T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2022/547
KARAR NO :2026/684
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :14/10/2021
NUMARASI:2018/676 Esas, 2021/696 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:14/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili;Müvekkili şirketin 10.04.2017 başlangıç tarihli sözleşme ile taşeron firma olarak davalının yaptığı inşaatın alçıpan ve kartonpiyer işlerinin yapımını üstlendiğini, müvekkilinin davalının inşa ettiği binadaki yapmayı üstlendiği işleri bitirdiğini ve işlerin bitmiş olması nedeniyle 15.09.2017 tarihinde bu işyeri ile ilgili kapanışı verdiğini, davalının ödemelerini zamanında yapmadığı için müvekkilinin 07.10.2017 tarih ve ... Nolu, 338.012,11 TL muhteviyatlı faturayı düzenlediğini, davalı faturayı kabul etmediği için 06.11.2017 tarih ve ... Yevmiye Nolu ihtarname ile bakiye 168.063,59 TL borcun ödenmesi ihbarıyla beraber ekinde bu faturanında gönderildiğini, bu ihtardan sonra davalının 14.000,00 TL ödeme yaptığını, faturanın davalı vekili Av. ... tarafından 18.12.2017 tarihli ihtarnameyle; usulüne uygun olmadığı, yanlış adrese tebliğ edildiği gerekçesi ile iade edildiğini, tebligatların davalının resmi adresine yapıldığını ve iadenin süresinde olmadığını, müvekkili şirketin bu faturanın bakiyesinin ödenmemesi üzerine, 18.03.2018 tarihinde İst. And. 16.İcra Md. ... sayılı dosyasıyla davalı aleyhine 154.063,00 TL üzerinden takip başlattığını, davalı vekilinin aynı gerekçelerle takibe itiraz ederek durdurduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça, davaya cevap verilmemiş, davalı vekili 18.10.2018 günlü ön inceleme duruşmasında; Takibin faturaya dayandırıldığını, sözleşmeye ilişkin bir husus olmadığını, söz konusu fatura ve takibe süresi içinde itiraz edilmiş olduğunu, bu faturaya istinaden yapılmış herhangi bir ödeme bulunmadığını, yapılan tüm ödemelerin cari hesaba mahsuben olduğunu, bu hususa ilişkin olarak da 18/12/2017 tarihli cevabi ihtarnamenin gönderildiğini belirtmiş, 01.04.2019 tarihli dilekçesinde ise; davacının, sözleşmeye göre hak edişin ana firma tarafından onaylanmasını izleyen 7 takvim günü içerisinde ... tarafından düzenlenip teslim edileceği şartına aykırı davranarak, bu şart tamamlanmadan fatura tanzim ettiğini, faturaya bu sebeple itiraz edildiğini belirtmiştir.Mahkemece; Davacı ile davalı arasında 04.04.2017 tarihinde Kartal Proje Şap İşleri İçin Teklif Alma Sözleşmesine ilişkin Taşeronluk Sözleşmesi imzalandığı, taraflar arasındaki tek uyuşmazlığın davacı şirketçe davalı firma adına düzenlenen Üsküdar ... Noterliği'nin 06.11.2017 Tarih ve ...yevmiye nolu ihtarnamesi ekinde davalı firmaya keşide edilen, aynı zamanda fatura bakiyesi 168.063,59 TL'nin 7 gün içinde ödenmesi ihtarını içeren ihtarname ekindeki 07.10.2017 Tarihli "... Uygulaması Kesin Hakediş" içerikli ... Nolu KDV dâhil 338.012,11 TL tutarlı fatura olup, bu faturanın davalı firmaca kabul edilmeyerek vekili tarafından İnegöl ... Noterliğinden keşide edilen 18.12.2017 Tarih ve ... Yevmiye Nolu ihtarname ekinde davacı firmaya geri gönderildiği, bilirkişinin mahallinde yaptığı incelemede, her iki şirket yetkilileri tarafından söz konusu alacağa ilişkin şap işlerinin 4.kat ile 27.katlar arasında yer alan katlarda yapıldığının beyan edildiği, ana yüklenici olan davalı işyerinde, alt yüklenici olarak davacı ... şirketi tarafından, söz konusu