T.C. İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2025/664
KARAR NO: 2025/1499
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/01/2024
NUMARASI : 2018/1304 Esas, 2024/78 Karar
DAVANIN KONUSU: İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : 24/12/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için davacı yüklenici tarafından başlatılan icra takibine davalı iş sahibi tarafından yapılan itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Davacı vekili; taraflar arasında, davalının fabrikasında yemek üretim ve dağıtımı ile alakalı yapılan sözleşmenin, davacı yüklenici tarafından, davalıya gönderilen; Bursa 3.Noterliğinin 11.11.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile feshettiklerini, davalı tarafın noter kanalı ile verdiği cevapta kendilerinin yeni bir yemek ihalesi yaptıkları ve ihale sonucu oluşacak fiyat farkından kaynaklanan zarar ve yürüyen davalardan; yani davacı şirketin işçisi olup asıl işveren sıfatıyla, davalıya dava açan işçilerin yargılaması devam eden davalardan dolayı teminat mektupları tutarında, davacı şirketin, davalıdan olan alacağının güvencesi olarak; kendilerinde tutulacağını ve paraya çevirme kabiliyeti bulunmayan teminat mektuplarının da davacıya iade edileceğinin bildirildiğini, bunun üzerine taraflarınca, davalı tarafa Bursa 3.Noterliğinden 01.12.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi gönderilerek; davalı tarafın yaptığı uygulamanın yasal bir dayanağının olmadığı, teminat mektuplarının yemek üretim dağıtım sözleşmesi yapıldığı anda, ileride doğabilecek olan firmanın zararları için verilmiş olduğunu, teminat mektubunun muhatabının yani borçlusunun teminatı veren banka olduğu, davalının doğduğunu iddia ettiği bir zararı var ise bunu teminat mektubunun muhatabı bankadan talep etmesi gerekmektiği, bunun dışında yürüyen davalar ya da yapılacak ihaleden doğacak fiyat farkı olacağı iddiasıyla davacı şirketin dağıtmış olduğu yemek bedelinin ödenmemesi ya da kendi yorumlarıyla güvence olarak kendi davalı hesaplarında bekletilmesinin yasal bir dayanağının olmadığı, davalının doğacağını iddia ettiği bir zararı olacaksa teminat mektuplarını eline tutarak ve bu zarara ilişkin kesinleşmiş Mahkeme kararı ile ödeme yapmaları halinde açacakları bir rücu davası sonucunda verilecek ilama göre de teminat mektuplarından varsa zararlarını gidermeleri gerektiğini bildirdiklerini, davalının buna karşı verdiği noter cevabında; davacı şirketin kendilerine verdiği teminat mektuplarının ...' ya ait olmasından dolayı paraya çevirme kabiliyeti kalmadığından ve başka bir teminat veya bankadan teminat mektubu da getirilmediğinden; davacı şirketin muaccel olmuş hak edişinin ödenmeyeceğinin belirtildiği, hak ediş alacaklarının ödenmemesi sebebi ile davalı aleyhine başlattıkları icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; taraflar arasında 01.11.2016 tarihinde düzenlenen toplantıda, TMSF tarafından atanan yönetim kurulu başkanının yemek kapasitesinin düştüğünü, tedarikçilerin FETÖ bağlantısı nedeniyle mal vermek istemediğini, müşterilerin de ayrılmak istediğini, bu nedenle tasfiye sürecine gireceklerinden 15.11.2016 itibariyle üretim faaliyetlerini durduracaklarını ve taraflar arasındaki sözleşmeyi olağanüstü hal kapsamında tek taraflı olarak feshedeceklerini bildirdiğini, aynı hususta ihtar da gönderildiğini, ancak olağanüstü halin mücbir sebep olmadığını, yönetimce suç işlenmesi nedeniyle yönetimin devlet kontrolüne geçtiğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini ifasına engel bir durum bulunmadığını, davacı yanca yapılan feshin haksız olduğunu, ayrıca davacı firma personeli