T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/2964
KARAR NO:2026/667
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/05/2022
NUMARASI:2020/734 Esas, 2022/400 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, taraflar arasında yapılan sözleşmenin davalı iş sahibi tarafından haksız olarak feshedildiği iddiasıyla açılan ödenmeyen fatura alacağı, manevi tazminat ve cezai şart istemine ilişkin olup, davanın kabulüne dair karar davalı yanca istinaf edilmiştir.Davacı vekili özetle;Davacı ile davalı arasında yapılan 2 adet sözleşme ile, davalının davalı şirketin kurum marka adı, kurum ve marka kimliği çalışması ve bunu takiben kataloğ insert, basın ilan çalışması, davalının tanıtımı amacıyla sosyal medya yönetimi ve reklam yönetiminin müvekkili şirket tarafından üstlenildiğini, bu iş karşılığı ödemelerin fatura tarihinden itibaren 30 gün için yapılacağı kararlaştırıldığını, sözleşme 1 yıllık yapılmasına rağmen davalı tarafından haksız feshedildiğini belirterek, sonuç olarak, 59.000,-TL manevi tazminata, 3 aylık ödenmeyen 11.800-TL den toplam 35.400-TL fatura bedeli ile sözleşmede kararlaştırılan sözleşmenin haksız feshi halinde 3 aylık bedel olan toplam 35.400,-TL maddi tazminatı olmak üzere toplam 129.800-TL nin reeskont faizi ile tahsiline karar verilmesini, yargılama gideri ve ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili özetle; Taraflar arasında imzalanan 25.03.2015 tarihli sözleşmenin konusunun, davacı ajansın müvekkil şirketin kurum/ marka adı ve kurumsal kimlik/marka kimliği çalışması ve bunu takiben katalog, insert, basın ilanı ile sözleşmenin Ek-1'inde belirtilen başlıklar olduğunu, bunların, Kurumsal kimlik rehberi tasarımı, kampanya konsepti tasarım ve uygulaması, slogan oluşturma, TV, sinema reklam filmi senaryosu hazırlama, TV bant reklam tasarımı, radyo spotu ve cingil sözü/sadece söz yazımı, dublaj, ses montaj müzik jingle ve telif hakları dahil olmayıp, film jeneriği ya da fragman tasarımı/senaryosu, basın/gazete ilan tasarımı, advertorial ilan tasarımı, dergi ilanı tasarımı, insert tasarımı, multivizyon konsept geliştirme/senaryo, billboard tasarımı, otobüs durağı-panosu tasarımı, outdoor malzemeleri tasarımı, afiş pankart dönkart (pop) tasarımı, basın dosyası tasarımı, ambalaj poşet tasarımı, basın toplantıları için konsept yaratımı, mekan tasarımı, broşür/katalog tasarımı, doğrudan postalama-soft ve hard copy-ürünleri tasarımı, dosya tasarımı, CD internet ve etiketi tasarımı, etiket/sticker tasarımı, fuar panosu, paneli ve ışıklı pano tasarımı, kitap dergi kapağı tasarımı, sertifika onur belgesi tasarımı, fuar standı giydirme tasarımı, tebrik kartı, davetiye, zarf tasarımı, satış ofisi tanıtım malzemeleri tasarımı, personel ve öğrenci kıyafeti tasarımı olup, işbu edimleri müvekkili şirkete karşı davacının üstlendiğini, sözleşmenin 7.maddesi Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundan doğan her türlü hakkın devri başlığını taşıdığını, Fikir ve Sanat Eseri Kanunundan doğan her türlü hakkın devrini kapsadığını, müvekkili şirketin adresinin de Üsküdar olduğunu, bu nedenle Kartal Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi yetkili ve görevli olduğunu beyan etmiş, dilekçesinde vs açıklamalarda bulunarak sonuç olarak, görev ve yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın İstanbul Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece özetle, 13/10/2021 tarihli celsede davacı vekilinin İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/200 esas sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi yapıldığını, yeniden inceleme yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmesini, davalı vekili ise görevsiz mahkemece alınan raporlara itiraz ettiklerini belirterek itirazlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin yeni bir rapor alınması talebi bulunmadığı gibi İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/200 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarının kanaat verici olduğu değerlendirildiğinden işbu dosyasında yeniden rapor veya ek rapor aldırılmasına gerek görülmediği, mevcut bilirkişi raporlarına göre yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; taraflar arasındaki sözleşmede her bir edimin teknik ayrıntılarının