T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/647
KARAR NO:2024/870
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:20/10/2020
NUMARASI:2014/830 Esas, 2020/617 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:22/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, davacının dava dışı .... Şti. ile yaptığı anlaşma ile ... mağazaları için malzemesi kendisine ait olmak üzere 100.000,00-TL bedel ile elektrik aksamları ve ses sistemleri monte edilmesi işi karşılığında da 29/02/2014 tarihili ve 50.000,00 TL bedelli ve 31/03/2013 tarihli ve 50.000,00-TL tutarlı çeklerin verildiğini, çeklerin karşılığı olmadığını, bankaca yükümlülüğü çerçevesinde 1.000,00 TL ödeme yapıldığını, sonrasında İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/173 D.İş kararıyla ihtiyati haciz kararı verdiğini ve .... sayılı dosyasından takibe geçildiğini, ... mağazasına gidildiğinde haczedilen mallar üzerinde davalının istihkak iddiasında bulunduğu, İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesince istihkak iddiasının İİK 97 çerçevesinde incelendiğini ve davanın reddedildiğini, mahkemece verilen hükmün kesin hüküm teşkil ettiğini, davalı ile dava dışı ... firması arasında bağ bulunmadığına dair iddianın gerçek dışı olduğu, en azından aralarında ticari işletme devrinin bulunduğunu belirterek 29.02.2012 tarihli çek yönünden 49.000,00 TL asıl alacak ve 2.450,00 TL çek tazminatının ibraz tarihi olan 29.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile, 31.03.2012 tarihli çek yönünden 49.000,00 TL asıl alacak 2.450,00 TL çek tazminatının ibraz tarihi olan 02.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili, davalının borçlunun ... sayılı dosyasından ihtiyati haciz uygulanmış ve haciz mahallinde sadece davacının faturalandırdığı ürünler ve teçhizatlar haczedildiğini, davalının haciz mahalline getirip monte ettiği teçhizatlara ilişkin faturaların da mevcut olduğunu, mahalde bulunan huzurun davalıya teçhizatı döşediği zaman mağaza da çalışmakta olduğunu, mahalde işlerinin devredildiğinden bahsedildiğini, marka devri sözleşmesinin de mevcut olduğunu, hali hazırda zaten markanın haczedilmediğini, iş yeri devrinin sonucu olarak devralan davacı da Borçlar Kanunu 202. Maddesi gereğince borçlardan sorumlu tutulacağını, ayrıca elektrik tesisatı mağazanın mütemmim cüzü olmayıp haczinin mümkün olduğunu bildirerek, davanın reddini istemiştir.Mahkeme, davalı taraf dava dışı ... Ltd'den davaya konu mağazaları devraldıkları, Mağazaların devralındığı ve hiç ara verilmeden işletmenin devam edildiğini, bu durumda ortada ticari işletmenin devri olgusunun bulunduğu hususunda da şüphe bulunmadığını, ticari işletmenin devrinde sorumluluk 6098 sayılı kanunun 202. Maddesinde belirtilmiş ve bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralanın, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olacağını, bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlunun da devralanla birlikte müteselsil olarak borçtan sorumlu olacağını, dava dışı ...LTD. ile davalı şirket arasındaki devrin ticari işletme devri niteliğinde olduğu ve davalının devreden şirketin ticari işletmesi ile ilgili borçlarından da sorumlu olduğu, istihkak iddiasının reddedildiği ve kesinleştiği, mahkememizce de istihkak davası sonucunda verilen hükmün maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.Davalı vekili istinafında, davalı şirket ile dava dışı ... şirketi arasında şirket devir ilişkisi bulunmadığını, yine dava dışı ... şirketi ile davalı arasında herhangi bir marka devir ilişkisi veya ortaklık ilişkisi de bulunmadığını, marka devri 3. kişi konumundaki .... Şti ile olduğunu, davalı firma ile... arasında bir bağ bulunmadığını, davalı söz konusu yeri 09.03.2012 tarihinde boş olarak kiraladığını, kira sözleşmesi bizzat kiraya konu yerin mal sahipleri ile yapıldığını, ... ile davalı arasında işletme devri mahiyetinde hiç bir işlem bulunmadığını, kapanan banka ve şubelerinin yerine taşınan bir başka bankanın , kapanan veya iflas eden bankaların borcu ile sorumlu tutmanın hayatın olağan akışına ve hukuka ne denli aykırı olduğu aşikar olduğunu dava dışı ...'in borcundan dolayı davalı sorumlu tutmak hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında bulunan 06.09.2017 tarihli kök bilirkişi raporunda, istihkak davası hakkında icra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden hareketle eksik ve hatalı değerlendirmelerde bulunulduğunu, 06.09.2017 tarihli kök bilirkişi raporu doğrultusunda verilen bu karar usul ve yasalara aykırı olduğunu, alınan 13/03/2020 tarihli ek rapor itibariyle taleplerin yerinde olmadığı anlaşıldığını, mahkeme iskihkak davasının sonucunu kesin hüküm olarak kabul ettiğini ancak İcra mahkemelerince verilen kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyip somut icra takibi bakımından kesin hüküm teşkil edeceğini, yerleşik yargıtay kararları ve ek bilirkişi raporuna rağmen mahkemece hatalı karar verildiğini belirterek kaldırılmasını talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibinden ticari işletmeyi devir alan kişidir.Davada davacı, davacı ile dava dışı ...