T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/3403
KARAR NO : 2025/1065
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/11/2020
NUMARASI : 2017/1129 Esas, 2020/728 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklı itiraz iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin davasının kısmen kabulüne dair verilen karara taraf vekillerince istinaf talebinde bulunulmuştur. Davacı vekili , Halihazır Altyapıların Deplaseleri ve Yeni Altyapı İmalatlarının yapılması işiyle ilgili olarak 28/01/2016 tarihinde 681.740,56 TL bedelle Taşeron Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili tarafından söz konusu taşeron işinin yapımı esnasında makine ile her derinlikte her tür zeminin kazılması ve nakliyesi kapsamında 1.580,95 m3 için taşeron sözleşmesine ve eklerine uygun olarak m3 40,00 TL den 63.238,30 TL hakediş ödendiğini, taşeron sözleşme işi devam ederken aynı alacak kalemi olan makine ile her derinlikte her tür zeminin kazılması ve nakliyesi kapsamında müvekkili firmaca 28.905,48 m3 için taşeron sözleşmesi buna ek sözleşmelere aykırı olarak nedensiz bir şekilde m3 fiyatı 40,00 TL yerine m3 fiyatı 33,00 TL'den ödeme yapıldığını, müvekkilinin m3 başına 7,00 TL sözleşmelere aykırı bir şekilde zarar ettiğini belirterek , davalı şirket aleyhine Bakırköy 10. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra dosyası ile 205.362,12 TL'lik genel haciz yoluyla takip başlatıldığını, ancak davalı tarafın haksız bir şekilde icra takibine itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiğini, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili , taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ekleri gereği geçici ve kesin hakediş raporuna itirazın davacı şirket ile imzalanan taşeron sözleşmesi ve eklerinde öngörülen usuli prosedürlerin yerine getirilmediğinden dava şartının var olmadığının görüleceğini, geçici ve kesin hakediş raporuna usulüne uygun itiraz edilmemesinin raporun kabul edildiği anlamına geldiğini, taşeron ana sözleşmesi içerisinde olmayan ek işler hakkında yapılan protokolün ana sözleşme içerisinde yorumlanmasının hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, hakediş raporlarına, itiraz edilmediğinden, ve sayılan nedenler sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, davacının haksız davası nedeniyle kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece , davcının taşeron davalının müteaahit olarak akdettikleri 28/01/2016 tarihli sözleşmesi uyarınca davacının edimlerini yerine getirdiği ancak sözleşme ile belirlenen işlerin bir kısmı sözleşme birim fiyatı üzerinden bir kısmı da belirlenen fiyatın altında ödeme yapılarak fark alacağı hak ediş bedeli talebini talep ettiği , dosya arasında yer alan 01/10/2016 tarihli yeni fiyat protokolü konulu belge ile hafriyat/saha dışı m3 birim fiyatı 33,00 TL olarak belirlendiği davacının iş bu protokoldeki imzayı kabul etmediği davalının da bizzat davacı asil (şirket yetkilisinin )imzaladığını iddia etmediklerini ancak davacı taraf adına atılan imza ile geçerli olduğunu iddia ettiği, bu hali ile yeni fiyat protokolünün geçerliliği tartışmalı olmakla birlikte ,her iki tarafın tacir sıfatı ile sözleşme serbestisi kuralları gereği akdettikleri ve basiretli tacir olarak hareket etmek durumunda oldukları ,Sözleşme uyarınca; Yüklenicinin geçici hakedişlere itirazı olduğu takdirde, karşı görüşlerinin neler olduğunu ve dayandığı gerçekleri, idareye vereceği ve bir örneğini de hakediş raporuna ekleyeceği dilekçesinde açıklaması ve hakediş raporunun “idareye verilen tarihli dilekçemde yazılı ihtirazı kayıtla" cümlesini yazarak imzalaması gereklidir. Eğer yüklenicinin, hakediş raporunun imzalanmasından sonra tahakkuk işlemi yapılıncaya kadar, yetkililer tarafından hakediş raporunda yapılabilecek düzeltmelere bir itirazı olursa hakedişin kendisine ödendiği turihten başlamak üzere en çok on gün içinde bu itirazım dilekçe ile idareye bildirmek zorundadır, yüklenici itirazlarım bu şekilde bildirmediği takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılır maddesi uyarınca davacının hak edişlere itiraz etmediğinin anlaşıldığı , hak edişleri kabul ettiği fiyat farkına yönelik davalıdan talepte bulunamayacağı davalının borcu olmadığı savı karşısında kendi defterlerinde 4.726,00 TL borçlu olduğu bilgisi yer aldığı bu hali ile davacıya bu miktar üzerinden borçlu olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne ,davacının takipteki işlemiş faiz talebi yönünden ise 24/07/2017 temerrüt tarihi ile 19/09/2017 takip tarihi arasında resen hesaplanan 57(gün)x %9,75 faiz oranı =72,96 TL üzerinden kabulü ile , İİK 67/2 uyarınca alacağın likit oluşu ve borçlunun itirazında haksız çıkması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedildiği belirtilerek , davanın kısmen kabulüne ,Davalı borçlunun Bakırköy 10. İcra Dairesinin ... E. Sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın 4.726,00 TL + 72,96 TL işlemiş faiz = 4.798,96 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan asıl alacak 4.798,96 TL yönünden üzerinden davalının %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında , yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu , 01.10.2016 tarihli protokolün sonradan dosyaya delil olarak sunulduğunu , davalı tarafın dosyaya delil sunma hakkı bulunmadığını , 11.03.2019 tarihli Ek Raporun eksiklikleri bulunduğunu , 05.06.2018 tarihli bilirkişi raporunun dikkate alınmadığını , 01.10.2016 tarihli protokolün müvekkili tarafından imzalanmadığını , hak ediş raporunun işleme konulabilmesi için yüklenici veya başında bulunan kişi tarafından imzalanmış olması gerektiğini , ve 22.489,00 TL. vekalet ücretinin hatalı olduğunu , bilirkişi raporları arasında çelişki olduğunu , davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafında , davanın kısmen kabulünün yerinde olmadığını , davacının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasında Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı hak ediş talebi sebebiyle itiraz iptali davası olup , davacı yüklenici , davalı iş sahibidir.Davacı vekili , müvekkili ile davalı iş sahibi arasında alt yapı imalatlarına dair 28.1.2016 tarihli Taşeron Sözleşmesi olduğunu , 1580 m3 zemin kazıldığını , 63.238,30 TL. müvekkiline hak ediş ödendiğini , müvekkilinin yaptığı 28.905,48 m3 kazı işi için m3 başına 40,00 TL. yerine ,33,00 TL. Ödendiğini ,müvekkilinin m3 başına 7,00 TL. zarar ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.Davalı vekili , geçici ve kesin hak edişe itiraz edilmediğini ve kabul edildiğini , ek iş için yapılan protokole , ana sözleşme içerisinde yorumlanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkeme ,bilirkişi raporlarını dikkate alarak , Yapım İşleri Genel Şartnamesi hükmü uyarınca hak edişlere itiraz edilmemesi ve davalı defterindeki gözüken borcu dikkate alarak , itirazın 4.726,00 TL + 72,96 TL işlemiş faiz = 4.798,96 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına karar vermiştir.Taraflar arasında 28.01.2016 tarihli alt yapı işlerine dair Taşeron Sözleşmesi mevcuttur. Sözleşme tutarının 681.741,56 TL. olduğu , işin süresinin 277 gün olduğu ve işin bitiş süresinin 31.10.2016 olduğu , makine ile her derinlikte her tür zemin kazılması ve nakliyesi 40,00 TL. M2 için birim fiyat belirlendiği anlaşılmıştır.Davacı taraf Malatya 3. Noterliği'nin 07 Temmuz 2017 tarih ve ... yevmiyeli ihtarı davalı iş sahibine gönderdiği , zemin kazılması ve nakliyesi için m3 birim fiyatının 40,00 TL. olduğu ,28.905,48 m3 için 33.00 TL.'den hesaplanması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ,202.308,36 TL. zararın 10 gün içinde müvekkiline ödenmesini talep etmiştir.Dosya kapsamına taraflarca imzalanmış 01.10.2016 tarihli tutanak olduğu bu tutanakta yapılacak işlerde m3 fiyatlarını tarafların belirlendiği , YFZ 7 pozu için her tür zemin kazılması ve nakliye işi m3 33,00TL. olarak kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Dosya kapsamında alının 08.06.2018 tarihli raporda davalı defter kayıtlarına göre davacıya 4.726,00 TL. Borçlu olduğu , davalının davacı ile tanzim edilen sözleşme çerçevesinde bütün hak edişleri ödediğini , Yapım İşleri Genel Şartnamesine göre yüklenicinin hak edişlere itiraz etmediğini ,itirazlarını hak ediş raporuna ekleyeceği dilekçe ile açıklaması gerektiği , aksi takdirde hakedişi olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı şeklinde düzenleme olduğu , 01.10.2016 tarihli protokol dikkate alarak 33.00 TL. Den hesaplama yapıldığı belirtilerek davacının 4.726,00 TL. alacaklı olduğunu bildirmiştir. Bilirkişi heyeti 11.03.2019 tarihli Ek Raporda 08.06.2018 tarihli kök rapordaki görüşleri değişmemiştir.Davalı yargılamada protokoldeki imzaya itiraz ettiği ve kesin süreye rağmen davalı belge aslını ibraz etmediği için yerel mahkemenin 02.03.2020 tarihli duruşmada imza incelemesinden dönmüştür. Mahkemenin uygulaması isabetlidir. Protokolün delil olarak sunulması itiraz niteliğinde olduğundan HMK'ya aykırı değildir.Eldeki davada davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedileceğinden yerel mahkemenin vekalet ücreti kararı da yerindedir. Tüm bu sebeplerle davacı vekili istinaf talepleri yerinde değildir.Davalı vekili kendi defter kayıtlarına göre 4.726,00 TL. borçlu gözükmektedir. Bu sebeple davanın kısmen kabulü yerindedir. Taraflar arasında sözleşme olması , m3 birim fiyatında anlaşmazlık olması sebepleri bir aradadeğerlendirildiğinde davacının kötü niyetli kabul edilemeyeceği gibi , davalı tarafından davacının kötü niyeti dosya kapsamında ispatlanmış durumda da olmadığından , davalı vekilinin istinaf talepleri reddedilmiştir. Belirttiğimiz sebeplerle yerel mahkeme kararı dosya kapsamına , hukua ve usule uygun olduğundan taraf vekillerinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/11/2020 tarih ve 2017/1129 Esas, 2020/728 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yatırılması gereken 327,81 TL nisbi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 163,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 163,91 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 08/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.