belirtilmemesi, bunların hangi sırayla ve zamanla ifa edileceğinin tespit edilememesi, yazılı sözleşmede web sitesi tasarımına dair özel bir iş belirlemesinin yapılmaması karşısında, davacının web sitesi tasarımı işinin yapıldığına dair kabulü dikkate alındığında yazılı sözleşmenin kapsamının yazılı olmayan şekilde genişletildiği, web sitesinin özel kodlarla yazılmamış olmasının ayıplı ifa kapsamında değerlendirilebileceği ve ayıplı ifa nedeniyle ayıp oranında indirim yapılmasının olaya uygun olduğu, bu durumun sözlemenin feshini gerektirmediği, bilgisayar mühendisi bilirkişinin raporunda anlaşıldığı üzere yine sözleşmede özgün bir yazılımın kullanılmasına dair madde bulunmadığı, tasarım şablon kullanılmasının sektörel anlamda yaygın bir yöntem olduğu, güvenlik güncellemeleri ve ek tedbirlerin alınması halinde tasarım şablonu kullanılmasının web sitesini güvenli hale getirebileceği, ayrıca davalının güvenlik açığı nedeniyle zarara uğradığının tespit edilemediği hususların dikkate alındığında, davalının sözleşmeyi feshinin haklı olmadığı, davacının web sitesi tasarımına dair edimini yerine getirdiği ve Bilgisayar Mühendisi ... raporunda da belirlendiği üzere davalının web sitesini teslimden kaçınması hususundaki savunmalarının haksız olduğu anlaşıldığından cezai şartın manevi tazminat yönü itibariyle indirime gidilmesine yer olmadığı kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davacının taleplerinin ödenmeyen Haziran - Temmuz - Ağustos ayı fatura bedellerine ilişkin toplam 35.400,00 TL, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle manevi tazminata ilişkin 59.000,00 TL ve 35.400,00-TL maddi tazminata ilişkin 35.400,00 TL olduğu,Kartal ... Noterliği 11/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin bulunduğu ancak ihtarname tebliğ şerhinin bulunmadığı, faturaların irsaliyeli faturalar olduğu ve teslim alan kısımlarında isim ve imzanın bulunmadığı, ihtarnamede faturaların posta yoluyla gönderildiğinin bildirildiği ancak buna dair delil/belge bulunmadığı, sözleşmede ödemelerin fatura karşılığında TL cinsinden ve fatura kesim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yapılacağının kararlaştırıldığı, her iki sözleşmede fatura bedeli vadesini takip eden 5 gündür ifadesinin yer aldığı, davalının davacının ihtarnamesine karşı gönderdiği Beykoz ... Noterliği 18/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname keşide ettiği ve bu ihtarnamede sadece ... nolu faturanın daha önce posta yoluyla tarafına tebliğ edildiğini ikrar ettiği, bilirkişi raporunda belirlendiği üzere ... ve ... nolu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, neticeten dava konusu 3 faturanın da davalıya teslim edildiğinin anlaşıldığı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin Kartal ... Noterliği 11/09/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile iletildiği, Kartal ... Noterliği 11/09/2015 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesinin 15/09/2015 tarihinde tebliğ edildiği ve tebliğ tarihinden sonraki 3 günlük süre bitimini izleyen 18/09/2015 tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün anlaşıldığı, faturalar yönünden ise faturalar davalıya gönderildiğinden ve sözleşmeye göre ödemenin fatura kesim tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yapılacağı kararlaştırıldığından ve sözleşmede fatura bedeli vadesini takip eden 5 gündür ifadesinin yer aldığından ayrıca dava dilekçesinde de vadeyi izleyen günden itibaren reeskont faizi talep edildiğinden 06/08/2015 tarihli ... nolu KDV dahil 11.800,00-TL tutarındaki faturanın vadesi 04/09/2015 olup temerrüt tarihi 5 gün sonrası 09/09/2015, 01/07/2015 tarihli ... nolu KDV dahil 11.800,00-TL tutarındaki faturanın vadesi 30/07/2015 olup temerrüt tarihi 5 gün sonrası 04/08/2015, 01/06/2015 tarihli ... nolu KDV dahil 11.800,00-TL tutarındaki faturanın vadesi 30/06/2015 olup temerrüt tarihi 5 gün sonrası 06/07/2015 olduğu belirtilerek davanın kabulüne dair hüküm kurulmuştur.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davacının sözleşme konusu fikir ve sanat eserlerini müvekkil şirkete sözleşmeye uygun zamanda teslim etmemesi, bazı eserleri hiç teslim etmemesi, bazı eserleri ise ayıplı olarak teslim etmiş olması nedeniyle müvekkil şirket tarafından sözleşmelerin 27.08.2015 tarihi itibarı ile, Beykoz ...Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarname ile feshedildiğini, sadece logo çalışmasının müvekkil şirket tarafından kabul edildiğini ve ücretinin ödendiğini, müvekkil şirket için yapılması gereken web tasarımlarının kodlama tasarım olarak hazırlanmadığı, tamamının kopya tasarım hazır şema halinde oluşturulmak suretiyle ayıplı mal/eser teslim edilmesi nedeniyle sözleşmeyi fesihte müvekkilinin haklı olduğunu, bilirkişi raporlarına itiraz etmelerine rağmen yeniden bilirkişi raporu aldırılmaksızın sonuca gidildiğini, taraf yazışmalarından 17.06.2015 tarihli email toplantı notlarında hazırlanacak web sitesinde, İK formunda format hazırlanacağı, siteden iş başvuruları alınabileceği, müvekkil şirketin şantiyelerinin yer alacağı, müvekkilinin projelerinin yer alacağı barlara tıklandığında proje metni ve görsellerinin yer alacağı, güncel kampanyalar ve satışların da yer alacağının kararlaştırıldığını, hazır kodlarla yazılmış bir web sitesinde bu özel bilgilerin yer almasının güvenli olmadığı, sözleşme kapsamındaki işlerin belirtildiği Ek:1’de 2015 yılı Aylık Hizmet Kapsamındaki işlere bakıldığında, kurum kimlik tasarımı, kampanya konsepti tasarım ve uygulama, slogan oluşturma, TV sinema reklam filmi senaryolu hazırlama, tv bant reklam tasarımı vd. şeklinde 35 adetten hizmet oluşturma yükümlüğü altında iken, bu edimleri ifa etmediği, davacının edimleri ifa ettiğine ilişkin dosyadaki belgelerin delil mahiyeti bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DEĞERLENDİRME Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı vekili özetle, taraflar arasında yapılan sözleşme ile davalı şirketin kurum, marka adı, kurum ve marka kimliği çalışması ve bunu takiben kataloğ insert, basın ilan çalışması, davalının tanıtımı amacıyla sosyal medya yönetimi ve reklam yönetiminin müvekkilince üstlenildiği, davalı tarafça bu sözleşmenin haksız feshedildiği belirtilerek ödenmeyen fatura alacakları ile sözleşmenin feshinden kaynaklanan cezai şart ve manevi zarar talep etmiştir.Davalı vekili özetle, mahkemenin görev ve yetkisine itiraz ettiğini, ayrıca davanın haksiz ve mesnetsiz açıldığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının web sitesi tasarımı işinin yapıldığına dair kabulü dikkate alındığında yazılı sözleşmenin kapsamının yazılı olmayan şekilde genişletildiği, web sitesinin özel kodlarla yazılmamış olmasının ayıplı ifa kapsamında değerlendirilebileceği ve ayıplı ifa nedeniyle ayıp oranında indirim yapılmasının olaya uygun olduğu, bu durumun sözlemenin feshini gerektirmediği, bilgisayar mühendisi bilirkişinin raporunda anlaşıldığı üzere yine sözleşmede özgün bir yazılımın kullanılmasına dair madde bulunmadığı, tasarım şablon kullanılmasının sektörel anlamda yaygın bir yöntem olduğu, güvenlik güncellemeleri ve ek tedbirlerin alınması halinde tasarım şablonu kullanılmasının web sitesini güvenli hale getirebileceği, ayrıca davalının güvenlik açığı nedeniyle zarara uğradığının tespit edilemediği hususların dikkate alındığında, davalının sözleşmeyi feshinin haklı olmadığı, davacının web sitesi tasarımına dair edimini yerine getirdiği ve Bilgisayar Mühendisi ... raporunda da belirlendiği üzere davalının web sitesini teslimden kaçınması hususundaki savunmalarının haksız olduğu anlaşıldığından cezai şartın manevi tazminat yönü itibariyle indirime gidilmesine yer olmadığı kanaatine varılmakla davanın kabulüne karar vermek gerektiği,16/10/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; mali yönden yapılan incelemede, davacı defterlerine göre davacının davalıya düzenlediği 2015 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos aylarına ait sözleşmeye göre gelecek ayın 5'ine kadar ödenecek olan faturaların ödenmediği ve davalının 35.400,00-TL cari hesap borç bakiyesi göründüğü, davalı defterlerine göre 2015 yılı Haziran, Temmuz, Ağustos aylarına ait faturaların ödenmediği, Ağustos 2015 ayına ait faturanın noter kanalı ile iade edilmesi nedeniyle kayıtlara alınmadığı, 23.600,00-TL cari hesap alacak bakiyesi göründüğü ve davacı kayıtları ile arasındaki farkın Ağustos 2015 faturasının kayıtlara alınmamasından kaynaklandığı, manevi tazminatın