T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2024/1147
KARAR NO:2026/590
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/03/2024
NUMARASI:2021/269 Esas, 2024/174 Karar
DAVANIN KONUSU:Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:30/04/2026
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili, taraflar arasında akdedilen Taşeron Sözleşmesi uyarınca müvekkilinin bir otel projesinin kalıp ve beton işlerini yapmayı üstlendiğini, müvekkilini işi eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ancak davalı ödemeleri tam olarak yapmadığı gibi işi de teslim almaktan kaçındığını, bunun üzerine müvekkilinin mahkemeden inşaatın durumunun tespitini istediğini ve düzenlenen rapor ile kalıp ve beton işinin tamamen bitirildiğinin tespit edildiğini, davalıya gönderilen ihtarname ile iş bedelinin ödenmesinin ve işin teslim alınmasının talep edildiğini, ancak davalının cevabi ihtarnamesi ile işin süresinde bitirilmediği ve işçi alacaklarının ödenmediği gerekçesi ile sözleşmenin feshedildiğini bildirdiğini, ancak işin bitirildiğinin tespit edildiğini, ayrıca işçi alacaklarının eksiksiz ödendiğini, kaldı ki işçi alacaklarının ödenmesinde eksiklik olsa bile hak edişten kesileceğini, bunun fesih nedeni olmadığını, davalının feshinin haksız olduğunu ve müvekkilinin zararının karşılanması gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, sözleşme uyarınca işin 80 gün içinde yapılması gerektiğini, yer tesliminin 14/04/2014 tarihinde yapıldığını, buna göre 05/07/2014 tarihinde bitirilmesi gerektiğini, ancak sözleşmedeki iş süresi dolmasına rağmen işin sadece %20’sinin bitirilebilmiş olması nedeniyle 23/07/2014 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, ayrıca davacının sözleşmenin 18.1 madde uyarınca kilit eleman garantisi taahhüdünü yerine getirmemesi ve 12.madde uyarınca işçilerle ilgili ödemeleri yapmaması, ödemelerin müvekkilince yapılmasının da fesih nedeni olduğunu, davacının hak ve alacaklarının kendisine ödendiğini, 24/07/2014 tarihinde işin sözleşme ile 3.kişiye verildiğini, işin bu kişi tarafından bitirildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece ilk olarak 2015/662 Esas - 2018/286 Karar sayılı kararla, yer tesliminin 14/04/2014 tarihinde yapıldığı, işin süresinin 80 gün olarak kabul edildiği, bu süreye göre işin bitim tarihinin 05/07/2014 olması gerektiği, ancak hak edişlerin ekindeki tutanaklar göz önüne alındığında işin bitim süresinin 20/07/2014 tarihi olabileceği, sözleşmenin davalı tarafından 23/07/2014 tarihinde feshedildiği, buna göre olayda BK 124/b.3 uyarınca sözleşmenin feshi için aranan şartların gerçekleştiği, davacının sözleşme konusu iş bakımından temerrüde düştüğü ve davalının sözleşmeyi feshetmekte haklı olduğu, davalı işveren ile 3.kişi arasında 24/07/2014 tarihli sözleşme yapıldığı, işin zamanında bitirilmesi halinde iş bitim süresinin 04/09/2014 tarihine tekabül ettiği, İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/113 D.İş dosyası ile yapılan tespit için inşaat mahalline 16/10/2014 tarihinde işin başka bir taşerona tamamlattırılma tarihinden çok sonra gidilmiş olup bu veriler ışığında işin başka bir taşerona tamamlattırıldığı, davacının sözleşme konusu işin tamamını yapmadığı, davalı defterlerinde dava tarihi itibariyle davacı tarafından düzenlenen fatura bedellerinin tamamının ödendiği, 08/09/2017 tarihli bilirkişi raporu ve 29/03/2018 tarihli ek raporun esas hakkında karar vermeye elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı süresi içerinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 2018/2013 Esas - 2021/717 Karar sayılı ilamıyla; Somut olayda davacı taşeronun sözleşme kapsamındaki işleri bitirerek teslim ettiğini iddia ettiği, İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/113 D.iş sayılı dosyasında düzenlenen tespit raporu ile, tespit tarihi olan 16/10/2014 tarihi itibariyle davacının üstlenmiş olduğu kalıp ve beton işinin tamamlandığının tespit edildiği,sözleşmenin 23/07/2014 tarihinde davalı yüklenici tarafından feshi öncesinde yapılmış ayrı bir tespit ise bulunmadığı, o halde karine olarak işin davacı taşeron tarafından tamamlandığının kabul edilmesi gerektiği, bu