T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1213
KARAR NO:2025/187
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2015/348 Esas, 2020/541 Karar
TARİHİ:14/10/2020
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:04/03/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, müvekkili firma ile davalı arasında akdedilen 01.11.2013 tarihli sözleşme ile davalının mülkiyetinde bulunan ..., ...Tasarımı tarafından hazırlanan projeye uygun hale getirilmesi ile sulama, drenaj altyapısı, toprak ve bitki dikim işlerinin yapılması işinin müvekkili firma taahhüdü altına alındığını, müvekkili firmanın söz konusu işin gereğini sözleşmeye uygun şekilde yerine getirerek işi davalı tarafa teslim ettiğini, taraflar arasında 24.02.2014 tarihinde geçici kabul tutanağı düzenlendiğini, işin hali hazırda geçici kabulünün yapıldığını, 03.03.2014 tarihinde düzenlenen protokol ile müvekkilinin kusurunda olmayan, ancak çeşitli nedenlerle eksik kalmış işlerin tamamlanması amacıyla bir takvim çıkartıldığını, söz konusu protokolde gecikmenin müvekkilin kusurundan ileri gelmediğini, mevsimsel şartların ve ithal edilen bitkilerle ilgili gümrükte yaşanan sıkıntıların gecikmeye neden olduğunun açıkça belirtildiğini, yine protokol gereği sözleşmeye uygun olarak düzenlenmek suretiyle davalı tarafa teslim edilmiş bulunan teminat mektubunun süresinin 31.03.2015 tarihine kadar uzatıldığını, bir yıllık bakım süresinin ise 03.03.2014 tarihi itibariyle başlanmasına karşılıklı mutabakat ile karar verildiğini, taraflar arasında imzalanan 01.11.2013 tarihli sözleşmenin 5. maddesinde 1 yıllık bakım süresinin sonunda kesin kabulün yapılacağı ve teminatın iade edileceğinin düzenlendiğini, bakım sorumluluğunun başladığı 03.03.2014 tarihinden itibaren müvekkilinin projedeki tüm eksiklikleri tamamladığını, üzerine düşen tüm sorumlulukları eksiksiz yerine getirdiğini, ancak bu süre sonunda davalı tarafından müvekkiline keşide edilen Beyoğlu ... Noterliği 09.02.2015 tarih ve ... sayılı ihtarname ile, yalı bahçesinde bir alanda ve özellikle yağışlı havalarda su göllenmesi oluştuğu ve bu durumun çözüme kavuşturulmaması ve yine teminat mektubu süresinin 31 Mart 2015 tarihine kadar uzatılmaması halinde teslim edilen teminat mektubunun nakde çevrileceği hususlarının ihtar edildiğini, söz konusu ihtarnameye Ankara 25. Noterliği 20.02.2015 tarih ve ... sayılı yazı ile keşide ederek verilen cevapta "iddia edilen göllenmenin müvekkilinin kusurundan ileri gelmemesine rağmen müvekkili firmanın iyiniyet ve çözüm odaklı olması, sektörde tanınmışlığı ve profesyonel iş anlayışı gereği, kusuru olmadığı halde mevsimsel şartlar uygun olduğunda havanın ve toprağın ilk kuru olduğu zamanda sorunun giderileceğinin" karşı tarafa ihtar edildiğini, Ankara ... Noterliğinden müvekkili firma adına gönderilen 06.03.2015 tarih ve ... sayılı ihtarname ile 'müvekkil firmanın işi sözleşme ve eklerine uygun şekilde yapmış olduğu, protokol ve ekleri gereği bakım işinin sonuna gelindiği, normal koşullarda protokol gereği 03.03.2015 tarihi itibariyle bakım işi bittiği ancak müvekkil iyiniyetle personelini alandan çekmediği ve bakıma devam edildiğini, işin alanda mevcut haliyle kesin kabulünü engelleyen bir durum söz konusu olmadığını, alanda küçük olan sorunun giderileceğine ilişkin müvekkilin iyiniyetli tutumuna rağmen, maillerine yanıt verilmediğini belirtilerek söz konusu ihtarın tebliğinden itibaren 3 iş günü içerisinde kesin kabul işlemlerine başlanılması ihtar edildiğini, ancak davalı yanca herhangi bir cevap verilmediği gibi kesin kabul işlemlerine başlanmadığını belirterek, harca esas dava değeri 10.000,00 TL gösterilmek suretiyle kesin kabul işlemlerinin mahkemece yapılmasını, sözleşme çerçevesinde davalı tarafa verilen 07.11.2013 tarih ve ... nolu 50.