T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/3083
KARAR NO : 2025/1051
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/04/2021
NUMARASI : 2016/497 Esas, 2021/452 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
KARAR TARİHİ : 07/10/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Dava, ticari alım satım akdinden kaynaklanan faturaya dayalı alacak nedeniyle yapılan icra takibine davalı-borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan itirazın iptali davası olup, davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı yanca istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili özetle, davalının siparişi nedeniyle müvekkilinin davalı yana 6000 ve 3000 adet olmak üzere iki farklı tarihte toplam 9000 adet tişört sattığını, aralarında yazılı bir sözleşme olmadığını, sipariş konusu ürünlerin 14.3.2016 tarihli 132023 numaralı 64.800,00 TL bedelli fatura ve 16.3.2016 tarihli ... numaralı 32.400,00 TL bedelli faturalarla birlikte davalı tarafa teslim edildiğini, davalının yasal süre içerisinde faturaya bir itirazının olmadığını, fatura borcunun ödenmemesi üzerine davalıya Üsküdar 7. Noterliğinin 04.04.2016 tarihli ve ... ile ... yevmiye numaralı ihtarnameleri gönderilerek fatura borcunun ödenmesinin talep edildiğini, davalının fatura borcunu ödememesi üzerine Bakırköy 9. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını ancak davalının itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla, itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle, taraflar arasında herhangi bir satış sözleşme ilişkisinin bulunmadığı gibi müvekkiline herhangi bir mal tesliminin de yapılmadığını, davacının bu kadar büyük meblağlı bir ticareti gerçekleştirecek üretim aletlerinin, personelinin ve deposunun olmadığını, müvekkiline teslim edilen fatura olmadığını ve faturadaki imzaların da müvekkiline ait olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkemece 27.4.2021 tarihli karar ile özetle, itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile, davalı borçlunun Bakırköy 9.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin 97.200 TL asıl alacak üzerinden devamına şeklinde hüküm tesis etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesiyle özetle, davacı tarafın takibe konu olan faturaların Merter Vergi Dairesi Müdürlüğü tarafından sahte olarak düzenlendiğinin tespit edilmiş olduğunu, takibe dayanak olan faturaların içerik olarak doğru olmaması ve sahte olması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesindeki karineden yararlanamayacağını, davacı tarafından söz konusu faturaların müvekkiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığını, bilirkişi raporunda her ne kadar imzaların müvekkiline ait olduğu belirtilse de imzaların müvekkiline ait olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DEĞERLENDİRME
Uyuşmazlık, alım satım akdinden kaynaklanmakta olup, davalı alıcı, davacı ise satıcıdır.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır.Davacıya, toplam 9000 adet tshirt’ü üretip üretmediğine veya nereden aldığına ilişkin beyanda bulunması hususunda 8. celse süre verilmiş, davacı vekili 08.3.2019 tarihli dilekçe ekinde bu ürünleri aldığı 3. kişi tarafından düzenlenen 2015 yılına ait faturaların örneklerini ibraz etmiştir. Bu faturalarda ürünler T-shirt değil penye olarak gözükmekte olup toplam 13.000 adede tekabül etmektedir. Davacı tarafından aynı kapsamda stok liste örneği de sunulmuş olup, ürünler Tshirt Penye olarak adlandırılmış, giren ürün adedi 13.000 olduğu görülmektedir.Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden ve özelikle de davacı tarafından ibraz edilen fatura ile stok listesinden dava dilekçesinde bahsedilen ürünlerin davalının siparişi üzerine üretilmediği, davacının stoğundaki ürünleri davalıya sattığı anlaşılmakla taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olmadığı, alım-satım akti kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir.Yargılama aşamasında düzenlenen bilirkişi raporuna göre özetle, davacının ve davalının ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak düzenlendiğini, davalının ikinci sınıf tüccar olup işletme hesabı esasına göre defter tuttuğunu, bu deftere niteliği gereği sadece alınan ve düzenlenen faturaları ile yapılan giderlerin kaydedildiğini, takip konusu edilen faturaların davacının defterlerine işlenmiş olduğu ve davalının 97.200,00 TL borçlu göründüğünü, ancak davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı, her ne kadar davacı taraf 559,23 TL işlemiş faiz talep etmiş ise de borcun ödeneceği tarih kararlaştırılmadığı için bu tutarı isteyemeyeceği tespit edilmiştir.Davalı vekili 4.5.2017 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesinde, dava konusu var olduğu iddia edilen borca esas malların müvekkiline teslim edilmediğini ve bu nedenle davacı teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğinden müvekkilinin ödemezlik def’ini kullandığını beyan etmiştir.14.3.2016 ve 16.3.2016 tarihli faturaların örnekleri ile sevk irsaliyeleri örneklerindeki imzalar bilirkişi incelemesine tabi kılınmış olup, 12.01.2018 tarihli bilirkişi raporuna göre imzaların davalının el ürünü olduğu, buna karşılık “...” yazısının davalının el ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Fatura ve sevk irsaliyelerindeki imzaların davalıya ait olduğunun anlaşılması üzerine davalı vekili bu defa savunmasını değiştirerek müvekkilinin okuma yazma bilmediğini ve bu nedenle içeriğini bilmeden fatura ve sevk irsaliyesini imzaladığını savunmuştur.Her ne kadar imza ve yazı incelemesinin ancak orjinal belgelerde yapılabilmesi, suret ve fotokopi belgelerde yazı ve imza incelemesi yapılmasının mümkün bulunmaması genel uygulama ise de, olayımızda davalı vekili 4.5.2017 tarihli bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesinde "dava konusu var olduğu iddia edilen borca esas malların müvekkiline teslim edilmediği ve bu nedenle davacı teslim yükümlülüğünü yerine getirmediği için müvekkilinin ödemezlik def’ini kullandığı" şeklindeki ikrar mahiyetindeki savunması dikkate alındığında taraflar arasında sözleşme ilişkisinin kurulduğu kabul edilmiştir. Diğer yandan davalı vekili yine bu kapsamda, müvekkilinin okur yazar olmadığını ve fatura ile sevk irsaliyesini içeriğini bilmeden imzaladığı yönünde de ikrarda bulunmaktadır. Dolayısıyla gerek faturaların ve gerekse de sevk irsaliyelerinin davalı tarafça imzalandığı sübuta ermiş olup, sevk irsaliyesi ile teslim edildiği bildirilen ürünlerin gerçekte teslim edilmediğini ispat külfeti davalıya düşmüştür. Ancak davalı aksi yönde bir delil sunamamıştır.Tüm bu nedenlerle, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuna göre faturaların davacı tarafın ticari defter ve belgelerine kayıtlı olması, 09.12.2019 tarihli vergi idaresi cevabi yazısı ve eklerine göre davacının davalıya düzenlediği faturalar ile ilgili BA/BS formlarında bu faturaları kullanması, 14.3.2016 ve 16.3.2016 tarihli faturaların örnekleri ve sevk irsaliyeleri örneklerindeki imzaların davalıya ait olması, davalı vekilinin sonradan savunmasını değiştirerek tevilli ikrarda bulunması, ikrarın kapsamı ve içeriği göz önüne alındığında artık davalının ürünleri teslim almadığının ispatının gerekmesi fakat davalının bu hususta bir delil ileri sürememesi karşısında mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir.Davalı vekili her ne kadar Merter Vergi Dairesinin davacının faturaları hakkında inceleme başlattığını istinaf dilekçesinde belirterek artık davacı faturalarının esas alınamayacağını savunmuş ise de, yargılama aşamasındaki ikrar ve tevilli ikrar niteliğindeki beyanları karşısında vergi idaresinin başlattığı soruşturmanın yargılamaya bir etkisinin olmayacağı anlaşılmış, tüm bu sebeplerle davalının istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 27/04/2021 tarih ve 2016/497 Esas, 2021/452 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 6.639,73 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.660,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.979,73 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/10/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.