edilen binanın 4.katı ile 27.kat arasındaki yer alan bölümlerde davacı ... şirketi tarafından beton döşemesi ile seramik, mermer, ahşap lamine/laminat kaplama arasında zemin düzeltimi amacıyla sözleşmeye göre 9 cm yüksekliğinde ... ile zemin tesviye harcı yapıldığı, davaya konu edilen alacağın 9 cm yüksekliğindeki zemin tesviye harcı miktarı olmayıp, katlarda taban beton zeminin düzgün bulunmaması nedeniyle yer yer 13 cm yüksekliğe çıkan ve zorunlu olarak kullanılan kısımlardaki ... zemin tesviye harcı miktarı olduğu, davalıdan onay alınmadan yapılan fazladan işler, sözleşme konusu işe ait ... ile zemin tesviye kaplaması yapılması sırasında, mevcut taban beton zeminin düzgün bulunmaması sebebiyle kısmen 9 cm yüksekliği geçen zemin tesviye kaplaması işi olup, sözleşmeye göre yapılması gereken işin ayrılmaz bir parçası olduğu, dava konusu iş zemin kaplaması olan seramik, mermer ve ahşap lamine/laminat kaplamanın satıh düzgünlüğü sağlanması için zorunlu bulunsa da, fazladan kullanıldığı öne sürülen ... ile zemin tesviye harcı miktarının, söz konusu harcın katlarda seramik, mermer ve ahşap lamine/laminat kaplama altında kalması sebebiyle bilirkişi tarafından belirlenemediği ve buna ilişkin hesabın da yapılamadığı, işi yapan basiretli tacir olarak davacı tarafından fazladan yapıldığı iddia olunan iş için herhangi bir onay alındığına veya işin yapımı sırasında tutanak tutulduğuna veya davalının haberdar edildiğine ilişkin bir belgenin dosyada mevcut olmadığı, kat tabanlarında, sözleşmede tarafların ... ile zemin tesviye harcının 9 cm yapılması için anlaştıkları, davacı tarafça bazı alanlarda 13 cm zemin tesviye harcı kullanıldığının ispatının yapılamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinafında;
1-)Davalı tarafın davaya süresinde cevap dilekçesi sunmadığını, buna rağmen daha sonra sunduğu beyan dilekçeleriyle yeni delil ve savunmalar ileri sürdüğünü,
2-)Davalının başlangıçta uyuşmazlığın sözleşmeyle ilgisinin bulunmadığını, yalnızca faturaya ilişkin olduğunu savunduğunu, ilerleyen aşamalarda ise taraflar arasında sözleşme bulunduğunu, fazla işlerin onaysız yapıldığını ileri sürdüğünü, bu çelişkili savunmaların “savunmanın genişletilmesi yasağına” aykırı olduğunu, mahkemenin bu savunmalara dayanarak davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu,
3-)Davalının önce sözleşme ilişkisini inkâr ettiğini, sonra sözleşmeye aykırılık savunması yaptığını, daha sonra ise yapılan fazla işler için onay alınmadığını ileri sürdüğünü, bunun da işlerin fiilen yaptırıldığını kabul anlamına geldiğini,
4-)Mahkemenin, “fazla işler için onay alınmadığı” gerekçesiyle davayı reddetmesinin teamüle ve hukuka aykırı olduğunu,
5-)Bilirkişi raporlarına süresinde itiraz edilmediği halde yeniden rapor alınmasının usule aykırı olduğunu, davalı tarafın bilirkişi raporlarının çoğuna süresinde itiraz etmediğini, buna rağmen mahkemenin, davalının geç itirazlarını dikkate alarak dosyayı yeniden bilirkişiye gönderdiğini ve ek rapor aldırdığını, özellikle 25/03/2020 tarihli rapora süresinden sonra itiraz edildiğini, yalnızca 09/08/2021 tarihli ek rapora süresinde itiraz bulunduğunu,
