T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/333
KARAR NO:2026/680
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:15/12/2021
NUMARASI:2020/669 Esas, 2021/991 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:14/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili; Müvekkili şirketin prodüksiyon ve organizasyon şirketi olarak video sunumu, ürün ve hizmet tanıtımı, ...-... animasyon filmler, digital reklamcılık konularında faaliyet gösterdiğini, müvekkili davacı şirket tarafından davalı şirketin talebi üzerine 16, 17 ve 18 Mart 2017 tarihlerinde ... İstasyonu'nda tanıtım almaçlı demo uygulama yapıldığını, davalı şirketin demo uygulamasından memnun kalması üzerine davalının isteği ile 22, 23, 24, 25 ve 26 Mart 2017 tarihlerinde ... İstasyonu'nda görsel şölen ses, ışık ve video mapping gösterisinin bu kez ücret karşılığında gerçekleştirildiğini, taraflar arasında karşılıklı mutabakat ile yazılı olmayan biçimde kurulan eser sözleşmesi kapsamında üstlenilen gösteri sunma etkinliğinin eksiksiz yerine getirilerek davalıya teslim edildiğini, bu edim karşılığı bedelin tahsiline ilişkin olarak ... seri numaralı ve 03.04.2017 tarihli görüntü ve ses hizmeti kurulumuna ilişkin olarak 10.018,20 TL bedelli ve ... seri numaralı ve 29.08.2019 tarihli verilen hizmet bedeline ilişkin olarak 514.383,24 TL bedelli faturaların davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafça yasal süresi içerisinde itiraz edilmediğini, buna rağmen davalı tarafça ödeme yapılmadığını, davalı tarafa keşide edilen ihtarnameye itiraz ile cevap verildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL alacaklarının işleyecek temerrüt faizi ile birlekte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Islah dilekçesiyle, bilirkişi raporu doğrultusunda 514.383,24 TL'nin 24.09.2019 fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.Davalı vekili; Davacı .... A.Ş. arasında yazılı veya sözlü herhangi bir sözleşme kurulmadığını, taraflar arasında yalnızca demo ve deneme amaçlı bir çalışma yapıldığını, demo sonucunda ihtiyaçların karşılanmaması nedeniyle herhangi bir anlaşma veya sözleşme imzalanmadığını, davacı şirketin yaptığı çalışmanın ücretsiz demo niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından herhangi bir satın alma, harcama veya hizmet alımı yönünde talimat verilmediğini, buna rağmen davacının, demo kapsamında yaptığı kurulum ve kiralama giderlerini tek taraflı olarak faturalandırdığını, müvekkili ...İstanbul’un sermayesinin büyük kısmının kamuya ait olduğunu, bu nedenle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi bulunduğunu, şirketin belirli temin limitleri üzerindeki tüm mal ve hizmet alımlarını ihale mevzuatına uygun yapmak zorunda olduğunu, davacının iddia ettiği tutarın doğrudan temin sınırını aştığını, dolayısıyla ihalesiz veya sözleşmesiz şekilde iş verilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından demo çalışması sonrasında tek taraflı şekilde fatura düzenlenip ihtar gönderildiğini, buna karşılık davalı tarafça söz konusu faturaların kabul edilmediğinin ve ödeme yapılmayacağının ihtarname cevabıyla bildirildiğini, fatura düzenlenebilmesi için taraflar arasında önceden kurulmuş geçerli bir sözleşme ilişkisi bulunmasının şart olduğunu, tek başına faturanın borç ilişkisini ispat etmeye yeterli olmadığını, ayrıca Vergi Usul Kanunu uyarınca faturaların hizmet tarihinden itibaren yedi gün içinde düzenlenmesi gerektiğini, aksi halde hiç düzenlenmemiş sayılacağını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece;Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafından düzenlenen ve davalı şirket tarafından da BA formu olarak Vergi Dairesi Müdürlüğüne beyan edilen 29/08/2019 tarihli KDV dahil 514.383,24-TL'lik faturaya yönelik davalı tarafından yasal süre içinde herhangi bir itiraz yapılmadığı,itiraz edilmeyen fatura içeriğinin kesinleştiği, davalı tarafından bildirimi yapılan faturaya