T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/827
KARAR NO:2026/679
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02/12/2021
NUMARASI:2014/103 Esas, 2021/1056 Karar
DAVANIN KONUSU:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
KARAR TARİHİ:12/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı tazminat davası olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair karar davalı yanca istinaf edilmiştir.Davacı vekili; davalı tarafından ihalesi yapılan ''...İnşaatı'' işinin müvekkili şirkete ihale edilerek 04/07/2011 tarihinde sözleşmeye bağlandığını, 15/07/2011 tarihinde ise davalı tarafından yer teslimi yapılarak müvekkili tarafından işi başlanıldığını, çalışmalar sırasında müvekkili şirket tarafından 26/07/2011 tarih ve ... sayılı yazı ile ödenek revizyonu talep edildiğini, davalı tarafından ödenek revizyonu yapıldığının bildirildiğini ve 09/09/2011 tarihli yazı ile oluşan yeni ödeneğe göre yapılan revize iş programının gönderildiğini, davaya konu inşaat işinin yapılabilmesi için güzergahta bulunan bazı taşınmazların kamulaştırılması zorunluluğu olduğu halde davalı idarenin bu kamulaştırmaları yapmayarak işin yapılmasını fiilen imkansız hale getirdiğini, davalı tarafın kamulaştırmaları yapmaması nedeniyle yapılacak imalata ilişkin uygulama projelerini de müvekkilini veremediğini, bu nedenle işin yapılmasını engellediği ve sonuçta sözleşmeyi feshettiğini, davalı taraf sözleşme kapsamı dışındaki bir kısım alanlarda çalışma talimatı verdiğini, sözleşmeye göre işveren idarenin emir ve talimatlarına uygun davranmak zorunda olan müvekkilinin gösterilen alanlarda imalat yaptığını, söz konusu imalatların, sözleşme kapsamı dışında olduğu gerekçesiyle davalı idarece hakedişlere dahil edilmediği ve imalat bedelleri de ödenmediğini, işi yürütebilmek amacıyla müvekkilinin değişik kişi ve şirketlerden malzeme ve hizmet tedarik ettiğini, bu tedarikçilerine yapacağı ödemelerin garantisi olarak olarak da, davalı idareden olan hakediş alacaklarından bir kısmını tedarikçilerine temlik etmek istediğini, alacağın temlikinin davalı idarenin onayına bağlı olduğunu, davalı idarenin önce temliklere şartlı olarak izin verdiğini, ancak türlü bahanelerle yürürlüğe koymadığını, yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı idare, gerek sözleşmeden ve gerekse mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek, sözleşmeye konu işin zamanında ve iş programına uygun olarak yapılmasını fiilen engellediğini, müvekkilini ekonomik sıkıntıya düşmesine ve sonuçta iflasın ertelenmesi kararı almasına neden olduğunu, davalı, kendi kusurlu tutumuna dayanarak ve tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiğini, tüm bu nedenlerle müvekkili şirket ile davalı işveren idare arasındaki sözleşmenin, davalı tarafça haksız ve tek taraflı feshi sonucu, müvekkili şirketin uğradığı müspet ve menfi zararlar karşılığında şimdilik 50.000-TL'nin davalı ... Genel Müdürlüğü'nden alınarak müvekkili şirkete ödenmesini, fazlaya ilişkin talep ve haklarının saklı tutulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili ıslah dilekçesi ile, müvekkilinin şantiye bina kesintisi ve boru iadesi ile ilgili 65.613.63 TL zararı, davalı tarafında irat kaydedilen 855.000 TLve 2.kez verilen ve idarece irat kaydedilen 111.046.68.TL olmak üzere toplam 966.046.68.TL teminat, 764.770.81.TL mahrum kalınan kar, 420.TL mahrum kalınan faiz (teminat mektubu için), 100.000.TL Çatalca-... köyünde imal edilip,sökülen