T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1528
KARAR NO:2026/666
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/11/2021
NUMARASI:2015/858 Esas, 2021/1181 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:10/08/2015
KARAR TARİHİ:02/11/2021
BİRLEŞEN İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/691 ESAS SAYILI DOSYASINDA:
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:12/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Asıl dava, taraflar arasında akdedilen 24/04/2009 tarihli taşeronluk sözleşmesi kapsamında davacı iş sahibinin davalı yükleniciye fazla ödeme yaptığı iddiasıyla fazla ödemeye istinaden başlatılan İstanbul Anadolu 16.İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine; Birleşen dava, sözleşme gereği kesilen teminatların iadesi, ek işler ve hesaplanmayan hak edişlerin tahsili istemiyle yüklenici tarafından açılan alacak davası olup, mahkemenin asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine ilişkin kararı taraflarca ayrı ayrı istinaf edilmiştir. Asıl davada davacı vekili; Davalı taraf ile ticari ilişkinin, öncelikle ... ve .... Şti. arasında gerçekleştiğini, daha sonra ... ve .... Şti.'nin tüm aktif ve pasifiyle.... Şti. ye devrolunduğunu, borçlunun borcunu ödememesi nedeniyle icra takibine geçildiğini, ödeme emrinin tebliğ edildiğini ve borçlu vekilince itiraz edildiğini, itirazlarında herhangi bir borçlarının bulunmadığına ilişkin faize ve diğer ferilerin tümüne itiraz ettiklerini, yapılan itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunu, İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/327 E. ve 2013/321 K. sayılı ilamı ve bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davalı sorumluluğunda olan ve ödemesi gereken ... primlerini dahi ödemediğini, tüm bu bedellerin müvekkil hak edişlerinden kesildiğini, davalının borçlarının müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilinin davalı tarafa fazlaca ödemeler yaptığını, bu ödemelerin gerek çeklerle gerekse banka yolu ile elden ödendiğini, fazlaca yapılan bu ödemelerin ve müvekkil şirket alacaklarına dair bilgi ve belgelerin İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/327 ve 2013/371 Karar sayılı dava dosyası içerisinde yer aldığını, davalı tarafın bildirdiğinin aksine ticari ilişkiye konu edilen dönemden kaynaklı müvekkilinin davalı tarafa bir borcu bulunmadığını, alacaklarının bulunduğunu, İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/327 Esas ve 2013/371 Karar sayılı ilamı ve dosyadaki bilirkişi raporları ile müvekkil şirketin alacaklı olduğunun sabit olduğu, dava dosyasının Yargıtay temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğini, karşı tarafın icra dosyasına yaptıkları itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalının icra dosyasına yaptığı itirazın, haksız ve takibi geciktirmeye matuf olduğunu açıklanan nedenlerle borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve alacağın % 40'ından aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde ve karşı dava dilekçesinde;Davacının açmış olduğu davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili ile ... arasında 24/09/2009 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşmede hüküm altına alınan %30 her hakedişte kesinti yapılacağını ve davacı tarafından bloke konulacağını, 10. maddeye göre iş bitiminden sonra 30 iş günü sonrasında teminatın iade edileceğinin kararlaştırıldığı, müvekkilinin işleri eksiksiz yaptığının ... tarafından tespit edildiğini, müvekkilin hakedişinden 26.277,00-TL ... primi kesildiğini, toplamda 84.800,00-TL banka kanalıyla ödeme yapıldığını, kompaze altı taş yünü giderinin hakedişine yansıtılmadığını, üniversitede çıkan yangın nedeniyle ek ilave işçilik yapıldığını, ağır çelik için sözleşmede belirtilmemesine rağmen takribi imalat ve montaj yapıldığını, davacının müvekkilinden gerçekte alacaklı olmadığını, dava dışı ... ve ... Şti'ne karşı müvekkilinin açmış olduğu İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/327 esas sayılı dosyasında dava dışı firma hakkında son hak edişe ilişkin kısmı faturasının reddi esasına dayandığını, ancak dava dışı firmanın müvekkilinin kesmiş olduğu faturayı defterine işlemediğini, müvekkiline borcu olmasına rağmen defter kayıtlarına kasti ve kötüniyetli olarak müvekkilinin kendisine 63,977-TL borcu müvekkilinin ise 12.900 TL alacaklı olduğunu, dava dışı firmanın 51,077.87-TL alacaklı olduğu esasına dayandığını, gerçekte dava dışı firmanın müvekkiline bu konuda karşı dava açtıkları sebeplerle bilirkişinin kasti olarak yanıltıldığını, yanıltma sebebinin müvekkilinin alacaklı olmasına rağmen kağıt üstünde ve ticari defterlerinde müvekkilinin borçlu gösterildiğini, müvekkilinin dava dışı firma ile yapmış olduğu taşeronluk sözleşmesi olduğunu, bu sözleşme gereği edimini kusursuzca bitirdiğini, bunun için 20 personelden fazla personel istihdam ettiğini, ancak yapmış olduğu ücreti alamadığını, müvekkiline iddia edilen 35.000-TL'lik çekin dava dışı müvekkilinin işini üstlendiği şirket personeli ... tarafından şirket nam ve hesabına çekildiğini, şirket hesabına bu paranın verilmemesi halinde bu şahsın davaya dahil edilmesini talep ettiğini beyanla asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, Asıl dava yönünden, davacısının alacağının bilirkişi tarafından 51.077,87-TL olarak tespit edildiği, davalı tarafın 35.000,00-TL'lik çekin tekrardan davacı tarafa cirolandığını, çekten hiç yararlanmadığını bu nedenle bu bedelin düşülmesi gerektiğini beyan ettiği, mahkemece çeke ilişkin Bakırköy CBS'nin 2010/22207 Sor. Numaralı dosyasının celp edildiği, incelenen dosyada davacı şirket yetkilisi ve çalışanlarının savcılık ifadesinde çekin davalı çalışanlarının sigorta primlerinin ödenmesi için davacı tarafça davalı lehine cirolandığı ancak ... kapandığından ve ödeme yapılmadığından tekrar bedelinin davacı şirket muhasebesine getirildiğinin ikrar edildiği, bu durumda çek bedelinin davalı yararlanmadan tekrar davacı kasasına girdiği nazara alındığında 51.077,87-TL fazla ödemenin içinde 35.000,00-TL'lik çek de bulunduğundan davacının alacağından bu miktarın düşülmesi gerektiği, hal böyle olunca davacının fazla ödeme yaptığını iddia ettiği miktarın16.077,87-TL olarak hesaplandığı, bu çek yönünden davalı/birleşen dosya davacısının İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mah. 2011/327 E. Sayılı dosyasında da çekin bedelini almadığını iddia ettiği, mahkemece iddiaya itibar edilmediği ancak Bakırköy CBS'nin 2010/22207 Sor. Numaralı dosyasının davada celp edilmediği, yine mahkemenin eldeki dava davacısının fazla ödeme yaptğına ilişkin gerekçesi yanında davacı ...'ın fatura konusu yapılan işi ispatlayamadığı gerekçesine dayandığı ve bu haliyle kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, salt ...'nin ... tarafından tanzim edilen 46.000,00-TL'lik fatura ödemesini aşar biçimde ödeme yapması sebebiyle davanın reddedilmediği, ret yönünde mahkemenin başka gerekçelerinin de olduğu, çek bedelinin düşülmemesi gerektiği yönünde mutlak kesin hüküm olmadığı kanaatine varıldığı, asıl davada davacının takipten önce davalıyı temerrüde düşürdüğü de ispatlanamadığından işlemiş faiz talebinin yerinde görülmediği, neticeten davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline karar vermek gerektiği, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedildiği; Birleşen dava yönünden, asıl dosya davalısının birleşen davadaki taleplerinin Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mah. 2011/327 E. Sayılı dosyasına konu ettiği 11/02/2010 tarihli fatura ile örtüşüp örtüşmediği yani bu davadaki taleplerinin yargı incelemesinden geçip geçmediğinin belirsiz olduğu, zira fatura içeriğinde açıklama bulunmadığı, davalı asil duruşmada 11/02/2010 tarihli faturada ağır çelik işinin bulunduğunu beyan