T.C.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/751
KARAR NO:2025/893
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 20/09/2021
NUMARASI: 2021/23 Esas, 2021/704 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/09/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesi kapsamında fazla ödenen iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmne kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili; davalının, davacı iş sahibine platform imalatı ve montajı işleri yaptığını, davalı tarafın işin başlangıcında yapacağı işin bedelinin %40'ı olan 19.200,00 TL'yi 12/01/2015 tarihinde avans olarak aldığını, kalan bedelin ise iş bitiminde ödenmesinin kararlaştırıldığını, işin bitiminde muhasebe biriminin, avans olarak ödenen 19.200,00 TL'yi mahsup etmeden yanlışlıkla 62.864,00 TL olan fatura bedelinin tamamının ödendiğini, böylece davalı yükleniciye 19.200,00 TL fazla ödeme yapıldığını, davalı taraftan alınan 1.180,00 TL ek hizmetin bedeli düşüldüğünde kalan 18.020,00 TL borcun ödenmesinin davalıdan talep edildiği halde, borcun ödenmediğini, davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek; davalının itirazının iptaline ve davalı aleyhinde %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece,28/05/2018 tarih, 2017/279 E, 2018/463sayılı karar ile; ticari defterlere, BS formalarına, mutabakatname ve bilirkişi raporuna göre; davacının yükleniciye 18.020,00 TL fazla ödeme yaptığının sabit olduğu gerekçesiyle asıl alacak üzerinden itirazın iptaline, alacak likit olup davalı borçlu itirazında haksız ve kötü niyetli bulunduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının temerrüte düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz talebi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.Kararın süresinde istinaf edilmediği gerekçesiyle 02/08/2018 tarihinde kesinleşme işlemiş yapılmış, mahkemenin 31/01/2020 tarihli ek kararı ile, davalı vekili tarafından yapılan 08/11/2019 tarihli istinaf başvurusunun süresinden sonra olması nedeniyle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Bu defa, davalı vekilinin, istinaf isteminin yapılmamış sayılmasına dair mahkemenin 31/01/2020 tarihli ek kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması sonucu; Dairemizin 2020/1619E.-2020/1410 K. 02.12.2020 tarihli kararı ile; gerekçeli kararın tebliğine ilişkin mazbatada, tebliğ adresinin mernis adresi olduğuna dair bir ibare bulunmadığı, davalının adreste bulunmaması nedeniyle tebligatın muhtara yapıldığının anlaşıldığı, Tebligat Kanunu 21/1.maddesine göre yapılacak tebligatlarda, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tespiti ile birlikte, 2 nolu haber kağıdının kapıya yapıştırılması ve durumun komşuya/yönetici veya kapıcıya bildirilmesi gerektiği, somut olayda, davalının adreste olmadığından bahisle kararın tebliğinin muhtara yapıldığı ve ismini vermekten imtina eden komşularına haber bırakıldığının belirtildiği, haber bırakılan komşu ismini vermekten imtina etmiş olsa dahi haber verilen komşunun kapı numarasının tebligat evrakına yazılması gerekirken bu konudaki bilgiye yer verilmediği, bu nedenle kararın davalıya usulüne uygun bir şekilde tebliğinden söz edilemeyeceği, buna göre davalının 08/11/2019 tarihli istinaf başvurusunun süresinde olduğu anlaşıldığından, mahkemenin 31/01/2020 tarihli ek kararının kaldırılmasına karar verildiği ve davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenlerinin incelenmesine geçildiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; dava dilekçesinin, duruşma gününün, bilirkişi raporlarının ve gerekçeli kararın müvekkiline usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmediğini, tebligatların hiç birisinde komşunun isminin yazmadığını, davalının davadan haricen haberinin olduğunu, adil yargılama hakkının ihlal edildiğini, davalının davacıya borcunun bulunmadığını, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde alacağın zamanaşımına uğradığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiği, somut olayda; mahkemece dava dilekçesi ile devam eden aşamalardaki