T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/565 Esas
KARAR NO: 2024/219
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/02/2023
NUMARASI: 2021/765 Esas 2023/97 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit
KARAR TARİHİ: 05/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkili kooperatifin inşaatlarında 2005 Aralık ayında çalışmaya başladığını, davalı şirket yöneticileri ile fikir birliği içindeki eski kooperatif yöneticilerinin 2005 yılı sonundan 2011 yılı Haziran ayına kadar yapılması gereken tüm inşaat işlerini ve bu inşaat işlerine ilave kooperatif adına her türlü işi hiçbir ihale yapmadan, kooperatif genel kuruluna bilgi vermeden ve yönetim kurulunda görüşmeden davalı şirkete yaptırdığını, 25/06/2011 tarihinde yapılan kooperatif genel kurulunda eski yöneticilerin ve denetim kurulu üyelerinin azline ve hesap tetkik komisyonu kurularak yapılan suistimal varsa araştırmasına karar verildiğini ancak, 18/06/2011 tarihinde davalı şirket ile kooperatifin iki yönetim kurulu üyesi arasında hesap mutabakatı ve muacceliyet sözleşmesi başlıklı bir belge ile kooperatifin borcunun 198.500 TL olduğunu ve bu borcun tasfiyesi için beş adet bono tanzim edildiğini, bu sözleşme kapsamında toplam 198.500 TL tutarlı beş adet bononun davalı şirkete verildiğini, 25/06/2011 tarihli genel kurulda 18/06/2011 tarihli sözleşmeden ve bonolardan söz edilmediğini, bu nedenle bonoların genel kurul yapılıp eski yöneticilere azil edildikten sonra eski yöneticiler tarafından eski tarihli olarak tanzim edildiği intibanın uyandığını, yeni yönetim kurulunun gerek davalı şirkete gerekse kooperatifin eski yöneticilerine noterden muhtelif ihtarlar gönderdiğini ancak, bonoların dayanakları konusunda hiçbir bilgi verilmediğini, davalı şirketin ise İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, işlerin birim fiyatlarının mahalli rayiçlere göre yeniden hesaplanması gerektiğini ileri sürerek, dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle takip konusu yapılan bonolardan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, davalının %40 oranında kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiş; 14/11/2014 tarihli ıslah dilekçesi ile, yargılama sırasında 198.500 TL bedelli bonolar yönünden icra dosyasına yatırılan toplam 262.628,60 TL'nin davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2005 yılından bu yana davalı kooperatifle çalışmasını sürdürdüğünü, anlaşmaların karşılıklı imzalandığını ve edimlerin yerine getirildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan işler de dahil tüm yönetimin genel kurulda ibra edildiğini, müvekkili şirketle sözleşme imzalayıp imalat yaptıran kooperatif yetkililerinin yetkilerini nasıl kullandıkları ya da bu yetkiye haiz olup olmadıkları hususlarının müvekkili şirketle bir ilgili bulunmadığını, müvekkili şirketin tüm edimlerini yerine getirdiğini, ayrıca davacı kooperatifin başkaca işlerin yapımı konusunda da müvekkili ile sözleşmeler akdedildiğini, yeni yönetim kurulu tarafından devam eden boya işleri için avans ödemesi yapıldığını ancak, 20/07/2011 vadeli ilk senedin ödemesiyle ilgili bir bilgi verilmediğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş, davacının %40 oranında icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 02/03/2019 tarih ve 2014/328 E. 2019/197 K. sayılı kararla davanın reddine karar verilmiş; davalı vekilinin istinafı üzerenine Dairemizin 05/11/2021 tarih ve 2019/2670 E - 2021/1900 K sayılı kararıyla, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Dairemizin kaldırma kararı sonrası, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; eski kooperatif yöneticilerinin davalı şirket lehine usulsüzlükler yaparak, kooperatifi zarara uğrattığı ve bu kapsamda haksız olarak verilen takibe konu bonoların bedelsiz kaldığı iddiasına dayalı menfi davasına, İİK'nun 72/6.maddesi gereğince istirdat davası olarak devam edildiği, kaldırma kararı doğrultusunda, dava konusu bonoların bedelsiz kalıp kalmadığının tespiti için alınan ek bilirkişi raporu alındığı, alınan raporda; ceza yargılaması sırasında aldırılan bilirkişi raporlarında davalı şirketin kayrıldığının kabul edildiği ancak, birçok kalemde somut zarar hesabı yapılamadığının ifade edildiği, raporda Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları esas alınarak, kooperatifin