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun iadesini, iadenin mümkün olmadığı koşullarda oluşan her türlü zararın tazminini, bakiye alacakların davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkili tacir olmadığından ötürü davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, davanın haksız ve mesnetsiz olarak açıldığını, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacının dava konusu sözleşme ve eki protokol gereğince üstlendiği işi ayıplı yapmasından dolayı müvekkilinin davacıdan tazminat alacağının mevcut olduğunu, işin süresinde bitirilememesi ve eksik ve kusurlu olması karşısında durumu tespit eden ve tarafların bunda mutabık oldukları 03.03.2014 tarihli protokolün tanzim edildiğini, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesine mahallinde yaptırdığı 10.03.2015 tarihli özel uzman incelemesi sonucunda, davacının sermiş olduğu toprağın altındaki araziye ait orijinal zeminde herhangi su emilmesine engel bir durumun olmadığı dolayısıyla bozukluğun yüklenicinin serdiği üstteki çim altı toprağın işin özelliğine uygun gerekli ölçüde su geçirgenliğinde olmamasından kaynaklandığı ve bu katmanın tamamen değiştirilmesi gerekliliğinin belirlendiğini, aynı hususların İstanbul Anadolu 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/27 Değişik İş sayılı dosyasından da tespit edildiğini savunmuş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme, dava dilekçesinde bildirilen harca esas dava değeri ile talep sonucu yeteri açıklıkta bulunmadığından davacı yana talebi açıklattırılmış, davacı vekili 21/05/2015 tarihli dilekçesinde; teminat mektubunun davalı yanca nakde çevrildiği, bu sebeple oluşan zararın 50.045,95 TL olduğu, ayrıca davalı yanın yapılan iş ve hizmet bedelleri karşılığı olarak 4.429,26 TL borçlu olduğu bildirilmiş, 44.475,21 TL üzerinden harç ikmali yaparak talebini 54.475,21 TL olarak açıklandığı, taraflar arasında ... Üsküdar/ İstanbul adresinde bulunan ...'nın bahçe düzenlemesinin yapılması noktasında akdolunan 01/11/2013 tarihli sözleşme kapsamında ticari ilişki bulunduğu, sözleşmenin 3. maddesi ve ek protokollere göre işin konusunun bahçenin dava dışı ... Tasarım firması tarafından hazırlanan peyzaj projesine uyulmak kaydıyla alanın drenaj ve sulama sisteminin yeniden tesis edilmesi, mevcut çimin sökülerek gereksiz toprak ile birlikte sahadan uzaklaştırılması, yeni bitkisel toprak getirtilerek serilmesi ve tesfiye edilmesi, yeniden çim serilmesi ve projede belirlenmiş bitki dikimlerinin yapılması işlerinin davacı tarafından yapılarak davalı şirkete teslim edilmesi olduğu, yapım işine 01/11/2013 tarihinde 188.158,59 TL ön bedelle sözleşme yapılarak başlandığı, 21/02/2014 tarihinde iş tamamlanarak 03/03/2014 tarihinde geçici kabul yapıldığı ve bu tarihten itibaren 3.145,71 TL/ ay bedelle 1 yıllık bahçe bakım işine başlandığı, davacının yüklenici olarak aldığı işin 1 yıllık garanti sürecinde proje alanının bir bölümünde göllenme olduğunun tespit edildiği, davalı işveren tarafından ihtarname gönderilmek suretiyle kesin kabul yapılmayarak bir kısım hakedişin ödenmediği ve davacı tarafından verilen teminat mektubunun nakde çevrildiği, işin ayıplı olduğu iddiasıyla işin düzeltilmesi maksadıyla işi ikinci bir yükleniciye verdiği dosya kapsamından anlaşılmakla taraflar arasındaki uyuşmazlığın da davacı yanın sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirip getirmediği, sözleşme konusu işin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise oranı ve miktarı ile davacı yanın sözleşme kapsamında alacak talebi ile teminat mektubu nakde çevrilmiş