T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :2022/541
KARAR NO :2026/683
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :30/09/2021
NUMARASI :2018/11 Esas, 2021/737 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ :14/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Borçlu hakkında Bakırköy 14. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından yetkiye ve borca itiraz edildiğini, yetki itirazı neticesinde Gaziosmanpaşa 3. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı Dosya üzerinden takibe devam edildiğini, davalı tarafından borca itiraz edilip takibin durdurulduğunu, davalı firmanın, davacı firma ile olan ticari ilişkisi sebebiyle, davalının, davacı firmaya 55.561,83-TL (fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak) borcu bulunduğunu beyanla, davanın kabulü ile davalının Gaziosmanpaşa 3. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasına vaki itirazının iptali ile takibin devamı ile alacağın tahsiline, davalı tarafça haksız ve kötü niyetle yapılmış olan itiraza karşılık davalı aleyhine hükmolunan meblağın %20 'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; Davalı hakkında Gaziosmanpaşa 3. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyası ile 55.561,83-TL'lik fatura alacağı üzerinden 03.11.2017 tarihinde haksız bir şekilde icra takibi başlatıldığını, işbu icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini ve icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususların hiçbirini kabul etmediklerini, davacı tarafın her ne kadar dava dilekçesinde davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacaklarının bulunduğundan bahsetmekte ise de davacı tarafın davalıdan herhangi bir alacağı olmadığını, aksine davalının davacı şirketten alacağı olduğunu, davacının davalı alacağını karşılıksız bırakmak ve alacağını almasını önlemek veya geciktirmek amacıyla böyle bir yola başvurduğunu, davacı tarafça davalıya gönderilen 28 Temmuz 2017 tarihli ihtarname ile davalıdan haksız taleplerde bulunduğunu, Bakırköy ...Noterliği'nin 07 Ağustos 2017 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacının herhangi bir alacağının bulunmadığının belirtildiğini beyanla, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Mahkemece; "Davacı tarafından sunulan ticari defter ve kayıtların incelenmesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporundaki tespitlerden; davacı tarafın 30/06/2017 tarihi itibariyle davalı tarafa 11.311,77 TL borçlu olduğu, 23/08/2017 tarihli 66.873,60 TL bedelli fatura ile davacının davalı hesabına alacak kaydıyla takip tarihi itibariyle 55.561,83 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre 14/09/2017 takip tarihinde alıcılar hesabında 489.415,98 TL alacaklı, satıcılar hesabında ise takip tarihinde 497.762,81 TL borçlu olduğu yani 8.346,83 TL borçlu olduğu, ancak davalının, davacı ihtarname ekinde belirttiği 23/08/2017 tarihli 66.873,60 TL bedelli faturayı ticari defterlerine kaydetmediği anlaşılmıştır. Davalı tarafın rapora karşı itiraz dilekçesi doğrultusunda bilirkişiden yeniden rapor alınmış, 19/11/2019 tarihli rapor uyarınca; davalı tarafından davacı adına düzenlenen 16/02/2017 tarihli ... açıklamalı 6.388 adetli 206.971,20 TL bedelli faturaya ilişkin bilirkişi tarafından yapılan incelemeler doğrultusunda sevk irsaliye üzerinde irsaliye içeriği malların davacıya teslim edildiğine dair isim yahut imzanın bulunmadığı, davacı tarafından davalı taraf adına 03.03.2017 tarihli ...sıra nolu ... açıklamalı 2.064 adet miktarlı KDV dahil toplam 66.873,60-TL bedelli fatura düzenlendiği ve her iki taraf ticari defterlerine işlediğini, fatura içeriği mallara ilişkin 03.03.2017 tarihli... sıra numaralı ... açıklamalı 2.064 miktarlı sevk irsaliyesi düzenlendiği, sevk irsaliyesi üzerinde 16.02.17 – ... irsaliyeye istinaden iade yazıldığı teslim alan isim veya imza bulunmadığının görüldüğü, davalı tarafın davacı taraf adına 06.04.2017 tarihli ... sıra nolu... açıklamalı 2.064 adet miktarlı KDV dahil toplam 66.873,60-TL bedelli fatura düzenlediği ve her iki taraf ticari defterlerine işlendiği, davalı tarafın fatura içeriği malların davacı tarafa teslim edildiğini gösterir bir belge ibraz edemediği, davacı tarafın davalı taraf adına 23.08.2017 tarihli... sıra nolu İhtarname Konu Alacak Ve İade açıklamalı 66.873,60-TL bedelli fatura düzenlendiği ve 23.08.2017 tarihinde davalı tarafa keşide edilen ihtarname ekinde gönderildiği davacı tarafın ticari defterine işlediği ancak davalı tarafın ticari defterine işlemediği, taraflar arasındaki mail yazışmalarına göre 2064 adet ürünün davalı tarafın elinde kaldığı, tarafların ticari defter ve kayıtlarında göre davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 55.561,83 TL alacağının olduğu tespit edilmiştir.Davacı tacir şirketin davalı tacir şirkete fatura kestiği, sunulan faturaların şekil şartlarına uygun olarak düzenlenip muhataba teslim edilen faturalarda teslim alan tarafından imzaların bulunduğu, TTK 21/2. Maddesi uyarınca faturaya 8 gün içinde itiraz edildiğine ilişkin dosyada davalı tarafından sunulmuş herhangi bir belgenin bulunmadığı faturaların dayandığı malların teslimine ilişkin ispat yükünün davacı tarafta olduğu nazara alındığında; teslim alan kısmında isim ve imzaların bulunduğu irsaliye faturaların dosyada mevcut olduğu, davalı tarafça kesilen bilirkişi tarafından tespiti yapılan bazı irsaliye faturalardan teslim alan kısmında isim ve imzanın bulunmaması nedeniyle bu fatura içeriklerinin davacıya teslim ediliğinin ispatlanamadığı, tarafların ticari defter ve kayıtları, dosya içerisindeki faturalar, ihtarnameler ve alınan bilirkişi raporları ile davacı tarafın HMK 222. Maddesi uyarınca usulüne uygun tutulmuş lehine delil teşkil eden ticari defterlerinde de alacak miktarının da kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeplerle davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 55.561,83-TL tutarında bakiye alacağı olduğu ve bunu davalıdan tahsilini talep edebileceği, davacı tarafından davalı aleyhine işbu tutarın tahsiline yönelik başlatılan icra takibinde davalının itirazının haksız olduğu kanaatine varılarak davanın kabulü ile, davalının Gaziosmanpaşa 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazların iptali ile takibin devamına, ayrıca alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşılmakla, İİK 67/2 maddesi uyarınca kabul edilen miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği kanaatiyle kabul edilen alacağın %20' si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur." gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalının Gaziosmanpaşa 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazların iptali ile, takibin takip talebindeki şartlarla aynen devamına, İİK. 67/2. Maddesi uyarınca alacağın (55.561,83-TL) %20'si oranında (11.112,36-TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında;
1-)Davacının müvekkili şirketin borçlu olduğu yönündeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını, Mahkemenin, faturaların iade edilmediği gerekçesiyle TTK m. 21/2 kapsamında değerlendirme yaptığını, ancak dosyaya sunulan ihtarnamelerde faturaların iade edildiğinin bildirildiğini, buna rağmen bu ihtarnamelerin dikkate alınmadığını,
2-)Bilirkişi raporunun hukuka aykırı ve hükme esas alınamayacak nitelikte olduğunu, Bakırköy ... Noterliği’nin 07.08.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ve 28.08.2017 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamelerinin bilirkişi tarafından değerlendirilmediğini, hatta raporlarda çelişkili biçimde bir yandan ihtarnamelerin dosyada bulunmadığının, diğer yandan değerlendirildiğinin belirtildiğini, Mahkemenin 24.12.2020 tarihli ara kararıyla söz konusu ihtarnameler dikkate alınarak dosyanın bilirkişiye yeniden tevdiine karar verdiğini, ancak bilirkişinin bu ara karara rağmen inceleme yapmadığını ve rapordaki eksikliklerin giderilmediğini,
3-)Bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişkili olduğunu, teknik gerekçelerinin yeterli ve denetime elverişli olmadığını, tarafların iddia ve savunmalarını karşılamadığını, HMK m. 266 vd. uyarınca uzman bilirkişi heyetinden yeni ve ayrıntılı rapor alınması gerektiğini,
4-)Takibe dayanak alacağa ilişkin malların 16.02.2017 tarihli ... sıra numaralı sevk irsaliyesi ile davacıya teslim edildiğini, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği teslimin kabul edildiğini, davacının geçmiş dönemlerde teslim aldığı malların bedellerini aylar sonra ödediği halde, bu malları teslim almadığını iddia etmesinin çelişkili olduğunu, davacının 03.03.2017 tarihli sevk irsaliyesinde “16.02.2017-... irsaliyeye istinaden iade” açıklamasına yer verdiğini, bu suretle malların 16.02.2017 tarihinde teslim edildiğini ikrar ettiğini, bu tarihten sonra davalı tarafından teslim edilen başka bir mal bulunmadığını,