tebligatlarında; gerekçeli kararın tebliğinden olduğu gibi usulsüz oldukları, bu nedenle mahkemece dava dilekçesi tebliğinden başlamak üzere tüm yargılama aşamalarının yeniden yerine getirilerek, tarafların delilleri toplanıp sonucuna göre esas hakkında karar vermesi gerektiği " gerekçesi ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra davalı vekili cevap dilekçesi ile; davalının davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, davalının kendi şirketi olan ...Sanayi Ticaret İsimli firması ile Platform imalatı, montajı, yürüme platformu işleri yaptığını, davacı tarafın Çayırova adresinde bulunan işyerine de çatı yürüme platformu ve ana binanın yanında bulunan yan binada makina yanlarına delikli sactan platform ve korkuluk işini yaptığını, yapılan işlerin toplam bedelinin 82.020 TL olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği gibi sehven ödeme yapılmadığını, davalının, davacı tarafa yaptığı işlerin karşılığı olarak 62.864 TL' lik fatura kestiğini, ancak davacıyla ilave iş olarak yürüme platformunun %30-40'ı kadar uzatılması, korkuluk yapılması, platforma ek yapılması vb. işlerin ilave edilmesi konusunda anlaşıldığını ve işin devamının yapıldığını, davacının da dilekçesinde ilave işlerin yapıldığını kabul ettiğini, bu işe özgü olarak davacı tarafın da isteği ile fatura kesilmediğini, faturasız yapılan işlerin toplam bedelinin 18.020 TL olduğunu, davacı tarafın sehven ödeme yapıldığı iddiasının asılsız olduğunu, belirterek; davanın usulden ve esastan reddine ve davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 20/09/2021 tarihli karar ile; davalı tarafın cevap dilekçesindeki savunmaları dikkate alındığında; davalı vekili tarafından sunulan 26/04/2021 tarihli beyan dilekçesinde, sipariş formunda belirtilen 169 metre iş dışında, 60 metre kadar ek yürüme platformu ve korkuluk yapıldığının, dava konusunun bu ek işe ilişkin olduğu, işe ilişkin duruşmada teyit ettiği beyanı ile fatura kesilmediğinin işlerin bitirilip teslim edildiğini, keşif yapıldığında, durumun ortaya çıkacağını belirtildiğini. tanık dinletilmesini talep etmiş ise de davanın niteliği gereği tanıkla ispat edebilecek dava olmadığından talebin reddedildiğini, davacı tarafın sunmuş olduğu, fatura, dekont, sipariş formu karşısında davalı tarafın ek iş iddiasının keşif yapılarak inceleme talebini haklı kılacak kesin delil olmadığı gibi, yaklaşık olarak da ispata yarar dosya kapsamında evrak bulunmadığı, davalının süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlarını Mahkemeye sunmadığı, davacı tarafın defter ve kayıtlarına göre yapılan incelemelerin aleyhine delil sayılacağını kabul ettiğini, davacı taraf defterleri üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapora göre ise, davacı tarafın 2015 ve 2016 yılı yasal ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni süreleri içerisinde yaptırıldığı, davalı ve davacının mutabık kaldığı ve tarafların 14/05/2015 tarihinde imzaladığı 30/04/2015 tarihi itibariyle davacının davalıdan 19.200 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında yürüme platformu, paslanmaz korkuluk imalatı olmak üzere bir ticari ilişkinin var olduğu ve bu ticari ilişkinin 2015 yıllarında var olduğu, 2016 yılında ticari işlem olmadığı, toplamda davalının düzenlediği faturalar karşılığı davacının toplamda 64.044 TL borç yazdığı ve davacının avans ödenmesi dahil toplam 82.064 TL ödeme yaptığı, 13/05/2015 tarihi itibariyle davalının 64.044 TL fatura kestiği, davacının ise 82.064 TL ödeme yaptığı, davacının davalıdan 18.020 TL cari hesap alacağı olduğu, davacının takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürmediği dikkate alınarak; takip konusu asıl alacağın likit olduğu, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin taraflarca ödendiğine ilişkin herhangi bir makbuz dosyada mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun Gebze ... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 18.020,00.-TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında 3.604,00.