ödediği fiyatla arasındaki farkın fazla ödeme olarak gösterildiği, bu durumun Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatlarının piyasa fiyatlarının neredeyse yarısının belirlenmesinden kaynaklandığı, Bayındırlık Bakanlığı ile piyasa birim fiyatları arasındaki mutlak farkın uğranılan zarar miktarını tespiti için kullanılamayacağı ancak, zararın varlığının kabul edilebileceği, denetime elverişli bir zarar tespiti bulunmadığı; ceza davasında davalının davacı kooperatifin eski yöneticileri ile suç işleme kastı ile birlikte hareket ettiklerine dair somut bir belge bulunmadığı, raporlarda sadece davalı şirketin kayrıldığından bahsedildiği davacı kooperatifin eski yöneticilerinin basiretli hareket etmemiş olmaları nedeniyle bir kooperatif zararı var ise bunun yönetici sorumluluğundan kaynaklandığı; özetle, davalının kooperatif yöneticileri ile suç işleme kastı ile hareket ettiğinin ortaya konulmadığı, dolayısı ile davacının davalıdan geri istenebilir bir alacağının bulunmadığı yönünde görüş bildirildiği, BAM kararında belirtilen İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05/11/2020 tarih ve 2017/381 Esas 2020/229 Karar sayılı kararıyla, davacı kooperatifin eski yöneticilerinin görevi kötüye kullanma ve zimmet suçlarından mahkumiyetlerine karar verildiği görülmüş ise de; İstanbul 31. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/381 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda, Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatları esas alınarak fazla ödemeye yönelik hesaplama yapılmış ise de; alınan ve benimsenen bilirkişi kurulu raporunda açıklandığı üzere, piyasa birim fiyatlarının Bayındırlık Bakanlığı birim fiyatlarından yüksek olduğu, birim fiyatlar aradaki mutlak farkın fazla ödeme olarak kabul edilemeyeceği; diğer yandan yine bilirkişi raporunda davacı kooperatifin eski yöneticilerinin davalı şirket lehine hareket ettiği yönünde görüş bildirilmiş ise de, davalı şirketin suç işleme kastı ile davacı kooperatifin eski yöneticileri ile birlikte hareket ettiğinin hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ispatlanamadığı, kaldı ki davalı şirket yöneticileri hakkında bu konuda verilmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, bu durumda davacı kooperatifin eski yöneticilerinin kooperatif zararına yapmış olduğu işlemlerden dolayı davalı şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine; yargılama sırasında takip dosyasında tahsil edilen 110.411,45 TL'nin tedbiren alacaklıya ödenmemesine karar verilerek kararın infaz edildiği gerekçesiyle takip tarihine göre %40 oranında hesaplanan 44.164,58-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; - Davaya konu senedi imzalayan görevi kötüye kullanmaktan mahkum olan yönetim kurulu üyelerinin davalıya usulsüz ve haksız yere ödeme yaptıklarının sabit olduğunu, ceza davasında verilen kararda suç olduğu tespit edilen vakıalar hukuk mahkemesinde delil olarak bağlayıcı olduğunu, -Kooperatifin genel kurul kararları ile sabit olduğu üzere inşaat işlerinin ihale yolu ile yapılmasının kararlaştırıldığını, ancak davalı şirkete hiç ihale yapılmadan bir biri ile ardışık sözleşmeler ile 2005- 2011 yılları arasında inşaat –havuz bakımı işleri yaptırıldığını, bazı iş kalemlerinde hiç bir hizmet alınmamasına rağmen ödemeler yapıldığını, davaya konu senetlerin de görevi kötüye kullandıkları sabit olan yöneticiler ile davalı şirketin yöneticilerinin yaptıkları hesap mutabakatı sonucunda verildiğini,- Davalının, fazladan yapılan ödemelerin görevi kötüye kullanma sonucunda yapıldığını, bazı hizmetleri vermediği halde parasını aldığını, yaptığı bazı işlerin metrajının hak edişte gösterdiği metrajdan daha düşük olduğunu bile bile faturaları yüksek ve gerçek dışı tanzim ettiğini bilmemesinin mümkün olmadığını,-Her ne kadar müteahhit ceza yargılamasında taraf olmamışsa da, kooperatif yöneticileri tarafından işlenen suçtan haksız kazanç sağlayanın davalı müteahhit olduğunu,-Ağır ceza mahkemesi tarafından suç olarak kabul edilen bu ödemeleri kabul eden davalının, bir sözleşme karşılığında bu ödemeleri almış olsa dahi iade etmekle yükümlü olduğunu, -Tüm bilirkişilerin ortak tespitinin davalı şirket kayrıldığı şeklinde olduğunu, karara esas alınan bilirkişi raporunda, yapılan ödemelerin sözleşme ve fatura karşılığı yapıldığını böylece görevi