T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/561
KARAR NO:2024/950
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:13/10/2020
NUMARASI:2018/793 Esas, 2020/636 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:05/11/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Dava; taraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklanan zararların tazmini talebine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur.Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, ... müşterisinden almış olduğu iki farklı modelin siparişine ait ürünlerin örgü kumaşların imalatı için davalı yan ile anlaşmış olduğunu, davacı şirketin ... firmasından almış olduğu 3.825 adet ... model sipariş için (%94 polyester %6 licra rosa renk 185-200 gr/m2 150 cm en özelliklerindeki) 460,00 kg kumaşın imalatı için davalı ile 03/08/2017 tarihinde 15 gün içerisinde teslim edilmesi konusunda anlaşılmasına rağmen, davalı tarafın söz konusu kumaşı tekstil piyasası için uzunca bir süre sonra gecikmeli olarak 16/10/2017 tarihinde teslim etmiş olduğunu, davalının gecikmesinden dolayı müvekkili şirketin ürünü zamanında ihraç edememesi nedeniyle ihracatını zorunlu olarak yaklaşık %10 oranında indirim ile gerçekleştirebilmiş olduğunu, davacının iş bu gecikmeden dolayı toplam 1.644,75 Euro zararı oluştuğunu, davalının hatalı şardon işleminden dolayı kumaşların hatalı olduğunun anlaşıldığını, müvekkili şirketin gerek gecikmeden gerekse hatalı imalattan dolayı B.Çekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/48 D.İş sayılı dosyası ile yaptırmış olduğu tespitte toplam zararının 5.399,68 TL + 2.281,33 TTL = 7.681,91 TL olduğunun tespit edildiğini belirterek; gecikmeli ve hatalı imalatı yapılan kumaşlardan dolayı 7.681,91 TL zararın ve yargılama giderlerinden sayılan tespit giderlerinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; tarafların 3.825 adet ... model sipariş, 460,00 kg kumaşın imalatı için anlaştıklarını ve davalının imalat işlemi yapıldıktan sonra kumaşı davacı firmaya teslim ettiğini, davalının davacı şirkete satmış olduğu kumaşlarla ilgili irsaliye ve faturalarda malın tesliminden itibaren 15 gün içinde itiraz edilebileceğinin açık ve net olarak belirtmiş olduğunu, davacı şirketin malların teslim edilmesinden sonra müvekile karşı herhangi bir itiraz ve bildirimde bulunmadığını ve söz konusu kumaşları konfeksiyon ürünü haline getirmiş olduğunu, davalı şirketin ürünler kesildikten sonra hiçbir sorumluluğun kabul edilmeyeceğinin irsaliye ve faturalar üzerinde belirtilmiş olduğunu, bu hususta davacı şirketin anlaşmayı kabul etmiş olduğunu, davacı şirketin gerek süresinde ihbarda bulunmama gerekse de kumaşları kesip ürün haline getirmiş olmasından dolayı müvekkilinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece 13/10/2020 tarihli karar ile, "Davanın, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan aldığı tekstil ürünleri karşılığında düzenlenen faturalar bakımından davalıdan alacaklı olup olmadığının tespitine ilişkin olduğu, 09/07/2019 tarihli bilirkişi raporu ile; davacının işyerinde bulunan 420 adet ... model s-shirtün imalatında kullanılan şardon işlemi aşırı fazla yapılmış kumaşlar nedeniyle ayıplı hale geldiği, davacının davalıdan satın aldığı gri melanj 3 iplik kumaşlardan şardonu aşırı yapılmış olanların kumaş yapısından kopan ve dökülen iplikler nedeniyle ayıplı olduğu, kumaşta aşırı fazla yapılmış şardon ayıbının çıplak gözle incelemeyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, tekstildeki işin olağan akışına göre, davacının kumaşları kesmeden önce muayene etmediğini ve kumaştaki açık ayıplar yönünden davalıya ayıp ihbarında bulunmadığından, davacının süresinde muayene ve ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirmediği ve davalının teslim ettiği kumaşları kabul ederek kesip diktiği, tarafların 2017-2018 yılı ticari defterlerinin