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davalının dava dilekçesi ekindeki 13/04/2015 ve 14/05/2015 tarihli mutabakat mektuplarında 19.200.-TL borçlu olduğunu kabul ettiğini, asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verildiyse de; işlemiş faiz açısından, "davacının takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürmediği dikkate alınarak takipteki işlemiş faiz istemi yönünden davanın reddine" karar verildiğini, TBK m. 117/2'ye göre: Sebepsiz zenginleşmede, sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlununu temerrüde düşmüş olacağının düzenlenmediğini, sadece sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirimin gerekeceğini, ayrıca 19.200.-TL fazladan tahsilat yaptığını bilen davalı tarafça; 13/05/2015 tarihli, ... sıra numaralı faturayla düzenlenen 1.180.-TL'lik hizmet bila bedel davacıya verildiğini, bu hususun kabul edilmemesi halinde ise; 13/04/2015 tarihli mutabakat mektubuyla, 31/03/2015 tarihi itibariyle davacıya 19.200.-TL borcu olduğunu kabul ederek temerrüde düştüğünü, dolayısı ile fazladan ödemenin yapıldığı, yani sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği 09/03/2015 tarihi, temerrüt tarihi olarak kabul edilmiyorsa bile; 13/04/2015 tarihli karşılıklı imzalanan mutabakat mektubu gereği, 31/03/2015 tarihi, temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi ve asıl alacağı bağlı işlemiş faizin bu tarihten itibaren hesaplanması gerektiğini, davanın açıldığı tarih olan 06/04/2017 tarihinde ticari davalarda zorunlu arabuluculuk düzenlemesi yürürlükte olmadığından ve doğal olarak işbu dava açılmadan, tarafımızdan zorunlu arabuluculuğa başvurulmadığından, davacıdan 250,80.-TL arabuluculuk ücretinin tahsiline ilişkin 8 numaralı hüküm bendinin kaldırılması gerektiğini, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; davalının davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, fatura kesilip yapılan işlerle beraber davacının bilgisi dahilinde fatura kesilmeden yapılan işlerde bulunduğunu, davalı tarafından davacı tarafa davacının adresinde çatı yürüme platformu ve ana binanın yanında bulunan yan binada makina yanlarına delikli sactan platform yapıldığını, işbu faturasız yapılan hizmetlerin bedeli 18.020 TL olmakla beraber avans olarak alındığı belirtilen 18.020 TL nin davacının da bilgisi dahilinde yapılan işlerin bedeline mahsup edildiğini, keşif yapıldığında ve tanıkları dinlendiğinde belirtilen işlerin yapıldığının anlaşılacağını, bu yönde ki keşif taleplerinin değerlendirilmediğini, Eser sözleşmesinin tanıklarla da ispat edilebileceğini, taleplerin zamanaşıma uğradığını, davacının kendi beyanı ile de sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak 12.01.2015 tarihinde ödenen bedelin iadesini istediğini belirttiğini, zamanaşımı itirazlarının mahkeme tarafından değerlendirilmediğini, cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, taraflar arasında arabuluculuk yapılmadığından; herhangi bir ücret doğmadığını, belirterek; yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Taraflar arasında 2015 yılında sözlü eser sözleşmesi akdedilmiştir. Davacı vekili; davalının, davacı iş sahibine platform imalatı ve montajı işleri yaptığını, davalı tarafın işin başlangıcında yapacağı işin bedelinin %40'ı olan 19.200,00 TL'yi 12/01/2015 tarihinde avans olarak aldığını, kalan bedelin ise iş bitiminde ödenmesinin kararlaştırıldığını, işin bitiminde muhasebe biriminin, avans olarak ödenen 19.200,00 TL'yi mahsup etmeden yanlışlıkla 62.864,00 TL olan fatura bedelinin tamamının ödendiğini, böylece davalı yükleniciye 19.200,00 TL fazla ödeme yapıldığını, davalı taraftan alınan 1.180,00 TL ek hizmetin bedeli düşüldüğünde kalan 18.020,00 TL borcun ödenmesinin davalıdan talep edildiği halde, borcun ödenmediğini, davalı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibine davalı tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek; itirazının iptaline ve davalı aleyhinde %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiş, davalı vekili ise cevap dilekçesi ile; davalının borcu bulunmadığını, davacı tarafın Çayırova adresinde