ettiği, böylelikle bu talebin kesin hüküm sebebiyle usulden reddi gerektiğinin anlaşıldığı, davacı/birleşen dosya davalısının birleşen dava yönünden zamanaşımı itirazında bulunduğu, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davalı/birleşen dava davacısının taleplerinden birini teminat iadesinin oluşturduğu, sözleşmenin 10. maddesinde "Her hakedişte işin %30 teminat olarak kesilecektir. İş bitiminden şantiye tesliminden 30 gün sonra teminat açılacaktır" düzenlemesinin mevcut olduğu, dosya kapsamında ... tarafından imzalanan 09/09/2009 tarihli şantiye teslim tutanağının mevcut olduğu, teslim anında bir çok eksikliğin de listelenerek işverene teslim edildiği, bu durumda teminat iadesi alacağının muaccel olduğu tarihin 09/09/2009 tarihli şantiye tesliminden 30 gün sonraya tekabül eden 09/10/2009 tarihi olacağı, alacağın zamanaşımına uğrama tarihinin ise 09/10/2014 tarihinden sonrası olacağı, davacı tarafça yapılan bir takım ödemelerin bu alacağın zamanaşımını kestiği kabul edilirse son ödeme tarihi olan 09/06/2010 tarihinden itibaren 5 yıllık süre yeniden işlediğinde alacağın 09/06/2015 tarihinden sonra zamanaşımına uğrayacağı, davalının birleşen davasını ise 24/11/2015 tarihinde zamanaşımı dolduktan sonra açtığı anlaşılmakla talebin reddine karar verildiği, yine yangın nedeniyle ilave işler yönünden davalı/birleşen dosya davacısı asil beyanında 2010 yılı ocak ayı sonunda yangın çıktığını ve 2.ayda davacının kısmi ödeme yaptığını beyan ettiği, bu durumda 2010/ şubat ayında işin tamamlandığı anlaşıldığından davalı lehine son ödeme tarihi de nazara alınarak 09/06/2015 tarihinden sonra zamanaşımına uğrayacağının anlaşıldığı, kompaze altı yaş yünü giderinin de aynı şekilde son ödeme tarihinden 5 yıl geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımına uğradığı, hal böyle olunca birleşen davada taleplerden biri yönünden kesin hüküm, diğerleri yönünden zamanaşımından davanın reddi gerektiği, İstanbul Anadolu 20.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan dava faturadan kaynaklı itirazın iptali davası olup, eldeki davanın konusu olan zamanaşımına uğramış alacaklar 11/02/2010 tarihli fatura içeriğiyle aynı olmadığından açılan o davanın eldeki birleşen davadaki talepler yönünden zamanaşımını kesmesi de mümkün olmadığını belirterek asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar vermiştir. Asıl dava davalısı-birleşen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde, ... Üniversitesinden talep edilen belgelerin beklenmesinden sonradan zamanaşımı nedeniyle vazgeçildiği, taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasında buradan gelecek belgelerin önem arz ettiğini, her ne kadar mahkeme şantiye teslim tutanağı ile alacağın muaccel olduğuna karar vermiş ise de, bu tarihten sonra da şantiyenin devam ettiğini, eksiklikler yönünden müvekkilin çalışmaya devam ettiğini, ... tarafından imzalananın geçici şantiye teslim tutanağı olduğunu, ancak Üniversiteden kayıtlar celp edilmediği için tespit edilemediğini, keza alınan bilirkişi raporunda şantiye teslimi olmadığının tespit edildiğini, bu haliyle sözleşmede belirlenen %30 teminat miktarının da sözleşme fesh edilmediği için geçerli olarak devam ettiğini ve müeccel halde olduğunu, her ne kadar mahkemece İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/327 E. Sayılı dosyasına konu ettiği 11/02/2010 tarihli fatura yönünden başlatılan dava ile ilgisi olmadığını beyan etse de, işbu dava kapsamında karşı tarafın defterlerin incelendiğini, yine dava kapsamında davalı olarak verdiği beyanlarda ve defter kayıtlarında fatura alacağını kabul ettiğinin beyanlara geçtiği, sözleşme kapsamında borcu ikrar ettiği ancak ödemelerinin yapıldığı beyan edilerek davanın reddini savunduğu, bu nedenle borç ikrar edildiğinden zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, davacının defter kayıtlarını ve Anadolu 20. Asliye Hukuk dosyalarını delil