T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2023/1410
KARAR NO:2026/672
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:21/02/2022
NUMARASI:2014/1075 Esas, 2022/122 Karar
DAVANIN KONUSU:İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :12/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak, davacının aleyhine İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyası ile başlatılan takipte, davacı tarafından ödenen 18.517,83 TL'nin istirdatı davası olup,Davacı vekili, müvekkil şirketin esas iştigal alanının sıfır ve ikinci el araç satışı olduğu, müvekkilinin faaliyet alanındaki bu ihtiyacını giderebilmek için davalıdan yazılım satın aldığını, bu yazılımı tam olarak kullanmasının mümkün olmadığını, müvekkiline yazılım verilirken vaad edilenlerin yerine getirilmediğini, özel kod uygulamasının kullanıcı ile kısıtlanmasının istenildiğini, ancak davalı yanca uygun bulunmadığını, ayrıca otomotiv sektörüne özgü talepleri olan şasi ve plaka bilgisinin taraflarınca defaten davalıya bildirildiğini, ancak davalının bu hizmet için ayrıca ücret istediğini, müvekkilinin bu ücretin yersiz olduğu, programın otomotiv sektörüne uygun olmak üzere satın alındığını çeşitli vesilelerle dile getirdiği, yeter derecede ve olması gerektiği şekilde hizmet verilememesi nedeniyle ve karşı yanla yapılan şifahi görüşmeler uyarınca bakiye bedelin ödenmediğini, ne var ki, ayıplı hizmet yapan davalının bakiye alacağı olan 15.782 TL için İstanbul 4.İcra Müdürlüğü’nün ....sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, hakkında herhangi bir icra takibi olmasının ticari itibarını son derece olumsuz etkileyecek olan müvekkilinin, mecburen bu parayı icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, taraflar arasındaki yazılım işinin eser sözleşmesi olduğunu, BK m.360/11 uyarınca eserdeki ayıp kabulden kaçınmayı haklı gösterecek derecede önemli değilse, iş sahibinin ücretin kıymet noksanında indirilmesini veya onarılmasını isteyebileceği, BK 360. maddesi eserin bozukluk taşıması halinde iş sahibine dönme, ücret indirimi ve düzeltme hakları yanında, müteahhidin kusurlu olması şartı ile zararın tazminini isteme yetkisi de tanıdığını, bu tazminat isteminin iş sahibinin diğer hakları ile birlikte istenebileceği gibi, yalnız olarak da istenebileceğini, müvekkilinin ücretten indirim hakkını kullandığını, buna rağmen davalının müvekkiline vaad ettiği eser ile verdiği eser arasındaki ayıp oranında alacak hakkı olmadığı halde, ücretin tamamını icra takibine konu ettiğini ileri sürerek, müvekkili tarafından İstanbul 4.İcra Müdürlüğü’nün ....sayılı dosyasına ödenen 18.517, 83-TL’nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile istirdadına, yargılama giderleri ve vekillik ücretinin de davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; Müvekkilinin sözleşme gereği edimini eksiksiz yerine getirdiğini, 25.06.2009 tarihli yazılım sözleşmesinin 4. sayfası ve devamında sözleşmenin ve projenin tanımından da anlaşılacağı üzere, sözleşme konusunun "...’un ticari yazılımının yüklenilmesi ve kullanımına ilişkin yazılım sözleşmesi" olduğunu, sözleşmenin eser sözleşmesi olmadığını, zira bir sözleşmenin eser sözleşmesi olabilmesi için sözleşme anında eserin mevcut olmayıp, sözleşmeden sonra imalinin söz konusu olması gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin metninden satış sözleşmesi olduğunun anlaşılması bir yana, müvekkili firmanın davacı için özel, ayrı bir yazılım programı üretmek gibi bir taahhüdünün olmadığını, müvekkilinin tek sorumluluğunun mevcut lisanslı ...modüllerini davacı/borçlu firmaya teslim ederek yüklemesini yapmak olduğunu, müvekkilinin yüzlerce firmaya bu şekilde ...programlarının kullanım hakkını satması nedeniyle, firmalara standart ...Sözleşmesinde bulunan programların yüklemesini yapmakta, özel bir yazılım talep edilmediği sürece işbu standart ...programları yüklenmekte olduğunu, davacı tarafından da müvekkilinden özel bir yazılım talep edilmediğini, sözleşmenin 5. sayfasında sayılı standart modüllerin yüklemesinin yapıldığını, zira özel yazılım üretilmesinin ayrı emek ve mesai gerektirdiğinden davacının "otomotiv sektörüne özgü şasi ve plaka talebi" olduysa bunun ayrı bir ücret gerektireceğini, davacının iddia ettiği gibi sözleşmenin bir an için eser sözleşmesi olduğu düşünülse dahi