şirketi arasında, dava dışı ... şirketinin işletmekte olduğu ... mağazasının elektrik aksamları ve ses sistemleri monte işinin 100.000,00 TL yapılması konusunda anlaştıklarını, iş bedeli için 29.02.2012 tarihli 50.000,00 TL ve 31.03.2012 tarihli 50.000,00 TL çekler verildiğini, çekler karşılıksız çıktığını, her bir çek yaprağı için 1.000,00 TL aldıklarını, dava dışı ... şirketi ticari işletmeyi davalı şirkete muvazalı olarak devir ettiğini, davalı şirket tarafından açılan istihkak davasının reddedildiğini belirterek, 31.03.2012 tarihli çek yönünden 49.000,00 TL asıl alacak 2.450,00 TL çek tazminatının ibraz tarihi olan 02.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı, Ticari işletme devir almadıklarını, 09.03.212 tarihinde kiraladıklarını, marka devrinin başka şirketler arasında olduğunu, istihkak davasına konu mallar mecurun mütemim cüz'ü olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, TBK 202 maddesi gereğince Ticari işletmenin devir edildiğini, davacının alacağından davalının sorumlu olduğunu belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.İstanbul 3.İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/727 esas ve 2014/148 karar sayılı ilamı incelendiğinde, davacısı yargılamaya konu davanın davalısı ... şirketi, davalı yargılanamaya konu davanın davacısı ... şirketi ve dava dışı asıl borçlu ... şirketi olduğu, davanın istihkak davası olduğu, mahkeme, "icra dosyasında borçlunun adresinde 20.04.2012 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında hazır bulunan mağaza çalışanı ... mağazanın ... grup devredildiğini.... Borcun doğumuna yakın tarihlerde borçlu ile 3 kişi arasında yapılan marka devri sözleşmesinin alacaklardan mal kaçırma amacına yönelik danışıklı işyeri devri niteliğinde olduğu ve alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır. Bir an için işyeri devrinin danışıklı olmadığı düşünülse dahi borçluyla davacı arasındaki ilişki ticari işletme devri niteliğinde olduğundan İİK 44 ve BK 179 maddeleri uygulanması gerektiği ortadadır. ... Olayımızda her iki şirket muvazaalı devir işlemi tespit edildiğinden bu bağlamda, davacı şirketin istihkak iddiası muvazaalı olup alacaklıdan mal kaçırmaya yöneliktir. ...ispatlanamayan istihkak iddiası reddine " karar verilmiştir. Mahkeme kararı Temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/1669 esas ve 2019/4798 karar ile onanmış ve 15.10.2019 tarihinde kesinleşmiştir. Dosyaya marka tescil ve devir evrakları sunulmuştur. 15.06.2007 tarih ... noter yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi gereğince... şirketi tarafından ...şirketine devir edildiği, ...şirketi tarafından Beyoğlu ....noterliğinin 25.02.2009 tarih ... yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile ... şirketine devir edildiği, ... şirketi tarafından Beykoz... Noterliği 05.01.2012 tarih ...yevmiye numaralı Marka Devir Sözleşmesi ile davalı ... şirketine devir edildiği görülmüştür. Marka devir işlemlerinde davalı ... grup şirketi son devir alan olduğu ancak İcra Hukuk Mahkemesi kararında yer aldığı gibi dava dışı ...Şirketinin marka devir işlemlerinde taraf olmadığı, dosyaya aksine bir delil ve evrak sunulmadığı görülmektedir.İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. İcra mahkemeleri, uyuşmazlıkları İcra İflas Kanunu ve genel anlamda takip hukuku çerçevesinde değerlendirir ve sadece icra takibinin sonuçlanmasına odaklıdır.Her ne kadar istihkak davalarına umumi hükümler dairesinde bakılıp, her türlü delil ileri sürülebilir ise de, istihkak davalarında amacın, hacizli mal üzerinde üçüncü kişinin iddia ettiği hakkın maddi hukuka göre mevcut olup olmadığının tespit edilmesi değildir. Aksine davanın amacı, haczedilen belli bir mal üzerinde cebri icranın cereyan edip etmeyeceğinin belirlenmesidir. Yani İstihkak davası sadece takip hukuku alanında ve derdest somut icra takibi bakımından sonuç doğurabilir. Bu nedenle dava sonunda verilen karar da yalnız derdest takip bakımından kesin hüküm teşkil edebilir. Söz konusu karar başka bir takip bakımından kesin hüküm teşkil etmez.Mahkemece İcra Hukuk Mahkemesi kararının maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceği yönelik kabulü hatalı olmuştur. 