Mahkemenin takdirinde olduğu, sektör yönünden yapılan incelemede, davacının sunduğu deliller arasında yapıldığı iddia edilen işlere dair basılı veya dijital ortamda bir örnek sunulmadığı, ancak mail yazışmaları içerisinde yapılan işlere dair yazışmaların yanı sıra, toplantı notlarında yüzyüze toplantılar yapılarak sunumlar gerçekleştirildiği, işler üzerinde detaylı görüşmeler yapıldığının anlaşıldığı, sözleşmenin feshine gerekçe olarak gösterilen web sitelerinin davacı tarafından yapılıp yapılmadığı, yapıldıysa hangi adreste yayına alındığı konusunda bir bilgi veya belge olmadığı, taraflar arasında yapılmış 25 Mart 2015 tarihli sözleşme ile Sosyal Medya hizmetlerinin yürütülmesine dair sözleşmede web sitesi yapılmasına dair bir hizmet sayılmadığı, Sosyal Medya sözleşmesinin 6. maddesinde; "Sözleşme, hizmet tanımı içerisinde yapılacak işleri kapsamakta olup özel veritabanı uygulamaları, web siteleri, özel programlama (kod yazımı) gerektiren bölümler/sayfalar, tasarımlar, ilave oyunlar iş bu sözleşme kapsamı dışındadır", yine aynı sözleşmenin 7. maddesinde "iş bu sözleşme kapsamı dışından bulunan özel uygulamalar ve oyunlar ayrıca projelendirilip bütçelendirilecektir" denildiği, davalı tarafça sözleşmenin feshine ilişkin dayanak olarak öne sürülen “işlerin zamanında yapılmaması” gerekçesini haklı gösterecek veya aksini kanıtlayacak bir delil tespit edilemediği, ayrıca yapılan yazışmalarda buna ilişkin kayda değer bir şikayet veya uyarı görülmediği, hukuk yönünden yapılan incelemede, taraflar arasındaki sözleşmelerin eserler (kurum kimlik tasarımı; slogan oluşturma, reklam tasarımı; katalog vs. tasarımı ve uygulama çalışmaları vs) meydana getirilmesine yönelik olduğu anlaşılmakla birlikte, sözleşmenin bütününden ve ödemeye dair verilerden de hareketle, sözleşmenin aynı zamanda iş (hizmet) görme özellikleri olan bir bütünlük arz ettiğinin anlaşıldığı, bu nedenle salt basit bir eser sözleşmesi gibi değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, kendine özgü bir sözleşme nitelemesi yapılabileceği, sözleşmelerden ilkinin ekinde belirtilen işlerin (2015 yılı için Aylık Hizmet Bedeli Kapsamındaki İşler) teknik ve içeriksel ayrıntılarının belirlenmemiş olduğu, taraflar arasındaki yazışmalara ve sözleşmedeki hükümlere binaen, bunların karşılıklı görüşmelerde ve yazışmalarda belirlendiği izlenimi doğduğu, bu şekilde davacının hazırladığı unsurları karşı tarafa gönderdiği, gelen öneri ve eleştirilere göre revizyon yapıldığı, yazışmaların bunu gösterdiği, taraflar arasındaki işleyişin bu şekilde çerçevesi genel belirlenmiş sözleşmeler için olağan durduğunun söylenebileceği, davalının bazı unsurları beğenmemesinin, davacının dönem dönem gecikmesinin (sözleşmede bu işler için kesin süreler kararlaştırılmadığı anlaşıldığından) olağan görülebileceği, salt bu nedenlerle taraflar arasındaki yazışmalardan hareketle sözleşmenin bütünü itibariyle sözleşmenin gereği gibi zamanında ifa edilmediği değerlendirmesini yapmanın zor gözüktüğü, taraflar arasındaki email yazışmalarındaki rahatsızlıkların (ağırlıklı olarak), hukuki anlamda karşı tarafı uyarmak, eksiği düzeltmesi için zaman tanınması, ihtar edilmesi vs gibi özellikler arz etmediği,Diğer taraftan davalı tarafin fesih için ifade ettiği hususlardan davacının işinde ilerleme sağlayamadığı mealindeki ifadeler, dava dosyasındaki verilerle destekleniyor izlenimi vermediği, fesih sebeplerinden öne çıkan diğer bir temel hususun, web sitesi tasarımları kodlarının özel (ayrıca yazılmamış) olmayışı ve kullanılan ... (...) güvenlik açığı bulunması olduğu, esasen taraflar arasındaki sözleşmede web sitesi tasarımlarının da yapılacağı ve bunlarını da kodlarının özel olacağı kararlaştırılmış ise (ki bunun bu tür işlerde olağan olduğu söylenebilir, nitekim hayatın olağan akışına göre her şirket web sitesinin mümkün olduğunca güvenli olmasını ister) davacının bu işi zamanında ve gerektiği gibi yapmamış olması (kesin vade kararlaştırılmamış ise kendisine uygun bir süre verilmiş olduğu halde bunu yerine getirmemesi ya da getirmeyeceğinin açıkça anlaşıldığı durumlarda) ya da yaptıktan sonra bunun ayıplı olduğunun anlaşılması ve bunun da edim bütünlüğü içinde oldukça önemli bir yer tutması halinde sözleşmenin feshi duruma