T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/585
KARAR NO:2026/685
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:24/11/2021
NUMARASI:2020/599 Esas, 2021/1104 Karar
DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali
KARAR TARİHİ:14/05/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili;Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, müvekkilinin faturalara dayalı cari hesap kayıtlarında davalının borçlu olduğunun ortaya çıktığını, davalının cari hesap bakiye bedelini müvekkilinin tüm taleplerine rağmen ödemediğini, bu sebeple davalı aleyhine Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından müvekkili şirkete 31/12/2019 tarihli 8.972,72 TL bedelli iade fatura kesilerek gönderildiğini, müvekkilince Kartal... Noterliğinin 21 Ocak 2020 tarih ve ...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile söz konusu iade faturasına itiraz edilerek, iş bu faturanın geriye dönük kesildiğinin ve iadenin yapılmadığının belirtildiğini, dolayısıyla müvekkilinin bu iade faturayı kabul etmesinin mümkün olmadığını belirterek, itirazın iptaline ve davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili; Davanın konusunun davacının kestiği 8.972,72 TL'lik fatura ve bu fatura alacağı olduğunu, ... üretimi yapan müvekkili şirketin, davacı tarafa fason olarak 30/30/30 diagonel 3 iplik 3214 kg'lık kumaşı yıkama yapılmak üzere gönderdiğini, daha sonra yıkama yapılması için davacı tarafa verilen kumaşların hiç bir işlem yapılmadan müvekkili şirkete edildiğini ve bu yıkama işleminin başka bir firmaya yaptırıldığını, davacı firmanın sehven iş bu iade edilen kumaşlara işlem yapılmış gibi yıkama+silikon+ram+sanfor adı altında aynı kumaş olmasına rağmen bir kısmının birim fiyatı 1 TL ve bir kısmının birim fiyatı 3 TL olmak üzere Mart ve Nisan 2019 aylarında toplam 8.972,72 TL'lik fatura kesmek suretiyle müvekkilinin kep adresine gönderdiğini, Temel Fatura olması nedeniyle derhal müvekkilinin kaydına düşen faturalar ile ilgili olarak davacı firma muhasebesi ile görüşme yapıldığını, yanlışlık olduğunun vurgulandığını, bunun üzerine müvekkili tarafından 22.04.2019 tarihli 8.972,72 TL'lik iade faturası kesildiğini, iş bu iade faturasının kesilmesi ve davacı tarafın faturayı kaydına alması ile konunun kapandığını, aradan uzun zaman geçtikten sonra davacı tarafın 09.12.2019 tarihinde yeniden aynı miktarda fatura keserek müvekkili firmaya gönderdiğini, bu faturanın da 14.12.2019 tarihinde iade edildiğini, buna rağmen 18.12.2019 tarihinde yeniden kesildiğini ve 31.12.2019 tarihinde iade edildiğini, ortada iş bu faturalar nedeniyle ifa edilmiş bir hizmetin olmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece; Taraflar arasında nakış ve örme işine ilişkin ticari ilişki kurulduğu, işbu ticari ilişki neticesinde davacının fatura düzenlediği ve davalıdan 9.046,66-TL (asıl alacak) alacaklı olduğunu iddia ettiği, alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığı, davalının takip konusu borca ve tüm ferilerine itirazı neticesinde iş bu itirazın iptali davası açılmış olup, davalının cevap dilekçesinde hizmetin verilmediği iddiasında bulunduğu, tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 28.04.2021 tarihli kök rapor ile 05.10.2021 tarihli ek raporda, davacının ticari defterlerinde icra takip tarihinde davalıdan 9.046,66-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça davalı adına düzenlenen dava konusu faturaların davalının yasal defter kayıtlarında yer aldığı, davalı tarafça dava konusu faturalara istinaden davacı adına düzenlenen iade faturasının kanuni itiraz süresinden sonra düzenlendiği, davacının icra takip tarihine kadar talep edebileceği asıl alacak tutarının 8.972,72 TL olarak tespit edildiği, davalının BA kaydında bu faturanın kayıtlı olması nedeni ile hizmetin ifa edildiğinin ispat edildiği anlaşılmış olup, davalının bu faturaya konu hizmetin verilmediği yönündeki iddiasının ispatına yarar bir delil sunmadığı gibi yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle, açılan davanın kısmen kabulüne, davalının Büyükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasında yapmış oldukları itirazın 8.972,72-TL bakımından iptaline, takip tarihinden itibaren alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın likit olması nedeni ile alacağın %20'si oranında (1.794,54-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, karar verilmiştir.Davalı vekili istinafında;
1-)Mahkemenin yalnızca bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurduğunu, rapora yapılan itirazların dikkate alınmadığını ve eser sözleşmesi mevcut olmasına rağmen %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
