T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/803
KARAR NO: 2024/861
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/10/2020
NUMARASI: 2018/15 Esas, 2020/804 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/10/2024
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, taraflar arasında "... Projesi Kapsamında Cephe Paneli Uygulama İşçiliği Yapılması" sözleşmesi imzalandığını, alt işveren konumunda olan davacı şirketin mevcut sözleşmedeki projeler kapsamında işi tamamladığı ve davalıya teslim ettiğini, sözleşme gereği hakedişler için fatura kestiği ve bunu asıl işverene (davalıya) gönderdiği, fakat davalının ödeme yapmaktan kaçındığı, Sözleşme bedelinin, sözleşmenin Eki a özel şartlarında 401.160,00TL+KDV olarak belirlendiğini, ayrıca sözleşmenin 6. maddesinin 3., 4. ve 5. bentleri kapsamında yeni keşifle 89.743,50TL+KDV tutarlı ekstra iş yapılması konusunda anlaşıldığını, teknik şartnameler kapsamında bütün bu işlerin eksiksiz yapıldığı ve teslim edildiğini, davalı şirket tarafından hazırlanan 31/05/2017 tarihli "... Projesi Alt Yüklenici Hakediş Raporu"nda 26/05/2017 tarihi itibariyle 206.979,17TL borç gözüktüğü, buna istinaden KDV hariç 214.503,82TL fatura kesildiğini, bu faturalardan sonra kalan bakiyenin 238.160,89TL olduğunu, Hak edişlerin onaylanması ve iş teslimlerinin yapılmasına rağmen, davalı tarafın söz konusu ödemeleri sözleşme maddelerini de ihlal ederek kötü niyetli olarak yapmaktan kaçındığını, buna ilişkin borçluya icra takibi başlatıldığı, borçlu tarafça itirazda bulunulduğu ve takibin durduğu belirterek davanın kabulü ile davalıdan olan alacağın işleyecek faizle birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalı şirketin davacı şirketle sözleşme imzaladıklarını, sözleşme gereği davalı tarafça yapılan bina ile ilgili cephe paneli uygulama işçiliği ile ilgili işleri yapacağını, davacı tarafın işleri kusursuz bir şekilde yerine getirmediğini, yapılan işlerde ayıp söz konusunun olduğu, defalarca davacı tarafa bu ayıpların bildirilmesine rağmen giderilmediği, işlerin tesliminin yapılmadığı, dolayısıyla davacı tarafın davalı taraftan herhangi bir sebepten alacağının olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacı tarafın usulüne uygun tutulmuş ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen bilirkişi raporu, davacı tarafından tanzim edilen faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının ticari defterleri mahkemeye sunmadığı, davacı hem irsaliyeli faturalar ile, hemde davalının vergi dairesine bildirmiş olduğu BA formları ile dava konusu ticari ilişkinin varlığını, dava konusu mal ve hizmetin davalıya sunulduğunu ispatlamış olduğunu kabul ederek davanın kabulü ile, 119.080,44 TL’nin 22.08.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 119.080,45 TL’nin ise 22.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte toplamda 238.160,89 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Davalı vekili istinafında; dosyaya sunulu bilirkişi raporunda ileri sürdükleri delil ve kayıtlar dikkate alınmaksızın sonuca varıldığını, mahkemesince de eksik ve yeterli inceleme yapılmaksızın tanzim edilen bilirkişi raporu hükme esas alındığını, mahkemece dosya kapsamında eksik incelemeleri bulunduğunu, mahkemenin dava; hukuki niteliği itibariyle, Davacının dava konusu işleri yapıp yapmadığı, davacının yapılan işlerden dolayı alacağının olup olmadığı, yapılan işin ayıplı olup olmadığına ilişkin alacak davası olduğunu tespit etmiş olmasına rağmen belirttikleri konular itibariyle araştırma yapmadığını, Mahkemenin de belirttiği gibi işbu dava "yapılan işin ayıplı olup olmadığı" ve "davacının dava konusu işleri eksiksiz yapıp yapmadığı" hakkında alacak davası tespiti yaptığını, buna ilişkin davada yalnızca davacının ticari defterleri incelenip karara bağlanmış olmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşımaz üzerinde keşif yapılması talebinde bulunduklarını ancak