kötüye kullanarak yapılan ödemeleri alan davalının yaptığı bu haksız ve hukuksuz tahsilatın, hukuki hale dönüştüğünü ifade ettiğini, bu görüşlerine katılmanın mümkün olmadığını, -Ağır ceza mahkemesindeki bilirkişiler tarafından sözleşmede yer almadığı halde, davalıya fiyat farkından dolayı fazladan 455.427-TL, yevmiyeli işçi çalıştırılmış gibi 85.112-TL kooperatif zararına ödeme yapıldığının tespit edildiğini, -Yeşil alanlara toprak serilmesi işi ile ilgili 111.000-TL nin üzerinde fazla ödeme yapıldığının delil tespit dosyası ve bilirkişi raporu ile tespit edildiğini,-Davalı şirket ceza davasında tespit edilen bu vakıalardan özellikle, müşavirlik hizmeti ödemesi ve yemek hizmeti ödemesi adı altında yapılan ödemeler ile ilgili hiç bir hizmet vermediği; davalı şirketin defterlerinden bu hizmetler ile ilgili hiç bir kayıt bulunmadığı halde, bu ödemelerin bilirkişiler tarafından fatura karşılığı olarak yapılmıştır geri istenemez diyerek izah edilmesinin hatalı olduğunu, hiçbir hizmet verilmeden yapılan sadece bu iki ödemenin toplamının dahi davanın kabulü için yeterli olduğunu,-Gerek takip tarihinde gerekse dava tarihinde icra inkar tazminatı oranı %20 olmasına rağmen . %40 olarak tazminatın hüküm altına alınmasının hiç bir dayanağı olmadığını, ayrıca davaya konu edilen meblağın tedbir kararı verilmeden icra dosyasından ödendiğini,-Karara esas alınmış olan bilirkişi raporunda, davalı alacaklının defterlerine göre kooperatifin 47.105,55-TL cari hesap alacağı bulunduğunun bildirildiği, müvekkilin bu alacağı sabit iken bunun üzerine bir de davaya konu senetleri vermesinin asıl davalı alacaklının kötü niyetli olduğunu ve bir alacağı olmadığını gösterdiğini, bu hususun nazara alınmadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine, karar verilmiştir. Karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. 1-Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davaya konu bonoların taraflar arasında hesap mutabakatı yapılarak, mutabık kalınan cari hesap borcu miktarı üzerinden 18/06/2011 tarihinde imzalanan Hesap Mutabakatı başlıklı sözleşme ile verildiği, davacı kooperatif yöneticilerinin yargılandığı ceza dosyasında davalı şirket yöneticilerinin yer almadığı, davalı şirket yöneticileri hakkında bu konuda verilmiş herhangi bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, davacı kooperatifin eski yöneticileri ile birlikte hareket ettiğinin hiçbir kuşkuya yer verilmeyecek şekilde ispatlanamadığı; kaldı ki, salt davacı kooperatifin eski yöneticilerinin kooperatif zararına yapmış olduğu işlemlerden dolayı davalı şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceği, ihtiyati tedbir yoluyla icra dosyasına yatan bir kısım miktar alacak miktarının alacaklıya ödenmemesine karar verilerek kararın infaz edildiği, bu nedenle İİK'nın 72/4.maddesindeki tazminat koşullarının oluştuğu, takip ve dava tarihinin 2011 yılı olduğu, İİK'nın 72 nci maddenin dördüncü fıkrasında yer alan “yüzde kırktan” ibaresinin, “yüzde yirmiden” ve beşinci fıkrasında yer alan “yüzde kırkından” ibaresinin 02/07/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanunun 15. maddesiyle, “yüzde yirmisinden” olarak değiştirildiği, davacı vekilinin takip ve dava tarihinde tazminat oranının %20 olduğu yönündeki iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.2-Davaya konu bonoların cari hesap borcuna mahsuben verildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, alınan bilirkişi raporlarına göre davalı şirket defterlerindeki cari hesapta, davaya konu 198.500-TL'lik senet borcu dışında, davacı kooperatif lehine 47.105,55-TL alacak bakiyesi verdiği, bu durumda davaya konu senetlerin borcundan 47.105,55-TL düşülerek karar verilmesi ve senet bedellerinden 47.105,55-TL düşüldükten sonra yapılacak hesaplamaya göre tazminat miktarının değerlendirilmesi gerekirken, yukarıda yazılı şekilde davanın tamamen reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf itirazının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2023 gün ve 2021/765 Esas, 2023/97 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,5-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacı tarafa iadesine,6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 200,00- TL posta masrafı olmak üzere toplam 692,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.05/02/2024