T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/790
KARAR NO:2026/824
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:07/05/2026
NUMARASI:2026/380 Esas (Derdest)
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :16/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ile 08.06.2022 tarihli ...Havalimanı Üstyapı Tesislerinin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması, Havalimanı İşletmesi ve Devrine İlişkin Terminal Binası Kısmi Malzemeli Cephe Yapım İşleri işine dair sözleşme aktedildiği, bu sözleşme kapsamında davacı alt yüklenicinin üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, sözleşme gereği tüm hakkedişlerde %5 nakit teminat kesintisi yapıldığını, sözleşmeye göre geçici kabul yapıldığı anda davalının hakkedişlerde yapılan nakit teminat kesintilerini iade etmesi gerektiğini, geçici kabullerin yapıldığını, buna rağmen hakkedişlerde kesilen %5’lik nakit teminatların kendisine ödenmediğini belirterek, kesintiler toplamı 13.320.762,85 TL alacak için ihtiyati haciz talebinde bulunmuştur.Yerel mahkemenin 07/05/2026 tarihli ara kararında, İİK 257 ve devamı maddelerinde düzenlendiği gibi vadesi gelmiş bir alacağın varlığının yaklaşık olarak ispat edildiği şu aşamada kabul edilememiştir. Bu itibarla tarafların karşılıklı edimlerini yerine getirip getirmediği, kesintilerin iadesinin zamanının gelip gelmediği hususları yargılama gerektirdiğinden ihtiyati haciz talebinin reddine karar ver verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8.2 maddesi uyarınca, müvekkil şirketin hakedişlerinden %5 oranında nakdi teminat kesintisi yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak söz konusu kesintinin davalının uhdesinde süresiz olarak tutulabilecek bir bedel olmayıp; sözleşmede açıkça düzenlendiği üzere belirli şartların gerçekleşmesiyle birlikte müvekkile nakden ve defaten iadesi gereken bir alacak niteliğinde olduğunu, nitekim sözleşmenin 8.2 maddesi uyarınca, hakedişlerden kesilen nakdi teminat tutarının, geçici kabul işlemlerinin eksiksiz şekilde tamamlanmasını müteakip müvekkile nakden ve defaten ödeneceğinin açıkça hüküm altına alındığını, davacının sözleşme kapsamındaki yapım işlerini tamamlamasını müteakip, taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesinde düzenlenen prosedüre uygun şekilde 02.05.2024 tarihinde davalıya yazılı bildirimde bulunarak, 08.06.2022 tarihli sözleşme kapsamında üstlenilen işlerin geçici kabul aşamasına geldiğini bildirdiğini, bu kapsamda davalıdan geçici kabul heyeti teşkil edilerek yapımı tamamlanan işlerin geçici kabulünün
gerçekleştirilmesini talep ettiğini, sözleşmenin 24. maddesi uyarınca davalının bu başvuruya 10 iş günü içerisinde cevap vermesi gerekirken, davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, herhangi bir dönüş yapmadığını ve bu suretle açık biçimde sözleşmeye aykırı davrandığını, davacıyı sözleşmeye aykırı şekilde yaklaşık 7 ay boyunca beklettikten sonra ancak 16.12.2024 tarihinde geçici kabule davet ettiğini, akabinde inşaat sahasında bölge bölge yapılan incelemeler neticesinde lokal alanlara ilişkin geçici kabul işlemleri tamamlandığını ve nihayetinde 25.06.2025 tarihinde ...Geçici Kabul Tutanağının taraflarca imza altına alındığını, böylelikle taraflar arasındaki sözleşmede nakdi teminatın iadesine bağlanan şartların fiilen ve hukuken gerçekleştiğini, bu kapsamda davacının hakedişlerinden kesilen toplam davalının 13.320.762,85 TL tutarındaki nakdi teminatın davacıya iade edilmesi gerektiğini, ancak buna rağmen, geçici kabul tutanağının imzalanmasının üzerinden uzun süre geçmiş olmasına karşın davalı tarafın sözleşmeden doğan açık ödeme borcunu yerine getirmediğini, davacının alacağının varlığının muaccel hale geldiği ve davalının ödeme borcunu haksız şekilde yerine getirmediği hususlarının yaklaşık ispat seviyesinin de ötesinde kuvvetle ortaya konulduğunu, bu nedenle, davacının alacağının yargılama sonunda tahsil kabiliyetinin korunabilmesi amacıyla davalı adına kayıtlı taşınır ve taşınmaz mallar ile üçüncü kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme ara kararın kaldırılması ile, borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir. İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. maddesinde; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Dosya muhteviyatı ve mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği üzere HMK 257 ve devamı maddesinde aranan ihtiyati haciz şartları gerçekleşmemiştir. Alacağın varlığı ve miktarı yaklaşık ispat edilemediğinden ihtiyati haciz talebinin reddi kararı dosya kapsamına uygundur. Açıklanan nedenlerle, 6100 Sayılı HMK 355.madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamında, kararın dayandığı deliller ile yasanın gerektirdiği nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1.bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 07/05/2026 tarih ve 2026/380 Esas sayılı ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE,
2- İstinaf harçları peşin alındığından ayrıca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere 16/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.