göre haklı görülebileceği, ancak taraflar arasındaki sözleşme ve ekinde web sitesi tasarımının açık bir şekilde yer almadığı, Ek 1 de bu şekilde bir iş tanımı olmadığı, diğer taraftan dava dosyasındaki yazışmalardan esasında davacının web sitesi tasarımını fiilen gerçekleştirdiği, karşı tarafın bunun özel kodlanmamış olduğunu tespit ettiğinin anlaşıldığı, bu açıdan esasında işin hiç (ya da zamanında) yapılmamış olmasından değil, yapılanın davalının iddiasına göre ayıplı olduğundan söz edilebileceği, şu halde davacı taraf da web sitesi tasarımını gerçekleştirdiğini kabul ettiğine göre, taraflar arasındaki sözleşmenin bu açıdan genişletildiği, yani en azından bu şekilde bir edimin de gerçekleştirilmesi hususundan tarafların anlaştığından hareket edilebileceği, ancak taraflar arasındaki sözleşme bütünlüğü dikkate alındığında, bu işin taraflar arasındaki kararlaştırılan işlerden sadece birini ya da bir grubu oluşturduğunun kabul edileceği, ayrıca taraflar arasındaki email yazışmalarında, arada bir aksaklık yaşandığı anlaşılsa da, genel olarak kayda değer bir sorun olmadığı, karşılıklı yazışma ve değişiklikleri ile bir takım işlerin yapıldığı, önerilere göre ekler yapıldığının anlaşıldığı, davacının tasarımı (davalının iddiasına göre özel yazılmış olmasa da) gerçekleştirdiği anlaşıldığından, edimi ifa etmeme değil, ya geç ifa etme ya da (dava dosyası verilerine göre kanaatimce daha uygun duran) ayıplı ifadan söz etmenin daha uygun olacağı, gerçekten de web sitesi tasarımında özel kodların değil hazır kodların kullanıldığınn anlaşıldığı, davacı tarafın 6 Ağustos 2015 tarihli (saat. 18.56) e-mailinde, içerik yönetimi için ... kullanıldığı açıklanmakta, kullanılan ...'in (...) güvenlik açığı olmadığının iddia edildiği, bu açıdan hazır kodların kullanıldığı bir tasarım olduğu değerlendirmesi yapılabileceği, davalı tarafın sözleşmeyi bu tarihte hemen sonlandırmadığı, yeni tasarım yapılmasını talep ettiği, bu yazının karşı tarafa uygun bir süre verilerek eksiğin giderilmesi talebi şeklinde değerlendirilmesinin mümkün olduğu, buna karşılık 17. Ağustos 2015 tarihli davacı taraf e-mailinde tüm taleplerin karşılanabileceği mealinde bir içerik bulunduğu, böylece davacı tarafın bu süre içinde bu eksiği gidermediği yönünde değerlendirme yapılmasının mümkün olduğu, ancak bu eksiğin giderilmemesine (ve diğer bazı iddia edilen sebeptere binaen) sözleşmenin 27 Ağustos 2015 tarihinde çekilen ihtarname ile feshedildiğinin anlaşıldığı, yukarıda ifade edildiği üzere web sitesi tasarımına dair edimin sözleşme bütünlüğü içinde temel edimlerden biri olması durumunda, davalının karşı tarafı uyarması ve eksiği gidermesini talep ettiği halde, karşı tarafın bunu uygun sürede yapmamış olması halinde, feshin haklı görülebileceği, ancak daha önce belirtildiği gibi bu edim yazılı sözleşme bütünlüğü içinde zaten yer almadığı, bunun sonradan kararlaştırıldığı, salt bu alandaki eksikliğin sözleşmeyi feshetmeye hak vermediği değerlendirmesi yapılabileceği, diğer taraftan davacının da kendisine durum bildirildiği halde, en azından durumdan haberdar olduktan sonra yeniden kodlama yoluna gitmeye başlamadığının anlaşıldığı, davacı tarafın bu hususun sanıldığı kadar önemli olmadığı (güvenlik açığı itibariyle) iddiasında bulunarak bazı önlemlerden bahsettiği, buradaki eksikliğin davalıya sözleşmeyi feshetme değil, ödemesi gereken tutardan indirim yapma hakkı verebilir nitelikte olduğu, ancak taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan bedelin diğer edimlere ilişkin olduğu anlaşıldığından, web sitesine dair edim için ne miktar bir karşılık kararlaştırıldığı belli olmadığından hangi miktarda indirimin uygun olabileceği konusunda da net bir değerlendirme yapmanın bu aşamada mümkün gözükmediği, buna karşılık salt buradaki ayıptan dolayı sözleşmenin tümden sona erdirilmesi ölçülü olmadığı değerlendirmesi yapılmasının mümkün olduğu, şu halde, davalının sözleşmeyi sona erdirme tarihinin Ağustos'un sonuna doğru gerçekleşmesi, davacıya ödenmesi gereken aylık tutarın birçok edimin karşılığı olması nedeniyle Ağustos ayı sonuna kadarki tutarların ödenmesi talebinin (yukarıda belirtilen web sitesi tasarımına dair indirim ihtimali çekincesi altında) haklı görülebilir gözüktüğü, davacının