tarafından Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (iş mahkemesi sıfatıyla) davalıya karşı dava açılıp halen derdest olduğunu, bu dava nedeniyle muhtemel risklerinin bulunduğunu, davacının davalıya ait iş yerinde görevlendirdiği 7 personelin iş akdini sonlandırmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatlarını ödemediğini, ödeme yapılmaması halinde teminat mektubu karşılığı bloke edilen alacaklardan mahsup edileceğinin davacı yana ihtarla bildirildiğini, yapılan ihale sonucu oluşacak fiyat farkından kaynaklanan zararın ve mevcut yürüyen davalardan dolayı oluşacak zararların teminatını teşkil etmek amacıyla takibe konu olan faturaların davacı firma alacaklarından teminat tutarı karşılığı güvence olarak davalı tarafından tutulmakta olduğunu, davacı tarafından davalıya verilen ...'ya ait 81.000,00 TL tutarlı teminat mektuplarının ilgili bankanın bankacılık faaliyetlerinin sona erdirilmesi nedeniyle teminat niteliğini ve paraya çevrilme kabiliyetini yitirdiğini, teminat mektubunun başka banka teminat mektubu ile değiştirilmesi isteğinin dikkate alınmadığını, davacının; davalının zararlarını karşılamakla yükümlü olduğunu, davalının 81.000,00 TL tutarı uhdesinde tutmaya hakkı bulunduğunu belirterek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece 28/12/2017 tarih ve 2017/64 esas, 2017/1520 sayılı karar ile; taraflar arasındaki sözleşme ve ticari ilişki kapsamında; davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 81.000,00 TL alacaklı olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın sözleşme kapsamında verilen teminatın ... Bankasının bankacılık faaliyetlerinin sona erdirilmesi nedeniyle davacı alacaklarının teminatı olarak bir kısım bedelin bloke edilip edilemeyeceği noktasında olduğu, sözleşmeden kaynaklanan alacağa teminat mektubunun teminat niteliğini kaybetmesi halinde bloke konulmasının; sözleşmenin 5. Maddesi ve diğer hükümlerde düzenlenmediği, teminat mektubu sebebiyle oluşan zararın ancak teminat mektubunu veren ... Bankasına karşı ileri sürebileceğinden bu savunmanın yerinde olmadığı, davalı tarafından sözleşmenin 6.9. Maddesi gereğince sözleşmede ve ekli teknik şartnamede belirtilen tüm işleri davacının şartnameye uygun istihdam edeceği elemanları ile yapacağını, bu elemanları çalıştırması sebebiyle doğacak hukuki sorumluluğun davacıya ait olduğunu ve davalı tarafından bu nedenle hukuken ve nakden ödeme yapılırsa davacının alacaklarından yetmezse teminattan karşılanması hakkına sahip olduğunun düzenlendiği, bu düzenleme kapsamında Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin davanın derdest olduğu, bu dava sebebiyle verilmiş bir karar ve davalının işçilere yapmış olduğu bir ödeme bulunmadığı gibi davalının savunduğu ihale sebebiyle fiyat farkı zararının ancak ihalenin feshinin haklı olup olmadığı ve sonucuna göre belirlenecek zarar olup bu aşamada icra takip tarihi itibariyle davacının alacağına mahsup edilecek muaccel olmuş bir alacak bulunmadığından icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan alacaklı olduğu sabit olduğundan, sübut bulan davanın kabulu ile icra takibinin devamına, icra inkar tazminatı talebi yönünden alacağın sözleşmeye dayalı fatura alacağı olduğu, likit olduğu, davalının asıl alacak yönünden itirazında haksız olduğu anlaşıldığından icra ve inkar tazminatı talebinin kabulune karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile davalının Bursa 4. İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin aynen devamına, İİK'nın 67. maddesi gereğince icra inkar tazminatı koşulları oluştuğundan 79.891,70 TL asıl alacağın % 20'si olan miktarın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.