Borçlar Kanunu 477. maddesinde “eserin kabulü’’ hükmünden anlaşılacağı üzere, davacının müvekkili firmaya bu hususta bir ihtarda bulunmasının zorunlu olduğunu, aksi takdirde davacının eseri kabul etmiş sayılacağı, ayrıca Borçlar Kanununun 478. maddesinde taşınır mallarda ürünün tesliminden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğü, ilamsız takipteki cari hesap dökümüne dayanak faturaların davacı tarafından 8 günlük yasal sürede iade edilmediğini, davacı tarafından faturalara itiraz edilmeden ödendiğini, bakiye meblağın takibe konu edildiğini, ticari defterlerden de bu durumun anlaşılacağını, icra dosyasına yapılan ödemenin ilamsız takip kesinleşmeden yapılmış olması nedeniyle, itiraz edilmek suretiyle durdurulmamış takip dosyasına yapılan ödemenin istirdat davasına konu olamayacağı belirtilerek hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine, açılan davanın ürünün yüklemesinin yapıldığı 2009 yılının Temmuz ayından sonra 2 yıllık sürede açılmamış olması nedeniyle zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, davacının dayanaksız davasının esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, dosyadaki bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmiş olması nedeniyle davacı firma tarafından sözleşmede belirtilen ücretin ödenmesi gerektiği, bu nedenle davacı tarafından İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyasına yapılan ödeme kapsamında istirdat talebinin yerinde olmadığı, davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesindeki anlatıları ve iddiaları tekrarlayarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME:Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Taraflar arasında 25.06.2009 tarihli yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı vekili özetle, müvekkilinin davalıdan yazılım satın aldığını, müvekkiline yazılım verilirken vaad edilenlerin yerine getirilmediğini, özel kod uygulamasının kullanıcı ile kısıtlanması isteğinin davalı yanca kabul edilmediğini, ayrıca otomotiv sektörüne özgü talepleri olan şasi ve plaka bilgisi için davalının ek ücret istediğini, karşı yanla yapılan şifahi görüşmeler uyarınca bakiye bedelin ödenmediğini, ayıplı hizmet yapan davalının bakiye alacağı olan 15.782 TL için İstanbul 4.İcra Müdürlüğü’nün ....sayılı dosyası ile icra takibine geçtiğini, hakkında herhangi bir icra takibi olmasının ticari itibarını son derece olumsuz etkileyecek olan müvekkilinin, mecburen bu parayı icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin ayıplı ifa nedeniyle ücretten indirim hakkını kullandığını belirterek İstanbul 4.İcra Müdürlüğü’nün ....sayılı dosyasına ödenen 18.517, 83-TL’nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile istirdadına, yargılama giderleri ve vekillik ücretinin de davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili özetle, müvekkilinin sözleşme gereği edimini eksiksiz yerine getirdiğini, sözleşme konusunun "...’un ticari yazılımının yüklenilmesi ve kullanımına ilişkin yazılım sözleşmesi" olduğunu, müvekkili firmanın davacı için özel, ayrı bir yazılım programı üretmek gibi bir taahhüdünün olmadığını, müvekkilinin tek sorumluluğunun mevcut lisanslı ...modüllerini davacı/borçlu firmaya teslim ederek yüklemesini yapmak olduğunu, davacı tarafından da müvekkilinden özel bir yazılım talep edilmediğini, özel yazılım üretilmesinin ayrı emek ve mesai gerektirdiğini, davacının eseri kabul etmiş sayılacağını, 2 yıllık zamanaşımı süresi öngörüldüğünü, davacı tarafından faturalara itiraz edilmeden ödendiğini, bakiye meblağın takibe konu edildiğini, icra dosyasına yapılan ödemenin ilamsız takip kesinleşmeden yapılmış olması nedeniyle bu davanın açılamayacağını belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.Mahkemece özetle, davalı firmanın sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmiş olması nedeniyle davacı firma tarafından sözleşmede belirtilen ücretin ödenmesi gerektiği, bu nedenle davacı tarafından İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyasına yapılan ödeme kapsamında istirdat talebinin yerinde olmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.Dosyadaki mevcut deliller ele alındığında; Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/56 talimat sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunda özetle, davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olup tutulmuş olduğu, açılış tasdiklerinin süresi içerisinde yapılmış olduğu, ancak yevmiye defterinin kapanış tasdikinin mevcut olmadığı, bu yönü ile sahibi lehine delil niteliği taşımamakta olduğu, davacı tarafından ihtilafa konu tutar 27.05.2014 tarihinde ödenmiş ise de, yapılan banka havalesinde icra dosya nosu belirtilmediğinden 28.05.2014 tarihinde banka hesabına iade edildiği, bu nedenle İstanbul 4.