.257/f.1 hükmüne istinaden ihtiyati haciz talebinin kabulü için dayanılan sebepler ile ilgili "kanaat verici delil" olmadığı yönündeki gerekçe, İİK m.257/f.2 gereği talep olunan ihtiyati haciz talebi açısından da aynen geçerli olduğu, "İhtiyati tedbir talebinde bulunan talep ettiği varlığın hakkı ve bu hakkın varlığının tehlikede olduğu hususunda hakimde kuvvetli bir kanaat oluşturması hususunun ispatı gerektiği, ihtiyati tedbir talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olmasının yeterli olmayacağı" "ihtiyati haciz talebinde bulunanın hakkını ve tedbir sebeplerini dilekçede belirtmiş olması yeterli olmayacağı" gibi yine bir geçici hukuki koruma olan ihtiyati haciz yönünden talep eden lehine alacağın varlığı ve doğduğu hususu dışında ayrıca alacağın muaccel hale geldiği noktasında "kanaat verici düzeyde" belgelerin henüz sunulmadığı, bu nedenle yine bir geçici hukuki koruma olan ihtiyati haciz talebi yönünden şartların oluşmadığı kanaati ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.İhtiyati haciz isteyen vekili istinaf dilekçesinde; ... sayılı dosyası ile yürütülen icra takibinde İİK 257 ve devamı maddeleri gereği borçluların şirket merkez ve şubeleri ile imalathanelerindeki menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini sağlamak amacıyla tarafça İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesin' de ihtiyati haciz istemli dava açıldığını, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/550 E.D.iş 2024/553 sayılı kararında kanaat verici düzeyde belgelerin sunulmadığı ve karşı yan/ borçlu şirketlerin mal kaçırması hususunda ispat edilemediği gerekçesiyle ihtiyati haciz talebimizin reddi yönünde karar verildiğini, Mahkemece verilen karar hukuka, kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2016/18235 E., 2018/731 K. sayılı kararında: "2004 sayılı İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterli olduğunu, mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi olmadığını, diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek olmadığını, yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispatın gerekmediği, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olduğunu, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmadığını, bu hükümdeki yaklaşık ispat kuralından hareketle, somut olayda ihtiyati haciz talep eden vekilince sunulan sözleşme ve ihtarname de gözetilerek, talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde talebin reddi doğru görülmediğini" ifadeleriyle, uygulamada yaklaşık ispatın yeterli olduğu ve kesin ispatın sağlanmasının gerekmediği hususu açıkça ortaya konulduğunu, kaldı ki dosyada bildirilen alacağın da gerek taraflar arasındaki sözleşmeler gerekse borçlu taraflara gönderilen ihtarname ve dosyada mübrez delil tespiti dosyası ile açıkça ispat olunduğunu, mahkemece yapılan değerlendirme eksik ve hatalı olup istinaf kanun yoluna başvuru isteminin kabulü ile ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 maddesinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. İhtiyati tedbirin şartları 6100 Sayılı HMK'nın 389/1. maddesinde genel olarak düzenlenmiştir. Buna göre, mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3 maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak, yasal delillerle ispat etmek zorundadır. Buradaki ispatın ölçüsü, “yaklaşık ispat” kuralına göre belirlenir.Yaklaşık ispat kuralı uygulanırken, iddianın doğruluğunu kabul etmekle birlikte, aksinin mümkün olduğu ihtimalini de gözetmelidir. Bu nedenle, ihtiyati tedbire karar verilirken, talebin haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan kural olarak teminat alınır.Geçici hukuki koruma kapsamında olan ihtiyati tedbir kararı verirken hakim, asıl uyuşmazlığı çözecek içerikte bir karar vermemelidir. Bununla birlikte, ihtiyati tedbire karar verilirken tarafların çıkar dengesini ve ihtiyati tedbirin amacını hakimin gözetmesi gerekli ve zorunludur.İhtiyati tedbir kararı verilmesinde hakime geniş bir takdir alanı bırakılmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararında belirtmelidir. İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa’nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir. Anayasanın 141/3. Maddesine göre mahkeme ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile ihtiyati tedbir kararı vermesi veya istemin reddine karar vermesi hallerinde kararında hukuksal gerekçe göstermek zorundadır.Somut olayda, taraflar arasındaki sözleşme gereğince davalı yüklenicinin edimlerin ayıplı ifa sebebiyle mahallinde yapılan keşif ile sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı tarafından icra takibi başlatılmıştır. İcra takibi itiraz üzerine takip durmuştur. Alacak bulunup bulunmadığı ve bu kapsamda ayıplı imalat bulunup bulunmadığı yargılama ile belirlenecek olup, mahkemece yazılı şekilde ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş olması doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/11/2024 tarih ve 2024/550 Esas, 2024/553 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.