olarak göstererek muhasebe kayıtlarına göre de müvekkile fazla ödeme yaptığı iddiası ile icra takibi başlattığı, ancak sunduğu defter kayıtlarının gerçeği yansıtmadığının dosyaya celp edilen Bakırköy CBS'nin 2010/22207 Sor. Numaralı dosyasından açıkça anlaşıldığı, davacı tarafın kendisinin tahsil ettiği bir çeki, müvekkile ödeme yapılmış gibi göstermek suretiyle kayıtlarına işlemekle, müvekkili borçlu gösterecek şekilde hareket ettiğinin ispat olunduğu, mahkemece deliller toplanmadığından %30'luk teminat ve dava konusu sözleşmeye ek yapılan işler yönünden alacaklı olduklarını kanıtlamak ve davacının davasında talep ettiği fazla ödemenin de yapılmadığının tespitini sağlamak imkanının ellerinden alındığını, alacak likit olmadığından İİT'e hükmedilmesinin hatalı olduğunu, yargılama harçları da yargılama giderlerinden olmakla, kabul ret oranına göre müvekkile yükletilmesine karar verilmesi gerekirken tamamının müvekkile yükletilmesi açıkça usul ve yasalara aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılması talep edilmiştir.Davacı-birleşen dava davalısı vekili istinaf dilekçesinde, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları, tüm bilgi ve belgeler ile tarafların ticari defter ve kayıtları uyarınca müvekkilin 51.077,87 TL alacağı sabit olmasına rağmen Mahkemenin aksi yönde 16.077,87 TL üzerinden müvekkilin alacaklı olduğu yönünde hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/327 Esas ve 2013/371 Karar sayılı ilamı ile yine bu dosyadaki bilirkişi raporları ile de müvekkilinin alacaklı olduğunun sabit olduğunu, ayrıca bu dava dosyasının Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, dolayısıyla alacağı kesinleşmiş bir yargı kararıyla sabit olan müvekkilinin alacağının, bu kesinleşmiş kararın aleyhine olacak şekilde yerel mahkemenin aksi yönde hüküm kurmuş olmasının hatalı olduğunu, davalı taraf birleşen dava ile müvekkilden alacaklı olduğunu ve bu alacağına 35.000,00 TL bedelli çek bedelini de dahil ederek mahkemeden talepte bulunduğunu, yerel mahkemenin birleşen dava ile davalının bu talebini reddetmesine rağmen, asıl davada bu bedelin müvekkilin alacağından mahsup etmesinin çelişki olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Uyuşmazlık,eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Asıl davada davacı iş sahibi, asıl davada davalı (birleşen davada davacı) yüklenicidir. Asıl davada davacı vekili özetle, davalı tarafın müvekkiline borçlu olduğunun İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/327 E. ve 2013/321 K. sayılı ilamı ve bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davalının sorumluluğunda olan ve ödemesi gereken ... primlerini dahi ödemediğini, tüm bu bedellerin müvekkil hak edişlerinden kesildiğini, davalının borçlarının müvekkil tarafından ödendiğini, müvekkilinin davalı tarafa fazlaca ödemeler yaptığını, bu ödemelerin gerek çeklerle gerekse banka yolu ile elden ödendiğini, karşı tarafın icra dosyasına yaptıkları itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacı (asıl dava davalısı) özetle, müvekkili ile ... arasında 24/09/2009 tarihinde taşeron sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin işleri eksiksiz yaptığını, müvekkilin hakedişinden 26.277,00-TL ... primi kesildiğini, toplamda 84.800,00-TL banka kanalıyla ödeme yapıldığını, kompaze altı taş yünü giderinin hakedişine yansıtılmadığını, üniversitede çıkan yangın nedeniyle ek ilave işçilik yapıldığını, ağır çelik için sözleşmede belirtilmemesine rağmen takribi imalat ve montaj yapıldığını, sözleşme gereği edimini kusursuzca bitirmek için 20'den fazla personel istihdam ettiğini, ancak ücretini alamadığını, müvekkiline iddia edilen 35.000-TL'lik çekin dava dışı müvekkilinin işini üstlendiği şirket personeli ... tarafından şirket nam ve hesabına çekildiğini beyanla, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir (birleşen dosya davacısı, sunmuş olduğu beyan