5-)Bilirkişi incelemesinde davacının 55.561,83 TL alacaklı olduğunun belirtildiğini, ancak taraf ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda 30.12.2017 tarihi itibarıyla aslında davalı şirketin davacıdan 11.521,96 TL alacaklı olduğunun görüldüğünü, davacının kötü niyetli hareket ederek müvekkili şirketin alacağını tahsil etmesini engellemek amacıyla takip başlattığını, 28.07.2017 tarihli ihtarname ile haksız taleplerde bulunduğunu, Bakırköy ...Noterliği’nin 07.08.2017 tarihli ihtarnamesiyle davacının herhangi bir alacağının bulunmadığının bildirildiğini,
6-)Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin “faturanın tek başına alacağın varlığına delil olmayacağı, teslimin yazılı delille ispatlanması gerektiği” yönündeki kararı doğrultusunda davacının iddialarının yeterli delille ispatlanamadığını belirterek,
kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini, ayrıca davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.Dava, taraflar arasındaki "fason üretim sözleşmesi" kapsamında karşılıklı düzenlenen faturalardan kaynaklı cari hesap alacağına dayalı olarak, davacı iş sahibi tarafından davalı yüklenici aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Dosya kapsamındaki kök bilirkişi raporu ile 19.11.2019 ve 18.03.2021 tarihli ek bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; tarafların ticari defter ve kayıtları, dava konusu faturalar, sevk irsaliyeleri, taraflar arasındaki e-posta yazışmaları ile dosyaya sonradan sunulan Bakırköy ... Noterliğinin 07.08.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 28.08.2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin bilirkişi heyetince ayrıntılı şekilde incelendiği, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususların ek raporlarda karşılandığı ve özellikle son ek raporda anılan ihtarnamelerin değerlendirmeye alınarak önceki rapor sonuçlarının denetlendiği, her ne kadar davalı taraf, ihtilaf konusu 2.064 adet ürünün davacıya teslim edildiğini ve davacının alacaklı olmadığını ileri sürmüş ise de, dosyada mevcut sevk irsaliyelerinde teslim alan kişiye ait isim ve imzanın bulunmaması, buna karşılık taraflar arasındaki 20.04.2017 ve 15.05.2017 tarihli elektronik posta yazışmalarında dava konusu ürünlerin davalı uhdesinde bulunduğunun açıkça belirtilmesi, ayrıca davalının ürünlerin davacıya teslim edildiğini gösterir başkaca yazılı ve inandırıcı bir delil sunamamış olması karşısında, bilirkişi heyetince ulaşılan ürünlerin davalı nezdinde kaldığı yönündeki sonucun dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, nitekim davalı tarafça dayanılan ihtarnamelerin de esas itibarıyla ihtilaf konusu faturaya ve malların teslim edildiği iddiasına ilişkin olup, söz konusu ihtarnamelerin varlığının tek başına teslim olgusunu ispatlamaya yeterli bulunmadığı gibi, ek raporlarda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki ticari kayıtlar, irsaliyeler ve özellikle mail yazışmaları karşısında rapor sonucunu değiştirecek nitelikte yeni bir vakıa ortaya koymadığı, bu itibarla, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporlarının kendi içinde tutarlı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı vekilinin raporların yetersizliği, ihtarnamelerin değerlendirilmediği, malların teslim edildiği, davacının alacaklı olmadığı ve yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğine ilişkin istinaf sebeplerinin dosya kapsamı karşısında yerinde bulunmadığı, buna göre, mahkemece davacının takip tarihi itibarıyla 55.561,83 TL alacaklı olduğunun kabulü ile itirazın iptaline hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, icra inkâr tazminatına yönelik ise bir istinaf itirazının bulunmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 30/09/2021 tarih ve 2018/11 Esas, 2021/737 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 3.795,42 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 950,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.845,42 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.