Dairemizce 26.09.2018 tarih,: 2018/539 Esas, 2018/1178 sayılı karar ile;taraflar arasında düzenlenen 02/02/2015 tarihli sözleşme gereğince Trakya fabrikalarının yemek ve kahvaltı ihtiyaçlarının yüklenici tarafından sağlanmasının kararlaştırıldığı, davacı tarafından, sözleşme gereğince ... Bankası AŞ tarafından düzenlenen 23/02/2015 tarihli ... seri nolu, 81.000,00 TL bedelli, 03/07/2017 tarihine kadar geçerli kesin teminat mektubunun davalıya verildiği, sözleşmenin 5. Maddesinde kesin teminat ve iade şartları düzenlenmiş olup, mahkemece teminatın iadesi şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda hiç değerlendirme yapılmadığı, sözleşmenin 5. Maddesi üzerinde durulup, buna göre teminatın iadesi şartlarının bulunup bulunmadığı yönünde değerlendirme yapılması, davalının iki ihale arasındaki farka ilişkin sunduğu delillerin değerlendirilmesi, yine işçi alacaklarından kaynaklanan bir alacak hakkı bulunup bulunmadığı araştırılması, gerekirse bu konularda bilirkişiden ek rapor alınıp, teminat mektubunu düzenleyen ... Bankası AŞ'nin faaliyetleri sona erdirildiğinden teminat mektubunun teminat işlevi görmediği hususu da dikkate alınarak yapılacak araştırma ve değerlendirme sonucuna göre oluşacak kanaat dairesinde bir hüküm kurulması gerektiği, gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece 25.01.2024 tarihli karar ile; Bam karar ilamı nazara alınarak düzenlenen 11/08/2023 tarihli raporun denetime açık, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından ve bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının davalıdan 33.735, 03 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, gerekçesi ile; davanın kısmen kabulü ile; davalının Bursa 2. Genel İcra Müdürlüğünün ...esas(eski esas Bursa 4. İcra Müd....) sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 33.735,03 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si olan 6.747,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; bilirkişi raporuna karşı olan itirazlarının reddedildiğini ve yeniden rapor alınmadan hüküm kurulduğunu, ... Konusunda da bilgi sahibi bankacı ve borçlar, ticaret hukukçularının da dahil edildiği alanında uzman bir bilirkişi heyeti oluşturularak bu heyetten yeniden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, davacı şirketin, FETÖ soruşturması kapsamında Bursa 5.Sulh Ceza Hakimliğinin 2016/2808 D.iş. sayı ve 07.09.2016 tarihli kararı ile, 01.09.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19/1. Maddesi gereğince Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilmiş olarak faaliyetlerine devam ettiğini, şirketin TMSF yönetimine geçilen süreden sonra, şirketin kayyıma devrinden önce yapmış olduğu sözleşmelerin gözden geçirilmesi ve gereken hukuki işlemlerin yapılmasının keyfi bir süreç olmadığını, davanın konusunun, davacı şirketin hak edişlerinin haksız ve hukuka aykırı olarak ve herhangi bir yasal karşılığı olmayacak şekilde davalı tarafça ödenmemesi olduğunu, davalı tarafın iddialarının hukuka aykırı olduğu gibi dosya kapsamıyla da ilgisi bulunmayan konular olduğunu, davacının ticari defter kayıtları da incelendiğinde; davalıdan 81.000,00-TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalının ticari kayıtlarında da davacının alacaklı olduğu tespit edilmiş ancak hukuki dayanağı olmayan 15.11.2016-01.02.2017 arası yemek fiyat farklı bedeli açıklamalı fatura olması nedeniyle alacak tutarları arasında fark olduğunun beyan edildiğini, davacı tarafından yapılmış olan fesihin olağanüstü fesih olup geçerli olduğunu, İlk derece mahkemesi feshin olağanüstü fesih olduğunu dikkate almadan bilirkişi raporu doğrultusunda hatalı karar verdiğini, davalı tarafın benzer hususları gerek taraflar arasındaki huzurdaki dosya, gerekse Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/65 E. sayılı dosyasına beyanda bulunduklarının görüldüğünü, davalı tarafa her iki dosyadaki aynı talepleri farklı dosyalara beyan etmeleri hususunun açıklattırılması ve ardından iş bu dosya ile diğer Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/65 E. Sayılı dosyası da iş bu dosya içerisine celp edilecek incelenmesi ve bilirkişiden bu hususlarda da ayrıntılı açıklama istenmesinin gerektiğini, İşçilik alacaklarına yönelik taleplerin de haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yine 27.05.2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçemiz içeriğinde açıkladıkları gibi, dava dışı 3. kişi işçilerin dava dilekçesi incelendiğinde