T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2072
KARAR NO:2024/866
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:24/02/2022
NUMARASI:2021/159 Esas, 2022/166 Karar
DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:22/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili: davalı fatura borcuna ilişkin .... Sayılı icra takibi başlattıklarını ancak davalı tarafından itiraz edilmesi sebebiyle takibin durduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi gereğince arabuluculuk başvurusu yaptıklarını ancak davalı taraf ile arabuluculuk görüşmesinde anlaşma sağlanamadığını, taraflar arasında 25/04/2018 tarihli, ''...'li iş kapsamında Üsküdar .... Yurt Gençlik Merkezi ve Okul Projesi Hazırlanması Hizmet Alımı sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 5. maddesi uyarınca sözleşme, 1.978.373,40 TL bedel üzerinden akdedildiğini, sözleşme kapsamında ilk olarak davalıya 04.10.2018 tarih ... nolu 437.706,49 TL fatura düzenlendiğini, sözleşmeye uygun olarak projenin tamamlandığını ve 06/03/2020 tarihli yazılı başvuru ile davalıya eksiksiz olarak teslim edildiğini, projenin sözleşmeye uygun şekilde 06/03/2020 tarihinde eksiksiz olarak davalıya teslim edilmesine rağmen sözleşmede belirlenen sürelere aykırı biçimde 60 gün içinde kesin kabul işlemlerinin tamamlanmadığını ve kesin hesap raporunun çıkarılmadığını, bunun üzerine Beyoğlu .... Noterliğinin 16/10/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalıya, davalı tarafından teslim alınan işin muayene ve kabul işlemlerinin yapılarak kesin hesap raporunun çıkarılması ve bakiye 1.607.435,70 TL hakediş bedelinin 06/03/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 iş günü içerisinde ödenmesini, aksi takdirde tüm yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, ihtarnamenin davalıya 20.10.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalıya çekilen bu ihtarnameye davalı tarafından Beyoğlu .... Noterliğinin 27/10/2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarı ile cevap verildiğini belirterek borçlunun .... sayılı dosyasındaki haksız ve dayanaksız itirazının iptaline, takibin devamına, borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsilini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili; sözleşmenin 18.3. maddesine aykırı olarak teslim tarihinden itibaren 60 gün iş günü içinde kesin hesap raporu çıkarılmadığı iddiası haksız ve yersiz takip yapıldığını, taraflarca imzalanan sözleşmelerin 18.3. maddesinde “Teslim alınan işin muayene ve kabul işlemleri işin kabule elverişli şekilde teslim edildiği tarihten itibaren 60(Altmış) iş günü içinde yapılarak kesin hesap raporu çıkarılır” dendiğini, iş sonunda yüklenici firmaya ödeme yapılabilmesi için idare tarafından gerekli inceleme yapılarak projenin ancak kusursuz ve eksiksiz görülmesini ve kabule elverişli olduğunun tespit edilmesi halinde ödeme yapılabileceğini, projenin kabule elverişli şekilde teslim edildiği tarih kabule elverişliliğin idare tarafından kesin olarak tespit edileceği tarih olduğunu, idarenin (İBB) ana işlere ilişkin kesin hakedişleri hala beklenmekte olup işin kabule elverişli şekilde teslim edilip edilmediği kesin olarak henüz tespit edilmediğini, borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından takibe konu faiz tutarı ayıplı proje ve işlerin teslim tarihinden itibaren işletildiğini, geçmişe dönük faiz talebi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmede temerrüt faiz oranı ve faiz başlangıç tarihi düzenlenmediğini, bu sebeple faizin takip tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğinden davacının fahiş faiz talebinin reddini, davanın reddi ile %20’si oranından kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Davalı tarafından İstanbul Büyükşehir Belediyesine yapılan 04/05/2020 tarihli başvuru, davalıya keşide edilen ihtarnameler, kesin hakediş tutanakları ve bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere davacı yüklenici tarafından eserin 06/03/2020 tarihinde davalıya teslim edildiğini, teslim edilen eserin 12/06/2020 tarihinde kesin kabul işleminin