T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/668 Esas
KARAR NO: 2024/321 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/12/2021
NUMARASI: 2021/333 E. - 2021/236 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 22/02/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan şirketin, tarım ve bahçe sektöründe, tarımsal makine ve aletlerini "..." adıyla yüksek kaliteli ürünler üreten, ulusal ve uluslararası alanda önemli bir şirket olduğunu, davalı ... Limited Şirketi’nin, TPMK nezdinde "... SAĞIM MAKİNALARI VE YEDEK PARÇA İMALATI" markası için tescil başvurusunda bulunduğunu, davalının başvuruya konu markasının ve marka kullanımı için hazırladığı modelin, müvekkili adına tescilli "..." markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer, hatta aynı olduğunu, davalı ve müvekkilinin aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkili olan şirketin ... tescil numaralı ve 07. ve 08. sınıflarda tescilli “...” markasını 20/03/2019 tarihli marka devir sözleşmesi ile ... A.Ş.‘nden devraldığını ve marka sahibi olduğunu, davalının markasının da 07. sınıfta tescil ettirildiğini ve müvekkili ile ayniyete varacak derecede benzer mallar ürettiğinden, "..." markasının kullanılmasının tüketicinin yanılmasına yol açabileceğini ve müvekkilinin markası olan "..." üzerinden haksız yarar elde edebileceğinden markanın itibarının zarar görebileceğini, davalı şirketin "..." markasını kullanmasının, markalar ayırt edilemeyecek derecede benzer, hatta aynı olduğundan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eder nitelikte olduğunu, davalının, müvekkili olan şirket ile aynı sektör içerisinde bulunduğunu, aynı tür ürünleri ürettiğini, müvekkilinin ürün ağı içerisinde “Süt Sağım Makinaları”nın da olduğunu, davalının markasının ürün görsellerinde "..." kısmının öne çıkarılarak ürünlere yerleştirildiğini, işbu kullanımların müvekkilinin "..." markası ile açıkça benzerlik ve iltibas teşkil ettiğini, davalının "..." markası altında sunulan mal ve hizmetlerin müvekkiline ait olduğu düşünülerek davaya konu markanın tercih edileceği ve tüketicilerin bu şekilde aldatılacağını, tüketicilerin "..." markasından memnun kalmaması halinde "..." markasının itibarının zarar görmüş olacağını, davalının mezkur fiillerinin haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı şirketin "..." markası ile haksız kazanç sağlamayı hedeflediğini belirterek, izah edilen nedenlerden ötürü davalının eylemlerinin hukuka aykırılığının tespitine, durdurulmasına, davalı şirketin müvekkiline ait "..." markası ile marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden "... SAĞIM MAKİNALARI VE YEDEK PARÇA İMALATI" markasının hükümsüzlüğüne, davalının fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla davanın açıldığı tarihten itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte, müvekkil şirkete 5.000,00 TL maddi tazminat, 250.000,00 TL manevi tazminat ödemesine karar verilmesi, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece davacı vekiline maddi tazminatın hangi usule göre hesaplanmasını talep ettiklerine dair seçimlik hakkını kullanması için süre verilmiş, davacı vekili 14/06/2021 havale tarihli dilekçesi ile maddi tazminatın SMK'nun 151/2-a maddesi uyarınca hesaplanmasını, SMK'nun 151/4. Maddesi uyarınca da maddi tazminata hakkaniyete uygun bir payın da eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; zorunlu arabuluculuk başvurusunun bir dava şartı olduğunu, arabuluculuk dava ön şartının yerine getirilmediğini ve davanın usulden reddedilmesi gerektiğini, davacı ile müvekkili olan şirketin markalarının farklı sınıflarda olduğunu ve müvekkili olan şirketin markasının iptal ettirilmesinin mümkün olmadığını, davacının "..." markasının 07. ve 08. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkili olan şirketin markasının 35. sınıfta tescilinin bulunduğunu, davacının tanınmış marka belgesi olmadan böyle bir talepte bulunma hakkının bulunmadığını, müvekkilinin üretim alanı olan süt sağma makinası bakımından "..." ismi ile üretilmiş ve piyasaya sunulmuş bir tek ürünün dahi bulunmadığını, davacının başkaca bir sınıftaki ürünün üretimini engellediğini , müvekkili olan şirketin ürününün, üretimini engellediği, ürünün piyasada tutması ve tercih görmesinden faydalanmak istediğini, "..." isminin genel bir kullanım olduğunu, kısaca Tarım- Aleti şeklinin kısaltılması olduğunu, "..." ismi ile birden fazla şirketin