ise bu işçilerin kıdem ve ihbar paralarını aldıklarını beyan ettiklerini, diğer işçilik alacakları için dava ikame ettiklerini beyan ettiklerini, davalı tarafın ise bu işçilerin kıdem ve ihbar paralarının ödenmediği savını ileri sürmek suretiyle davacı şirkete hakedişi vermekten imtina ettiğini, davacının herhangi bir sorumluluğu olmayan dosyalara yapılmış olan ödemelerin mahsup edildiğini, Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017-65 E. Sayılı dosyasına dosyasına yapılan tedbirin reddine yönelik ara karara karşı istinaf başvurusunda; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 2017/3138 E, 2017/ 2174 K. 20.06.2017 tarihli kararında "taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği ve dava konusu alacağın mevcut olduğu ihtilafsız olduğundan ve davalı taraf somut bir karşı alacağı bulunduğunu henüz kanıtlayamadığından,, alacak muaccel olduğundan ihtiyati haciz koşulları mevcut olmakla, istinaf konusu red kararının kaldırılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekli görülmekle" dava konusu kapsamında ihtiyati haciz kararının verilmesine dair karar verildiğini, bu sebeple, itirazlarının dikkate alınarak, davacı şirketin alacaklı olduğu meblağın tümüyle ödenmesi gerektiğini, hükme esasa alınan bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığı gibi yapılmış olan mahsupların da hukuki ve somut dayanağı bulunmadığını, yalnızca davalının beyanları doğrultusunda mahsup yapıldığını, kararın gerekçesiz olduğunu, davalı tarafın ise istinaf dilekçesinde ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalarda bulunduğunu belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; sözleşmeden ve mevzuattan doğmuş/doğacak olan riskler ile sözleşmenin haksız fesih edilmesi sebebiyle oluşmuş olan zararların tazmini karşılığı olarak faturaların şirket kayıtlarında hapsedilmesinde; gerek yasal olarak gerekse de sözleşmesel ilişki kapsamında bir aykırılık bulunmadığını, teminat mektubun teminat niteliğini kaybetmesi halinde bloke konulması” hükmünün sözleşmede düzenlenmediği gerekçesiyle davalının hapis hakkını kullanmayacağı sonucunun çıkartılmasının hatalı olduğunu, taraflar arasında akdedilen 02/02/2015 tarihli hizmet sözleşmesi davacı tarafça tek taraflı olarak fesih edildiğini, sözleşmenin 5.1. maddesi uyarınca, davacının davalıya nakit veya süresiz kesin banka teminat mektubu vermeyi kabul ettiğini, teminatın iadesinin hangi koşullar gerçekleştiği zaman yapılacağı hususunın, aralarındaki sözleşmenin 5.2. maddesi ile belirlendiğini, sözleşme uyarınca sözleşme konusu işle ilgili olarak davacının borcunun kalmamış olması ve davalının da müteselsilen sorumluluğunu doğumuna yol açacak bir dava ya da takip mevcut ise bunların ödemelerinin davacı tarafından yapılmış olması gerektiğini, ayrıca anlaşmanın feshi durumunda davalı şirketin zararlarını da davacının karşılaması gerektiğini, bu hususun da sözleşme ile kabul edildiğini. dava konusu hizmet sözleşmesinin; davacı tarafça tek taraflı olarak şirketin, TMSF ye devir edildiği ve bu bağlamda edimlerinin yerine getirilmemesi sebebiyle fesih edildiğini, davacı tarafından verilen teminat mektubunun vasfını koruduğu yönündeki tespitlerin kabul edilemeyeceğini, teminatın iade şartlarının oluşmadığını, davacının davalıya teminat mektubu olarak 81.000,00 TL bedelli ... Bankası A.Ş.nin teminat mektubu sunduğunu, ancak bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütünün darbe girişimi sonrasında, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 22.07.2016 tarihli kararı gereğince ...'nın faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildiğini, buna nazaran da davacının vermiş olduğu teminatın bir vasfı kalmadığını, ancak buna hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 22.07.2016 tarihli kararından hiçbir şekilde bahsedilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda; fiyat farkına ilişkin bir inceleme yapılmadığını, daha önceki raporlarda yer alan tespitlere değinildiğini, daha önceki raporlarda fiyat farkı olarak 22.448,95 TL davalı zararı olduğunun tespit edildiğini, ancak davalı şirketin fiyat farkından dolayı zararı 30.273,75 TL den daha fazla olduğunu, davalının; 2016 ve 2017 yıllarında e-defter mükellefi olduğunu, davacı şirketin sözleşmeyi tek taraflı feshinden doğan zararın da e-fatura olarak 09.01.2017 tarihinde kesildiğini, kesilen fatura temel fatura senaryosunda kesilmiş olup reddetme olanağının bulunmadığını, davacının tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmesi sonucu davalının farklı bir firmadan ürünleri almak zorunda kaldığını, işbu bilirkişi raporunda 2016 yılının hesaba katılmadığını, sadece 2017 yılı kasım ayından sonrasının ele alınarak hesaplama yapıldığını, ... tarafından açılan Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/53 esas 2019/227 karar sayılı dosyasında karar verilmesi neticesinde Yenişehir İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyası ile hem davalı şirket hem de davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı şirketin işbu icra dosyasına 15.000,00 TL bedelli teminat mektubu sunarak işbu takibin durdurulduğunu, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin 2019/2995 dosya 2021/2200 karar sayılı ilamıyla ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın onandığını ve davalı tarafından Yenişehir İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına 08.12.2021 tarihinde 12.940,00 TL ödeme yapıldığını, yine davalı tarafından ... için Yenişehir İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına 19.10.2021 tarihinde 25,285.00 TL ödeme yapıldığını, yine ... tarafından açılan Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/142 esas 2022/376 karar sayılı dosyasında karar verilmesi neticesinde Yenişehir İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına 07.02.2023 tarihinde 12.811,86 TL ödeme yapıldığını, yani toplamda 51.036,86 TL ödeme yapıldığını ancak bilirkişi raporunda 24.816,02TL ödemenin düşürülmesi gerektiğini, fiyat farkından dolayı 22.448,95 TL ve icra dosyalarından kaynaklı olarak da 51.036,86 TL olmak üzere 73.485,81 TL ödemenin davacının varsa alacağından mahsup edilmesi gerektiğini, davacının 79.891,70 TL alacağı olduğu varsayıldığında 73.485,81 TL'nin düşürüldüğünde davacının alacağının 6.405,89 TL olduğunu, kararda davacı şirket çalışanlarının davalıya açtıkları davalar, başlatılan icra takipleri ve davalı şirket tarafından icra dosyalarına yapılan ödemelerin dikkate alınmadığını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Taraflar arasında akdedilen, 02/02/2015 tarihli sözleşme ile davacı yan, davalının fabrikalarının yemek ve kahvaltı ihtiyaçlarını karşılama işini üstlenmiştir. Somut olayda davacı yüklenici vekili; taraflar arasında, davalının fabrikasında yemek üretim ve dağıtımı ile alakalı yapılan sözleşmenin, davacı yüklenici tarafından, davalı şirketin Fetö soruşturması kapsamında TMSF ye devredilmesi nedeni ile davalıya gönderilen; Bursa 3.Noterliğinin 11.11.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile mücbir sebep dolayısı ile feshettiklerini, hak ediş alacaklarının ödenmemesi sebebi ile davalı aleyhine başlattıkları icra takibine haksız itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, davalı iş sahibi vekili; ise davacı yan tarafından verilen teminat mektubunun ...'ya ait olması ve bu nedenle de tahsil kabil olmadığını, davacı şirketin TMSF ye devrinin olağanüstü hal olsa da mücbir sebep olmadığını, yönetimce suç işlenmesi nedeniyle yönetimin devlet kontrolüne geçtiğini, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini ifasına engel bir durum bulunmadığını, davacı yanca yapılan feshin haksız olduğunu, ayrıca davacı firma personeli tarafından Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (iş mahkemesi sıfatıyla) davalıya karşı dava açılıp halen derdest olduğunu, bu dava nedeniyle muhtemel risklerinin bulunduğunu, davacının davalıya ait iş yerinde görevlendirdiği 7 personelin iş akdini sonlandırmasına rağmen kıdem ve ihbar tazminatlarını ödemediğini, ödeme yapılmaması hali için de teminat mektubu karşılığı bloke edilen alacaklardan mahsup edileceğinin davacı yana ihtarla bildirildiğini, başka bir firma ile yaptıkları yeni yemek ihalesi sonucu oluşacak fiyat farkından kaynaklanan zararın ve mevcut yürüyen davalardan dolayı oluşacak zararların teminatını teşkil etmek amacıyla takibe konu olan faturaların davacı firma alacaklarından teminat tutarı karşılığı güvence olarak; davalı tarafından tutulmakta olduğunu belirterek; davanın reddini istemiştir. davacı tarafından davalıya verilen ...'ya ait 81.000,00 TL tutarlı teminat mektuplarının ilgili bankanın bankacılık faaliyetlerinin sona erdirilmesi nedeniyle teminat niteliğini ve paraya çevrilme kabiliyetini yitirdiğini, teminat mektubunun başka banka teminat mektubu ile değiştirilmesi isteğinin dikkate alınmadığını, davacının; davalının zararlarını karşılamakla yükümlü