T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2507
KARAR NO:2026/687
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/06/2022
NUMARASI:2015/450 Esas, 2022/501 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :14/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Davacı iş sahibi ile davalı yüklenici firma arasında yapılan 15.02.2014 tarihli “Eser Sözleşmesi” ile İstanbul ...AVM inşaatında yaptırılacak olan; ... işlerinin malzeme, işçilik, nakliye ve montaj dahil tesliminin davalı tarafından üstlenildiğini, inşaatın iş başlangıcına uygun bir şekilde 22/03/2014 tarihinde yüklenici firmaya teslim edildiğini, sözleşmenin 6. ve 7. Maddeleri gereğince en geç 21.05.2014 tarihinde teslim edilmesi gereken işlerin halen teslim edilmediğini, ayrıca yapılan işlerde de ayıplar ve eksiklikler bulunduğunu, Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/125 D. İş sayılı dosyasından yaptırılan “delil tespiti” ile eksik ve ayıplı imalatın projeye uygun hale getirilmesi için her türlü malzeme ve işçilik dahil toplam 43.000,00 TL harcama yapılmasına ve 25 günlük süreye ihtiyaç olduğunun belirlendiğini, 26.09.2014 tarihinde yapılan keşifte “prekast cephe işi yapan elemana rastlanılmamıştır” tespiti ile davalının çalışmasına da son verdiğinin tespit edildiğini, sözleşmenin 7. Maddesi gereğince 21.05.2014 teslim tarihinden itibaren gecikilen her gün için davalının 500,00 USD gecikme cezası ödemesi gerektiğini, davalıya gönderilen Bakırköy .... Noterliğinin 03.02.2015 tarih ve ...yevmiye sayılı ihtarı ile sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğinin bildirilerek, ayıp ve eksiklikler ile geç teslimden dolayı uğranılan zararların tazmininin talep edildiğini belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak üzere, ayıp ve eksiklikler nedeniyle uğranılan zararlarının tazmini için şimdilik 10.000,00 TL'nin 21.05.2014 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte, geç teslimden dolayı uğranılan zararların giderilmesi için günlük 500,00 USD'den hesaplanacak şimdilik 10.000,00 TL cezai şartın işlemiş ve işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 24/11/2021 tarihli ıslah dilekçesinde, davanın, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile, ayıp ve eksiklikler nedeni ile uğranılan zararlar yönünden 28.500,00 TL, geç teslimden dolayı uğranılan zararlar yönünden ise (6.250-USD karşılığı) 84.375,00 TL üzerinden kabulü ile bu bedellerin 21/05/2014 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; Davaya konu sözleşme kapsamında müvekkili şirket kendi üstüne düşen yükümlülükleri süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, davacı şirket tarafından gerek geçici kabul gerekse kesin kabul ile ilgili teslim sırasında müvekkili şirkete yöneltilmiş hiçbir ayıp ihbarı bulunmadığını, hak düşürücü süre içinde talepte bulunulmadığını, davacı şirket tarafından yer tesliminin 22.03.2015 tarihinde yapıldığını, 95 günlük işin tamamalanma süresinin bu yer tesliminden itibaren hesaplanması gerektiğini, 21.05.2015 tarihinin davacının yeri geç teslim etmesi sebebiyle uzadığını, öte yandan sözleşmede kararlaştırılan metrajdan daha fazla metrajda imalat ve montaj yapıldığını, yapılan bu fazla imalatın ve montajın da sürelere eklenmesi gerektiğini, ayrıca davacı şirket tarafından sözleşme dışı olan otopark girişi projesinin de yapılmasının talep edildiğini, müvekkili şirket yetkililerinin davacının bu talebini yerine getirmek üzere davacı şirkete proje hazırlayıp ilettiklerini ancak sözleşmede belirtilen 2 gün içinde onayın gelmediğini, bu konudaki yazışmaların dilekçe ekinde ibraz edildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 21.05.2015 tarihinden sonraki bir tarihe sarkma yaşandı ise de bu durumun tamamen davacı şirketin sözleşmedeki yükümlülüklerine uymaması, gerekli onay ve bildirimleri süresi içinde vermemesi, sözleşmenin 1.maddesinde yazılı olan dekoratif saçak bölümündeki galvaniz levhaların malzeme temini ve montajının işveren tarafından zamanında sağlanmaması, ağır çelik ihtiyaçlarının işveren tarafından zamanında teslim edilmemesi, iş güvenlikli çalışma iskelesinin zamanında teslim edilmemesi gibi işveren kusurundan kaynaklanan sebeplerden kaynaklandığını, buna göre davacının tüm taleplerinin haksız olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili ıslah dilekçesine karşı cevabında, davacı tarafın ıslah ettiği miktara ilişkin olarak zamanaşımı def'inde bulunmuştur.Mahkemece; Davacı üst-işveren ile yüklenici firma olan davalı arasında İstanbul İli ...