T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1803
KARAR NO:2025/482
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/03/2021
NUMARASI:2014/71 Esas, 2021/384 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:13/05/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava; ticari satımdan kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili, davalı tarafından inşaatı tamamlanarak satış aşamasına gelmiş olan "..." projesinde, önceki yapım hataları sebebi ile teras bölümün su almış olduğunu, projenin pazarlamasında sıkıntı yaşanmaması için müvekkili şirket ile 29,75 € birim fiyattan sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin talebe uygun olarak işi gerçekleştirdiğini ve teslim ettiğini, davacı "teras alanlarının su yalıtımı işi" yapılırken, aynı yerdeki "asansör kova alanlarının yalıtımı işi" için de müvekkilinden teklif istenmiş, taraflar arasında 7,454,05 TL + KDV bedelle işin yapımı için sözleşme imzalanmış olduğunu, taraflar arasında birbirinden bağımsız 2 ayrı sözleşme imzalandığını, bunlardan ilkinin "... teras yalıtımı işi" diğerinin ise "Asansör kovası Yalıtımı" işine ilişkin olduğunu, müvekkilinin yapmayı taahhüt ettiği işleri, davalının kontrollük gözetiminde yapmaya başladığını, 29.11.2011 tarihinde "... teras yalıtımı işi" ile ilgili olarak 1. Hakediş raporunun düzenlenmiş olduğunu, davalının 1. Hak ediş raporundaki tahakkuk eden ve detayları ödeme cetveli ekindeki belgelerde bulunan 74.743,23 TL hak ediş bedeli ve 7,454,05-TL "Asansör kovası Yalıtımı" bedelini ve bunların KDV 'si olan toplam 96.998,68-TL'yi ödememesi sebebiyle huzurdaki davanın açılmış olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile, "..." projesinde yapılan "Asansör kovası Yalıtımı" işi için 7.454,05 TL + 1,341,72 TL KDV = 8.795,77 TL alacak ve "Teras yalıtımı işi" için 74,748,23 TL + 13.454,68 TL KDV = 96.998,68 TL 'nin, sözleşme hükümlerine göre, hak ediş bedeli tarihi olan 29/10/2011 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında imza edildiği iddia edilen bir anlaşma ve sözleşme bulunmadığını, sözleşmede müvekkili şirketi temsil ve imzaya yetkili şahıslar tarafından herhangi bir imza bulunmadığını, davacı tarafça tek taraflı düzenlenmiş bu evrakları kabul etmediklerini, davacı tarafa F Blok Teras Yalıtımı işi yaptırıldığını, düzenlemiş oldukları 23.07.2012 tarihli 23.075,37-TL'lik faturanın da kendilerince 24.08.2012 tarihinde ödendiğini, davacı taraftan "D Blok Terasları yalıtımı işi" için de teklif alındığını, davacı tarafça yapılan imalatlar neticesinde de su probleminin çözülemediğini, bu durumun müvekkilince davacıya bildirildiğini ancak davacı tarafın arızanın kendi yapmış olduğu imalatlarla ilgisi olmadığını belirterek, kendi yaptığı eksik ve ayıplı işlerin sorumluluğunu 3. kişilere yüklemiş olduğunu, davacı tarafın yapamadığı imalatların başka bir firmaya yaptırılmış olduğunu, davacı tarafın talep etmiş olduğu bir diğer hususun ise "Asansör Kovası Yalıtımı" işine ilişkin olduğunu, içerisine su dolan asansör kovalarındaki problemin çözülebilmesi için davacı taraftan teklif alınarak, numune mahiyetinde 1 adet asansör kuyusunun yalıtımının yapılmasının istenmiş olduğunu, davacı tarafça yapılan bu numune ve fiyatının müvekkilince kabul edilmediğini, işin başka bir firmaya yaptırıldığını belirterek açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanağı olmayan davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, dava konusu uyuşmazlık, davacının, eser sözleşmesine dayalı olarak davalıdan alacak talep edip edemeyeceği noktasında toplandığı, eser sözleşmeleri şekle tabi olmadığından sözlü de kurulabileceğini, her ne kadar davalı tarafından taraflar arasında sözleşme bulunmadığı iddia edilmişse de, davalının cevap dilekçesinden de anlaşıldığı üzere, taraflar arasında davacıya ait inşaattaki teras alanlarının su yalıtımı ve asansör kovası yalıtımı işlerinin yapılması konusunda anlaşıldığı, davalı tarafından her ne kadar işin numune olarak yapıldığı iddia edilmişse de, bilirkişi raporlarında da değinildiği üzere yapılan işin numune olarak değerlendirilemeyeceği, davalı tarafından yapılan işin ayıplı olması nedeniyle dava dışı üçüncü şahsa yaptırıldığı iddiasının ise üçüncü şahsa yaptırılan iş ile davacı tarafından yapılan işin farklı işler olduğunun bilirkişi heyeti tarafından tespit edildiği, davacı tarafından yapılan işin bedeli olarak talep edilen 96.998,68-TL'nin piyasa rayiçlerine uygun olduğu ve davalıdan talep edilebileceği