mahkemece bu hususta bir inceleme yaptırmadığını, rapor incelendiğinde inşaat mühendisi bilirkişisinin ne maksat ile dosyaya tayin edildiği anlayamadıklarını, keşif yapılmamış olması dahi mahkeme kararının kaldırılması için yeterli olduğunu, bilirkişi raporu hatalı olduğunu ve kesintiler toplamı eksik hesaplandığını, itirazlarının dikkate alınmadığını, raporda davacının yalnızca 26.254,12 TL'lik kısım için talepte bulunamayacağını tespit ettiğini, diğer kesintiler hakkında herhangi bir tespitte bulunmadığını, rapor incelendiğinde açıkça görüleceği gibi 32.689,24 TL 1. Grup kesintiler ile 51.889,52 TL 2. Grup kesintilerin hesaplaması yapılmadığı gibi bedelden düşürülmediğini, hesaplamanın 32.689,24 TL 1. Grup kesintiler toplamı+ 51.889,52 TL 2. Grup kesintiler toplamı 85.578,76 TL toplam kesinti hesaplaması gerekirken 24.254,12 TL hesaplandığını, hakediş raporunda belirtilen 253.114,57 TL hakediş tutarından davalı tarafından yapılan hesaplama gereği 85.578,76 TL kesinti edilmesi gerekmekteyken bilirkişi raporunda bu hususa ilişkin tespitte bulunmadığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlar incelenmediğini, bilirkişi 89.743,50 +KDV tutarında keşif artışına ilişkin sözleşme tarafları arasında imzalanmış herhangi bir keşif veya iş yeri teslim tutanağı ya da buna benzer herhangi bir belge olmamasında rağmen davacının sadece ve sadece dava dilekçesindeki beyanlarına itibar edilerek 89.743,50 +KDV tutarında keşif artışı yapıldığı belirtildiğini, bilirkişiler tarafından yapılan bu tespit, hatalı bir tespit olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme 401.160,00 TL götürü bedelli bir sözleşme olduğunu, keşif veya iş yeri teslim tutanağı sunulmaksızın keşif artışı yapılmasının kabulü mümkün olmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve dava etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık TBK 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı alt taşeron, davalı ise taşerondur. Taraflar arasında Şubat 2016 tarihli Broklyn park projesi kapsamında cephe paneli uygulama işçiliği yapılması sözleşmesi imzalanmıştır. Davada davacı, sözleşme kapsamında edimini tamamladıklarını, işi teslim ettiklerini, iş sebebiyle düzenlenen hakediş taraflarca onaylanmış olmasına rağmen bakiye iş bedelinin ödenmediğini belirterek 119.080,44 TL 22.08.2017 tarihinden, 119.080,45 TL kısmı ise 22.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacı edimini tam olarak yerine getirmediğini, ayıplı imalatlar bulunduğunu, iş teslimi yapılmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporunu esas alarak davanın kabulü ile, 119.080,44 TL 22.08.2017 tarihinden, 119.080,45 TL kısmı ise 22.09.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesin verilmesine karar vermiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2.1 maddesinde iş'in süresi başlığı ile; sözleşmenin özel şartlarında belirtilen takvim günü olduğu, Sözleşmenin 6.1.2 maddesinde işin anahtar teslim götürü bedel işi olarak yapılacağı, sözleşmenin 6.5 maddesinde sözleşme bedelinde meydana gelebilecek değişikler ile sözleşmenin uygulanması sırasında ortaya çıkan ilave işler veya madde 6.4 göre ortaya çıkan değişikliklerle iş miktarı ve niteliği değişebileceği kararlaştırılmıştır. Bilirkişi heyetinden alınan 12.04.2020 tarihli ek raporda; dosyaya ibraz edilen 3 nolu hak ediş de hesaplanan tutar olarak 20.979,17 TL davacı talepte bulunabileceği, mahkeme aksi düşünüldüğünde davacı taşeron tarafından yapılan işlere ilişkin alacağın mali bilirkişi incelemesi cari hesap tablosunda 238.160,89 TL davacı alacağı olacağı rapor halinde sunulmuştur. Mahkemece, tarafların ticari defterlerinin bilirkişi incelenmesi yapılması için belirlenen günde hazır edilmesine karar verilmiş, davacı taraf ticari defterlerini bilirkişi incelemesinde hazır etmesine rağmen, davalı tarafından ticari defterlerini ibraz etmemiştir. Mahkemece, davacı şirketin davalı şirket ile olan ticari