olmakla bedelinin istirdatı talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, davalı yan işin ayıplı yapıldığını ve ayıbın giderilmemesi sebebiyle işin üçüncü kişilere yaptırıldığını savunmuşsa da dava dosyasından, delil tespiti dosyasından ve talimat mahkemelerinden alınan raporlarda davaya konu işin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise miktarı net olarak tespit edilemediği, aksine hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olup, işin davalı yanca herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın üçüncü kişilere yaptırılmış olması karşısında davacı tarafından yerine getirilen işteki ayıbın varlığı ve durumunun tespiti gelinen aşamada dosya mevcudundaki bilgi ve belgelerden anlaşılanlar dışında mümkün bulunmadığı, teknik bilirkişiler tarafından sunulan raporlarda davacının kullandığı toprağın sözleşmede kararlaştırılan toprak tekstür ve karakterine uygun olduğu, sulama sistemi, drenaj sistemi, bitki dikim gibi işlerin gereği gibi yerine getirildiği ve mahallinde keşfen yapılan incelemede göllenme ve balçık gibi bir durumun olmadığı tespit olunduğu ve ayıp iddiasına konu sorunlu yerlerin ağaç gölgesi, ağaç ibrelerinin toprağın ph seviyesini düşürmesi nedeniyle çimde meydana gelebilecek kelleşme, fazla sulanma veya toprağın yapısı gibi farklı sebeplere dayanabileceği belirtildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı yanın ayıp iddiasını elverişli delillerle ispatlayamadığının kabul edildiği, TBK 113. maddesine göre yapma borcunun borçlu tarafından ifa edilmemesi halinde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilecekse de bu yönde bir mahkeme kararı olmadan davalı yan işi üçüncü kişilere yaptırmakla ispat imkanını ortadan kaldırdığını ve sorumluluğu da kendi üzerine aldığını, tanık beyanları ile taraflar arasındaki yazışmalar kapsamında davacı yüklenicinin işi sözleşme kapsamında yerine getirme ve var ise sorunlu işleri düzeltme gayreti içerisinde bulunduğu anlaşılmakla ifa imkanı tanınmayan davacı yüklenicinin ayıp olgusu sabit olmamakla birlikte varsa dahi ayıptan sorumlu tutulamayacağı kabul edildiği, mali müşavir bilirkişi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtlarının da irdelenmesi suretiyle oluşturulan bilirkişi raporunda davacının sözleşme kapsamında ödenmeyen bakiye 1.113,58 TL alacağının bulunduğunun tespit edilmiş olması ve davacı tarafından verilen teminat mektubunun davalı tarafça haklı olmaksızın nakde çevrildiğinin sabit olması karşısında davacının teminat mektubunun paraya çevrildiği belirtilerek, uğranılan zarara istinaden 50.000,00 TL ile yapılan iş kapsamında ödenmeyen 1.113,58 TL alacağa, daha önce faiz talebinde bulunulmadığından ıslah tarihi olan 16/09/2020 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile teminat mektubunun paraya çevrilmesi nedeniyle uğranılan zarara istinaden 50.000,00 TL ile yapılan iş kapsamında ödenmeyen 1.113,58 TL alacağın ıslah tarihi olan 16/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir. Davalı vekili istinafında; davalının tacir olmadığını, her hangi bir ticari işletmesi olmadığını ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, delillerin takdirinde hataya düşüldüğünü, işin ayıplı olduğunu davalının alacaklı olduğunu, mahkemenin öncelikle teminatın iadesi yükümlülüğünün olup olmadığını incelemesi gerektiğini, takas mahsup defileri olduğunu, taraflar arasında henüz kesin kabul yapılmadığını, ayıbın gizli ayıp olduğunu, teminat yükümlülüğünün devam ettiğini, teminat mektubunu bozmamak için müvekkilinin Beyoğlu 60 Noterliğinin 09.02.2015 tarih, ... sayılı ihtarı ile teminat mektubu süresinin 31.03.2016 tarihine kadar uzatılarak kendilerine