lehlerine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; dava tarihi 14/08/2018 itibariyle davacının davalıya 5.900,00 TL borçlu olduğu, davalının ticari defterlerine göre; dava tarihi 14/08/2018 itibariyle davalının davacıdan 5.900,00 TL alacaklı olduğunu, dava tarihi itibari ile davacının davalıdan alacağının bulunmadığını bildirdikleri, Büyükçekmece Sulh hukuk mahkemesi dosyası ile davacının dilekçe ekinde sunduğu mailler ile itirazlar yönünden dosyanın değerlendirilmesi için alınan 09/01/2020 tarihli ek rapor ile; davalının 489,8 kg ... model %94 polyester %6 lyc süprem rosa varak baskılı kumaşı davacıya geç teslim ettiği, kumaşın geç teslim edilmesi sonucu davacının 670-787539 order nolu 3.825 adet % 94 Poly % 6 elastan örme bayan tişörtü müşterisine geç teslim ettiği ve geç teslim nedeniyle 1.644,75 Euro (14/08/2018 dava tarihi itibariyle 12.324,77 TL) zararının oluştuğu, davacının 06/12/2017 tarihli e-mail yazışmasıyla zararının 2.500 TL'sini davalıdan talep ettiği , davacı iş yerinde bulunan 420 adet ... model s-shirtün, imalatında kullanılan şardon işlemi aşırı fazla yapılmış kumaşlar nedeniyle ayıplı hale geldiğini, davacının davalıdan satın aldığı gir melanj 3 iplik kumaşlardan şardonu aşırı yapılmış olanlarının kumaş yapısından kopan ve dökülen iplikler nedeniyle ayıplı olduğunu, kumaşta aşırı fazla yapılmış şardon ayıbının çıplak gözle incelemeyle anlaşılabilecek açık ayıp olduğunu, tekstildeki işin olağan akışına göre, davacının kumaşları kesmeden önce muayene etmediği ve kumaştaki açık ayıplar yönünden davalıya ayıp ihbarında bulunmadığının tespit edildiği, dosya muhteviyatı itibari ile davalı tarafından davacıya teslim edilen ürünlerde yer alan ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğu, her ne kadar Büyükçekmece Sulh Hukuk mahkemesinde yapılan delil tespitinde söz konusu ürünlerin gizli ayıplı olduğu ifade edilmiş ise de, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiği, Ticaret Kanununda yer alan ayıp hükümlerinin uygulanması gerektiği, tarafların her ikisi tacir olup TTK'nın 23/son maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içerisinde getirmeleri gerektiği, davacı taraf satılan malın ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de davacı tarafından ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesi ile,tarafların örgü kumaşların imalatı için 03/08/2017 tarihinde anlaştıklarını, davacı şirketin bu sözleşme ile ... firmasından aldığı 3.825 adet ... model siparişin üretimi için gerekecek (%94 polyester %6 licra rosa renk 185-200 gr/m2 150 cm en özelliklerindeki) 460,00 kg kumaşın imalatını, 15 gün içerisinde teslim edilmesi şartıyla anlaştığını, ancak davalı tarafın ''mesleki alanında isim yapmış güvenilir ve ticari erdemini önde tutan bir firma'' olmanın mahiyetine aykırı olarak siparişi ancak 16/10/2017 tarihinde yani sözleşmede kararlaştırılan tarihten yaklaşık 2 ay sonra teslim ettiğini, bu sebeple davacı şirketin ürünü zamanında teslim edemediğinden ihracatı zorunlu olarak %10 indirim ile gerçekleştirebildiğini ve bu gecikmeden ötürü 1.644,75 Euro zarara uğradığını, aynı zamanda uygulanan ''...'' işleminden dolayı kumaşların hatalı imal edilerek ayıplı ifa gerçekleştirildiğini, B.Çekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/48 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespitte toplam zararının 5.399,68 TL + 2.281,33 TTL = 7.681,91 TL olduğu tespit edildiğini; davalının gecikmeli ve hatalı imalatı yapılan kumaşlardan dolayı müvekkil şirkete uğramış olduğu 7.681,91 TL zararın oluştuğunu, dava dosyası içerisinde sunulan bilirkişi raporlarında davacı şirkete teslim edilen kumaşlarının ayıplı olduğunu kabul etmekle birlikte ayıbın açık ayıp olduğuna ilişkin görüş sunulduğunu, delil tespit raporunda gizli ayıp tespiti yapılmasına karşılık, çelişkinin giderilmesine yönelik hiçbir somut delile dayanılmadığını, bilirkişi tarafından açık ve net olarak sübjektif