yapıldığını, sözleşmede kararlaştırılan 1.978.373,40 TL bedel kapsamında davacının, daha önce ödendiği hususunda ihtilaf bulunmayan 437.706,49 TL tutarlı hakediş alacağının mahsubu neticesinde (1.978.373,40 TL - 437.706,49 TL = 1.607.435,70 TL) 1.607.435,70 TL hakediş alacağı ile ihtarnamenin davalıya tebliğ tarihi 20 Ekim 2020 tarihinden takip tarihine kadar 1.607.435,70 TL'ye işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep edebileceğini, davacının takip talebinde yalnız 2.338,49 TL işlemiş faiz ile kabulüne karar vermiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde ;bilirkişi raporunda davacının davalıdan 1.607.435,70 TL + KDV= 1.896.774,12 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, bilirkişi raporuna göre karar verilmesi halinde davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, mahkeme tarafından neden KDV yönünden talebin kabul edilmediğini, ya da neden bilirkişi raporuna uyulmadığı açıklanmadığını, dava dışı ... Müdürlüğü ile davalı Şirket arasında düzenlenen ana sözleşme hükümlerinin, dava konusu yapım işinin hakediş ve kabul işlemlerini de bağlayacağı konusunda sözleşmede bir hüküm bulunmamasını ve/veya sonradan düzenlenen bir protokol dava dosyasında bulunmadığı için davalı şirketin itirazlarının yersiz olduğunu ve davacı şirketin dava konusu alacak tutarı hakkında haklı olduğu" tespit edildiğini, davacının davalıdan 1.607.435,70 TL + KDV = 1.896.774,12 TL alacaklı olduğu tespit edildiğini, raporda da sözleşme hükümleri uyarınca KDV'ye hak kazandığı tespit edilmesine rağmen mahkeme tarafından asıl alacağı kabul etmesine rağmen neden KDV yönünden itirazın iptaline karar verilmediğini, bilirkişi raporuna neden uyulmadığı açıklanmadığını, hangi gerekçeyle bilirkişi raporuna uyulmadığının açıklanması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre KDV'nin sözleşme bedelinden ayrı olarak idare tarafından ödenmesi gerektiğini, asıl alacak açısından davalının itirazlarının yerinde olmadığını ve davacının ücrete hak kazandığını, ücrete hak kazanan aynı zamanda KDV'ye de hak kazanacağını, bu sebeple mahkeme kararının hukuk aykırı olduğunu, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı dürüsrtlük kuralına uygun davranmadığını, haksız ve kötü niyetli olarak icra takibine (likit alacağa) itiraz ettiğini, davalı tarafın icra takibine itirazı haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirkete karşı, açık hesap ilişkisinden kaynaklanan faturalara ilişkin açılan itirazın iptali davasında İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/781 E. sayılı dosya ile icra inkar tazminatına hükmedildiğini, aynı zamanda alacağın ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline karar verildiğini, davaya konu projeye benzer olarak matbu sözleşmeler şeklinde yapılan eser sözleşmelerinden kaynaklı ödenmeyen ücretler faturalandırıldığını, faturaların ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalı yine idare olarak ...'nin onayının gerektiği savunmasını yapmışsa da mahkemece kabul görmeyerek itirazın iptaline karar verildiğini, somut olayda olduğu gibi taraflar arasındaki sözleşme ve faturalardan kaynaklı alacak likit kabul edildiğini, itirazın da haksız ve kötü niyetli kabul edilmemesi sebebiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedildiğini, tüm bu sebeplerle gerek alacağın KDV'ye ilişkin kısmının kabul edilmemesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmemesi ve avans faizi ile tahsili kararı hukuka aykırı olduğunu, bu sebeple mahkemenin davanın kısmen kabul kısmen reddine kararını kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, faiz türünün ticari temerrüt faizi olarak düzeltilmesini ve alacağın %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde ; davalı şirket temerrüde düşürülmediğini, söz konusu alacak oluşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte taraflar arasında takibe esas değer konusunda da uyuşmazlık bulunmakta olduğunu, davalı tarafça söz konusu proje ve işlerin uygun olarak tamamlandığı kabul edilmediğini, davacı tarafından başlatılan icra takibi söz konusu işlerin eksiksiz olarak