teslimini davacıdan talep ettiklerini, aynı zamanda ayıplarında ihbar edildiğini, davacının bunu kabul etmediğini, geçici kabul tutanağında ayıpların tespit edildiğini ve kesin kabulün yapılmadığını, gizli ayıp sebebiyle teminat mektubunun nakde çevrilmesinin hukuka uygun olduğunu, uzman görüşü ve delil tespiti olduğunu, 600 m2 lik alanın ayıplı olduğunun özellikle değişik iş raporu ile sabit olduğunu, talimatla alınan raporlarda da bu durumun belli olduğunu, ayıbın var olduğunu, ayıbın olduğu hususunda 3 ayrı bilirkişi raporu olduğunu, hizmet bedeli yönünden davalının hiç bir borcu bulunmadığını, hizmet bedeli alacak talebinin de reddedilmesi gerektiğin belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık Türk Borçlar Kanunun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davası olup, davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait ... peyzaj çalışmasını bitirdiğini, kesin kabulün yapılmadığını, verilen teminat mektubunun nakde çevrilmesi sebebiyle uğranılan zararı ve yapılan işin bakiye bedelini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının ayıplı ifa yaptığını, delil tespiti yaptırdıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Yerel mahkeme, davacı tarafından yerine getirilen işteki ayıbın varlığı ve durumunun tespiti gelinen aşamada dosya mevcudundaki bilgi ve belgelerden anlaşılanlar dışında mümkün bulunmadığı, teknik bilirkişiler tarafından sunulan raporlarda davacının kullandığı toprağın sözleşmede kararlaştırılan toprak tekstür ve karakterine uygun olduğu, sulama sistemi, drenaj sistemi, bitki dikim gibi işlerin gereği gibi yerine getirildiği ve mahallinde keşfen yapılan incelemede göllenme ve balçık gibi bir durumun olmadığı tespit olunduğu ve ayıp iddiasına konu sorunlu yerlerin ağaç gölgesi, ağaç ibrelerinin toprağın ph seviyesini düşürmesi nedeniyle çimde meydana gelebilecek kelleşme, fazla sulanma veya toprağın yapısı gibi farklı sebeplere dayanabileceği belirtildiği, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde davalı yanın ayıp iddiasını elverişli delillerle ispatlayamadığının kabul edildiği belirterek, ayıp olgusu sabit olmamakla birlikte varsa dahi davacının ayıptan sorumlu tutulamayacağı kabul edildiği, mali müşavir bilirkişi tarafından tarafların ticari defter ve kayıtlarının da irdelenmesi suretiyle oluşturulan bilirkişi raporunda davacının sözleşme kapsamında ödenmeyen bakiye 1.113,58 TL alacağının bulunduğunun tespit edilmiş olması ve davacı tarafından verilen teminat mektubunun davalı tarafça haklı olmaksızın nakde çevrildiğinin sabit olması karşısında davacının teminat mektubunun paraya çevrildiği belirtilerek, uğranılan zarara istinaden 50.000,00 TL ile yapılan iş kapsamında ödenmeyen 1.113,58 TL alacağa, daha önce faiz talebinde bulunulmadığından ıslah tarihi olan 16/09/2020 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar vermiştir.Dosya kapsamında alınan 22/08/2019 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; davacı yüklenicinin sözleşmeye konu olan işi şartnameye uygun olarak imalat yaptığı, toprak karışımının uygun hazırlanarak serildiği, geçici kabul tutanağında belirtilen uygulama eksikliklerinin hava koşulları müsaade ettiği durumda giderilmeye çalışıldığı, kesin kabul yapılmayarak, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın hakedişin ödenmemesi ve teminatın nakde çevrilmesinin taraflarca imzalanan sözleşme ve protokole aykırı olduğunun düşünüldüğü, sorunlu alan olduğu kanıtlanamamış, ayıplı olduğu iddiada kalmış alanın metrajının belirlenmeden ispat yükü üzerinde olmasına rağmen davalı tarafından işin ikinci yükleniciye ikmalinin yapılmış olması işverenin kendi tasarrufundaki bir kararın neticesi olduğu, kanuna göre davalı hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğunu, işin ayıplı olarak yapılmadığı görüşüne varıldığı için davacı yüklenicinin ayıptan dolayı sorumlu tutulamayacağı ve bu doğrultuda davalı iş sahibinin ayıptan doğan haklardan yararlanamayacağı bu durumda davalı iş verenin KDV hariç 188.158,59 TL sözleşme bedelli iş kapsamında fatura bedelinin tamamını ödemesi ve nakde çevirdiği 50.