T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/713
KARAR NO:2026/748
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/03/2026
NUMARASI:2025/403 Esas, 2026/127 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:04/06/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının yetkisizlik nedeniyle reddine dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı borçlu şirket ....Şti. arasında, 21-25 Ocak 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan ... Fuarı için malzeme kiralamasını konu alan 26.12.2024 tarihli "..." imzalandığını, işbu sözleşme ile müvekkili şirketin; onaylanan projeye uygun stand imalatı yaparak standın kurulumunu ve teslimini yükümlendiğini, davalı borçlu şirketin ise sözleşme bedeli olan 800.000,00-TL + KDV toplam 960.000,00-TL ödeme yapma sorumluluğunu üstlendiğini, sözleşme bedelinin borçlu davalı tarafça, sözleşme tarihinde müvekkili şirket banka hesabına 150.000,00-TL, 26.01.2025 yine müvekkili şirket banka hesabına 200.000,00-TL ve 01.03.2025 tarihli 610.000,00-TL bedelli çek teslimi suretiyle ödenmesi hususunda taraflarca mutabık kalındığını, müvekkili şirketin, taraflar arasında imzalı sözleşmede belirtilen şartlarla, davalı borçlu tarafça onaylanan projeye uygun stand imalatını gerçekleştirerek süresinde teslimini gerçekleştirdiğini, ... Nolu 21.01.2025 tarihli KDV dahil 960.000,00-TL bedelli faturanın tanzim edildiğini, davalı/borçlu tarafça 26.01.2025 tarihinde gerçekleştirilmesi taahhüt edilen müvekkili şirket hesabına 200.000,00-TL nakit ödeme ve 01.03.2025 tarihli 610.000,00-TL bedelli çek tesliminin gerçekleşmediğini, ... Nolu 21.01.2025 tarihli KDV dahil 960.000,00-TL bedelli faturaya dayanan bakiye 810.000,00-TL alacağın tahsil edilememesi üzerine taraflarınca davalı/borçlu aleyhine 29.01.2025 tarihinde Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalı/borçlu tarafından herhangi bir borç olmadığından bahisle başlatılan takibe, borca ve borcun tüm fer’ilerine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, itiraz neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı/borçlu tarafından takibe yapılan itirazın alacağın tahsilini geciktirmek maksadıyla yapıldığını, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyanla itirazının iptaline ve Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası ile derdest icra takibinin devamına, takibe kötü niyetli olarak itiraz eden borçlunun %20’den az olmayacak miktarda icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 10/03/2026 tarihli karar ile, taraflar arasında düzenlenen ve taraflarca imzası inkar edilmeyen sözleşmede, doğabilecek her türlü ihtilafın çözümünde İstanbul Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı açık olup, davada kesin yetki halinin söz konusu olmadığı da gözetilerek, davalı yanın süresinde yaptığı yetki itirazı nedeniyle, iş bu davaya bakma yetkisinin, yetki sözleşmesi de gözetilerek İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerine ait olduğu sonuç ve kanaatine varılarak Mahkemenin yetkisizliği sebebi ile davanın usulden reddine, dosyanın İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle, yetkisiz icra dairesinde başlatılan takibin hukuken geçerli bir takip olarak kabul edilemeyeceğini, bu tür bir takibe yapılan itirazın iptalinin de talep edilemeyeceğini, ortada korunmaya değer geçerli bir takip bulunmadığını, Bu nedenle mahkemenin yalnızca yetkisizlik kararı vermesi yerine, davanın doğrudan reddine karar vermesi gerektiğini, halihazırda yargılamanın yetkisel olarak İstanbul Ticaret Mahkemeleri adına yapılmakta iken işbu istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin 1 (bir) no.'lu beyanında detaylı olarak belirtildiği üzere, icra takibinin de yetkisinin sorunlu olduğu ve itirazın iptali davalarında icra takibine sıkı sıkıya bağlılık nedenleriyle davanın esastan yönünden bir karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davanın usulden reddine karar verilmiş olmasına rağmen, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, 6100 sayılı HMK hükümleri uyarınca vekâlet ücreti yargılama giderlerinin bir parçası olup, davanın sonucuna göre lehine karar verilen taraf yararına hüküm altına alınmasının zorunlu olduğunu belirterek yerel mahkemenin yetkisizlik nedeniyle davanın reddi kararın kaldırılması, davanın esastan reddine karar verilmesi için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME:Uyuşmazlık, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Mahkemelerin yetkisi 6100 sayılı HMK'nın 5 ilâ 19 maddeleri arasında hükme bağlanmıştır. HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme, davalı gerçek ya da tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir. TMK'nın 19. Maddesine göre gerçek kişilerin yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Aynı Kanunun 51. Maddesine göre tüzel kişilerin yerleşim yeri ise, kuruluş belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir. HMK'nın 10. Maddesine göre sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. HMK'nın 17. Maddesine göre tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. HMK'nın 18. Maddesine göre ise, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır. 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesine göre, borcun ifa yeri konusunda aksine bir anlaşma yoksa, para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde; parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde; bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde ifa edilir. Para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine dair TBK'nın 89. maddesindeki kural salt para alacakları ile ilgili olup, eser bedeline ilişkin alacak istemleri yönünden uygulanamayacağı Yargıtay 'nin yerleşik kararlarıyla da kabul edilmektedir. (bkz. Yargıtay 'nin 02/10/2015 tarih ve 2015/3705 esas, 2015/4747 karar; 24/03/2015 tarih ve 2014/3179 esas, 2015/1457 karar; 23/02/2015 tarih ve 2014/2485 esas, 2015/922 karar sayılı kararları) Taraflar arasındaki sözleşme, niteliğince,TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde hükme bağlanan bir eser sözleşmesidir. Eser sözleşmelerinde yetkili mahkeme HMK'nın 6. Maddesine göre genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahı mahkemesi veya Kanun'un 10. Maddesinde düzenlenen sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir. Davacı, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davasını bu iki yer mahkemesinden birinde açabileceği gibi, tarafların tacir veya kamu tüzelkişisi olması kaydıyla HMK'nın 17. Maddesi gereğince yetki sözleşmesi ile kararlaştırdıkları yerde de açabilir.Dosya kapsamına göre, taraflar tacir olup 26/12/2024 tarihli "..."nin 11.maddesinde taraflar arasındaki uyuşmazlıkta İstanbul Mahkemeleri ve icra dairesinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır.Davalı şirket cevap dilekçesi ile süresinde yetki itirazında bulunmuş ve Küçükçekmece Asliye Ticaret Mahkemesi yetkisizlik kararı ile dosyanın yetkili İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olup davalı tarafın istinaf talebinin reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-KÜÇÜKÇEKMECE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 10/03/2026 tarih ve 2025/403 Esas, 2026/127 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.