dilekçesinde teminat kesintisi yönünden 54.652,48-TL, kompoze altı taş yünü gideri yönünden 100,00-TL, ağır çelik yönünden 100,00-TL, yangın sonrası ilave işler yönünden 3.000,00-TL talep ettiğini beyan etmiş ve dava değerinin 57.852,48-TL olduğunu bildirmiştir) Mahkemece özetle, Asıl dava yönünden, davacısının alacağının bilirkişi tarafından 51.077,87-TL olarak tespit edildiği, davalı tarafın 35.000,00-TL'lik çekin tekrardan davacı tarafa cirolandığını, çekten hiç yararlanmadığını bu nedenle bu bedelin düşülmesi gerektiğini beyan ettiği, Bakırköy CBS'nin 2010/22207 Sor. Numaralı dosyası incelendiğinde, çek bedelinin davacı şirket muhasebesine getirildiğinin ikrar edildiği, bu durumda çek bedelinden davalının yararlanmadığı, 51.077,87-TL fazla ödemenin içinde 35.000,00-TL'lik çek de bulunduğundan davacının alacağından bu miktarın düşülmesi gerektiği, hal böyle olunca davacının fazla ödeme yaptığını iddia ettiği miktarın16.077,87-TL olarak hesaplandığı, alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen tutar üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, Birleşen dava yönünden; davalı asil duruşmada 11/02/2010 tarihli faturada ağır çelik işinin bulunduğunu beyan ettiği, böylelikle bu talebin kesin hüküm sebebiyle usulden reddi gerektiği, diğer talepler yönünden ise zamanaşımının dolduğu belirtilerek; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.Dosyada mevcut deliller ele alındığında;Mahkemece karşı davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle karşı davanın ayrılmasına karar verilmiş, yine her iki dava arasında bağlantı olması sebebiyle birleştirilmesine karar verilmiştir.Taraflar arasında bu davadan önce Yargıtay incelemesinden de geçerek kesinleşen İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mah. 2011/327 E. Sayılı dosyası da mevcut olup, incelenen dosyada asıl dava davalısının 11/02/2010 tarihli 46.000,00-TL'lik fatura üzerinden başlattığı takibe itirazın iptali davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde: ".. Davalı kayıtlarında yer alan davacının son hak ediş faturası 03/08/2009 tarihlidir. Ancak, davacı yanın sunduğu 09/09/2009 tarihli “şantiye teslim tutanağı” sebebiyle, davacının son hak edişten sonrada inşaata devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu tutanakla, iş tek- tek belirtilen eksiklerin tamamlanması şartıyla teslim alınmıştır. Ancak, davacı bilahare bu eksiklikleri de tamamladığına dair yazılı bir kanıt sunamamıştır. Öte yandan, icra takibine konan 46.000,00 TL bedelli fatura davalı kayıtlarında yer almayıp, davacının son tutanağı 09/09/2009 tarihli olması ve işin bu tarihte teslim edildiğinin tutanağa geçirilmesi karşısında 213 sayılı VUK 231/5 maddesi gereği faturanın bu tarihten itibaren 10 gün içinde kesilmemiş olması sebebiyle geçersizdir. Diğer yandan, teslim tutanağından sonra yapılan bir işte iddia edilmemiş, ispat edilmemiştir. Davacının dayandığı davalı tarafın kayıtlarına göre ise, davacının 12.900,00 TL hak ediş alacağı, bunun karşısında davalı tarafın 35.000,00 TL çekle yapılan ödeme, sözleşme gereği davacı yanca yapılması gerekirken davalının yaptığı 26.277,87 TL ... ödemesi ve 2.700,00 TL ödeme toplamı 63.977,87 TL ödeme yapılmış görülmektedir. Davacı vekili her ne kadar çeki tahsil etmediklerini bildirmiş ise de, çekin bankadan gelen kayıtlarından davacının adına kesilmiş oluşu; onun cirosu ile tedavüle çıktığı ve bankadan ciro silsilesi ile 3. bir kişi tarafından çekildiği anlaşıldığından bu itiraza itibar edilmemiştir. Davacının, dava dilekçesinde, ispat için dayandığı davalı şirket kayıtlarından davalının borçlu olmadığı, tersine 51.077,87 TL fazla ödemesi bulunduğu; davacının global ilişkide sadece 46.000,00 TL bedelli faturadan dolayı alacağının kaldığını iddia edişi, fatura gereği iş teslimi ispatlanamamışsa da, bir an için gerçekleştiği kabul edilse bile davalının yine de fazla ödemesinin söz konusu