boru bedeli ve işçilik, 250.000.TL sözleşme sebebi ile uğradığı zararlar (noter masrafları, vergi, sigorta v.s.deliller) olmak üzere toplam 2.146.851.12.TL zararı olduğunu belirterek ıslah talebinin kabulü ile ıslah tarihinden itibaren en yüksek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsiline ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili; davacının dava dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak dava açtığını, davada hukuki niteliği itibari ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının mümkün olmadığını, davanın ancak 50.000,00-TL üzerinden devamının mümkün olduğunu, davacı ile 04/07/2011 tarihinde sözleşme imzalandığını, sözleşme de işin süresi yer tesliminden itibaren 730 gün olarak belirlendiğini, yer tesliminin 15/07/2011 tarihinde yapıldığını, davacının, sözleşme süresinin dolduğu 13/07/2013 tarihine kadar %100 tutarın iş yapması gerekirken, 05/04/2013 tarihli 11 nolu hakediş itibari ile %26i17 oranında gerçekleştirme yaptığını, davacının iş programının gerisinde kaldığını ve müvekkilinin sunmuş olduğu kamu hizmetlerinin aksamasına sebebiyet verdiğini, davacının çalışmaları sırasında iyi niyetle hareket etmediğini, yapmadığı işlerin parasını almaya çalıştığını, başkaca firmalara ve bankalara borçlanarak müvekkilini hacizlerle uğraşmak zorunda bıraktığını, davacının kamulaştırma yapılmaması ve projelerin verilmemesi iddialarının da yerinde olmadığını, projelerin sözleşme aşamasında verildiğini, davacının yapacağı işte kamulaştırılma gereken herhangi bir yer bulunmadığını, davacının sözleşmenin feshi sebebi ile ihalelerden yasaklandığı ve itibarını kaybettiği, iflasın ertelenmesini talep etmek zorunda kaldığı ve zarara uğradığını iddia ettiğini, sözleşmenin feshine davacının kendi kusurlu davranışlarının sebep olduğunu, ihalelerden yasaklanma sözleşmenin fesh edilmesinin kanuni bir sonucu olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmayan, üstlenmiş olduğu işi yerine getirmeyen, iş ahlakına aykırı davranan davacının, sonuçlarına katlanması gerektiğini, kanuni yükümlülükler sebebi ile sözleşmenin fesh edilmiş olması sebebi ile mahrum kaldığı karı talep etmesinin de hukuka aykırı olduğunu, talebinin reddi gerektiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, Ankara 11. İdare Mahkemesinin 2014/410 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu ihalede, davacının sözleşme hükümlerine uygun olarak taahhüdünü yerine getirmemesi ve süresi içerisinde işi bitirmemesinden kaynaklı ihtarda işin bitirilme tarihi olan 13/07/2013 tarihinden sonra 15/07/2013 tarihinde yapılması gereken durum tespitine dayalı olarak yapılması gerektiği, ancak henüz işin bitim süresi dolmadan ve sözleşmede yer aldığı şekilde 10 günlük süre de verilmeden sözleşmenin fesih yoluna gidilmesi ve yasaklama kararı verilmesinin hukuka uygun olmadığı ve ayrıca sözleşmeye göre son belirtilen adrese çıkartılan tebligatın bila tebliğ iadesi üzerine TK 21. maddesi gereğince tebligat yapılmaması nedenleriyle de uygun olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verildiği, en son heyetin kök raporunun 18, 19, 20, 21. maddelerinde teknik ayrıntısı anlatıldığı üzere sözleşme dışı yapılan imalatlar ve miktarların tespit edildiği, davalı tarafın feshinin haklı olup olmadığında idare mahkemesince tespit edilen hususun yanında uygulama projelerinin davacı yükleniciye verilip verilmediği önem arz ettiği, sözleşmenin 8.2.1 maddesi