haksız fesih nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şart olarak nitelenebilecek tutarların (sözleşme metni 10. madde) ödenmesi talebinin de bu durumda kural olarak haklı görülebileceği, bununla beraber, nihayetinde taraflar arasında web sitesi tasarımına dair bir sözleşme yapıldığı ve bunun da yazılı sözleşmenin bir parçası gibi değerlendirildiği yazışmalardan anlaşıldığından, yukarıda belirtildiği gibi bu edimin ise gereği gibi yerine getirilmediği değerlendirmesini yapılması ve bu ayıplı ifayı haklı çıkaracak bir gerekçe de bulunmadığının kabul edilmesi mümkün olduğundan, bu cezai şart mahiyetindeki tutardan takdiren bir indirim yapılmasının mümkün olduğu, her ne kadar davalının web sitesine dair kısmın sözleşme edimleri içinde sadece bir kesit olmasına binaen sözleşmeyi feshi kural olarak haksız görülebilecek ise de, davacının buna dair edimini gerektiği gibi ifa etmemesi ve bu süreçte kusurunun bulunduğu değerlendirmesi yapmanın mümkün gözüktüğü, sözleşmede manevi tazminata da hükmedilmesi şeklindeki cezai hükmün (karşı tarafın kişilik hakkı ya da itibarını zedeleyici bir durum olmasa bile) kendine özgü ve bu tür sözleşmeler için istisnai niteliği de bu şekilde takdiren indirimde bir unsur olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir. 29/03/2018 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; Taraflar arasındaki uyuşmazlıkta web sitesi tasarımının sözleşme kapsamında kalan bir edim olup olmadığı, kaldığı kabul edilir ise bunun gereği gibi yapılıp yapılmadığı hususlarının özellikle önem taşıdığı, web sitesi tasarımı hususunun taraflar arasında (açık ya da örtülü şekilde) kararlaştırıldığı hususunda bir belirsizlik olmadığından hareket edilebileceği, aksi halde taraflar arasında bu konuda yapılan yazışmaların bir anlamının olmadığı, kaldı ki sözleşmenin yazılı şekilde yapılması yönünde bir gerekliklik bulunmadığı, bu nedenle davacının bu yöndeki itirazlarının dayanaklı olmadığı, hazırlanan bir web sitesi tasarımı olduğu ve bunun da karşı tarafa sunulduğunun anlaşıldığı, karşı tarafın bunun beklentileri karşılamadığını vs ifade ettiği, bu durumun taraflar arasındaki e-mail yazılmalarından (4, 5 ve 6 Ağustos 2015 tarihli) anlaşıldığı, diğer bir hususun, bu web sitesi tasarımının hangi özelliklere sahip olması gerektiğine ilişkin olduğu, bu konuda dava dosyasında taraflar arasında kullanılan yazılımlar dışında bir dayanak olmadığı, üstelik bu yazışmalarda nitelik itibariyle örtüşen hususların az gözüktüğü, her halükarda bu web sitesinin özel kodlarla yazılması gerektiğini davalı tarafın ispatlaması gereğinden hareket edilebileceği, ancak web sitesinin hangi kodlarla yazılacağı ile bunun güvenlik açığının olmaması gereğinin birbirinden ayrı sorunlar olarak değerlendirmenin mümkün olduğu, bu açıdan kök raporda doğal olarak seçenekli bir değerlendirme yapıldığı, yine kök raporda ifade edildiği üzere bu özelliklerin sözleşme ile açıkça kararlaştırıldığının ortaya konulabileceği gibi işin doğasından hareketle bulunması gereken hususların kabul edilmesinin de mümkün olduğu, kök raporda bu durum da varsayılarak güvenlik açığı itibariyle bir değerlendirme yapıldığı, diğer taraftan taraflar arasındaki yazışmalardan, web sitesi açısından önde gelen hususlardan birinin bunun hazır kodlardan da yazılmasının bir güvenlik açığı oluşturup oluşturmadığının teşkil ettiği, bu konuda taraf iddialarının çatıştığı, dava dosyasında oluşturulan web sitesine dair herhangi bir bilgi, örnek vs (yazışmalar dışında) bulunmadığından bilirkişilerden bu konuda net bir değerlendirme yapmalarının da beklenemeyeceği, mahkemenin bu yazışmalarda kullanılan ifadelerden hareketle bir değerlendirme yapmak üzere bilişim güvenliği uzmanı bir bilirkişiyi atamasının mümkün olduğu, ancak buna öncel olarak web sitesinin hangi özellikleri haiz olması gerektiği husununda takdiri bir değerlendirme yapmak gerektiği, davalının faaliyet gösterdiği sektörde faaliyet konuları ve projelerinin tanıtıldığı kurumsal siteler yapıldığı, eğer davalı web sitesinde e-ticaretle iştigal edecek ve yahut web sitesinde ticari sır niteliğindeki muhafaza edecek ise sitenin güvenliği konusunda hassasiyet göstermesi ve yapılan çalışmayı bu sebeple kabul etmemesinin haklı bir