6-)Tüm bilirkişi raporlarının davacı lehine olduğunu, ilk bilirkişi raporunda, davacının yaptığı işlerin davalı defterleriyle uyumlu olduğunun tespit edildiğini, 25/03/2020 tarihli raporda; taraflar arasında birim fiyat esaslı sözleşme bulunduğu, sözleşme kapsamındaki işlerin davacı tarafından tamamlandığı, fazladan yapılan işlerin yapı büyüklüğü dikkate alındığında gerekli ve piyasa rayicine uygun olduğu, davacının 154.063 TL talep edebileceği yönünde kanaat bildirildiği, 08/09/2021 tarihli ek raporda ise; zemindeki bozukluk nedeniyle ... ve zemin tesfiye kaplamasının zorunlu olduğunun, bunun sözleşme konusu işin ayrılmaz parçası niteliğinde bulunduğunun, laminat ve seramik uygulamaları nedeniyle tam alan hesabı yapılamadığının, ancak kök rapordaki alacak miktarının değişmediğinin belirtildiği, bu nedenle mahkemenin teknik raporlara rağmen davayı reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu,
7-)Mahkemenin bilirkişi raporunu hatalı yorumladığını, ek bilirkişi raporundaki “tam alan hesabı yapılamadığı” yönündeki ifadeyi yanlış değerlendirdiğini, bilirkişinin aslında işin yapıldığını ve zemindeki dalgalanmalar nedeniyle uygulanan malzemenin bazı yerlerde 9 cm, bazı yerlerde 13 cm olabildiğini açıkladığını, raporda ayrıca, zeminin durumu dikkate alındığında davacının talep ettiği bedelin uygun olduğunun belirtildiğini,
8-)İşin yapıldığının davalı tarafından da kabul edildiğini, davalının, işin hiç yapılmadığı yönünde bir savunmada bulunmadığını, ihtarname içeriklerinden de işin yapıldığının anlaşıldığını, yalnızca ödeme zamanı ve miktarı konusunda uyuşmazlık bulunduğunu, bu nedenle işin yapıldığı kabul edilmişken davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
9-)Davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin muhtarlığa teslim edildiğini, bazı bilirkişi raporlarında tebliğ şerhi bulunmadığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, tebliğ şerhinin noterlikten celbinin talep edilmesine rağmen mahkemece yerine getirilmediğini belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın kabulü ile takibin devamına karar verilmesini, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, taraflar arasındaki 04.04.2017 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Dosya kapsamı, taraflar arasında akdedilen 04.04.2017 tarihli taşeronluk sözleşmesi, tarafların ticari defter ve kayıtları, keşif sonucu alınan 25.03.2020 tarihli kök rapor ile 09.08.2021 tarihli ek rapor ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;Davacının talebinin sözleşmede öngörülen 9 cm kalınlığındaki ... zemin tesviye harcı uygulamasını aşan ilave imalatlara ilişkin bakiye iş bedeline dayandığı, davacı tarafından düzenlenen faturaların toplamının KDV dahil 574.012,11 TL, dayanak olarak gösterilen hakediş toplamının ise 571.052,53 TL olduğu, iki tutar arasındaki farkın 2.959,58 TL seviyesinde bulunduğu, hakediş toplamından taraflar arasında ihtilafsız olan 414.000,00 TL ödeme düşüldüğünde 157.052,53 TL bakiye kaldığı, davacının kendi hakediş hesabında ise o tarihe kadar yapılan 402.988,94 TL ödeme sonrasında bakiye alacağı 168.063,59 TL olarak belirlediği, daha sonra yapılan 14.000,00 TL ödemenin mahsubu ile takip konusu alacağın 154.063,00 TL olarak hesaplandığı,Davalı tarafın ihtarnamesinde, davacı tarafından yapılan imalat bedelinin KDV dahil 467.099,46 TL olduğunun kabul edilmiş olması ve taraflar arasındaki 414.000,00 TL ödeme miktarının da ihtilafsız bulunması karşısında, uyuşmazlığın işin yapılıp yapılmadığı noktasında değil, bakiye alacağın miktarında toplandığı,Taraflar arasındaki sözleşmenin götürü bedelli değil birim fiyat esasına dayalı