olacağı nazara alınarak, davanın reddine karar verilmiştir" gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve kararın onandığı anlaşılmıştır.02/09/2016 tarihli bilirkişi raporunda; davacıya ait ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davacı yanın ticari defter ve kayıtlarına göre davalıya 51.077,87-TL fazla ödeme yapmış olduğu, davalının defterlerini sunmadığı, görüldüğü üzere bilirkişice davacının toplam 198.277,87-TL ödeme yaptığı, buna karşılık davalı tarafça 147.200,00-TL tutarında fatura düzenlendiği tespit edilmiş olup, davalı/birleşen dava davacısının ... ödemesi dahil toplam 111.077,00-TL ödeme yapıldığı iddiasının doğru olmadığı, zira davalının kabulünde olan ödemelerin yanı sıra celp edilen İstanbul Anadolu 20.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/327 E. Sayılı dosyasında da mahkememizde rapor tanzim eden bilirkişice tespit edilen davacı ödemelerinin tamamı mevcut olup, 198.277,87-TL tutarlı ödemenin (aşağıda belirtilecek gerekçelerle 35.000,00-TL'lik çek meblağı hariç) ispatlandığı belirtilmiştir. 24/07/2020 tarihli bilirkişi raporunda; Asıl davada davacının davalıdan 51.077,87-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, karşı dava yönünden yapılan değerlendirmede dosya kapsamında imzalı onaylı hakedişler olmadığından yapılan ödemenin ve sözleşme gereği kesilmesi gereken %30 teminat tutarının toplamının hesap edilemediği, herhangi bir metraj, hakediş , tutanak, tartı tutanağı, ataşman ve buna benzer hesap yapmak için gerekli teknik bilgi ve belgeler olmadığından kompaze altı yaş yünü giderinin, yangın sonrası işçilik bedelinin hesaplanamadığı, fazladan yapılan işlerin tutanakta olmaması sebebiyle ağır çelik hesabının yapılamadığı belirtilmiştir.Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;İlk derece mahkemesindeki yargılamada, asıl dava davacısının davalıdan (birleşen dosya davacısından) alacaklı olduğu bilirkişi raporuyla tespit edilmiştir. Bu suretle davacı tarafından davalı yükleniciye 51.077,87-TL fazla ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, söz konusu bilirkişi raporları kabul edilmekle birlikte, Bakırköy CBS'nin 2010/22207 Soruşturma numaralı dosyasındaki tanık beyanlarından, davalı yükleniciye ... primlerinin ödenmesi için çek verildiği, ancak idareye mesai içerisinde bu tutarın yetiştirilememesi nedeniyle çek bedelinin davacı işverenin muhasebesine teslim edildiğini, dolayısıyla çek bedelinin yükleniciye yapılan bir ödeme olarak kabul edilmemesi gerektiği belirtilerek tespit edilen 51.077,87-TL'den 35.000,00 TL çek bedeli düşüldükten sonra davacının davalıya 16.077,87-TL fazla ödeme yaptığı kabul edilerek bu miktar üzerinden itirazın iptaline karar verilmiştir. İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mah. 2011/327 E. Sayılı dosyasında görülmekte olan itirazın iptali davasında, mahkememizin asıl dava davalısının "davacı" sıfatıyla yer aldığı, söz konusu dosyada yüklenicinin alacaklı olmadığı, tam tersine işverenin 51.077,87 TL fazla ödemesi bulunduğu tespit edilmiş ve davanın reddine karar verilmiştir. Söz konusu karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir. Söz konusu kararda, fazla ödeme miktarının içinde bahsi geçen 35.000 TL tutarında çek bedeli de vardır. Dairemizce yapılan değerlendirmede, ilk derece mahkemesinin 35.000 TL tutarındaki çekin iş sahibine iade edildiğine dair gerekçesi ve buna bağlı olarak davacının fazla ödemesinin 51.077,87 TL olmayıp, 16.077,87-TL olduğuna dair kabulü bahsi geçen kesin hükme aykırı görülmüştür.Diğer yandan, ilk derece mahkemesi, Bakırköy CBS'nin 2010/22207 Soruşturma numaralı dosyasındaki tanık beyanlarından yola çıkarak 35.000 TL tutarındaki çek bedelinin davalı yüklenici tarafından davacı iş sahibine iade edildiğine dair kanaate ulaşmıştır. Öncelikle, söz konusu soruşturma dosyası bir ceza mahkemesinin kesin hükmü niteliğinde değildir. Ayrıca, ceza mahkemesinin