gerekçe olabileceği, site çalışmasının hazır ... kod ve temaları ile yapılması verilen emek ve maliyet açısından özel kod yazmaya göre çok daha kolay ve ucuz olduğu, aynı zamanda sitenin tasarım ve fonksiyonellik açısından kısıtlı ve başka sitelere benzeme riski olduğu, bu konuda bir sözleşme metni olmadığından, ancak bu web sitesinin bu tür işlerde olağan olarak görülebilecek bir web sitesi şeklinde olacağı ve normalde hiç olmazsa olağan düzeyde güvenlik açığı vermeyen bir web sitesinin değerlendirmesinin yapılması mümkün olduğu, olağanın üstünde bir web sitesi değerlendirmesi yapmanın dava dosyası verilerine göre mümkün gözükmediği, bütün bu nedenlerle kök raporda yapıları seçenekli değerlendirmelerin değiştirilmesi gereken bir husus bulunmadığı, kök raporda bu web sitesinin ayıplı olup olmadığı hususunda varsayımsal değerlendirme yapıldığı, dava dosyası verileri ile bunun başka şekilde yapılmasının mümkün gözükmediği, fesih konusundaki değerlendirmelerin de bu veriler ışığında doğal olarak seçenekli olduğu, davacı tarafın itirazında belirttiği ve... A.Ş. ile yapılan anlaşma gereği ödediği 2.296,00-TL'nin sonuç kısmında ifade edilmemiş olması hususunun ise haklı gözüktüğü, cezai şarta ilişkin değerlendirmelerin de aynı şekilde olduğu tespit ve rapor edilmiştir. 25/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasındaki sözleşmede, yapılan işlerden biri olan internet sitesinin oluşturulması konusunda özgün bir yazılım kodunun kullanılması yönünde bir maddenin bulunmadığı, tasarım şablonu kullanılmasının sektörde yaygın kullanılan bir yöntem olduğu, güvenlik güncellemeleri yapıldığı veya ek tedbirler alındığı sürece tasarım şablonu kullanılmasının siteleri güvensiz hale getirmeyeceği, dosyamızdaki bilgilerde davalının güvenlik açıkları nedeniyle karşılaştığı herhangi bir soruna ve zarara rastlanmadığı, sitenin yapılmasında kullanılan şablonun telif hakları konusunda üçüncü kişilerin haklarının ihlal edildiği yönünde dosyada bir bilginin bulunmadığı, sözleşme konusu diğer işler gibi internet sitesinin de fikri haklarının davacı ajansa ait olacağının kararlaştırıldığı, davalının siteyi teslimden kaçınması karşısında, davacının hazırladığı site ve diğer çalışmaları, şifresini davalıya da bildirildiği bir ... sunucusuna yüklemesi ile tevdi etmiş sayılmasının teknik olarak mümkün olduğu tespit ve rapor edilmiştir.Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;Taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin mevcut olduğu, yazılı sözleşmede yer almayan web sitesinin kurulması için ayrıca sözlü olarak bir sözleşmeye yapıldığı hususlarında taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır.Taraflar arasında önce yazılı bir sözleşme yapılarak sözleşme konusu işlerin ayrıntılı olarak belirlenmesi, sonradan yapılan sözlü sözleşme konusunun ise web tasarımı olup, yazılı sözleşme konularından farklılık göstermesi nedeniyle, her iki sözleşmenin tek bir sözleşme gibi değerlendirilmesi mümkün değildir. Yazılı ve sözlü sözleşmeler birbirinden bağımsız olarak sözleşmenin feshi ve benzeri hususlarda ayrı ayrı ele alınmaları gerekmektedir.Bu çerçevede somut olay ele alındığında; Davalı iş sahibi sözlü sözleşmenin konusunu oluşturan web tasarımı için davacı yükleniciden özel kod kullanılmasını istediğini, ancak davacının özel kod kullanmadığını iddia etmektedir. 25/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda, taraflar arasındaki sözleşmede, yapılan işlerden biri olan internet sitesinin oluşturulması konusunda özgün bir yazılım kodunun kullanılması yönünde bir maddenin bulunmadığı belirtilmiş, bu tespite ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de yer verilmiş ve sözleşmenin feshini haklı kılmadığı belirtilmiştir.Ancak, web tasarımı sonradan akdedilen sözlü sözleşmenin konusu olup, taraflar arasında düzenlenen yazılı sözleşmenin konusunu oluşturmamaktadır. Dolayısıyla, bilirkişi tarafından sözleşmede özgün kod kullanılacağına dair bir maddenin bulunmadığına yönelik tespit yerinde değildir. Her ne kadar, gerek sözlü sözleşmenin varlığı ve gerekse de bu sözlü sözleşmede özgün kod kullanılacağının kararlaştırıldığına yönelik iddiaya ilişkin ispat külfeti davacıda ise de, davalı taraf cevaba cevap dilekçesinde