İlçesi, ... Cad. Pafta no.69/70 ada 892 parsel 30 da kayıtlı AVM inşaatında yaptırılacak olan; prekast dış cephe işlerini malzeme temini, imalat., işçilik, nakliye olarak yapımı, montajı ve projeye uygun şekilde teslimi konusunda 15/02/2014 tarihli tarihli sözleşmenin imzalandığı; sözleşmede işin yer tesliminin ardından 95 sürede yapılacağının düzenlendiği, davalı tarafa yer tesliminin 22/03/2014 tarihinde yapıldığı, sözleşme doğrultusunda davalı tarafça işin yapımına başlandığı, işin teslim tarihinde bitirilerek teslim edilmemiş olması nedeniyle davacı tarafça davalı yana gönderiler 03/02/2015 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedilerek uğranıldığı belirtilen zararların tazmininin talep edildiği, ardından iş bu davanın açıldığı, hükme esas alınan ve denetlenebilir 14/06/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı tarafça başlanılan işin 27/05/2014 tarihinde bitirilmiş olması gerektiği, davalı tarafça işin 20/05/2014 tarihinde davacı tarafa teslim edildiği ancak gerçekleştirilen imalatlarda bir takım ayıpların bulunduğu, davalı tarafın ayıplı imalatlarının düzeltilmesi için dava tarihi itibariyle her türlü malzeme ve işçilik dahil toplam harcanması gerekli bedelin 28.500,00 TL olduğu ve 25 günlük süreye ihtiyaç bulunduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7. Maddesi doğrultusunda, davacının davalıdan eksik ve ayıplı işlerin düzeltilmesi için gerekli 25 günlük süre için gecikme cezası olarak 25×500$=12.500$ talep edebileceği, fakat davacı tarafından geçici kabulün yapılmamış olması sebebiyle %50 kusuru oranında kusuru oranında alacağı tutar düşüldüğünde talep edebileceği gecikme cezasının 6.250 $ olabileceği, sözleşmenin feshi tarihi ile ıslah tarihi arasında eser sözleşmeleri için yasada ön görülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı vekili tarafından süresi içinde ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmakla, ıslahla talep edilen miktarın zamanaşımı sebebiyle reddi gerektiği, talep edilen cezai şart tutarı nazara alındığında miktarın davalının mahvına sebebiyet vermeyecek nitelikte olduğundan cezai şartta takdiren indirim yapılmayarak dava dilekçesinde belirtilen tutarlar üzerinden davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL ayıplı imalatlara ilişkin tazminatı ve 10.000,00 TL geç teslimden kaynaklanan cezai şartın, davalı taraf dava öncesinde temerrüte düşürülmemiş olduğundan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; 10.000,00 TL ayıplı imalatlara ilişkin tazminat ve 10.000,00 TL geç teslimden kaynaklanan cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine , fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
A-)Davacı vekili istinafında;
1-)İlk derece mahkemesince sözleşmenin feshi tarihi ile ıslah tarihi arasında eser sözleşmelerine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalı vekilince süresinde ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yargıtay kararları uyarınca ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunulamayacağını, ıslahın yeni bir dava olmayıp dava dilekçesinde yapılan bir değişiklik niteliğinde olduğunu, bu nedenle yalnızca dava dilekçesine karşı ileri sürülebilecek zamanaşımı itirazının ıslaha karşı ileri sürülemeyeceğini, ayrıca davacı tarafça yargılama boyunca ıslah dilekçesine yöneltilen zamanaşımı def’i öncesinde herhangi bir şekilde zamanaşımı itirazında bulunulmadığını, bu hususun dosya kapsamı ile sabit olduğunu,
2-)Ayrıca, bir an için davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olduğu kabul edilse dahi, dosya kapsamındaki tüm dilekçe ve belgelerden davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunun açık olduğunu, belirsiz alacak davalarında zamanaşımının işlemeyeceğini, yalnızca bu husus gözetildiğinde dahi ilk derece mahkemesi kararının kanuna ve usule aykırı bulunduğunu belirterek,kararın kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
B-)Davalı vekili istinafında;