olduğunu, davalının 81.000,00 TL tutarı uhdesinde tutmaya hakkı bulunduğunu belirterek, davanın reddini ve kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini talep etmiş, Mahkemece 25.01.2024 tarihli karar ile; Bam karar ilamı nazara alınarak düzenlenen 11/08/2023 tarihli raporun denetime açık, gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından ve bilirkişi raporu doğrultusunda; davacının davalıdan 33.735, 03 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, gerekçesi ile; davanın kısmen kabulü ile; davalının Bursa 2. Genel İcra Müdürlüğünün ...esas(eski esas Bursa 4. İcra Müd.....) sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin 33.735,03 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya dair istemin reddine, alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si olan 6.747,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Dairemizin 26.09.2018 tarihli kaldırma kararından sonra mahkeme alınan 27/05/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu ile; davalı şirketin, davacı yüklenici şirket personeli tarafından Yenişehir Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2016/53, 2016/141 ve 2016/142 E sayılı dosyalar ile açtıkları işçilik alacakları davalarına ilişkin ödeme yükümlülüğünün gerek davacı şirket gerekse de davalı şirket açısından devam ettiği, davacı alacaklı şirket tarafından faturalara istinaden Bursa 4.İcra Müdürlüğü'nün ...E sayılı icra dosyası ile başlatılmış olan icra takibine vaki davalı şirket itirazlarında itiraz nedeni olarak anıları işçilik alacaklarına ait dosyaların da belirtilerek yürüyen davalardan dolayı oluşacak zararın teminatını teşkil etmek üzere el konulduğunun beyan edildiği, davalı uhdesinde halen ödenmemiş olan 81.000,00 TL tutarında fatura bedeli mevcut ise de itiraza konu davalarla ilgili işlemiş faiz ve bir kısmında yargılama giderleri ve vekil ücreti hariç almak rapor tanzim tarihi itibarıyla 24.324,55 TL tutarında işçiler lehine alacak kaleminin bulunduğunun tespit edildiği, 14/12/2020 tarihli ek rapor ile de; 23/10/2020 tarihi itibarıyla toplam 35.074,92 TL tutarında icra dosyasına ilişkin borç bulunduğunun tespit edildiği, taraf itirazları sonucu başka bir heyetten alınan 11/08/2023 tarihli bilirkişi heyet raporu ile : taraflar arasında kurulan sözleşmenin feshinin geçersiz olduğu, bu itibarla 23.12.2016 icra takip tarihi itibariyle; davacının, davalıdan 81.000 TL. alacaklı olduğunu, ancak takip talebinin 79.891,70 TL. olduğunu, sözleşmenin feshinden kaynaklanan fiyat farkı faturasını düşüldüğünde; davacının, davalıdan 58.551,05 TL alacaklı olduğu, fiyat farkı faturası hesaplamaya katılarak; davalı tarafından icra dosyalarına yapılan ödemeler düşüldüğünde; davacının davalıdan 33.735,03 TL alacaklı olduğunu ancak fiyat farkı faturası hesaplamaya katılmadan davalı tarafından icra dosyalarına yapılan ödemeleri düşüldüğünde, davacının davalıdan 56.183,98 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği hususunun tespit edildiği anlaşıldığından; mahkemece; isabetli olarak son heyet raporunda seçenekli olarak yapılan hesaplamalardan; fiyat farkı faturası hesaplamaya katılarak; davalı tarafından icra dosyalarına yapılan ödemeler düşüldüğünde; davacının davalıdan 33.735,03 TL alacaklı olduğunu tespitine dayalı olarak davanın bu bedel üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli olmuştur. Bu nedenlerle davacı yanın istinaf talepleri reddedildiği gibi, davalı yan ise dava tarihi ve takipten sonra da işçi alacakları ile ödemeler yaptığını belirterek davacı alacağının daha düşük olduğunu iddia etmiş ise de her dava açıldığı tarih itibari ile değerlendirmeye alınacağından, davalı yanın istinaf talebi de kabul görmemiştir.Mahkemece alacak yargılama ile belirlendiği ve likit olmadığı halde, icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış ise de davalı yan tarafından bu husus istinaf sebebi yapılmadığından, bu durum mahkemeye bir eleştiri olarak iş bu kararda geçmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/01/2024 tarih ve 2018/1304 Esas, 2024/78 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Davacı tarafça harç peşin yatırıldığından, yeniden harç alınmasına yer OLMADIĞINA,
Davalıdan alınması gereken 2.304,44 TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.689,04 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,
5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 24/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.