kapsamında Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşme eki niteliğinde olduğu, Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 11/2. maddesine göre kesin projelerin sözleşmenin imza sırasında verilmesi gerektiği, uygulama projesinin de 11.3. maddesine göre iş programına göre gerekli oldukları zamanlarda ikişer takım olarak yazı ekinde yükleniciye verilmesi gerektiği ancak bu gerekliliklerin yerine getirildiğine ilişkin davalı tarafından herhangi bir ispatın yerine getirilemediğinin anlaşıldığı, uygulama projeleri olmadan imalata başlanamayacağından fiili talimatlarla başlanmış ise dahi ihale süresi içerisinde işin bitimi için planlama ve süresinde ifa yapılamayacağından (...'da planlı miktardan fazla iş yapılmasına rağmen fesih tespit tutanağında yarım bırakıldığı belirtilmiştir) fesih tarihi itibariyle yapılan iş miktarına göre işte bir gecikme var ise de bu gecikmeden davacının sorumlu olduğunun ispatlanamadığı, davalı tarafından davacının geciktiği iddia edilmiş ise de, yapı denetim görevlileri tarafından tutulan günlük şantiye defterlerinin ibrazı için davalı tarafa 2 haftalık süre verilmiş ise de, defterlerin ibraz edilemediği, bilirkişi tarafından tespit edilen %51,41 oranındaki sözleşme dışı yapılan işin idarenin sözleşme dışına fazlasıyla çıkmış olması durumu dikkate alındığında tüm bu hususlara göre, işin yavaş yürütülmesi sebebiyle teslimin vadesinde yetişemeyeceğinin davacı yükleniciden kaynaklanmadığı, buna göre de sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğu sonucuna varıldığı, davalı tarafça 32.787,10-TL şantiye binası ve malzeme kesintisi yapılmış ise de, davacı yüklenicinin fesih sonrası şantiyeden uzaklaştırılmış olması nedeniyle şantiye binası teslim edilene kadar sorumluluk idarede olacağından bu kesintinin yerinde olmadığı, 7 adet 2.220 çapında çelik boru davacı yüklenici adına rezerve edilmiş ise de, Avrupa 8 ve Avrupa 14 şantiyelerindeki boru fazlalığı ve boru azlığı hususlarının takas mahsubu için davacı tarafça dilekçe ile davalı idareye başvurulduğu, çekilen, döşenen, artan, iade edilen ve ambarda kalan boru miktarlarının davalının kendi kayıtlarına göre tutarlı olmadığı, tüm bunlara göre davalının neden kesinti yaptığı tam olarak anlaşılamadığı, buna ilişkin de ilave bir belge ibraz edilemediği, bu borular açısından yapılan 32.826,53-TL kesintinin de yerinde olmadığının anlaşıldığı, en son bilirkişi heyetinin kök raporunun 25 ve 26. sayfalarında açıklandığı üzere, Yapım İşleri İhaleleri Yönetmeliğinin 11. maddesine göre yapılan hesaplamada davacının kar kaybının 697.765,59-TL olduğu, davalı idarenin haksız olarak feshetmesi nedeniyle mahrum kalınan kara hükmedilmesi gerektiği, en son bilirkişi kök raporunun 27. sayfasında açıklandığı üzere, dava konusu ihale müteferrik olsa da, farklı mahallerde ve nitelikte yapılıp bilirkişi kök raporunda açıklanan işler sözleşme dışı işler olduğu, döşenen boruların geri söküldüğü iddiası açısından mahallinde keşif yapılması davacı tarafından ilk etapta talepte bulunmuş ise de, daha sonra 20. celsedeki beyanında ''yapılıp söküldüğünden ve üzerinden uzun yıllar geçtiğinden bir anlamı yoktur'' beyanı karşısında mahallinde keşif yapılmamış bu hususa ilişkin tanık dinlenilmiş ise de, ne kadar boru döşendiği ve daha sonra söküldüğü, sökülen boruların bu nedenle zarara uğrayıp uğramadığı ve sökülme nedeni hususları açısından ispata yeterli olmadıkları anlaşıldığı, davacının yapmış olduğu temliknamelerin en son heyetinin kök