ilişkisi kapsamında BA ve BS kayıtlarını celbini sağlamış ve tüm dosya kapsamı itibariyle bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Davalı şirketin BA ve BS kayıtlarında davacı şirket ile ticari ilişkisi tespit edilmiş olup, davalı taraf dava konusu sözleşme dışında başka bir ticari ilişkinin olduğunu iddia etmediği gibi davacı alacağına konu faturalarda davalı tarafından BA-BS kayıtlarında yer almıştır. Tüm dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasındaki ticari ilişki, bilirkişi raporu, davalı şirketin BA ve BS kayıtları birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporunda belirlendiği üzre, davalının davacıya 238.160,89 TL borçlu olduğu tespit edildiğinden, mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın kabulüne ilişkin kararı doğru olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/10/2020 tarih ve 2018/15 Esas, 2020/804 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 9.897,23 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 4.067,19 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.830,04 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 22/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla ile karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ Dosyada mevcut Alt yüklenici hakediş raporunda; davacının kesintiler sonrasında bakiye kalan iş bedelinin 206.979,17 TL olduğu belirlenmiş ve taraflarca imzalanarak onaylanmış olduğu görülmektedir. Mahkemece dava dosyası üzerinden alınan 16.10.2018 tarihli kök raporda; davacı tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme ile davacının alacağının 238.160,89 TL olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyetinden alınan 12.04.2020 tarihli ek raporda; dosyaya ibraz edilen 3 nolu hak ediş de hesaplanan tutar olarak 206.979,17 TL davacı talepte bulunabileceği, mahkeme aksi düşünüldüğünde davacı taşeron tarafından yapılan işlere ilişkin alacağın mali bilirkişi incelemesi cari hesap tablosunda 238.160,89 TL davacı alacağı olacağı rapor halinde sunulmuştur. Mahkemece, dosyaya sunulan belge ve evraklar ile davacı ticari defterler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hüküm vermiştir. Somut olayda; mahkemece yargılama sırasında alınan 07.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davacıların ticari defter, kayıt ve belgeleri incelenerek, davalının davacıya 238.160,89-TL borçlu olduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar vermiştir. Mahkemece sadece davacı tarafın ticari defterleri incelenmiş olup, sadece davacı ticari defterleri incelenerek hüküm vermiştir. Oysaki tek taraflı ticari defterler ve buna bağlı olarak sunulan faturalar alacağın varlığını tek başına ispat etmesi mümkün değildir. Mahkemece, alacak davasına konu faturalar, BA ve BS kayıtları itibariyle davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişiye yaptırdığı inceleme neticesinde bir karar verilmiş olup, davanın dayanağını oluşturan faturanın sözleşme kapsamında düzenlenip düzenlenmediği, davalı savunmasında yer aldığı şekilde davacı sözleşme kapsamındaki edimlerini sözleşme gereğince yerine getirilip getirilmediği hususlarında bir inceleme yapılmamıştır. Bu durumda, mahkemece, fatura ve ticari defterler üzerinde inceleme yapılması ile yetinilmeyip, mahallinde keşif yapılmak suretiyle, ibraz edilen faturalar kapsamındaki işlerin mahallinde yapılıp yapılmadığı araştırılıp, yapılan işlerin bedellerinin sözleşme kapsamında hesaplanması, fatura yazılı bedellerin kadri marufunda olup olmadığının belirlenmesi, dosyaya ibraz edilen hakediş raporu, hakediş raporu içeriği bütün olarak incelenmek suretiyle özellikle hakediş raporu ile davacı ticari defter arasındaki oluşan farkın açıklanması suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. Bu hususlar üzerinde durulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemenin istinaf taleplerinin reddine yönelik çoğunluk görüşüne muhalifim.