tescili olduğunu, "..." isminin kullanılmasında bir engel bulunmadığını, müvekkili olan şirketin "..." ismi ile davacının markasını devir aldığı tarihten önce üretim ve satış yapmaya başladığını, davacının basiretli tacir gibi araştırma yapma yükümlülüğünün bulunduğunu, davacının üretiminin sadece çapa ve tarım aleti olduğunu, hayvancılık alanında bir üretimi bulunmadığından ürünlerin karışıklığa neden olamayacağını belirterek, izah edilen nedenlerden ötürü haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:Bakırköy 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 03/12/2021 tarihli 2021/333 E. - 2021/236 K. sayılı kararıyla; "...davalının söz konusu kullanımlarının ticari etki yaratacak şekilde tanıtımda kullandığı ancak davacının dava tarihinden önce davaya konu markayı havi ürün satın almadığı, ticari faaliyette bulunmadığı, ticari faaliyetinin 26/10/2020 tarihinden sonra başladığı, bu itibarla davacının dava tarihine kadar fiili bir zararının bulunmadığı, bu itibarla haksız rekabet ve maddi tazminat koşullarının oluşmadığı,buna mukabil gerçekleşen tecavüz eyleminden dolayı davacının manevi zararının oluştuğu, söz konusu manevi zararın ve kusurun derecesi ile tarafların mali durumlarının birlikte değerlendirilerek 10 bin TL'nin yeterli ve dengeli olduğu anlaşılmış, bu nedenlerle davacının davasının kısmen kabulü ile; -Davalının, davacıya ait ... tescil numaralı markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetinin tespiti ile durdurulmasına, önlenmesine, -Davalıya ait ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, -Davalı yana ait "..." ibaresine havi reklamların durdurulmasına, bu ibareyi havi tabela, iş evrakına el konulmasına, "..." ibaresine havi ürünlerden söz konusu ibarenin silinerek ya da boyanarak çıkarılmasına, -Unsurları oluşmayan maddi tazminat talebinin reddine, -10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; zorunlu arabuluculuk başvurusunun bir dava şartı olduğunu, arabuluculuk dava ön şartının yerine getirilmediğini, bu nedenle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,Davacı ile müvekkili olan şirketin markalarının farklı sınıflarda olduğunu, davacının "..." markasının 07. ve 08. sınıflarda tescilli olduğunu, müvekkilinin markasının ise 35. sınıfta tescilinin bulunduğunu, farklı sınıflarda olan markanın iptalinin mümkün olmadığını, Davacının tanınmış marka belgesi olmadan böyle bir talepte bulunma hakkının bulunmadığını, müvekkilinin üretim alanı olan süt sağma makinası bakımından "..." ismi ile üretilmiş ve piyasaya sunulmuş bir tek ürünün dahi bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından bu husus incelenmeden, yalnızca "..." markasının benzerlik içermesi nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, kararın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ile verildiğini,Davacının başkaca bir sınıftaki ürünün üretimini engellediğini , müvekkili olan şirketin ürününün, üretimini engellediğini, ürünün piyasada tutması ve tercih görmesinden faydalanmak istediğini, "..." isminin genel bir kullanım olduğunu, kısaca Tarım- Aleti şeklinin kısaltılması olduğunu, SMK'nun 5. maddesindeki mutlak ret nedenlerinden olan cins ve vasıf bildiren kelimelerin tescil edilemeyeceği hükmü uyarınca davacının bu kelimeyi başkalarının kullanmasına engel olamayacağını, "..." ismi ile birden fazla şirketin tescili olduğunu, TPMK kayıtları incelendiğinde "..." ibaresini içeren pek çok markanın farklı kişiler adına tescilli olduğunun görüldüğünü, Markaların karşılaştırılmasında markanın bütünün dikkate alınması gerektiğini, tescilin markayı tescilli olduğu şekilde kullanım hakkını verdiğini, buna göre taraf markalarının benzer olmadıklarını, Davacının ... A.Ş. İle 20/03/2009 tarihinde yapılan marka devir anlaşması uyarınca "..." markasını 07 ve 08. Sınıflar için devir aldığını, markayı devralmasının devir aldığı tarihte markayı genel olarak kullananların markayı kullanmasını önleme hakkını vermeyeceğini, müvekkili olan şirketin "..." ismi ile davacının markasını devir aldığı tarihten önce üretim ve satış yapmaya başladığını, davacının bunu bile bile markayı devraldığını, mahkemece bu konuda araştırma yapılmadığını,"..." markasının halen pek çok kişi tarafından kullanıldığını, davacının adına tescilli bulunan markanın itibarından yararlanılmaya çalışıldığı iddiasının bu nedenle yersiz olduğunu, "..." markasının bir kısım ürünler için davacıya devredildiği, bir kısım mallar içinse halen ... A.