İcra Müdürlüğünün ....sayılı dosyasına 18.517, 83-TL’nin ödenmediği tespit edilmiştir. 09/07/2018 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davalının ticari defterlerinin yasal süresinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, kayıtların düzenli olduğu, sahibi lehine delil teşkil etme özelliği taşıdığı, 2010 yılına davacı taraf 15.782.00 TL borçlu devrettiği, yıl içerisindeki işlemler sonucu 2010-21/01/2011 yılı sonuna kadar bu borç bakiyesinin devredildiği, 10/06/2014 tarihinde ... yevmiye maddesi kaydı ile ile ...vekili Av. ... hesabına 10,782,00 TL davacı tarafından gönderildiği ve hesabın borç alacak bakiyesi olmadığı belirtilmiştir.12/07/2019 tarihli bilirkişi raporunda, davacının kullanımına sunulacak olan yazılımın, davalı tarafından geliştirilmiş olan bir paket program olarak değerlendirilebileceği, burada davacı için özel bir yazılım hazırlanmasının söz konusu olmayacağı, bununla birlikte proje kapsamında özel çalışmaların da yapılabileceği ve bu çalışmaların ücretli olabileceğinin sözleşmede belirtildiği, bu kapsamda dosyada yer alan toplantı tutanakları üzerinde yapılan incelemede, davalı tarafından davacının kullanımına ...programının sunulmuş olduğu ve söz konusu program üzerinde bazı geliştirmelerin de yapıldığının anlaşıldığı, program üzerinde dava dilekçesinde belirtilen hususlarla ilgili yapılacak geliştirmeler için ise ek ücret talebi olduğu belirtilmiş olup, bu durumun taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme kapsamında mümkün olabileceği, ayrıca belirtilen talepler için davalı tarafından ek ücret istenmiş olmasının, davalının taraflar arasında imzalanmış olan sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği anlamına gelmeyeceğinden, söz konusu program için sözleşmede belirtilen ücretin davacı tarafından ödenmesi gerektiği, davalı firma sözleşmeden doğan yükümlülüğünü yerine getirmiş olduğundan, davacı firma tarafından sözleşmede belirtilen ücretin ödenmesi gerektiği ve bu nedenle davacı tarafından İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün .... sayılı dosyasına yapılan ödeme kapsamında istirdat talebinin yerinde olmadığı tespit edilmiştir. 11/10/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda, dosyada mübrez müzekkere cevabının "ilgide kayıtlı yazınıza istinaden adı geçen firma hakkında Bankamız nezdinde bilgisayar sistemimizde yapılan araştırmada, 27.05.2014 tarihinde İstanbul 4. İcra Müdürlüğü açıklaması ve ... açıklaması ile yapılan bir ödemeye rastlanmamıştır" şeklinde olduğu, mevcut durum itibari ile 09.07.2018 tarihli ek rapor ve 09.12.2019 tarihli ek rapordaki sonuç ve kanaatin değişmediği, İstanbul 4. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına ödeme yapıldığını ispatının davacı tarafa ait olduğu belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;Her ne kadar davacı vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuş ise de, sözleşmeye göre davalı tarafın hazır yazılım sattığı, sözleşme hükümleri uyarınca ücret karşılığında yazılımın revize edilebileceği hükmünün yer aldığını, davacı taraf her ne kadar özel yazılım talep edildiğini iddia etmiş ise de, davalı tarafın bu iddiayı kabul etmediği, tarafların iş akışı aşamasında bira araya geldikleri sabit ise de, dosyadaki mevcut olan toplantı tutanaklarından davacının davalıdan ücreti karşılığında özel yazılım talep ettiğine dair bir delil bulunmadığı, davacının bu iddiasını başka bir şekilde de ispat edemediği, bu itibarla ilk derece mahkemesinin davalının edimini ifa ettiğine dair kabulünün yerinde olduğu, davacı tarafın sair istinaf nedenlerinin de dosya kapsamına göre yerinde olmadığı anlaşılmış olup, istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 21/02/2022 tarih ve 2014/1075 Esas, 2022/122 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 552,10 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.