olduğu, sözleşme eki birim fiyat analiz tablosunda 15.000 m² alan için toplam 1.575 ton malzeme öngörüldüğü, buna göre m² başına 105 kg sarfiyat esas alınarak fiyatlandırma yapıldığı, davacının hakedişinde toplam 17.924 m² iş yapıldığını, bunun 14.661 m²’lik kısmının sözleşmedeki 9 cm kalınlığındaki uygulamaya, 3.263 m²’lik kısmının ise sarfiyat fazlasına ilişkin olduğunu ileri sürdüğü, ayrıca dosyaya sunulan sevk ve teslim kayıtlarına göre davacıya toplam 1.882 ton ... sevk edildiğinin anlaşıldığı, bu miktarın sözleşmedeki 105 kg/m² sarfiyat esasına bölünmesi halinde yaklaşık 17.923,80 m² uygulama alanına karşılık geldiği ve bunun da davacının hakedişinde belirttiği toplam 17.924 m² iş miktarı ile neredeyse birebir örtüştüğü,Davacının hakedişinde toplam 17.924 m² iş yaptığı, bunun 14.661 m²'lik kısmının sözleşme kapsamında öngörülen 9 cm kalınlığındaki uygulamaya, 3.263 m²'lik kısmının ise sarfiyat fazlası nedeniyle yapılan ilave uygulamaya ilişkin olduğu belirtilmiş olup, dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri ve tedarikçi firma kayıtları da kullanılan malzeme miktarının bu hesaplamalarla uyumlu olduğu, nitekim davacının hakedişinde sarfiyat fazlası olarak gösterilen 3.263 m²'lik alanın sözleşme eki birim fiyat analiz tablosunda öngörülen 105 kg/m² sarfiyat miktarı esas alınarak hesaplanması halinde 342.615 kg, başka bir ifadeyle 342,62 ton ilave malzeme kullanımına karşılık geldiği, bu miktarın dosyadaki sevk kayıtları ve teknik verilerle de uyumlu bulunduğu,25.03.2020 tarihli kök bilirkişi raporunda da, mahallinde yapılan inceleme sonucunda dava konusu dolgu şap işlerinin tamamlandığı, kullanılan malzeme miktarı ve yapılan iş büyüklüğü dikkate alındığında davacının fazla yaptığı iş bedelini talep edebileceği, takip konusu 154.063,00 TL alacak miktarının uygun bulunduğu açıkça belirtilmiş olup, davalı tarafça da bu rapora yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, her ne kadar 09.08.2021 tarihli ek raporda, seramik, mermer ve laminat kaplamalar altında kalan kısımlarda 9 cm'yi aşan uygulamanın hangi alanlarda ve ne miktarda gerçekleştirildiğinin teknik olarak ölçülmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, aynı raporda davacıya sevk edilen toplam 1.882 ton malzeme miktarının hakedişte belirtilen miktarla uyumlu olduğunun, sözleşmede öngörülen miktarı aşan sarfiyatın mevcut bulunduğunun ve kök rapordaki teknik tespitlerin esas itibarıyla korunduğunun ifade edildiği, bu durumda ek raporun, kök rapordaki kabul ve hesaplamaları ortadan kaldıran bir rapor niteliğinde olmadığı, yalnızca ilave uygulamanın bina içerisindeki kesin yerlerinin sonradan ölçülemeyeceğini ortaya koyduğu, buna karşılık kullanılan malzeme miktarı, sevk irsaliyeleri, tedarikçi kayıtları ve hakediş hesaplamalarının davacının iddiasını doğruladığı, özellikle davacı tarafından ibraz edilen hakedişte yer alan toplam iş miktarının, tedarikçi firma tarafından bildirilen toplam sevkiyat miktarı ile uyum göstermesinin, davacının sözleşmede öngörülen miktardan daha fazla imalat gerçekleştirdiğini ortaya koymakta olduğu,Davacının hakediş hesabında 14.661 m²'lik kısmı sözleşmedeki birim fiyat üzerinden, 3.263 m²'lik sarfiyat fazlasına ilişkin kısmı ise sözleşme eki analiz tablosundaki düzenleme çerçevesinde değerlendirdiği, birim fiyat analiz tablosundaki nota göre, teklifte belirlenen 15.000 m2'yi aşan kısmın ton başına 