tamamlandığı iddiası ile kendileri tarafından kesilen faturalara dayanılarak başlatıldığını, “Projelerin Yüklenici tarafından süresi içinde tamamlanıp idareye teslim edilmesine mütakiben tetkik ve inceleme neticesinde projelerin hatasız, kusursuz ve eksiksiz olduğunun anlaşılıp onaylanması halinde ilgili projeye karşılık gelen oranda tanzim edilecek hakkedişler ile idarenin Mali İşler Müdürlüğünce ödenecektir ” şeklindeki sözleşmelerin 11.1.1. Maddesi uyarınca söz konusu işlerin sözleşmelere uygun olarak yapılıp yapılmadığı idarece tespit edilmediğini, davacı tarafından tamamlandığı iddia edilen işlerin hatasız, kusursuz ve eksiksiz olduğunu tarafça kabul edilmediğini, nitekim davacı tarafından düzenlenen fatura tutarının ne derece uygun olduğu denetlenmeden takibe itirazların haklı veya haksızlığı ortaya çıkarılamayacağını, bu sebeple davacı tarafından tamamlandığı iddia edilen işlere ilişkin takibe dayanak teşkil eden faturanın uygunluğunun davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, dolayısıyla davacı tarafından bilirkişi deliline başvurulması halinde tamamlandığı iddia edilen işlerin hatasız, kusursuz ve eksiksiz olup olmadığı söz konusu işin ayrı ayrı incelenmesi suretiyle ilgili projeye karşılık gelen oranlar bilirkişi marifetiyle ortaya çıkarılması gerekirken dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu defter incelemesi olarak sınırlı kaldığını, projelerdeki ayıplı ve eksik teslimlere ilişkin detaylı inceleme yapılmadığını, bilirkişilerce kesin kabullerin yapıldığı şeklinde görüş belirtilmiş ise de her ne kadar davacı tarafından projenin ...'ye gönderilmesi kabul olarak yorumlanmış olsa da davacı tarafından müvekkil şirketçe düzenlendiği iddia edilen hakediş kesin hakediş olmayıp kesin hakediş raporları idare(...) tarafından oluşturulacağından idari prosedür gereğince ...'ye gönderim yapılmış olduğunu, bu husus asla kabul anlamına gelmediğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir.Davada davacı,taraflar arasında 25/04/2018 tarihli, '...'li iş kapsamında Üsküdar .... Yurt Gençlik Merkezi ve Okul Projesi Hazırlanması Hizmet Alımı sözleşmesi imzalandığını, davacı yüklenici tarafından sözleşme kapsamında işleri tamamladıklarını, sözleşme gereğince ödenmesi gereken iş bedeli davalı iş sahibi tarafından ödenmediğini, girişilen icra takibine itiraz üzerine durması sebebiyle itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatının tahsili talep edilmiştir. Davalı, davacı edimlerini tam olarak yerine getirmediğini, iş sahibi ... nezdinde kabullerin alınmadığını, davacının alacağının oluşmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, dosya kapsamı ve bilirkişi raporu itibariyle davacının davasının 1.607.435,00 TL asıl alacak ve 2.338,49 TL işlemiş faiz alacağı yönünden davanın kabulüne fazlaya ilişkin taleplerin reddine, icra inkar tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir. Taraflar arasında imzalanan 25.04.2018 tarihli Birim Fiyat Hizmet Alım Sözleşmesinin sözleşme bedeline dahil olan giderler başlığında, "Taahhüdün yerine getirilmesine ilişkin ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri sözleşme bedeline dahildir. İlgili mevzuatı uyarınca hesaplanacak Katma Değer Vergisi sözleşme bedeline dahil olmayıp idare tarafından yükleniciye ödenecektir." düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmede belirlenen iş bedeline KVD dahil edilmediği görülmektedir. Bu durumda iş tamamlanıp fatura düzenlendiğinde iş bedeline KDV eklenmesi gerekmekte olup, taraflar arasında aksi kararlaştırılmamış olması sebebiyle iş bedeline eklenecek KDV'den iş sahibi sorumlu olacaktır. Mahkemece, bilirkişi raporunda hesaplanan KDV miktarını dahil etmeden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalı olmuştur. Davacı şirket tarafından davalı şirkete yönelik Beyoğlu .... Noterliğinin 16.10.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname ile, " ... Sözleşmeye uygun olarak proje tamamlanmış ve 06.03.2020 tarihli yazılı başvuru ile tarafınıza eksiksiz olarak teslim edilmiştir. .... Öncelikle teslim alınan işin muayene ve kabul işlemleri yapılarak kesin hesap raporu çıkarılması ve bakiye 1.607.435,70 TL hakediş bedelinin 06.