2-)Davacı şirketin kendi defter kayıtlarında tek taraflı düzenlediği faturalar nedeniyle 8.972,72 TL alacak görünse de davalı şirketin usulüne uygun ticari defterlerinde davacı lehine herhangi bir alacak kaydının bulunmadığını, bilirkişinin, davacı tarafından düzenlenen iade faturalarına süresinde itiraz edilmediği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, e-fatura sistemi üzerinden tebliğ edilen faturalar esas alınarak süresi içinde itiraz edildiğini ve iade faturalarının düzenlendiğini
3-)Uyuşmazlığa konu 8.972,72 TL bedelli faturanın gerçekte ifa edilmeyen hizmete ilişkin olduğunu, davalı şirketin davacıya fason yıkama yapılmak üzere kumaş gönderdiğini, ancak kumaşların işlem yapılmadan iade edildiğini ve işlemin başka bir firmaya yaptırıldığını, buna rağmen davacının “Yıkama+Silikon+Ram+Sanfor” açıklamasıyla temel fatura düzenlediğini, aynı kumaş için farklı birim fiyatlar uyguladığını, bilirkişinin bu çelişkileri incelemediğini,Davacının aynı faturaları mükerrer şekilde düzenleyip davalı şirkete gönderdiğini, her seferinde iade faturası kesildiğini, buna rağmen uzun süre sonra yeniden aynı miktarlı faturalar düzenlediğini, davacının iyi niyetli olmadığını, faturaların gerçekte yapılmayan işlemlere ilişkin olduğunu, hizmet ifa edilmediğinden alacağın da bulunmadığını, ayrıca dava konusu ürünlere ilişkin yıkama işleminin başka firma tarafından yapıldığının davacı tarafından da bilindiğini,
5-)Davalı tarafın yemin teklif etme hakkı bulunduğu halde bu hususun hatırlatılmadığını, "her türlü delil" ifadesinin yemin delilini de kapsadığını,
6-)Taraflar arasındaki ilişkinin satış sözleşmesi değil eser sözleşmesi olduğunu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların likit alacak niteliğinde sayılamayacağını, bu nedenle %20 icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın ve tüm taleplerin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Dava, faturaya dayalı cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir.Dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen kök ve ek bilirkişi raporları ile tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında nakış ve örme işi kapsamında ticari ilişkinin bulunduğu, aralarındaki uyuşmazlığın 05.03.2019 tarihli 3.501,06 TL, 12.03.2019 tarihli 2.524,02 TL, 27.03.2019 tarihli 240,72 TL, 06.04.2019 tarihli 1.745,22 TL, 08.04.2019 tarihli 961,70 TL bedelli olmak üzere toplam 8.972,72 TL bedelli 5 adet faturadan kaynaklandığı, tarafların ticari defter kayıtlarına göre de uyuşmazlığın temelini oluşturan farkın yaklaşık 8.972,72 TL olduğu, söz konusu faturaların e-fatura/temel fatura sistemi üzerinden davalıya ulaştığı ve davalının ticari kayıtlarına işlendiği, ayrıca BA formlarına da yansıdığı, davacı tarafından kesilen bu faturalar üzerine, davalı tarafın 22.04.2019 tarihinde toplam 8.972,72 TL tutarında tek bir iade faturası düzenlediği, sonrasında tarafların karşılıklı şekilde birbirlerine aynı tutarda çok sayıda iade faturası kestikleri, son iade faturasının 31.12.2019 tarihinde davalı tarafça düzenlendiği, ancak bu faturanın davacı tarafından kendi ticari defterlerine işlenmediği ve buna rağmen kısa süre sonra 15.01.2020 tarihinde davaya konu icra takibinin başlatıldığı, söz konusu 5 adet faturaya ilişkin ilk iade faturasının 8 günlük yasal itiraz süresi geçtikten sonra 22.04.2019 tarihinde topluca düzenlendiği, bu nedenle iade faturalarının geç düzenlendiği, davalı tarafça ise söz konusu hizmetlerin davacı tarafından yerine getirilmediği, kumaşların işlem yapılmaksızın iade edildiği ve işin başka bir firmaya yaptırıldığı savunulmuş ise de bu savunmayı doğrulayan herhangi bir yazılı belge, sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, ticari kayıt veya başka bir somut delilin dosyaya sunulamadığı, cevap dilekçesinde açıkça "yemin" deliline dayanılmadığından ilk derece mahkemesince kendisine yemin delilinin hatırlatılmamasında bir usule aykırılık bulunmadığı, buna göre, ilk derece mahkemesinin, dava konusu hizmetlerin davacı tarafından verildiği ve davacının icra takip tarihi itibarıyla talep edebileceği asıl alacak miktarının 8.972,72 TL olduğu kabulünün yerinde olduğu, ayrıca, dava konusu alacak, tarafların ticari defter ve kayıtları, düzenlenen faturalar ve BA bildirimleri ile likit olduğundan davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin de yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususların hükmün kaldırılmasını gerektirir nitelikte olmadığı anlaşıldığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 24/11/2021 tarih ve 2020/599 Esas, 2021/1104 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,
2-Alınması gereken 612,92 TL nisbi istinaf karar harcından davalı tarafça peşin olarak yatırılan 234,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 378,22 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14/05/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.