karinenin aksini savunan davalı yüklenicinin savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği, ancak, dosya kapsamı itibariyle işin davacı taşeron tarafından tamamlanmadığına dair yasal bir delil veya tespit bulunmadığı, ayrıca, davacı dava dilekçesinde sözleşmenin haksız feshi nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmiş ise de zarar kalemlerini açıklamadığı, o halde mahkemece öncelikle davacıya zarar kalemlerinin neler olduğu açıklattırılıp, ardından yukarıda açıklanan ilke ve tespitler dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.Kaldırma kararı sonrasında, davacı vekilince sunulan 17/09/2021 tarihli açıklama dilekçesinde, taraflar arasında imzalanan 15.04.2014 tarihli sözleşme ile hüküm altına alınan 544.500,00 TL + KDV bedelden taraflarına 195.950,00 TL'lik kısmın ödendiği, ancak yapılan bu ödemenin de yemek masrafları ve işçi ödemelerinde kullanıldığı, müvekkilinin herhangi borcu bulunmadığı gibi işi de zamanında bitirdiği belirtilere gereğinin yapılması talep edilmiş, 03/07/2023 Uyap tarihli açıklama dilekçesinde ise, taleplerinin sözleşmenin davalı yanca haksız feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zarara ilişkin olduğu, 100,00-TL yoksun kalınan kar, 9.900,00-TL eksik ödeme olmak üzere toplam 10.000,00-TL borcun ifa edilmemesinden kaynaklanan zararın tahsilini talep ettikleri belirtilmiş, Mahkemece, önce inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyetten 18/01/2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış, daha sonra bu rapor ile önceki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir mali müşavir ilirkişiden19/01/2023 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde, İstinafa Konu Kararla; İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesinin 2018/2023 esas ve 2021/717 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere karine olarak işin davacı taşeron tarafından tamamlandığının kabul edildiği, bu karinenin aksini savunan davalı yüklenicinin savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerekirken dosya kapsamında yer alan deliller kapsamında bu karinenin aksini ispat edemediği anlaşılmakla davacının eksik ödemeye ilişkin talebinin kabulüne karar verildiği, davacıdan talebinin somutlaştırılmasının istenildiği, davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu 10.000,00 TL'nin 9.900,00 TL'sinin eksik ödeme 100,00 TL'sinin ise kar kaybına ilişkin olduğunu beyan ettiği, davacı tarafından kar kaybına ilişkin bir delil ibraz edilmediğinden bu iddiasını ispat edemediği kabul edilerek bu alacak istemi yönünden davanın reddine karar verildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 9.900,00 TL eksik ödemenin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.Davacı vekili istinafında;
1-)Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, önceki bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderilmediğini, zarar kalemlerinin tam olarak belirlenmediğini ve bu hususta yeterli inceleme yapılmadığını,
2-)Dosyada mevcut bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, zarar kalemlerinin açıkça ortaya konulmadığını, hukuka uygun değerlendirme yapılmadığını, itirazlar doğrultusunda ek rapor alınması gerektiği halde mahkemece bu taleplerin reddedildiğini,
3-)Davacı tarafa davasını ıslah etme imkânı tanınmadığını, bu nedenle talep artırımı yapılamadığını, mahkemenin bu yönde süre vermemesinin usul hükümlerine aykırı olduğunu, Mahkemece dosyanın bilirkişiye tevdi edilmemesi ve 10.000 TL ile sınırlı kalınarak hüküm kurulması nedeniyle davacının gerçek zararının giderilemediğini,
4-)Davacı şirketin sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini eksiksiz ve süresinde yerine getirdiğini, işin tamamlanmasına rağmen davalının teslim almaktan kaçındığını ve teslim tutanağı düzenlenmediğini,
5-)Dosyada davacının eksik iş yaptığına dair herhangi bir somut delil bulunmadığını, bilirkişi kanaatinin davalı tarafından gönderilen yazışmalara dayandığını, ancak bu yazışmalarda eksik iş iddiasının yer almadığını,