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte ... " ihtarname çekmiş ve ihtarname davalı şirkete 20.10.2020 tarihinde tebliğ edilmiştir. İtirazın iptali dava konusu olan .... sayılı dosyasında, icra takibinin 1.896.774,13 TL asıl alacak ve 2.338,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.899.112,62 TL üzerinden 08.12.2020 tarihinde takibe başlanılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 07.02.2022 tarihli raporunda, davacının 1.607.435,70 TL asıl alacak + KDV olmak üzere 1.896.774,12 TL alacaklı olduğu bildirilmiştir. Somut olayda, davacı yüklenici edimini tamamlamak suretiyle 06.03.2020 tarihinde davalı iş sahibine teslim etmiştir. Asıl iş sahibi İBB tarafından iş 12.05.2020 tarihinde iş'in uygun olduğuna ve 12.06.2020 tarihinde kesin kabul işlemi yapılarak, 24.12.2020 tarihinde kesin hesap işlemi yapmıştır. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 18.3 maddesinde; " teslim alınan işin muayene ve kabul işlemleri, işin kabule elverişli şekilde teslim edildiği tarihten itibaren 60 iş günü içinde yapılarak kesin hesap raporu çıkartılır." düzenlemesi bulunmaktadır. Davacı tarafında iş 06.03.2020 tarihinde teslim edilmiş ve 60 gün süre içerisinde kesin hesap yapılarak davacıya iş bedeli ödenmediği, ihtarnameye rağmen ödemede bulunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının icra takip tarihi olan 08.12.2020 tarihi itibariyle alacağını talep etme hakkı bulunmaktadır. Alacak talebi muaccel olduğundan davalı vekilinin temerrüd oluşmadığı ve alacak muaccel olmadığı yönelik istinaf sebepleri yerinde değildir. Davacı tarafça Beyoğlu ... Noterliğinin 16.10.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarname davalı şirkete gönderilmiştir. İhtarname ile 1.607.435,70 TL bakiye alacak talep edilmiş akabinde başlatılan icra takibinde asıl alacak olarak 1.896.774,13 TL talep edilmiştir. Davacının sözleşme kapsamında bakiye iş bedeli alacağı bilirkişi incelemesi neticesinde belirlenmiştir. Mahkemece, icra inkar tazminat talebinin reddine yönelik kararı doğru olmuştur. Davacı tarafından davalı tarafa gönderilen 16.10.2020 tarihli ihtarname itibariyle talep edilen miktar ile icra takibinde talep edilen miktar arasında farklılık göstermektedir. Davacı tarafından davalıyı temerrüde düşürülmek amacıyla gönderilen ihtarname TBK 117 maddesine uygun bir ihtarname değildir. Taraflar tacir olup, ticari avans faizi talep edebilecektir. Mahkemece, icra takibe takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına yönelik hükmü doğru olmuştur. Davalı vekilinin takip öncesi faize yönelik istinaf talepleri bulunmadığından bu hususta bir inceleme yapılmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarih ve 2021/159 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın KABULÜ ile,... numaralı dosyasında davalının itirazın İPTALİ ile, takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle devamına, Alacak yargılama ile belirlenmiş olduğundan davanın icra inkar tazminat taleplerinin REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN:1-Alınması gereken 129.728,38 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 22.936,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 106.791,84 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 2-Davacı tarafından yapılan 76,60 TL posta, 12.000 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 12.076,60 TL yargılama giderinin kabul oranına göre 10.236,67 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3-Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen 1.320TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine,7- Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 236.817,93 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN: 1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,2-Davalı tarafından yapılan 220,70 istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 54,00 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 274,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.