yönünde bilirkişi raporu itibariyle davanın davanın kabulüne, 96.998,68-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafın davalı şirket tarafından hayata geçirilen ... Projesindeki "Teras alanları su yalıtımı" ve "Asansör kova alanları yalıtımı" işlerini yaptığından bahisle alacak tahsili talep ettiğini, davacı tarafın yargılamanın hiçbir aşamasında ispat yükünü yerine getirmediği bir konu hakkında mübrez bilirkişi raporlarının tahmine dayalı olarak subjektif nedenlerle sözleşme ilişkisinin kurulduğu kanaatine varmasının ve bu raporların da mahkemece hükme esas alınması hatalı olduğunu, davacı tarafından tek taraflı olarak tanzim edilen belgelerin davalı şirket yetkilileri tarafından imza altına alınmamış olması sonucunda davalı şirket ile davacı arasında yapıldığı iddia edilen iş nedeni ile hiçbir ticari ilişki olmadığının açıkça ortada olduğunu, davalı şirket ile iş ilişkisi içerisinde girdiğini iddia eden davacı tarafın bunu yazılı olarak ispat etmesi gerektiğini, dosyada mübrez bilirkişi raporlarının muhtelif yerlerinde "... ancak davalı taraf adına ....Yetkilisi imzasının bulunmadığı görülmüştür." şeklindeki tespite rağmen dosyadaki belgelerin aleyhe yorumlanması sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının su izolasyonu yaptığını iddia ettiği alanların davalı şirket tarafından kendisine yazılı tutanak ile teslim edildiğine dair dosyada yazılı hiçbir delil veya belge bulunmadığını, davacının böyle bir talebi olduğuna dair dosyada hiçbir delil veya belgenin olmaması karşısında davalı şirket tarafından su yalıtımı yapılacak yüzeylerin temizlenerek su yalıtımı için gerekli işlemler yapılmadığından davacının su yalıtımı uygulamasını yapmaması gerektiğini, uygulama yaptığını iddia eden davacı tarafın iddiası ve kendi ikrarına göre ... Teknik Şartnamesine, Teklif Sözleşmesine, fen ve sanat kaidelerine uygun bir imalat yapmadığının açık olduğunu, davacı tarafın yaptığını iddia ettiği işler nedeni ile alacaklı olduğu yönünde dosyada fatura ve başkaca bir delil bulunmadığını, kendi ticari defter ve kayıtlarında dahi alacaklı görünmeyen davacının davada kötü niyetli olduğu ve hukuki yararının bulunmadığının açık olduğunu belirterek davanın ve davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davada davacı, taraflar arasında teras yalıtım işi ve Asansör kova alanlarının yalıtım işi konusunda sözleşme imzalandığını, davalıya su yalıtım için teklif verdiklerini ve düzenlenen sözleşmeye göre birim fiyatı 29,75 Euro olarak kararlaştırıldığını, edimi tamamlamak suretiyle teslim ettiklerini, asansör kova alanların yalıtım işi konusunda verilen teklif üzerine; 7.454,05+KDV bedelle yapılacağı kararlaştırıldığı ve sözleşme imzalandığını, teras yapım işi için 29.11.2011 tarihli 1.Hakediş raporu düzenlendiğini, taraflar arasında birbirinden bağımsız iki ayrı sözleşme bulunduğunu, hakediş tarihinden itibaren ödenmesi gerektiği ancak ödenmediğinden, asansör kova alanlarının poliüretan enjeksiyon işi için 8.795,23 TL (KDV dahil) ile Teras alanlarının su yalıtımına ilişkin KDV dahil 88.202,91 TL olmak üzere 96.998,68 TL nin hakediş tarihinden itibaren reaskont faizi ile tahsilini talep etmiştir.Davalı, taraflar arasında imzalanmış sözleşme bulunmadığını, davacı tarafın ... projesinde F blok tesas yalıtımı işi yaptırıldığını ve davacı tarafından düzenlenen 23.07.2012 tarihli 23.075,37 TL bedelli fatura 24.08.2012 tarihinde ödendiğini, D blok teraslarında su akan yerlerin onarımını yeni bir ürün ile sağlayabileceğini bildirdiklerini, davacı taraf yeni ürün ile onarım yaptıklarını bildirdiklerini ancak yapılan kontrolde su sızıntısı engellememesi üzerine başka şirkete yaptırıldığını, Asansör alanların yalıtım işi konusunda davacıdan teklif verilmesi istenildiğini, davacı tarafından hazırlanan numune ve talep edilen bedel kabul edilmediğini ve başka bir şirkete yaptırdıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, eser sözleşmesi sözlü yapılabileceğini, davalı taraflar arasında sözleşme olmadığını iddia ettiğini ancak cevap dilekçesinde den anlaşıldığı üzere taraflar arasında davacıya ait inşaattaki teras alanların su yalıtımı ve asansör kovası yalıtımı işlerin yapılması konusunda anlaşıldığı, davalı tarafın her nekadar işin numune olarak yapıldığı iddia edilmişse de bilirkişi raporlarında değinildiği üzere yapılan işin numune olarak değerlendirilemeyeceği, işin ayıplı olması sebebiyle dava dışı üçüncü kişiye yaptırıldığı iddiası ise itibariyle yaptırılan işler davacının yaptığı işler dışında olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, bilirkişi raporu gereğine davacı alacağının 96.998,68 TL olduğu kabulü ile davalıdan tahsiline karar vermiştir.Dava dosyasına davacı tarafından sunulan meail yazışmaları itibariyle, davacı tarafından fiyat teklifleri davalı şirkete gönderildiği, davalı şirket tarafından onaylandığına ilişkin bir cevap meail gönderilmediği gibi davacının iddia eddiği gibi yazılı bir eser sözleşmesi imzalanmamıştır. Yine aynı şekilde, davacı tarafından düzenlenen hakediş evrakları davalı tarafa meail olarak gönderildiği ancak cevap meail gönderilmemiş olduğu görülmüştür. Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanmış sözleşme olmadığını, su yalıtım işi kapsamında; F blok teras yapım işi davacı tarafından yaptırıldığını ve bedelinin ödendiğini, D blok teras su akan yerlerin onarımı yeni madde ile davacı yaptığını ancak su sızıntısını engellememesi sebebiyle dava dışı şirkete yaptırdıklarını, asansör alanların yalıtımı için davacı tarafından numune hazırlandığını ancak numune ve verilen fiyat teklifi kabul edilmediğini beyan etmiştir. Mahkeme, davalı cevap dilekçesi ile akdi ilişkiyi kabul ettiğine ilişkin kabulü doğru değildir. Aksine cevap dilekçesi ile, davacının bir kısım edimleri yaptığını ancak taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını beyan etmiştir.Eser sözleşmesi ilişkisinin varlığı kural olarak yazılı veya kesin delillerle ispatlanmalıdır. 4721 sayılı TMK’nın “İspat yükü” başlıklı 6. maddesi “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” hükmünü amirdir.6100 sayılı HMK'nın “Senetle ispat zorunluluğu” başlıklı 200. maddesinde düzenlenen “(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. " hükmü gereğince davacı taraf, davalı yanın eser sözleşmesinin tarafı olduğu yönündeki iddiasını senetle ispat etmek zorundadır. Aynı maddede (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebileceği de hükme bağlanmıştır. HMK nın 202. maddesinde, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belge delil başlangıcı olarak tarif edilmiş ve senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebileceği belirtilmiştir. (bkz. Yargıtay 6.HD'nin 26.04.2022 gün, 2021/3822 E, 2022/2442 K. Sayılı kararı) Senetle ispat zorunluluğuna ilişkin HMK’nın 200 vd. maddelerindeki düzenlemelerin sonucu olarak sözleşme ilişkisinin kurulması hukukî işlem niteliğinde olduğundan, eser sözleşmesine dayalı bir davada; davalının akdi ilişkiyi inkâr etmesi hâlinde, ispat yükü davacının üzerinde olup, sözleşmenin kurulduğunu davacının kural olarak yazılı delille veya ikrar, yemin, ticari defterler gibi diğer kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/15-3098 E. 2021/546K. 29/04/2021T.) Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının iddiasının aksine taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmamaktadır. Davalı tarafça akdi ilişkinin varlığı inkâr edilmiştir. Sözleşme ilişkisini ispatlamakla yükümlü olan davacı, HMK'nın 200/1. maddesi uyarınca akdi ilişkinin varlığını yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. Davacı tarafça dosyaya bu iddiayı ispatlayacak yazılı bir belge ya da tanık dinlenmesini mümkün kılacak yazılı davalı tarafın dahil olduğu delil başlangıcı niteliğinde bir evrak ibraz edilmemiştir. Davacı tarafından taraflar arasında yazılı akdi ilişki ispat edilememiştir.Bununla birlikte, davalı cevap dilekçesi ile, F Blok teras yalıtım işi, D blok teras su yalıtım onarım işi yapıldığı kabul edilmiş olup, su yalıtımı ilişkin bu hususlarda taraflar arasında sözlü akdi ilişkisi kurulmuştur. Yine asansör alanların yalıtım işinde yapılan numune olarak edim yapılmış olsa bile taraflar arasında sözlü eser sözleşme ilişkisi kurulduğu kabul edilmesi gerekmektedir. Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, davalının kabulünde olan F BLok teras yalıtım ile D blok teras su yalıtım onarım işleri ile asansör alanların yalıtım işine ilişkin inceleme ve hesaplamalar yapılmış olup, iş bedeli 96.998,68 TL olarak belirlenmiştir. Mahkemece bu bedel üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru olmuştur.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/03/2021 tarih ve 2014/71 Esas, 2021/384 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 6.625,98-TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.656,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.969,48 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.