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesinde işletmenin devri düzenlenmiş olup bu düzenlemeye göre bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur. Bununla birlikte iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi ile bir malvarlığı veya işletmenin devrinde, borçların üstlenilmesi bakımından özel bir düzenleme getirildiği görülmektedir. Buna göre borçlar, borcu üstlenecek kişi ile alacaklı arasında yapılacak bir dış üstlenme sözleşmesiyle değil, malvarlığını veya işletmeyi devredenle devralan arasında yapılan sözleşmeyi takip eden bir bildirim (ihbar) veya duyuru (ilan) ile nakledilmiş olur. Bir diğer ifade ile borcun geçmesi için, malvarlığı veya işletmeyi devralan ile alacaklı arasında borcun dış üstlenilmesi sözleşmesi yapılması gerekli olmayıp borçlunun değişmesinde alacaklının söz hakkı yoktur.Borçlar, malvarlığı veya işletmenin devralındığının alacaklılara bildirildiği veya gazetelerde ilan yoluyla duyurulduğu tarihte kendiliğinden devralana geçer. Dolayısıyla malvarlığını ya da işletmeyi devralan kimse, bunu alacaklılara bildirdiği ya da gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı malvarlığının veya işletmenin borçlarından doğrudan doğruya sorumlu olur.Bir malvarlığının veya bir işletmenin devri yoluyla borçların devralana geçmesi; devralan ve devreden arasında yapılacak devir sözleşmesi ve devrin devralan tarafından alacaklılara bildirilmesi veya ilan edilmesi şeklinde birbirini izleyen iki işleme bağlıdır. Bu iki işlemden biri geçersiz veya usulüne aykırı ise borcun devri gerçekleşmez.Borçların intikali için ayrıca bir işleme gerek bulunmayıp devrin alacaklılara ihbarı veya gazetelerde ilanı ile kanundan dolayı devralan yeni borçluya intikal gerçekleşir. Dolayısıyla devir sözleşmesine göre devredenin borcunu ifa etmesi ve devrin alacaklılara ihbarı veya gazetelerde ilanı ile devir tamamlanmış olur.Görüldüğü üzere malvarlığının veya işletmenin devri nedeniyle borçların kendiliğinden nakledilmiş sayılabilmesi için bunun alacaklılara ihbar veya ilanı şarttır. Bu şart gerçekleşinceye kadar malvarlığını devir sözleşmesi, malvarlığı veya işletmeyi devralana malvarlığının borçlarını intikal ettirmez. İlan veya ihbar birlikte aranan koşullar olmayıp herhangi birinin yerine getirilmesi ile bu koşul gerçekleşmiş olacaktır. İhbar için bir şekil öngörülmemiş olup alacaklıya ulaşmak şartıyla hüküm ifade eder (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.06.2013 tarihli ve 2012/10-1616 Esas, 2013/854 Karar sayılı karar). İşletmenin aktiflerinden sorumlu olan devralan, işletmenin borçlarından da sınırsız olarak bütün malvarlığı ile sorumludur.Somut olayda, dava dışı ...Şirketinin davalı ... şirketine Ticari işletmenin devir edildiğine ilişkin Ticari sicil ilanı veya takip alacaklısı olan davacıya yapılan bir bildirim yapıldığına ilişkin bir delil dava dosyasına sunulmamıştır. İcra Hukuk Mahkemesinin kabulü maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacaktır. Davalı şirketin halen ticari faaliyet sürdürdüğü işyerine davacı tarafından sözleşme konusu edime gerçekleştirildiği ve ödenmeyen iş bedeli yönünden icra takibi yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı itibariyle TBK 202 maddesi kapsamında ticari işletmenin tüm alacak ve borçları ile davalı tarafından devir alındığı hususu ispat edilememiştir. Mahkemece, davanın reddine karar vermesi gerekirken ; davanın kabulüne ilişkin kararı hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2020 tarih ve 2014/830 Esas, 2020/617 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN:1-Alınması gereken 427,60 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.757,30 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.329,70 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 327,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.827,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafından yapılan 800,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davalı tarafa İADESİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 1.760,00 TL istinaf karar harcının talep halinde iadesine,3- Yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.