1-)Davacının eksik ve ayıplı iş ile geç teslim iddialarını usul ve yasaya uygun şekilde ispat edemediğini, her ne kadar mahkemece 22/11/2021 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de anılan raporun rapora karşı sundukları itiraz dilekçelerinde açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iddialarını ispatlayıcı ve hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmadığını, bu nedenle davacının dava ve ıslah dilekçesiyle talep ettiği alacakların tümünün reddi gerekirken davanın kısmen kabulünün hatalı olduğunu,
2-)22/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda 6.500 USD olarak belirlenen geç teslimden kaynaklanan zarar ve cezai şart alacağı yönünden de rapora karşı sundukları itirazların yerinde olduğunu, raporun hükme esas alınamayacağını,
3-)Mahkemenin 30/12/2020 tarihli ara kararı ile bilirkişi heyetine “her iki rapor arasındaki çelişkilerin giderilmesi, teslim edilen işlerde ayıp bulunup bulunmadığı, ayıpların niteliği, her bir ayıplı işin onarım süresi ve bedelleri” yönünden inceleme görevi verdiğini, buna rağmen bilirkişi heyetinin görev sınırını aşarak cezai şarta ilişkin değerlendirme yaptığını, 14/06/2021 tarihli rapor ile 22/11/2021 tarihli ek raporda cezai şart konusunda inceleme yapılmasının mahkemenin verdiği görev ve yetki dışında kaldığını, bu nedenle söz konusu raporlara itibar edilemeyeceğini ve bu raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağını,
4-)Mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi heyetinin tamamının inşaat mühendislerinden oluştuğunu, cezai şartın hukuki bir mesele olduğunu, cezai şartın unsurları ve somut olayda oluşup oluşmadığı konusunda hukukçu bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, uzmanlık alanı hukuk olmayan bilirkişilerin cezai şart konusunda değerlendirme yapmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle cezai şarta ilişkin rapor kısmına dayanılarak hüküm kurulamayacağını,
5-))Davacının geçici kabul davetine icabet etmediğini, bu nedenle eksik ve ayıpların taraflarca birlikte belirlenemediğini, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesi ile yasa hükümleri gereğince işverenin eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için yükleniciye belirli bir süre vermesi gerektiğini, bu sürenin sözleşmedeki teslim süresine eklenecek bir süre niteliğinde olduğunu, bu ek sürenin sonuna kadar gecikme cezası tahakkuk ettirilemeyeceğini, davacının ise eksik ve ayıpların giderilmesi için müvekkiline herhangi bir ek süre vermediğini, dosya kapsamı ve raporlardan da bunun anlaşıldığını, müvekkilince işin 20/05/2014 tarihinde teslim edildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, buna rağmen bilirkişice eksik ve ayıplı işlerin giderimi için gerekli olduğu belirtilen 25 günlük süre için cezai şart hesabı yapılmasının hatalı olduğunu,
6-)Taraflar arasındaki sözleşmede günlük 500 USD tutarındaki cezai şartın “ifaya eklenen ceza şartı” niteliğinde olduğunu, TBK’nın 179/2 maddesi uyarınca alacaklının bu hakkını saklı tutmadan ifayı kabul etmesi halinde cezai şart talep hakkını kaybedeceğini, cezai şarttan açık veya zımni feragatın mümkün olduğunu, ihtirazi kayıt ileri sürülmeksizin ifanın kabul edilmesi halinde cezai şart talep hakkının sona ereceğini, davacının eksik ve ayıplı olduğunu ileri sürdüğü imalatları teslim aldığının açık olduğunu, teslimin ihtirazi kayıtla kabul edildiğinin ispatlanamadığını, davacının teslimin ihtirazi kayıtla yapıldığına dair herhangi bir delil sunamadığını, bu nedenle cezai şarta ilişkin talebin tamamen reddi gerekirken davanın kısmen kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
7-)Taraflar arasındaki sözleşmede eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için gereken sürenin ifanın gecikmesi sayılacağına ve bu süre bakımından gecikme cezası uygulanacağına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığını, yasal düzenlemelerde de bu yönde bir cezai şart öngörülmediğini, buna rağmen sözleşmede bulunmayan bir cezai şart hükmünün kıyas veya yorum yoluyla uygulanmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek,kararın mahkemece kabul edilen kısım yönünden kaldırılmasını ve davanın tamamen reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı olarak eksik ve ayıplı işler bedeli ile ifaya ekli cezai şart alacağı talebine ilişkindir.