konu hizmetin alınmadığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen raporda da belirtildiği üzere her tarafça bildirimi yapılan faturaya konu alacağın varlığı davacı tarafından HMK 222/3.md gereğince ispatlandığından açılan davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davacının davasının ıslah kapsamında kabulü ile 514.383,24-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, iş bu alacağın 10.000-TL'sine dava tarihi olan 01/10/2020 tarihinden itibaren, bakiye 504.383,24-TL'sine ıslah tarihi olan 27/08/2021 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinafında;
1-)... A.Ş.’nin sermayesinin büyük kısmının kamu kurumlarına ait olduğunu, bu nedenle 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında bulunduğunu, doğrudan temin sınırını aşan mal ve hizmet alımlarının ihale mevzuatına uygun şekilde yapılmasının zorunlu olduğunu, davacı tarafından ileri sürülen alacağın doğrudan temin limitini aştığını, taraflar arasında ihale veya sözleşme bulunmadığı için davacıya iş verilmesinin mümkün olmadığını, davacı şirkete herhangi bir satın alma veya harcama talimatı verilmediğini, davacının yalnızca demo/tanıtım amaçlı çalışma yaptığını, buna rağmen kiralama ve kurulum bedellerini tek taraflı olarak faturalandırdığını,
2-)Davacı tarafından düzenlenen 03/04/2017 tarihli 10.018,20 TL ve 29/08/2019 tarihli 514.383,24 TL bedelli faturaların bilirkişi raporunda tespit edildiğini, ancak taraflar arasında bu hizmetlere ilişkin sözleşme bulunmadığını, demo çalışmasının davacının kendi inisiyatifiyle yapıldığını, ihtiyaç karşılanmayınca taraflar arasında herhangi bir anlaşma kurulmadığını, 10.018,20 TL tutarındaki demo çalışması bedelinin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bilirkişi raporunda da bu faturanın muhasebe kayıtlarına işlendiğinin ve ödendiğinin tespit edildiğini,
3-)Davacı tarafından yapıldığı iddia edilen asıl hizmetin 2017 yılı Mart ayında gerçekleştirildiğinin ileri sürülmesine rağmen, yüksek bedelli faturanın yaklaşık iki yıl sonra 29/08/2019 tarihinde düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
4-)Yerel mahkemece, tarafların itirazları ve ek bilirkişi raporu talepleri değerlendirilmeden, eksik incelemeye dayalı ve yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, Mahkemece, BA-BS formlarına dayanılarak davaya konu faturanın müvekkili şirket kayıtlarında yer aldığı ve itiraz edilmediği gerekçesiyle alacağın kabul edildiğini, ancak bu değerlendirmenin hatalı olduğunu,
5-)Davacı tarafından gönderilen ihtarnameye cevap verildiğini ve taraflar arasında fatura kesilmesini gerektirecek bir sözleşme veya ödeme ilişkisinin bulunmadığının açıkça bildirildiğini,
6-)Tek taraflı düzenlenen faturaların tek başına alacağın varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını, faturanın ancak mevcut bir sözleşmesel ilişkinin ifasını gösteren belge niteliğinde olduğunu, taraflar arasında temel borç ilişkisi bulunmadığı sürece faturanın hukuki sonuç doğuramayacağını,
7-)Davacının gerçekten fatura edilebilir bir iş yapmış olması halinde dahi, işin kapsamı, ayıplı olup olmadığı ve bedelinin belirlenmesi gerektiğini, mahkemece bu yönde inceleme yapılmadığını,
8-)Bilirkişi raporunda, müvekkili şirket ticari defterlerinde 514.383,24 TL tutarındaki faturaya ilişkin kayıt bulunmadığının tespit edildiğini, davacı şirkete ait 2018–2020 yılları cari hesap kayıtlarında da bu alacağa ilişkin kayıt olmadığının belirtildiğini,