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun tamamının yasal faizler hesaplanarak davacıya ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.Bilirkişi heyetine mali müşavir bilirkişi de dahil edilmek suretiyle alınan 15/06/2020 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda, tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahipleri lehine delil vasfını haiz olduğu, tarafların ticari defterlerindeki kayıtlarıyla örtüşen muavin kayıtlarının incelenmesinde 2013 yılı başı itibarıyla davacının davalıdan alacağının 7.933,46 TL olduğu, toplam 237.516,59 TL tutarındaki 15 adet faturanın 2013, 2014 ve 2015 yıllarında davacı şirket tarafından düzenlendiği ve ticari defterlerine kaydedildiği, faturalardan 31/03/2015 tarihli ... numaralı ve 1.113,58 TL tutarlı fatura dışındaki tüm faturaların davalı taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafın ticari defterlerindeki kayıtlara göre davacının davalıdan alacğaı 1.113,68 TL olarak gözükmekteyken davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan alacağının 0,10 TL olarak kaydedildiği, aradaki farkın nedeninin 31/03/2015 tarihli ... numaralı ve 1.113,58 TL tutarlı faturanın davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmamasına rağmen davacı şirketi ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalıya verilen ... Bankasına ait 07/11/2013 tarihli ... numaralı ve 50.000,00 TL meblağlı teminat mektubunun davalı tarafından nakite çevrildiği, tasfiye tahsilat işlemi adı altında 45,95 TL tahsil edildiği, teminat mektubu tutarının ödenmesi için %12 faiz üzerinden 50.000,00 TL kredi çekildiğine ilişkin belge bulunmadığından bu hususta değerlendirme yapılamadığı, davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlıyken davalı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olmayan 31/03/2015 tarihli ...numaralı ve 1.113,58 TL tutarlı faturanın taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden yapılan iş bedeline ilişkin olduğu anlaşıldığından 1.113,58 TL ve nakde çevirilen teminat mektubu bedeliinin davalı tarafından davacıya ödenmesinin gerektiğinin değerlendirildiği, 10/11/2016 dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan 07/11/2013 tarihli ... nolu 50.000,00 TL bedelli teminat mektubundan dolayı 50.000,00 TL asıl alacak 8.486,30 TL işlemiş faiz ile hesaplanan alacağından kaynaklanan 1.113,58 TL asıl alacak olmak üzere toplam 59.599,88 TL alacaklı olduğu tespitlerinde bulunulmuştur.Mahkeme, 22.08.2019 tarihli kök raporu ve 15.06.2020 tarihli ek rapora dayanmıştır. Somut olayda mahkemenin dayandığı raporlar nazara alındığında, davacının bir sorumluluğu olmadığı anlaşıldığından, yerel mahkeme kararı dosya kapsamına, hukuka ve usule uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere1 - İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2020 tarih ve 2015/348 Esas, 2020/541 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2 - Alınması gereken 3.491,56 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 1.114,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.377,26 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,3 - Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4 - İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.