1-)Öncelikle davacı vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede;Davacı vekilince istinaf dilekçesinde davasını belirsiz alacak davası niteliğinde olduğu ileri sürülmüş ise de, eldeki davanın, davacının dava ve ıslah dilekçelerindeki talep ve açıklamaları, talep sonucunun belirli olması ve alacağın başlangıçtan itibaren objektif olarak belirlenebilir nitelikte bulunması karşısında HMK'nın 107. maddesine göre belirsiz alacak davası niteliğinde olmayıp HMK'nın 109. maddesinde ifade edilen kısmi dava niteliğinde olduğu, bu nedenle davalı tarafından süresinde ileri sürülen ıslaha karşı zamanaşımı definin dikkate alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, istinaf dilekçesinde dayanılan "ıslah yeni bir dava olmayıp dava dilekçesinde yapılan bir değişiklik niteliğinde olduğundan ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunulamayacağına" dair eski tarihli bir kısım Yargıtay kararlarının aksi yöndeki güncel ve yerleşik Yargıtay içtihatları karşısında dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır.
Bu değerlendirme sonrasında ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'inin yerinde olup olmadığı değerlendirildiğinde ise, TBK'nın 149. maddesi gereğince zamanaşımının alacağın muaccel olması ile işlemeye başlayacağı, sözleşmenin feshi halinde ise fesih iradesinin karşı tarafa ulaştığı tarihten itibaren işleyeceği, taraflar arasındaki davaya konu sözleşmede belirlenen teslim tarihi 21.05.2014 olmakla birlikte, aralarındaki yazışmalara ve dosya kapsamına göre işin normal teslim edilmesi gereken süreden çok sonra bitirilip teslim ediliği, taraflar arasında anlaşmazlık yaşandığı için işin tesliminin tam olarak ne zaman gerçekleştiğinin belli olmadığı, davacı teslime yanaşmadığı için sözleşmede belirtilen şekilde bir teslim usulünün gerçekleşmediği, ancak, en geç davacı iş sahibi tarafından tespit keşfi yaptırılan 26.09.2014 tarihi itibariyle teslimin (mevcut haliyle) gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca davacının 03.02.2015 tarihli fesih ihtarı da bulunduğu, buna göre, gerek tespit keşfi tarihi gerekse fesih tarihi esas alındığında 24.11.2021 ıslah tarihi itibariyle 6098 sayılı TBK'nın 147/6. Maddesinde eser sözleşmesinden doğan alacaklar için öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince ıslahla artırılan miktarlar bakımından davalının zamanaşımı definin kabul edilerek istemin reddedilmesi yerinde olmuştur. Davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2-)Davalı vekilinin istinaf sebepleri yönünden yapılan incelemede;
a-)Dosya kapsamı, taraflar arasında imzalanan 15.02.2014 tarihli eser sözleşmesi, bilirkişi raporları, taraf beyanları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında İstanbul ...AVM inşaatındaki prekast dış cephe işlerine ilişkin eser sözleşmesi akdedildiği, sözleşme kapsamında yapılan imalatlarda eksik ve ayıplı işler bulunduğu, bu hususun teknik bilirkişi incelemeleri ile ortaya konulduğu, eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin bilirkişilerce hesaplandığı anlaşılmaktadır.Dosya kapsamındaki teknik bilirkişi raporları ve denetime elverişli tespitler uyarınca davalı tarafından gerçekleştirilen imalatlarda eksik ve ayıplı işler bulunduğu sabit olup, davalı vekilinin, hükme esas alınan bilirkişi raporuna yönelik ayrıntılı teknik itirazlarının da yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim dosya kapsamında alınan 14.06.2021 tarihli kök bilirkişi raporuna karşı tarafların itirazları değerlendirilmiş, mahkemece verilen ek inceleme kararı doğrultusunda düzenlenen 22.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporunda, teslim edilen işlerde ayıp bulunup bulunmadığı, tespit edilen ayıpların niteliği, giderim yöntemleri, giderim süreleri ve bedelleri yönlerinden ayrıntılı inceleme yapılarak önceki rapora yöneltilen itirazlar karşılanmış ve raporlar arasındaki tereddütler giderilmiştir. Söz konusu ek raporun dosya kapsamındaki deliller, mahallinde yapılan incelemeler ve teknik verilerle uyumlu, gerekçeli ve denetime elverişli nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının eksik ve ayıplı işlerin varlığına, miktarına ve giderim bedeline ilişkin istinaf itirazları ile bilirkişi raporlarına yönelik diğer teknik itirazlarının yerinde olmadığı, bu hususlarda ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 22.11.2021 tarihli ek bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere itibar edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Bununla birlikte davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığına ilişkin savunmaları da yerinde değildir.Taraflar arasındaki sözleşmenin 21. maddesinde iş için 24 aylık garanti süresi öngörüldüğü, yukarıda açıklandığı üzere en geç davacı iş sahibi tarafından tespit keşfi yaptırılan 26.09.2014 tarihi itibariyle teslimin gerçekleştiğinin kabul edilmesi gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu eksiklik ve ayıpların tespit raporu tebliğiyle veya 03.02.2015 tarihli fesih ihtarıyla bu garanti süresi içerisinde davalıya bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ayıp ihbarının süresinde yapıldığı kabul edilmelidir.Buna göre, dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL eksik ve ayıp bedeli yönünden davanın kabulü koşulları oluşmuş olup, yukarıda açıklandığı üzere bu alacağa ilişkin ıslahla artırılan kısmın ise zamanaşımı nedeniyle reddine gerekmektedir. İlk derece mahkemesince de eksik ve ayıp bedeli talebine ilişkin olarak bu yönde yapılan değerlendirmeler neticesinde kısmen kabul kararı verilmiş olup, davalı vekilinin bu hüküm kalemine ilişkin istinaf itirazları yerinde bulunmamaktadır.
b-)Davalı vekilinin gecikme cezasına ilişkin istinaf sebepleri değerlendirildiğinde ise; Taraflar arasındaki sözleşmenin 7. maddesinde düzenlenen günlük 500 USD tutarındaki cezanın niteliği itibarıyla ifaya ekli cezai şart olduğu anlaşılmaktadır.Davacı iş sahibi tarafından 03.02.2015 tarihli ihtarname ile sözleşme tek taraflı olarak feshedilmiş ise de söz konusu sözleşme maddesinde bu cezai şartın fesih halinde de feshe kadarki süre için talep edilebileceği belirtilmiştir. Ancak,Türk Borçlar Kanunu'nun 179/2. maddesi uyarınca alacaklının, hakkını açıkça saklı tutmaksızın ifayı kabul etmesi halinde ifaya ekli cezai şartı isteme hakkı sona erer. Yukarıda açıklandığı üzere, dosya kapsamından işin davacı tarafından en geç davacı iş sahibi tarafından tespit keşfi yaptırılan 26.09.2014 tarihi itibariyle teslim alındığı anlaşılmış olup, ayrıca davacının teslim sırasında veya teslimden hemen sonra gecikme cezası hakkının saklı tutulduğuna ilişkin herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürülmediği, 03.02.2015 tarihli fesih ihtarında da buna ilişkin açıkça bir talepte bulunulmadığı, davacının bunun aksini ispatlayamadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda dava tarihi (30.04.2015) itibariyle davacının ifaya ekli cezai şart talep etme hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir. Buna göre, ilk derece mahkemesince gecikme cezası isteminin bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davalı vekilinin ise ifaya ekli cezai şart talebine ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi, davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın her iki talep kalemi yönünden de ıslahla arttırılan miktarlar bakımından davalının zamanaşımı defi doğrultusunda reddine, dava dilekçesinde talep edilen; 10.000,00 TL gecikme cezası (ifaya ekli cezai şart) talebinin esastan reddine, 10.000,00 TL eksik ve ayıplı işler bedelinin ise kabulüne dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KISMEN KABULÜNE,
3-İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/06/2022 tarih ve 2015/450 Esas, 2022/501 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden hüküm kurulmak suretiyle;
a) Davanın KISMEN KABULÜ İLE, dava dilekçesinde talep edilen 10.000,00 TL eksik ve ayıplı iş bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
b)Her iki talep kalemi yönünden de ıslahla arttırılan toplam 92.875,00 TL'ye ilişkin istemin ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE,
c)Dava dilekçesindeki 10.000,00 TL gecikme cezası (ifaya ekli cezai şart) talebinin esastan REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 1.791,55-TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 1.059,55-TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan toplam 4.313,91 TL yargılama giderinden davanın kabul/red oranına göre takdiren 419,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye miktarın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 10.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1--Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereği alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30-TL'nin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
3-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 41,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 261,70 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, davacının yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
5-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.