raporunun 32. sayfasında dökümü yapıldığı, davacı yüklenici ile davalı idare arasında yapılan sözleşmelerde davacının ancak idarenin kabulü ile temlik yapabileceği kararlaştırılmış olup, davalı idarece kabul edilen temliklerin bu iş nedeniyle zaten davacının taşeronu olan şirkete ilişkin olduğu, bu nedenle bu hususun en son bilirkişi heyeti kök raporunda belirtildiği üzere, diğer temlikleri kabul etmemesinin kötü niyeti göstermeyeceği, davacı tarafın dava konusu sözleşme nedeniyle uğradığı zarar kapsamında söz konusu sözleşmenin yapılması için ödenen noterlik bedeli ve inşaat tüm riskler sigorta poliçesi masraflarının da ödenmesi gerektiği, en son bilirkişi heyeti ek raporunda beyan edilmiş ise de, müspet zararlara karar verilmiş olmakla, bunun yanında ayrıca menfi zarara da hükmedilebilmesi için sözleşmede her ikisinin birlikte istenebileceğine ilişkin açık düzenleme bulunması gerektiği ancak sözleşmede bu şekilde hüküm bulunmadığının anlaşıldığı, davalı tarafça haksız feshe dayalı olarak nakde çevrilen 3 adet teminat mektubu tutarı olan 855.000,00-TL ve kesinti yapılan 111.046,68-TL güncellenen tutarın davacıya iadesinin gerektiği, en son heyet ek raporunda önceki raporlar ile oluşan görüş ayrılığının nedenlerinin denetime elverişli şekilde 10, 11 ve 12. sayfalarda açıklanmış olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Dava dilekçesinde kararda yazılı taleplerin bulunmadığı gibi bunlara ilişkin gerekli açıklamaların da yapılmadığı, dava dilekçesinde menfi ve müsbet zararların tazmini şeklinde genel ve soyut taleplerin yazılı olduğu ancak somut iddiaların yer almadığı, 32.826,53 TL malzeme kesintisi ile 32.787,10 TL şantiye bina kesintisi miktarlarının bilirkişi raporunda fahiş olarak belirlendiği, yine 697.765,59 TL mahrum kalınan kar ile ilgili tesbitlerin fahiş olduğu, bilirkişi tarafından ek süre verilse dahi davacının işi bitiremeyeceğinin tespit edildiği, teminat bedellerinin iadesi sözleşme ve şartname hükümlerine göre gerekli inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra iade şartları oluşmuş ise iade edilebileceği, yargılama sırasında bu konuda bir inceleme ve araştırmanın da yapılmadığı, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğu, raporların birbiri ile çelişkili olduğu ve çelişkinin giderilmediği, Ankara 1.İdare Mahkemesinin 2014:410 Esas 2014/1149 Karar sayılı kararın gerekçesinde tebliğat usulüne ilişkin gerekçelerin yazılı olduğu, işin esasına ilişkin gerekçenin yazılı olmadığı, ayrıca mezkur davada müvekkil idarenin taraf olmadığı da gözetilerek mezkur kararın ve gerekçesinin huzurdaki davada dikkate alınmaması gerektiği belirtilerek kararın kaldırılması talep edilmiştir. DEĞERLENDİRMEUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı işverendir.Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaktadır.Davacı vekili özetle, müvekkilinin sözleşme konusu işleri ve ayrıca sözleşme dışında başkaca bir takım işleri de davalının talebi üzerine yaptığını, ancak davalının edimin ifasını güçleştirdiğini, ödemeleri yapmadığını, haksız olarak tek yanlı şekilde sözleşmeyi feshettiğini, müvekkili hakkında bu nedenle iflas erteleme kararı alındığını beyanla müspet ve menfi zararların tazmini talep etmiştir.Davalı vekili özetle, davacının, sözleşme süresinin dolduğu 13/07/2013 tarihine kadar %100 tutarın iş yapması gerekirken 05/04/2013 tarihli 11 nolu hakediş itibari ile %26 oranında gerçekleştirme yaptığını, davacının iş programının gerisinde