bir belgenin sahteliği gibi tespitleri hukuk mahkemesini bağlar ise de, HMK ya göre kesin delillerle ispat edilmesi gereken olgular, ceza soruşturmasında ya da yargılamasındaki tanık beyanlarıyla ispat edilemez. Aksinin kabulü, HMK'daki ispatın şekline dair getirilen hükümlerin dolanılması anlamına gelir. Dolayısıyla, tarafların ticari defterinde kayıtlı olan bir çekle ödemenin aksinin, savcılık aşamasındaki tanık beyanlarıyla ispatı mümkün değildir. Bu itibarla da ilk derece mahkemesinin bu değerlendirmesi yerinde görülmemiş, asıl dava davacısının davasının 51.077,87 TL üzerinden kabulü (tam kabul) gerektiği değerlendirilmiştir.Asıl dava davalısı, ... Üniversitesinden talep ettikleri belgelerin celp edilmediğini, bunun zamanaşımı ve diğer konularda önem arz ettiğini, alınan bilirkişi raporunda şantiye teslimi olmadığının tespit edildiğini, bu haliyle sözleşmede belirlenen %30 teminat miktarının da sözleşme fesh edilmediği için geçerli olarak devam ettiğini ve müeccel halde olduğunu belirtmiş ise de, ilk derece mahkemesinin bu konudaki değerlendirmeleri yerinde bulunmuştur. Davacının birleşen davada borcu ikrar ettiği ve bu nedenle zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu iddia etmiş ise de, asıl dava davacısı (birleşen dava davalısı) tarafından zamanaşımını kesen herhangi bir ikrarının bulunmadığı görülmektedir. Bu sebeple davalı (birleşen dava davacısı) vekilinin istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.Bununla birlikte, taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin varlığı yargılamayı gerektirdiğinden likit alacak olarak kabulünün mümkün bulunmadığı, dolayısıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla bu yön itibariyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜNE
2-İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/11/2021 tarih ve 2015/858 Esas, 2021/1181 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Asıl davanın KABULÜ ile, İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 51.077,87-TL asıl alacak üzerinden, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı kanun 2/2 md. uyarınca yıllık % 10,50 ve değişen azalan oranlarda ticari avans faizi yürütülmek sureti ile devamına,
4-% 20 icra inkar tazminat talebinin REDDİNE, Birleşen Mahkememizin 2019/691 E. 2019/923 K. sayılı dava yönünden;Birleşen davanın REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
ASIL DAVA YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 3.489,12 TL harçtan, 27,70-TL peşin harç, 1.365,00-TL tamamlama harcı toplamından oluşan 1.392,70-TL harçtan mahsubu bakiye 2.096,42 TL harcın asıl davada davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2- Asıl davada davacı tarafından harcanan 27,70-TL başvuru harcı, 1.098,28-TL peşin harç olmak üzere toplam 1.125,98-TL harç giderinin asıl davada davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Asıl davada davacı tarafından yapılan 2.448,10-TL yargılama giderinin asıl davada davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Asıl davada davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekâlet ücretinin asıl davada davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Birleşen Mahkememizin 2019/691 E. 2019/923 K. sayılı dava yönünden;
1-Alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafça peşin olarak yatırılan 983,50 TL harcın mahsubu ile fazla yatan 251,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
3-Davalı (Asıl davada davacı) kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 8.320,82 TL vekâlet ücretinin davacı (Asıl davada davalı)'dan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Tarafların istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendilerine İADESİNE,
2-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde BIRAKILMASINA,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere 12/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.