6-)Sözleşmenin feshi için gerekli olan ihtar şartının yerine getirilmediğini, davacıya eksiklikleri gidermesi için süre verilmediğini, bu nedenle fesih işleminin haksız olduğunu, sözleşmede kararlaştırılan sürenin ek işler nedeniyle uzadığını, bu durumda belirli vadenin niteliğini kaybettiğini ve temerrüt için ayrıca ihtar gerektiğini, bu ihtar yapılmadan feshe gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişinin 15 günlük süre belirleyerek temerrüt oluştuğu yönündeki görüşünün doktrin ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, temerrüt ihtarı yapılmadan fesih hakkının doğmayacağını,
7-)Dosyaya sunulan bilirkişi raporunda hakedişlerin sözleşmenin fesih tarihinden önce düzenlendiğinin tespit edildiğini, davalının borcundan kaçınmak amacıyla muvazaalı işlemler yaptığını,
8-)Davacının işçi alacaklarını ödemediği yönündeki iddiaların doğru olmadığını, yapılan ödemelerin büyük kısmının işçi ücretleri için kullanıldığını ve banka kayıtlarıyla sabit olduğunu,
9-)Sözleşmenin 12. Maddesi gereği işçi ödemelerinin yapılmaması halinde davalının bu ödemeleri yaparak hakedişten kesme hakkı bulunduğunu, bu durumun fesih sebebi oluşturmayacağını,
10-)Dosyadaki SGK kayıtlarına göre işçilerin davacı şirket çalışanı olduğunu ve işin davacı tarafından yürütüldüğünün açık olduğunu,
11-)Davalının ... ile yaptığı sözleşmenin gerçeği yansıtmadığını, işin tamamlanmasından sonra düzenlendiğini ve borçtan kaçınma amacı taşıdığını,
12-)Davalının ticari defterlerinde söz konusu sözleşmeye ilişkin kayıt bulunmadığını, bu nedenle iddiaların dayanaksız olduğunu,
13-)İstanbul 8. Sulh Hukuk Mahkemesi dosyasında yapılan delil tespiti ile işin tamamlandığının belirlendiğini, aksini gösteren herhangi bir delil bulunmadığını,
14-)İşin başka bir taşeron tarafından tamamlandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, bu yönde somut bir kanıt bulunmadığını,
15-)Yerel mahkemece zarar kalemlerinin açıkça belirlenmediğini ve bu nedenle eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek,kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini, müvekkilin zararının tespitinin yapılmasını talep etmiştir.Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir.Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili ve haksız feshe dayalı kâr kaybı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.Taraflar arasında imzalanan 14/04/2014 ve 15/04/2014 tarihli aynı hükümleri içeren, otel projesi kalıp ve beton işleri konulu 544.500,00 TL + KDV bedelli Taşeron Sözleşmesinin 8.maddesi uyarınca işin süresinin yer teslimi itibariyle 80 gün olduğu, Süre Uzatımı başlıklı 11.madde uyarınca, taşerondan kaynaklanmayan bir sebeple iş başlamaz veya durdurulursa, taşeronun durumu yazılı olarak 2 gün içinde yükleniciye bildireceği, taşeronun haklı bulunması halinde ..sürenin uzatılabileceği, madde 9 gereği iş miktarındaki artış veya azalıştan dolayı da işin süresinin işe etkisi oranında artacağı veya azalacağı,…iş 15 günden daha uzun süre durmuş ise sözleşmenin yüklenici tarafından feshedilebileceği, İşçilerle İlgili Yükümlülükler başlıklı 12.madde uyarınca, taşeronun çalıştırdığı işçilerle ilgili mevzuattan kaynaklanan bütün ödemeleri eksiksiz yapacağı, ödemenin yapılmaması halinde taşeronun ilk hak edişinden yapılacak kesinti ile işçi alacaklarının yüklenici tarafından ödeneceği, ... başlıklı 18.1 maddesi ile taşeronun işyerinde bulundurması gerektiği personelin belirlendiği, Sözleşmenin Feshi başlıklı 27.maddesi uyarınca, taşeronun sözleşmeye aykırı davranması halinde yüklenicinin ihtara gerek kalmaksızın sözleşmeyi tek taraflı feshedebileceği, taşeronun hak edişlerini irad kaydedebileceği, taşeronun fesih nedeniyle tamamlanamayan işler için hak talep edemeyeceği kararlaştırılmıştır. Yine taraflarca düzenlenen tutanak ile 14/04/2014 tarihi itibariyle yer tesliminin yapıldığı, ayrıca davalı tarafça bir kısım kesinti-hak edişe ekleme tutanaklarının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı tarafça davacıya hitaben düzenlenen 23/07/2014 tarihli yazıda, işin süresinde bitirilmemesi, işçilik alacaklarının ödenmemesi ve kilit eleman garantisinin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiği bildirilmiştir.Dosya kapsamında mevcut İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/113 Diş. Sayılı dosyasında düzenlenen tespit raporu ile, tespit tarihi olan 16/10/2014 tarihi itibariyle davacının üstlenmiş olduğu kalıp ve beton işinin tamamlandığı tespit edilmiştir.