265,00 TL'den hesaplanması gerekmesine rağmen, davacı hakediş tablosunda aşan bu kısım da m2 başına 27,00 TL'den hesaplamış ise de, ton başına 265,00 TL'den yapılan hesaba göre (3.263 m2 x 105 kg = 342.615 kg (342,62 ton) x 265,00 TL =) 90.794,30 TL'ye ulaşıldığından, hakedişte yazılı olan 88.096,00 TL daha düşük olduğundan ve davacı tarafça istinafa gelinmediğinden, hakedişte yazılı olan 88.096,00 TL'nin hesaplamada dikkate alınmasında bir sorun bulunmadığı, yine hakediş tablosunda 9 cm için şap yapılan alanı 14.661 m2 için 27,00 TL'den yapılan hesaplamada hata yapılarak 395.845,00 TL yerine 385.846,19 TL yazılmış ise de toplama yapılırken bu hatanın düzeltilerek 483.942,82 TL'ye ulaşıldığı, buna göre, hakedişte yapılan hesaplamalarda davacı lehine fahiş veya hayatın olağan akışına aykırı bir sonuca ulaşılmadığı, aksine dosyada mevcut teknik verilerin, hakediş hesabının ve ticari kayıtların birbirini doğruladığı,Bu itibarla, davacının dayandığı hakediş esas alınarak düzenlenen faturaların ve buna bağlı olarak takip konusu yapılan 154.063,00 TL bakiye alacak talebinin dosya kapsamındaki teknik veriler, ticari kayıtlar, sevk belgeleri ve bilirkişi tespitleriyle uyumlu olduğu, ilk derece mahkemesince ek rapordaki ölçüm yapılamayacağı yönündeki değerlendirmenin davacının alacağını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanmasının isabetli olmadığı, kök ve ek rapor birlikte değerlendirildiğinde davacının sözleşmede öngörülenden fazla miktarda imalat gerçekleştirdiğinin ve talep edilen bakiye alacağın yerinde olduğu, davacının davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, mevcut hatalı gerekçe doğrultusunda reddine karara verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak, davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin 154.063,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacak miktarı ancak bilirkişi incelemesi ve teknik hesaplamalar sonucunda belirlenebildiğinden likit nitelikte bulunmaması nedeniyle icra inkâr tazminatı talebinin reddine, dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE,
2-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/10/2021 tarih ve 2018/676 Esas, 2021/696 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın KABULÜ ile, Davacı tarafından, davalı aleyhine İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptaline, takibin 154.063,00 TL asıl alacak ve takipte belirtilen takip tarihinden itibaren işleyecek faiz türü ve oranı üzerinden DEVAMINA,
4-)İtirazın iptaline karar verilen asıl alacak miktarı likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN
1-Alınması gereken 10.524,00 TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.860,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.663,30 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
2- Davacı tarafından yapılan 1.860,70 TL peşin harç, 35,90 TL başvurma harcı, 2.300,00 TL bilirkişi ücreti ve 196,00 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 4.392,60 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN
1-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE,
2-Davacı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 50,00 TL müzekkere gideri olmak üzere toplam 270,70 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE,
3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
4-Gerek ilk derece gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.