T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/770 Esas
KARAR NO: 2024/428
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 04/11/2021
NUMARASI: 2018/406 Esas 2021/192 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 356. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... no'lu, ... no'lu ve ... mo'lu markalarının tescilli olduğunu, ... ve ... no'lu markasını 36. sınıfta tescili için yaptıkları başvurunun, davalının yayına itiraz üzerine başvuruların reddedildiğini, "..." markasını sigortacılık alanında ilk ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getirenin müvekkili şirket olduğunu, davalı tarafın sigortacılık alanında hizmet vermemesine rağmen bu alanında marka tescili yapmasının kötü niyetli olduğunu, davalının 36. sınıfta tescilli olmasına rağmen ... no'lu markasını kullanmadığını ileri sürerek, 36. sınıfta yer alan hizmetler bakımından "..." markası üzerinde davacının gerçek hak sahibi olduğunun tespitine, davalıya ait "..." markasını içeren ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "...", ... numaralı "... ŞEKİL" markalarının 36. sınıfa yer alan hizmetler bakımından sicilden terkinine, ... numaralı markanın 36. sınıfta yer alan "Sigorta hizmetleri, Finansal ve parasal hizmetler, Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" bakımından kullanılmaması nedeniyle iptaline, kararın yüksek tirajlı üç adet günlük gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının hükümsüzlüğü talep ettiği ... sayılı “... ” ibareli markanın davadan sonra tarihinde tescil edildiğini, davacının 2015 yılı kullanımı için gerçek hak sahipliği iddiasında bulunurken hükümsüzlüğü talep ettiği müvekkiline ait markalar arasında ... sayılı markanın da olduğunu, müvekkilinin ... sayılı marka dahil 96 adet markayı devir sözleşmeleri ile ... AŞ'den devir aldığını, davacının bu hususu bildiğini, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasının haksız olduğunu, müvekkilinin markayı aldıktan sonra iki yıl geçtiğini, henüz beş yıllık süreç geçmediğinden markanın kullanılmadığı iddialarının hukuka aykırı olduğunu, sigortacılık hizmeti ile iştigal eden davacının, 36.sınıfın tüm alt sınıfları yönünden hükümsüzlük talep ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; alınan bilirkişi raporu ile, davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescil tarihinden dava tarihine kadar 36. sınıfta tescilli olduğu "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayri menkul komisyonculuğu, müşavirliği ve hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" için ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle kısmi iptal koşullarının mevcut olduğu sonucuna varıldığı, davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescil başvuru tarihinin davacı şirketin kuruluş tarihinden ve markalarının tescil tarihinden daha eski tarihli olduğundan ve davacı şirket kuruluş tarihinden önce sigortacılık faaliyetine başladığına dair bir iddiada bulunmadığından, bu markayla ilgili öncelik hakkına dayanılarak hükümsüzlük davası açılamayacağının anlaşıldığı, diğer iki markayla ilgili ise, davacı şirketin kuruluş tarihinin 02/04/2013, davalının ise 21/03/2007 olduğu, davacının dayanak markalarının davalının hükümsüzlüğü talep edilen markalarından daha önce tescil edilmiş olduğundan SMK'nun 6/1. maddesi uyarınca markaların benzerliği iddiasıyla hükümsüzlük talep edildiği açık olduğu, her ne kadar alınan bilirkişi raporlarında davacının ... numaralı "...+Şekil" markası, ... numaralı "...+Şekil" markası ve ... numaralı "..." markası ile davalı adına tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı " ..." markalarının benzer olmadığı yönünde görüş bildirilmişse de, her iki tarafın markalarının da esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, diğer ibarelerin tanımlayıcı veya yer bildiren kelimeler oldukları, "..." ibaresini 36. sınıfta daha önce kullanmaya başlayan ve tescil ettirmiş olan davacı şirketin öncelikli hak sahibi olduğu, daha önce 36. sınıfta tescil edilmiş ... tescil numaralı "...+ŞEKİL" markası mevcutsa da, sonraki markalarının seri marka oluşturmak amacıyla tescil edildiğinin kabul edilemeyeceği, zira bu markanın 36. sınıftaki mal ve hizmetler için hiç kullanılmadığı, önceki marka zaten fiilen kullanılmayan bir marka ise bu markanın sonraki markalar yönünden müktesep hak teşkil etmeyeceği, bu nedenle davalıya ait ... numaralı "..." ve ... numaralı " ... " markalarının 36. sınıftaki mal ve hizmetler için hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu sonucuna varıldığı, her ne kadar davacı, davalının dava konusu markalarının 36. sınıftaki mal ve hizmetler için kötü niyetli olarak tescil edildiğini savunmuşsa da, ... tescil numaralı markanın "..." esas unsurlu başka markalarla birlikte 13 Mayıs 2016 tarihinde ...A.Ş.‘den devralındığı, markanın tescil başvurusu yapılırken kötü niyetli olarak başvuru yapıldığının kanıtlanamadığı, yine diğer ... ve ... tescil numaralı markaların da kötü niyetle tescil edildiğine dair iddianın davacı tarafça kanıtlanamadığı, davalının daha önce "..." esas unsurlu başka markaları devraldığı şirket ortağının davacı şirket ortağı olmasının, devir sözleşmesinden daha sonra tescil edilen davalıya ait ... ve ... tescil numaralı markalarla ilgili davacının hükümsüzlük davası açmasının kötü niyetli bir davranış olarak kabulü de mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile; davalıya ait ... tescil numaralı " ..." markası için açılan davanın usulden reddine, davalı adına tescilli ... numaralı ... ve ... numaralı " ... " markalarının tescilli oldukları 36. sınıfta yer alan "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayri menkul komisyonculuğu, müşavirliği ve hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" için kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına tescilli ... numaralı " ...