bulunan işyerine de çatı yürüme platformu ve ana binanın yanında bulunan yan binada makina yanlarına delikli sactan platform ve korkuluk işini yaptığını, yapılan işlerin toplam bedelinin 82.020 TL olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği gibi sehven ödeme yapılmadığını, davalının, davacı tarafa yaptığı işlerin karşılığı olarak 62.864 TL' lik fatura kestiğini, ancak davacıyla ilave iş olarak yürüme platformunun %30-40'ı kadar uzatılması, korkuluk yapılması, platforma ek yapılması vb. işlerin ilave edilmesi konusunda anlaşıldığını ve işin devamının yapıldığını, davacının da dilekçesinde ilave işlerin yapıldığını kabul ettiğini, bu işe özgü olarak davacı tarafın da isteği ile fatura kesilmediğini, faturasız yapılan işlerin toplam bedelinin 18.020 TL olduğunu, belirterek; davanın usulden ve esastan reddine ve davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece davalı tarafın cevap dilekçesindeki savunmaları dikkate alındığında; davalı vekili tarafından sunulan 26/04/2021 tarihli beyan dilekçesinde, sipariş formunda belirtilen 169 metre iş dışında, 60 metre kadar ek yürüme platformu ve korkuluk yapıldığının, dava konusunun bu ek işe ilişkin olduğu, işe ilişkin duruşmada teyit ettiği beyanı ile fatura kesilmediğinin işlerin bitirilip teslim edildiğini iddia ettiği, tanık dinletilmesini talep etmiş ise de davanın niteliği gereği tanıkla ispat edebilecek dava olmadığından talebin reddedildiği, davacı tarafın sunmuş olduğu, fatura, dekont, sipariş formu karşısında davalı tarafın ek iş iddiasının keşif yapılarak inceleme talebini haklı kılacak kesin delil olmadığı gibi, yaklaşık olarak da ispata yarar dosya kapsamında evrak bulunmadığı, davalının süresi içerisinde ticari defter ve kayıtlarını Mahkemeye sunmadığı, davacı taraf defterleri üzerindeki bilirkişi incelemesi sonucu alınan rapora göre ise, davacı tarafın 2015 ve 2016 yılı yasal ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin kanuni süreleri içerisinde yaptırıldığı, davalı ve davacının mutabık kaldığı ve tarafların 14/05/2015 tarihinde imzalanan belgeye göre 30/04/2015 tarihi itibariyle davacının davalıdan 19.200 TL alacaklı olduğunun belirtildiği, taraflar arasında yürüme platformu, paslanmaz korkuluk imalatı olmak üzere bir ticari ilişkinin var olduğu ve bu ticari ilişkinin 2015 yıllarında var olduğu, 2016 yılında ticari işlem olmadığı, toplamda davalının düzenlediği faturalar karşılığı davacının toplamda 64.044 TL borç yazdığı ve davacının avans ödenmesi dahil toplam 82.064 TL ödeme yaptığı, 13/05/2015 tarihi itibariyle davalının 64.044 TL fatura kestiği, davacının ise 82.064 TL ödeme yaptığı, davacının davalıdan 18.020 TL cari hesap alacağı olduğu, davacının takip tarihinden önce davalıyı temerrüde düşürmediği, takip konusu asıl alacağın likit olduğu, 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin taraflarca ödendiğine ilişkin herhangi bir makbuz dosyada mevcut olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun Gebze ... İcra Müdürlüğü' nün ...Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 18.020,00.-TL asıl alacak üzerinden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında 3.604,00.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiştir.Somut olayda dosya kapsamından taraflar arasında 2015 yılında sözlü eser sözleşmesi akdedildiği, davalı yüklenicinin, davacı iş sahibine platform imalatı ve montajı işleri yaptığı, davalı tarafın işin başlangıcında yapacağı işin bedelinin %40'ı olan 19.200,00 TL'yi 12/01/2015 tarihinde avans olarak aldığı, kalan bedelin ise iş bitiminde ödenmesinin kararlaştırıldığı, davacı yanın muhasebe biriminin, avans olarak ödenen 19.200,00 TL'yi mahsup etmeden sehven 62.864,00 TL olan fatura bedelinin tamamının ödendiği, dolayısı ile davalı yükleniciye 19.200,00 TL fazla ödeme yapıldığı, davacı yanın ise davalının yaptığı 1.180,00 TL lik ek hizmetin bedeli düşerek bakiye 18.020,00 TL yi talep ettiği, davalı yanın ticari defterlerini sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesinde davacı yanın davalıdan 18.020,00 TL alacaklı