Ş. Adına tescilli olduğunu ve kullanıldığını, davacının markanın yalnızca kendisine ait olduğunu iddia edemeyeceğini, devir işlemine dayanarak böyle bir dava açamayacağını, Müvekkilinin süt sağma makinesinin davacı tarafça üretiminin yapılmadığını, ayrıca çok fazla "..." markası ve ismi bulunduğundan tüketicinin ürün satın alırken hangi ... olduğunu sorduğunu ve ona göre davrandığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosya içinde bulunan TPMK kayıtları incelendiğinde; ... tescil numaralı "..." markasının 07 ve 08. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu,Davalının ... tescil başvuru numaralı "... SAĞIM MAKİNALARI VE YEDEK PARÇA İMALATI" markasının 07. Sınıfta tescili için başvurulduğu tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince alınan 06/10/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "davalı yana ait ... kod numaralı markanın SMK 6/1. hükmü çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, davalı yana ait ... kod numaralı markanın SMK 6/9. hükmü çerçevesinde hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davalı yanın dosya münderecatında tespit edilen markasal kullanımlarının davacı yana ait markaya tecavüz teşkil eder mahiyette olduğu, davalının davacı yan ile haksız rekabet teşkil eder kullanımlarının dosya içerisinden tespit edilemediği, davacı yanın dava tarihinden önce süt sağma makinası kullanımları tespit olunamadığından davacının talepleri çerçevesinde 151/2-a hükmü kapsamında mali inceleme yapılamadığı" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
G E R E K Ç E: Dava, marka benzerliği ve kötüniyetli tescil iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davalı vekili dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığından davanın usulden reddi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin yanı sıra marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve marka hükümsüzlüğü taleplerinin de mevcut olduğu, objektif dava yığılmasının söz konusu olduğu, bu nedenle maddi ve manevi tazminat taleplerinin zorunlu arabuluculuk dava şartına tabii olmadığı anlaşılmakla, istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin diğer istinaf talepleri ile ilgili dosya incelendiğinde, davacının ... tescil numaralı "..." markasının daha eski tarihli olduğu, her iki markanın da 07. sınıfta tescilli oldukları, davacının markasının “...” ibaresinden oluştuğu, davalının ... tescil numaralı "... SAĞIM MAKİNALARI VE YEDEK PARÇA İMALATI" markasında ise "..." ibaresinin ayırt edici unsur olduğu, diğer kelimelerin tanımlayıcı tali unsurlar oldukları, bu nedenle markaların hitap ettikleri ortalama tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, SMK’nun 25/1. maddesinin yollaması ile SMK’nun 6/1. maddesi uyarınca hükümsüzlük koşulunun mevcut olduğu, Mahkemece davalının markasının hükümsüz kılınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı taraf markayı davacının marka devir sözleşmesi yaptığı 2019 yılından daha önce kullanmaya başladıklarını savunmuşsa da, davacının markayı devraldığı dava dışı şirketin bu markayla ilgili tüm haklarının halefi olduğu, bu nedenle marka korumasının davanın tescil tarihi itibariyle başladığı, "..." kelimesinin tanımlayıcı ve herkes tarafından kullanılabilecek genel bir ibare olmadığı, başkalarına ait markalarda da "..." ibaresine yer verilmiş olmasının davalıya bu markayı davacının markası ile aynı veya bağlantılı mal ve hizmetler için tescil ettirme ve kullanma hakkı vermeyeceği, davalı tarafın "..." markasını 07. sınıf kapsamında kalan süt sağma makinelerinde kullandıklarını kabul ettikleri, bilirkişi incelemesi ile de bu hususun tespit edildiği, davacının "..." markasının tescilli olduğu mallarda davalı tarafça izinsiz olarak kullanılmasının SMK’nun 29/1-a maddesinin yollaması ile SMK’nun 7/2-b maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, SMK’nun 155/1. maddesi uyarınca davalının daha sonradan tescil başvurusu yaptığı markayı savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, bu nedenle ilk derece mahkemesince marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, manevi tazminat davalarının kabul edilmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak;a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 6,50 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 22/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.