+ŞEKİL, " markasının 36.sınıfta yer alan "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayri menkul komisyonculuğu, müşavirliği ve hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" bakımından kullanılmaması nedeniyle kısmen iptaline ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; -Taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, taraflar arasında mevcut davalarda Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından markalar arasında 6/1.maddesi anlamında ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığının belirtildiğini,-Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında da iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığının belirtildiği, -Kötü niyet ve organik bağa ilişkin iddialarının incelenmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, dosyaya sunulan 14/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı ile dava dışı firma arasında organik bağ olduğunun tespit edildiğini, devirden sonra tescil edilen markaların hükümsüzlüğünün talep edilmesinin kötü niyetli olduğunu,-Kullanmama nedeniyle iptale ilişkin talebin kötü niyetli olduğunun aşikar olduğunu, organik bağ ve kötü niyet iddialarının değerlendirilmeksizin hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davalıya ait ... sayılı markaların 36. sınıftaki mal ve hizmetlerle ilgili kısmen hükümsüzlüğü ve ... numaralı markanın hükümsüzlük talebi kabul edilmezse 36. sınıftaki mal ve hizmetlerde kullanılma nedeniyle kısmen iptali talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Alınan bilirkişi raporu ile, davalıya ait ... tescil numaralı markanın tescil tarihinden dava tarihine kadar 36. sınıfta tescilli olduğu "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayri menkul komisyonculuğu, müşavirliği ve hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" için ciddi ve etkin bir şekilde kullanıldığının ispatlanamadığı, bu nedenle kısmi iptal koşullarının mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Davalının daha önce "..." esas unsurlu başka markaları devraldığı dava dışı şirket ortağının davacı şirket ortağı olmasının tek başına organik bağ olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davalı vekilinin kullanmama nedeniyle kısmen iptal kararına ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Yine hükümsüzlük davası yönünden de, ... ve ... tescil numaralı markalarla ilgili, organik bağ iddiasına dayalı olarak, davacının hükümsüzlük davası açmasının kötü niyetli bir davranış olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. İlk derece mahkemesince, her ne kadar alınan bilirkişi raporlarında davacı markaları ile davalı markalarının benzer olmadığı yönünde görüş bildirilmişse de, her iki tarafın markalarının da esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, diğer ibarelerin tanımlayıcı veya gibi yer bildiren kelimeler olduğu gerekçesiyle, davalıya ait ... numaralı "..." ve ... numaralı " ..." markalarının 36. sınıftaki mal ve hizmetler için hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/01/2020 tarih, 2019/2468 E. 2020/605 K. sayılı emsal ilamında; “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğu belirtilerek, "... " ibareli marka ile "..." asıl unsurlu markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kabul edilmiştir. İşbu davanın tarafları arasında görülen başka bir davada, söz konusu Yargıtay kararına dayanarak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesince, 2020/179 E- 2021/1185 K.sayılı ilamı ile, “...” ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük seviyede olduğu, "..." ibaresinde, tamamen davacı şirketin iştigal konusuna yollama yapıldığı gerekçesiyle, ... esas unsurlu taraf markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığına karar verilmiş, verilen bu karar; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/179 E-2021/1185 K. kararı ile onanmıştır. Emsal Yargıtay kararları ve 36. sınıf hizmetlerin hitap ettiği ortalama düzeydeki tüketici kesiminin dikkat ve özen düzeyi de dikkate alındığında, davacı markaları ile davalı adına tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı " ..." markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle davacı markaları ile davalıya ait "..." ve ... numaralı " ... " markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı gözetilerek, bu iki marka yönünden de hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen hükümsüzlük kararı verilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden Dairemizce davalının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/11/2021gün ve2018/406 Esas ve 2021/192 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3-Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, Davalıya ait ... tescil numaralı " ..." markası için açılan davanın usulden REDDİNE, Davalı adına tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı " ..." markalarına ilişkin hükümsüzlük davasının ESASTAN reddine, Davalı adına tescilli ... numaralı "...+ŞEKİL, " markasının 36.sınıfta yer alan "sigorta hizmetleri, finansal ve parasal hizmetler, gayri menkul komisyonculuğu, müşavirliği ve hizmetleri, gümrük müşavirliği hizmetleri" bakımından kullanılmaması nedeniyle kısmen iptaline ve sicilden terkinine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, İlk derece yargılaması yönünden; 4-Alınması gereken 427,60-TL maktu harçtan peşin alınan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 391,7-TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafından yapılan 8.837,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre, (%25) 2.209,25 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 69,83 TL yargılama giderinden, davanın red ve kabul oranına göre, (%75) 52,37 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 7-Kabul edilen kısım üzerinden davacı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Reddedilen kısım üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Davanın usulden red edilen kısmı üzerinden davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, İstinaf yargılaması yönünden; 10-Davalı vekilinin istinaf başvurusu kısmen kabul olduğundan istinafa geliş aşamasında yatırılan 80,70 TL peşin harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde ilk derece mahkemesince kendisine iadesine, 11-Davalı tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 270,7-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 12-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 13-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/02/2024