olduğunun anlaşıldığı, davalı yan davacı yana sözleşmede yani sipariş formunda belirtilen 169 metre iş dışında, sözleşme dışı ek iş olarak; 60 metre kadar ek yürüme platformu ve korkuluk yapıldığını ve davacının iadesini istediği 18.020,00 TL nin buna ilişkin olduğunu ve davacının talebi ile bu ek iş fatura kesmediğini iddia etmiş ise de bu konuda herhangi yazılı delil ibraz etmediği, yaptığı ek iş için davacının talebi ile fatura kesmediği iddiasının TMK nun 2. Maddesine aykırı olduğu, ayrıca 30.04.2015 tarihli mutabakat belgesi ile davalının davacıya 19.200,00 TL borçlu olduğunu kabul ve ikrar ettiği de anlaşıldığından mahkemece yazılı gerekçelerle asıl alacak olarak 18.020,00 TL nin kabul edilmesi doğru olmuştur.Davacı yan sebepsiz zenginleşen davalı için faiz başlangıcının; sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği yani fazla ödemenin yapıldığı 09/03/2015 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini; bu tarih temerrüt tarihi olarak kabul edilmiyorsa bile; 13/04/2015 tarihli karşılıklı imzalanan mutabakat mektubu gereği, 31/03/2015 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de davanın eser sözleşmesinden kaynaklanması sebebi ile sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamayacağı, davacı yanın davalıyı temerrüde düşürmemesi sebebi ile faizinin takip tarihinden yasal faiz şeklinde yürütülmesi gerektiği halde mahkemece faiz talebinin tümden reddedilmesi doğru olmamış ancak davalı yanın 30.04.2015 tarihli mutabakat metninde alacağı kabul ve ikrar ettiğinden; alacağın likit kabul edilerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmuştur.Ayrıca davanın açıldığı tarihte arabuluculuk kurumunun henüz yürürlükte olmaması sebebi ile taraflarca arabuluculuğa başvurulmamış olduğu halde mahkemece arabuluculuk ücretine hükmedilmiş olmasıda doğru olmamış, bu nedenle Dairemizce kararı, arabuluculuk ve faiz kısmı düzletilerek yeniden hüküm kurulmuştur.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin usulden kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak 1.320,00 TL arabuluculuk ücretine hükmedilmemesi ve faizin takip tarihinden işletilmesine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin USULDEN KABULÜNE,2-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 20/09/2021 tarih ve 2021/23 Esas, 2021/704 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın KISMEN KABULÜ ile, Davalı borçlunun Gebze ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 18.020,00.-TL asıl alacak üzerinden iptaline ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, -Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında 3.604,00.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN1-Alınması gereken 1.230,94.-TL harcından, peşin alınan 365,73.-TL harcın mahsubu ile, 865,21.-TL bakiye karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,2-Davacının peşin yatırdığı 31,40.-TL başvurma harcı ile 365,73.-TL peşin harçtan, kabul-ret oranına göre hesaplanan 321,68.-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,3-Yargılama sırasında davacı tarafından yatırılan gider avansından harcanan 312,50-TL tebligat ve müzekkere gideri, 400,00.-TL bilirkişi gideri toplamı olan 712,50.-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre 577,13.-TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 18.020,00-TL vekâlet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,5-Davalı kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, AAÜT uyarınca red edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 3.395,41.-TL vekâlet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,6-Yargılama sonucunda ve re’sen yapılacak gider olmadığı takdirde, gerekirse re’sen yapılacak gider de mahsup edilerek, 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi gereğince yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN1-Taraflarca yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine İADESİNE,2-Taraflarca yatırılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 10/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.