kaldığını ve müvekkilinin sunmuş olduğu kamu hizmetlerinin aksamasına sebebiyet verdiğini, başkaca firmalara ve bankalara borçlanarak müvekkilini hacizlerle uğraşmak zorunda bıraktığını, davacının kamulaştırma yapılmaması ve projelerin verilmemesi iddialarının da yerinde olmadığını, projelerin sözleşme aşamasında verildiğini, davacının yapacağı işte kamulaştırılması gereken herhangi bir yer bulunmadığını, sözleşmenin feshine davacının kendi kusurlu davranışlarının sebep olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece özetle, Ankara 11. İdare Mahkemesinin 2014/410 Esas sayılı dava dosyasında sözleşmenin feshinin haksız olduğunun ortaya çıktığını, davalı tarafça haksız feshe dayalı olarak nakde çevrilen 3 adet teminat mektubu tutarı olan 855.000,00-TL ve kesinti yapılan 111.046,68-TL güncellenen tutarın davacıya iadesinin gerektiği, yapım İşleri İhaleleri Yönetmeliğinin 11. maddesine göre yapılan hesaplamada davacının kar kaybının 697.765,59-TL olduğu, davalı idarenin haksız olarak feshetmesi nedeniyle mahrum kalınan kara hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştirDosyadaki mevcut deliller ele alındığında;25/04/2016 tarihli bilirkişi kök raporu ile 25/05/2017, 03/03/2020 ve 27/06/2021 tarihli ek raporlar alınmıştır.Uyuşmazlık konusu hususlar ele alındığında;Davacı vekili her ne kadar dava dilekçesinde hem menfi hem de müspet zararları talep etmiş ise de, bu taleplerinin somut olarak neler olduğu ve parasal karşılıklarının belirtilmediği anlaşılmakla, bu husustaki eksiklik giderilmeden yargılamaya devam edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.Mahkemece, davalı idare tarafından davacı yükleniciye proje verilmediğini kabul ederek, bu durumu feshin haksızlığına gerekçe yapmıştır. Davalı idare ise söz konusu projelerin verildiğini iddia etmiştir. Davalı tarafından söz konusu projelerin davacıya teslim edildiğine dair yazılı bir belge ibraz edilememiş ise de, şayet davalı idare bu projeleri davacıya vermemişse, davacının projeleri davalı idareden istediğine dair bir ihtarı bulunmamaktadır. Diğer yandan dosya kapsamından davacının bir kısım işleri bitirdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesi tarafından bu projeler olmadan davacının işe kısmen dahi olsa başlayıp başlayamayacağı ve bilirkişi raporlarında ve davalı idarenin tutanaklarında belirtilen bir kısım işleri yapıp yapamayacağı hususunda bilrikişiden rapor alınmak suretiyle bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.İlk derece mahkemesi Ankara 11. İdare Mahkemesinin kararını feshin haksızlığı yönünden diğer bir gerekçe yapmış ise de, söz konusu davada işbu dava davalısı ... yer almamaktadır. Dolayısıyla söz konusu kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceği açıktır.Diğer taraftan dosyadaki bilgi ve belgelerden ve özellikle davalı idare tarafından düzenlenen tutanaktan davacı tarafın şantiyeyi terk ettiği anlaşılmaktadır. Davacının bu tutanağın aksini iddia ettiği bir beyanı da tespit edilememiştir. Nitekim Ankara 11. İdare Mahkemesinin kararında da davacının belirtilen adreslerde olmadığı tespit edilmiştir. Bu durum karşısında, davacının şantiyeyi terk etmesinin "eylemli fesih" kabul edilip edilmeyeceğinin tartışılmamış olması da hukuka aykırılık olarak kabul edilmiştir.Tüm bu nedenlerle, davalı istinafının kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 02/12/2021 tarih, 2014/103 Esas, 2021/1056 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi