T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/645
KARAR NO:2024/869
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:03/10/2019
NUMARASI:2015/418 Esas, 2019/872 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:22/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, davalı ile davalı arasındaki anlaşma gereğince davalının sosyal medyada tanıtım çalışmalarının yapılması işini 15/05/2014 tarihinde sözleşme ile davacıya verildiğini, davacının sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiğini, çalışmaları tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davalıya yapılan iş bedeli olarak 15/08/2014 tarihinde 19.416,19 TL bedelli faturanın gönderildiğini, davalının yinede borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili amacı ile ... sayılı takip dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalının itiraz ederek takibi durdurduğunu, alacağın tahsili amacı ile icra dosyasına yaıplan itirazın iptalini, takibin kaldığı yerden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, yazılı onay alınmadan yapılan harcamalardan dolayı kesilen faturalara itiraz ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.9 ve 4. Maddelerinde sürecin nasıl olacağının belirtildiğini, davacı işlemlerinin sürece uymadığını belirterek sözleşmeye aykırı hareket ederek davalının onayı olmadan harcama yapan davacının harcamaları kendi insiyatifini kullanarak yaptığını, davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkeme, taraflar arasında tanıtım amaçlı film/video hazırlanması, yönetim ve tanıtım işlemlerine dair sözleşme kapsamında ticari ilişkinin mevcut olduğu, alacağın davalıya fatura edildiği ancak davalı tarafından davacı şirkete ödemede bulunulmadığı, dava konusu icra takibi yapıldığı, itiraz üzerine takibin durduğu, bilirkişi incelemesinde takip talebine dayanak olan faturada yer alan işlemlerden sosyal medya danışmanlık ve komunite yönetim servis hizmeti için talep edilen 8.000,00 TL ve bu bedelin KDV'si olarak hesaplanan 1.440,00 TL toplamı olan 9.440,00 TL lik talep yönünden davacı tarafın alacak taleplerinin haklı olduğu belirlendiği, faturada belirtilen kreatif proje hizmet tutarı olan 750,00 TL ve bu miktara ilişki KDV istemi için davalının e-posta yazışmalarında herhangi bir onayı olmadığı anlaşıldığından bu talebin reddine, ek medya satın alma işlemleri ve bu miktarlara ilişkin KDV tutarları yönünden de bu kalemler için davalı tarafın 3.5 aya yayılma talebine rağmen 2 hafta içerisinde tamamlandığı taraflar arasındaki yazışmalardan anlaşıldığını, davacı tarafça harcamanın 2 hafta içerisinde bitirileceğine veya bitirilmesi gerektiğine dair davalı tarafın onayını almadan, taraflar arasındaki 3.5 aya yayılmaya ilişkin görüşmelere uyulmadığı 27/12/2016 tarihli bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere bütçenin 3 aydan erken tüketilmesi hususu taraflarca sözleşme sonrası yapılan yazışmalarda mutabık kalınan süreye aykırılık oluşturduğunu, bu işlemlere ilişkin bedelin ve KDV tutarlarının da talep edilemeyeceğinden bu bedeller için talep edilen kısım yönünden dava reddi gerektiğini belirterek Davanın kısmen kabulü ile ... sayılı takip dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 9.440,00 TL asıl alacak 91,17 TL işlemiş faiz olmak üzere 9.531,17 TL toplam alacak üzerinden aynı koşullar ile kaldığı yerden devamına, 9.531,17 TL alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazla talebin reddine karar vermiştir.Davacı vekili istinafında; kendi arasında çelişen belirsiz ve keyfi e-mail yazışmaların sözleşme hükmünden üstün tutan hukuka aykırı bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması hatalı olduğunu, sözleşmenin 2. Maddesi "... ile ilişkili tüm sosyal medya kanallar ve ait internet üzerindeki çalışmalara ilişkin olarak 15 Mayıs 2014-15 Haziran 2014 tarihleri arasında.." şeklinde olup, ilgili çalışmanın 3,5 aya yayılma talebi ki bu yalnızca mailde parantez içerisinde belirtilmiş tamamen sübjektif bir unsur olduğunu, yürürlükteki sözleşme hükümleri yerine maile itibar edilmesi hatalı olduğunu, sözleşme nitelik itibariyle hizmet alım-satımına ilişkin olması sebebiyle sözleşme ile hüküm altına alınan iş tanımı ve sürenin e-mail yoluyla değiştirilmesi mümkün olmadığını, ayrıca bilrikişi raporundaki tespitin aksine davacı tarafından işbu maildeki durumun kabulüne ilişkin yazılı bir beyanı bulunmamakta olduğunu, sözleşme hükümleri açıkken e-mail yazışmalarını üstün tutulması hatalı olduğunu, maillerde süreler, bütçeler belirsiz tamamen keyfi olarak belirlendiğini, sözleşmede açık hükümler bulunmasına rağmen maillere dayanılarak karar verilmesi hatalı olduğunu, davalının haklı olduğuna ilişkin hukuki görüş bildiren bilirkişi tarafsızlığını yitirmiş olması sebebiyle mahkemece bilirkişi raporunu hükme esas alması hatalı olduğunu, davalı iddiası aksine davacı sözleşmeye uygun olarak yaz dönemine ilişkin yaptığı sosyal medya tanıtım hizmetiyle davalının işlerini ve kar'ını arttırdığını, davalıda bunun aksini iddia etmediğini, davacı belirlenen tarihlerde davalının reklam filmlerini, görsel ve videolarını hazırlayarak davalının sosyal medyada tanıtımını gerçekleştirdiğini, sözleşme 2.9 maddesi gereğince taahhütler yerine getirildiğini, yine sözleşmenin aynı maddesinde, " “... tarafından sağlanacak görseller ...’a ulaşmasına rağmen içerik ve bilgilendirmeleri geç faaliyete geçirir ve bundan dolayı ...’ın gerekli reklam ve tanıtımı yapamadığından işin uzaması halinde sözleşme derhal tek taraflı olarak fesholunur ve ... tarafından o tarihe kadar yapılmış ve belgelendirilmiş tüm giderler hesaplanıp ...’a ödendikten sonra kalan ödemeler hiçbir şekilde ... tarafından talep edilemeyecektir.” hükmü bulunmakta olduğunu, söz konusu reklam ve tanıtım hizmetlerinin geçe yapılması halinde davalı ödeme yapmaktan kaçınabileceğini, davacı sözleşme gereğince edimini yerine getirdiğini, sözleşme 4. Maddesi gereğince peşin olarak verilen bütçe adı altında anılan meblağın reklam ve tanıtım hizmetlerini karşılamaması sebebiyle davacı zarar ettiğini ve bu nedenle davalıya ödemesi gereken miktar fatura ile bildirildiğini, davaya konu uyuşmazlığa neden olan hizmetlerin sosyal medyadaki yoğunluk ve etkileşim nedeniyle akışının durdurulamayacağı, hizmetlerin devam etmesi gerektiği dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılarak davanın 19.796,42 TL üzerinden takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Taraflar arasında 15.04.2014 tarihli hizmet sözleşmesi imzalanmıştır. Davada davacı, taraflar arasındaki sözleşme gereğince edimlerini yerine getirdiklerini ancak iş bedelinin ödenmediğini, fatura tebliğ ettiklerini ancak yine de iş bedelinin ödenmediğini, girişilen icra takibine davalının itirazı ile takibin durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacı tarafından kendilerinden onay alınmadan satın almalar yapıldığını, yüksek harcama yapıldığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının sözleşme gereğince 9.440,00 TL alacak talep edebileceğinden bu miktar itibariyle davanın kabulüne, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince davacı tarafından edimlerin yerine getirildiği anlaşılmıştır. Sözleşme gereğince bazı hizmetler için onay alınması gerekmesine rağmen onay alınmadan harcamalar yapılmak suretiyle davalı iş sahibine fatura kesilerek bedeli talep edilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporu itibariyle onay alınmadan yapılan hizmet ve alımlar yönünden davanın reddine karar vermiştir. 16.03.2018 tarihli rapor incelendiğinde davacının icra takibi ile talep ettiği bedeller olan; Medya Facebook Reklamları hizmeti bedeli 1.874,40 TL, Sosyal Medya Diğer reklam hizmet bedeli 5.830,00 TL, Sosyal medya Kreatif proje hizmet bedeli 750,00 TL kısmından davalı iş sahibi tarafından onay verilmemesi sebebiyle talep edilemeyeceği belirtilmiştir. Bilirkişi heyeti davacı tarafından yapılan satın alım ve hizmetler yönünden sadece davalı yükleniciden onay alınıp alınmaması hususunda bir değerlendirme yaparak rapor sunmuştur. Oysa ki davacı tarafından sözleşme gereğince satın alınarak hizmet verildiği belirtilen Facebook Reklamları hizmeti, Sosyal Medya Diğer reklam hizmeti, Sosyal medya Kreatif proje hizmetinden davacının yararlanıp yararlanmadığı, bu işlemler yapılmadan sözleşme gereğine edimlerin yerine getirilip getirilmeyeceği, bu satın alma ve hizmetler itibariyle sözleşme kapsamı itibariyle gerekli olup olmadığı hususlarında bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.Ohalde; mahkemece sektör bilirkişinin içinde bulunduğu bilirkişi heyetinden ek rapor almak suretiyle sonucuna göre karar vermesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm verilmiş olması hatalı olmuştur. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/10/2019 tarih, 2015/418 Esas, 2019/872 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.