9-)Müvekkili şirkete ait Yenikapı Vergi Dairesi onaylı Ağustos 2019 dönemine ait BA formunun dosyaya sunulduğunu, buna rağmen bilirkişinin eksik ve hatalı inceleme yaptığını, bilirkişinin yalnızca davacının BS formundan hareketle hizmet satışı yapıldığı sonucuna vardığını, oysa BA-BS formlarının karşılıklı doğrulama sistemi olduğunu, yalnızca davacının BS formuna dayanılarak hizmet alımının kabul edilemeyeceğini belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, davacı tarafından, davalı ile aralarındaki anlaşma gereğince yapıldığı iddia edilen "... İstasyonu'nda görsel şölen ses, ışık ve video mapping gösterisi" işin ilişkin olarak düzenlenen ... seri numaralı 29/08/2019 tarihli KDV dahil 514.383,24-TL'lik faturadan kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili talebine ilişkindir.Davacı tarafça bunun öncesinde yapıldığı belirtilen "... İstasyonu'nda tanıtım almaçlı demo uygulamasına" ilişkin olarak düzenlenen ... seri numaralı 03.04.2017 tarihli 10.018,20 TL bedelli fatura davalı şirket defterlerinde kayıtlı olduğu gibi, bedeli de davalı tarafından ödenmiş olmakla birlikte, davaya konu olan 514.383,24-TL'lik fatura ve bu faturaya konu sözleşme ilişkisi davalı tarafça kabul edilmemektedir.Mahkemece "davaya konu 514.383,24-TL'lik faturanın davalı şirket tarafından da BA formu olarak Vergi Dairesi Müdürlüğüne beyan edildiği, bu faturaya yönelik davalı tarafından yasal süre içinde herhangi bir itiraz yapılmadığı, itiraz edilmeyen fatura içeriğinin kesinleştiği, davalı tarafından bildirimi yapılan faturaya konu hizmetin alınmadığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamında yer alan belgelere göre, mahkemenin vergi dairesinden ilk getirttiği 14.10.2020 tarihli BA formalarında söz konusu fatura KDV'siz olarak kayıtlı olmakla birlikte, davalı vekilinin rapora itiraz dilekçesi ekinde sunduğu 10.10.2019 tarihli ve mahkemenin sonradan getirttiği 02.03.2021 tarihli BA formlarında bu faturanın yer almadığı görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda sadece 14.10.2020 tarihli BA formu esas alınmak suretiyle bir değerlendirme yapılmış, diğer BA formları ile olan bu çelişkili kayıt durumu ilgili vergi dairesinde sorulup araştırılmadığı gibi, bu hususu dair bir ek rapor da alınmamıştır.Buna göre,mahkemece, öncelikle söz konusu BA formları arasındaki çelişkili kayıt durumunun ilgili vergi dairesinde sorulup araştırılması ve bu hususa dair bir ek rapor alınması suretiyle bu çelişkili kayıt durumunun neden kaynaklandığının ve ilgili mevzuat gereğince hangi formun geçerli kabul edilmesi gerektiğinin açıklığa kavuşturulması, bu araştırma ve inceleme neticesinde 14.10.2020 tarihli BA formalarına itibar edilmesi gerektiği sonuna varılması halinde mevcut değerlendirme doğrultusunda yeniden bir karar verilmesi, aksi halde, davalının sözleşme ilişkisini de reddetmesi nedeniyle, davacı yüklenicinin dayandığı 514.383,24-TL'lik faturaya konu işlere ilişkin olarak davalı iş sahibi ile arasında bir eser sözleşmesi ilişkisi olduğunu, bu sözleşmeye (faturaya) konu işleri yapıp davalıya teslim ettiğini ve sözleşme bedelini ispat külfeti altında olduğu, HMK'nın 200. Maddesi gereğince dava değerinin miktarına göre ve davalı iş sahibi yanca sözleşme ilişkisinin ispatı bakımından tanık dinlenilmesine açıkça muvafakat gösterilmediğinden taraflar arasında akdi ilişki kurulduğu iddiasının ancak senetle ispat edilebileceği göz önünde bulundurularak, davacının "yemin" dahil tüm delilleri toplanmak suretiyle, söz konusu faturaya konu işler bakımından taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi kurulduğunun ve bu işlerin yapılıp teslim edildiğinin ispat edilebilmesi halinde, yüklenicinin gerçekleştirdiği imalât bedelinin 6098 sayılı TBK'nın 481. maddesi hükmünce yapıldığı yıl mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplattırılarak (piyasa rayiçlerine KDV'nin de dahil olduğu gözetilerek ayrıca KDV eklenmemesi) davacının talep edebileceği bakiye bir iş bedeli alacağının bulunup bulunmadığının kesin bir şekilde ortaya konulması gerekirken, dosyada mevcut BA formları arasındaki çelişki giderilmeden mevcut gerekçe doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmuştur.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 15/12/2021 tarih, 2020/669 Esas, 2021/991 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5- Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.