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Kaldırma kararımız sonrasında Mahkemece, önce inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan heyetten 18/01/2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış, daha sonra bu rapor ile önceki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir mali müşavir bilirkişiden19/01/2023 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve bu şekilde tamamlanan tahkikat aşaması neticesinde esas hakkında karar verilmiş ise de, söz konusu raporlarda Dairemizin kaldırma kararında belirtilen yol ve yönteme uygun bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, yine defterler üzerinden bir inceleme ve değerlendirme yapıldığı, ayrıca davacı vekilince 03/07/2023 Uyap tarihli dilekçeyle haksız fesih iddiasına/sebebine dayalı zarar kalemleri "yoksun kalınan kâr" ve "eksik ödeme" şeklinde açıklandığı halde, kâr kaybı talebine ilişkin olarak da usulüne uygun bir değerlendirme yapılmadan/rapor alınmadan, sadece "davacı tarafından kâr kaybına ilişkin bir delil ibraz edilmediği" gerekçesiyle ret kararı verildiği anlaşılmıştır.Mahkemece;
1-)Kaldırma kararımız doğrultusunda, somut olayda davacı taşeronun sözleşme kapsamındaki işleri bitirerek teslim ettiğini iddia ettiği, İstanbul 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2014/113 D.iş sayılı dosyasında düzenlenen tespit raporu ile, tespit tarihi olan 16/10/2014 tarihi itibariyle davacının üstlenmiş olduğu kalıp ve beton işinin tamamlandığının tespit edildiği, sözleşmenin 23/07/2014 tarihinde davalı yüklenici tarafından feshi öncesinde yapılmış ayrı bir tespit bulunmadığı, o halde karine olarak işin davacı taşeron tarafından tamamlandığının kabul edilmesi gerektiği, bu karinenin aksini savunan davalı yüklenicinin savunmasını yasal delillerle ispatlaması gerektiği, ancak, dosya kapsamı itibariyle işin davacı taşeron tarafından tamamlanmadığına dair yasal bir delil veya tespit bulunmadığı göz önünde bulundurularak, sözleşmeye konu işin davacı taşeron tarafından tamamlandığı kabul edilmek suretiyle, davacının hak ettiği iş bedeline ilişkin olarak sözleşme bedeli (KDV dahil) üzerinden bir hesaplama yaptırılması, buna göre hesaplanacak bedelden davalı tarafça yapıldığı ispatlanan ödemelerin mahsup edilmesi suretiyle davacının davalıdan talep edebileceği bakiye iş bedeli miktarının ne kadar olduğunun belirlenmesi,
2-)Ayrıca, davacı vekilinin 03/07/2023 Uyap tarihli dilekçeyle açıkladığı haksız fesih nedenine dayalı "kâr kaybı" talebi bakımından; a-)öncelikle, işin tamamının davacı tarafından yapılması ve bu kapsamda sözleşme bedelinin tamamına hak kazanılması halinde bir kâr kaybından bahsedilemeyeceğinin göz önünde bulundurulması, b-)aksi bir durumun tespiti halinde ise (erken fesih) davalının fesihte haklı olup olmadığının belirlenmesi, b-1)fesihte haklı ise yine kâr kaybı talep edilemeyeceğinin göz önünde bulundurulması, b-2)fesihte haksız olması halinde ise davacının kâr kaybı talebinin 6098 sayılı TBK'nın 408. ve 438. maddesi hükmünde öngörülen "kesinti yöntemine göre hesap ettirilmesi gerekmektedir.Kesinti yöntemine göre davacı taşeronun yapılmayan sözleşme konusu işlerden ötürü mahrum kaldığı kârın hesaplanabilmesi için; yapılmayan işin sözleşmesinin feshi tarihindeki bedeli saptandıktan sonra, bu bedelden taşeronun işi tamamlamaması nedeniyle tasarruf ettiği malzeme ve işçilik bedelleri ile genel giderleri, bu süre içinde başka bir iş bulup çalışmışsa elde ettiği kâr, başka bir iş bulmaktan kasten kaçınmışsa elde etmekten kaçındığı kâr tespit ettirilip, yapılmayan iş bedelinden çıkarmak suretiyle bulunan miktarın kâr kaybı olduğunun kabulüyle davalı yükleniciden tahsiline karar vermek gerekir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak, yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/03/2024 tarih, 2021/269 Esas, 2024/174 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4- Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,
5- Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.