ve sonrasındaki beyanlarında sözlü olarak web tasarımı yapılacağı yönündeki iddiayı kabul etmiş, cevaba cevap dilekçesinde özgün kod kullanılacağı yönündeki davacı iddiasına da itiraz etmemiş, bilakis edimin yerine getirildiği belirtmiştir. Dolayısıyla web tasarımında özgün kod kullanılacağı hususunda da ihtilaf bulunmamakta olup, aksi yöndeki bilirkişi değerlendirmesi ve mahkeme gerekçesi hatalı bulunmuştur.Diğer taraftan, bilirkişi rapor ve mahkeme gerekçesinde, özgün kod kullanılmasının güvenlik açığına yol açmayacağı ve ayıp olarak değerlendirilebileceği, bu nedenle sözleşmenin feshi değil de, ayıp miktarınca bedelde indirim yapılmasının uygun olabileceği ifade edilmiş ise de, bu değerlendirmede de isabet görülmemiştir. Zira, iş sahibi web tasarımını özel kod kullanılması kaydıyla kabul etmiştir. Bu durumda özel kod, eser için belirleyici ve temel bir kriterdir. Dolayısıyla, özel kod kullanılmadan standart ya da 3.kişiler için hazırlanan kodların kullanılması "eksik ya da ayıplı ifa" değil, "farklı ifa" kapsamında kalacaktır. Mahkeme gerekçesinde belirtilenin aksine, tasarım şablon kullanılmasının sektörel anlamda yaygın bir yöntem olması veya güvenlik güncellemeleri ve ek tedbirlerin alınması halinde tasarım şablonu kullanılmasının web sitesini güvenli hale getirebilmesi de, özel kod kullanılmamasını haklı kılmayacaktır. Bu nedenle davalı iş sahibinin sözlü yapılan sözleşmenin feshinde haklı nedene dayandığı Dairemizce kabul edilmiş, aksi yöndeki bilirkişi değerlendirmesi ve mahkemenin kabulü hukuka uygun görülmemiştir.Taraflar arasında düzenlenen yazılı sözleşmenin feshi noktasında ise, yukarıda da belirttiğimiz üzere sözlü ve yazılı sözleşmeler birbirinden bağımsız oldukları için, sözlü sözleşmenin feshine ilişkin gerekçe yazılı sözleşmenin feshi için kullanılamaz. Yazılı sözleşmenin feshinin haklı olup olmadığı, sözlü sözleşmenin feshinden bağımsız olarak ele alınmalıdır.Bu kapsamda somut olayda, davalı iş sahibi davacı yüklenicinin yazılı sözleşme ile üstlendiği işlerden sadece logoyu teslim edebildiğini, diğer edimlerin teslimini yapamadığını beyan etmiştir. Davacı yüklenici ise bu iddiayı kabul etmemiştir. Eser sözleşmelerinde eserin tespitini ispat yükümlülüğü yükleniciye aittir. Dava dosyasında, teslim olgusu davalının da kabulünde olan logo hariç olmak üzere, edimlerin iş sahibine teslim edildiğine dair bir belge bulunmamaktadır. Bununla birlikte, yazılı sözleşmede bahsi geçen edimlerin ne sürede ifa edileceği de sözleşmede kesin olarak yazmadığından ve bu nedenle kesin vadeden bahsedilemeyeceğinden, iş sahibinin de davacı yükleniciyi temerrüde düşürdüğüne dair bir ihtar ya da benzeri delil de dosyada yer almamaktadır.Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, sözleşmede kesin vade öngörülmemesi karşısında yüklenicinin yazılı sözleşme ile üstlendiği işlerin teslimi için makul sürenin ne olacağı, taraflar arasındaki mailler de dikkate alınmak suretiyle davacı yüklenicinin -logo hariç olmak üzere- davalı iş sahibine teslim olgusunu ispatlayabildiği işlerin bulunup bulunmadığı, yapılacak bu tespitler ışığında iş sahibinin yazılı sözleşmeyi feshinin haklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu noktalarda araştırma yapılmadan hüküm tesisi hatalı görülmüştür.Diğer yandan, ilk derece mahkemesi tarafından manevi tazminata hükmedilmiş ise de, manevi tazminat ancak kişilik hakları ihlal edilen ve bu ihlal nedeniyle "acı, elem ya da ıstırap" kişiler yönünden söz konusu olabilir. Tüzel kişilerin "acı, elem ya da ıstırap" duyması mümkün olmadığından -kural olarak- manevi tazminat talep edemeyecekleri kabul edilmektedir. Ancak Yargıtay uygulamalarına göre istisnai olarak, tüzel kişilerin "ticari ya da kurumsal itibarlarının zedelenmesi" halinde manevi tazminata hükmedilebileceği kabul edilmektedir. Bu itibarla, her ne kadar davacı şirket lehine manevi tazminata da hükmedilmiş ise de, gerekçede davacı şirketin ticari ya da kurumsal itibarının ne şekilde zedelendiğine dair bir tartışma yapılmadığı ve hükmün gerekçesinin bu noktada eksik olduğu anlaşılmıştır Tüm bu sebeplerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/05/2022 tarih, 2020/734 Esas, 2022/400 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.