görüşlerine dayalı olarak gerekçesiz rapor oluşturulduğunu, raporlar arasında ki çelişkinin giderilmesi için, dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi gerekirken, çelişki giderilmeksizin dosya hakkında hüküm verildiğini, davalı şirketin ürünü hatalı imal ettiğini ve taraflar arasında belirlenen süreden geç teslim ettiğini, teslim edilen ürünlerin imalat esnasında kullanılan şardon işleminin olağandan fazla uygulanması sebebiyle imal edilen gri melanj 3 iplik kumaşların kumaş yapısından kopan ve dökülen iplikler nedeniyle, ürünlerde gizli ayıp olduğunu, bu durumun tespit edilmesi ile birlikte davalı şirketin Türk Ticaret Kanunu 18-II maddesine göre davalı şirketin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmediğini, gecikmelerden dolayı da defalarca uyarıldığını, davalı tarafın ise süresinde uyarılmamasına yönelik itirazlarının ise hukuki olarak geçersiz olduğunu, davacının gerek geç teslimden gerekse hatalı imalattan dolayı zarara uğradığının ek bilirkişi raporunda tespit edildiğini, Mahkeme tarafından,ürünlerin geç teslim edilmesi ve gecikme nedeniyle oluşan zararlara ilişkin hiçbir inceleme yapmadığını geç teslim iddialarımızın ne şekilde hangi gerekçe ile dikkate alınmadığına dair herhangi bir karar veya görüş gerekçeli karar içerisine yansıtılmadığını, bilirkişinin davacı şirketin sadece 2.500 Türk Lirası talep ettiği yönündeki tespitinin de söz konusu olan elektronik posta iletisi incelendiğinde hatalı ve yanlış olduğunu, söz konusu elektronik posta iletisinde aynen ''...model %94 polyester %6 LYC kumaşımız için gecikmeden dolayı müşterimiz bize %10 reklamasyon kesti. Ama biz size sadece 2500 reklamasyon kesicez. Tarafınıza yansıtılacaktır. Teyidini rica ediyoruz. Bilgilerinize'' şeklinde olup söz konusu reklamasyon bedelinin de tamamının davalıya yansıtılmadığını, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Taraflar arasında, örgü kumaşların imalatı için 03/08/2017 tarihli anlaşma sözleşme akdedilmiştir.Somut olayda davacı yan , davalının şipariş konusu kumaşları geç teslim etmiş olması ve kumaşların ayıplı olması sebebi ile uğradığı zararları talep etmiş, davalı yan ise davacının kumaşları kesip tekstil ürünü haline getirdikten sonra ayıba dayanarak talepte bulunamayacağını, süresinde ayıp ihbarında da bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiş, mahkemece tarafların tacir olduğu ve TTK'nın 23/son maddesi gereğince malın ayıplı olduğunun teslim sırasında açıkça belli ise iki gün içerisinde dile getirmeleri gerektiği, davacı taraf satılan malın ayıplı olduğunu ileri sürmüş ise de davacı tarafından ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Somut olayda , davalının davacıya teslim ettiği kumaşların ayıplı olduğu konusunda ihtilaf yoktur, dosyada mübrez bilirkişi kök ve ek raporu ile ayıbın açık ayıp olduğu belirlendiği, davacı yan tarafından dayanılan Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2018/48 D.İş sayılı dosyasından alına rapor da ise genel tespitlerle değinildiği ancak davacı yanın iddia ettiği gibi gizli ayıp tespitinde bulunulmadığı, davacı yan tarafından ayıbın gizli ayıp olduğuna dair sunulan uzman görüşünün de davanın taraflarınca her zaman lehlerine düzenletilebilecek bir rapor olduğu bu nedenle mahkemece alınan raporlar ile arasında çelişki olduğunun kabul edilemeyeceği, taraflar arasındaki yazışmaların incelenmesinde de davacının süresinde muayene ve ayıp ihbarı yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve davalının teslim ettiği kumaşları kabul ederek kesip diktiğini anlaşıldığından mahkemece; davacı tarafından ayıp ihbarında bulunulduğuna dair herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 13/10/2020 tarih ve 2018/793 Esas, 2020/636 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 373,20 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 05/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.