T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/51 Esas
KARAR NO: 2024/1115
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 4.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/09/2022
NUMARASI: 2021/240 Esas - 2022/100 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 12/06/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 2009 yılında Amerika'da kurulduğunu, kişisel bakım ürünlerinde faaliyet gösterdiğini, "..." ve "..." ibareli pek çok markanın müvekkili adına ABD Marka ve Patent Ofisi ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde tescilli olduğunu, davalının "..." ve "..." ibareli markalarının kötü niyetli olarak tescil ettiğini, davalı şahsın müvekkilini ve markalarından haberdar olduğunu, davalı şahsın dava konusu markalar dışında pek çok tanınmış markayı tescil ettirerek marka ticareti yapma gayreti içerisinde olduğunu belirterek, davalı adına ... sayılı "..." ve ... sayılı "..." tescilli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tescil başvurularına itirazda bulunulmadığını ve müvekkili adına tescil süreçlerinin tamamlandığını, davacı yan adına Türkiye'de tescilli marka bulunmadığını, müvekkilinin başvurularının 03 Nice sınıfında olduğunu, davacının ise pazara çıkardığı ve satışını yaptığını ürünlerin sadece diş ve ağız bakım ürünleri olduğunu, ticari faaliyetlerinin farklı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih ve 2021/240 Esas - 2022/100 Karar sayılı kararıyla; "... davalı markalarının TPMK nezdinde 2018 yılından beri koruma altında olduğu, davacı tarafından bu tarihten önce "..." ve ".." ibarelerinin davalı markasının tescil edildiği mal ve hizmetler açısından davacıya hak sağlayacağı, dosya kapsamından ”...” ve “...” ibareli markanın 2012-2013 yıllarından beri davacı adına dünyada pek çok ülkede tescilli olduğu ve kullanıldığı tespitinden hareketle; “...” ve “...” ibareleri üzerindeki öncelikli kullanım hakkının davacıya ait olduğu bu sebeple davacının markanın gerçek hak sahibi olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacının ”...” ve “...” ibarelerini davalının marka tescilinden önce kullandığı görülmektedir. Davalının markayı seçip tescil ettirdiği, davalının marka başvurusu yaptığı 2018 yılında davacının markasının varlığından haberdar olduğu ya da basiretli tacir ilkesi gereği haberdar olmak durumunda olması gerekeceği kanaati ile davalının davacının markasından yararlanma düşüncesi ile hareket etmiş olabileceği ve bu sebeple davalının kötüniyetli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında; TPMK kayıtları, hükme esas alınan 25/04/2022 tarihli bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ...sayılı ... ve ... sayılı ... ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine" karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; "Davacı yanın markası bakımından Amerika'da farklı sınıflarda farklı ibareli marka tescilleri bulunmakta ise de Türkiye'de ve Avrupa'da "... " ve "..." ibareli herhangi bir marka tescili bulunmadığını, Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdindeki tek tescili ise "..." ibaresinden ibaret olduğunu, 2020 yılında "..." ibaresi için Türkiye'de yapılan ... ve ... numaralı başvurular ise gelen itirazlar üzerine reddedildiğini, Hukukumuzda markaların ülkeselliği prensibinin geçerli olduğunu, davacının Amerika'da yaptığı tescilleri örnek göstererek müvekkile ait Türkiye'deki tescillerin hükümsüz kılınması talebinin hukuka aykırı olduğunu, AB Fikri Mülkiyet Ofisi nezdindeki tek tescilleri ise "... " ibaresine ilişkin olduğunu, tüm bunların yanında Türkiye'de üretim ya da satış da yapmayan bir marka olduğunu, Türkiye'de bulunan nihai tüketici davacı yanı tanımadığını, dolayısı ile tüketicilerin davacı yanın markası ve ürünleri ile müvekkilimize ait ürünler arasında irtibat ve bağlantı kurmasının mümkün olmadığını, Davacının yalnızca ağız ve diş bakım ürünleri üreten bir marka olduğunu, müvekkil ise marka tescillerini 03 Nice sınıfında yaptırmış olup deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri, parfümeri, kozmetik ürünleri, zımpara bezleri, ponza taşları, aşındırıcı pastalar dahil çok daha geniş alanda piyasada varlık göstermeyi amaçlayan ve bu yönde ürünlerin üretimi için düzenlenmiş bir marka olduğunu, Bu bakımdan farklı ürün gruplarında üretim yapan, Türkiye'de ürün satışı olmayan, ortalama tüketicinin bu güne değin karşılaşmamış olduğu bir markanın müvekkilimiz tarafından kötü niyetli olarak tescil edildiği iddiasının kabul edilebilir yanı bulunmadığını, Tüm bu açıkladığımız nedenlere rağmen dosyaya sunulan bilirkişi raporunda hatalı şekilde tescilin kötü niyetli yapıldığı, gerçek hak sahibinin davacı marka olduğu, ve halk tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunduğu yönünde tespitlerde bulunmuş, mahkeme de bu tespitler doğrultusunda hukuka aykırı şekilde kabul kararı verdiğini." beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması istenmiştir.
DELİLLER: İlk derece mahkemesince aldırılan 25/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; eskiye dayalı kullanım sebebi ile "..." ve "..." ibareli markalar üzerindeki öncelikli kullanım hakkının davacıya ait olduğu; bu sebeple davacının gerçek hak sahibi olduğu, davacının markalarını 2012 - 2013 yıllarında tescil ettirdiği ve 2018 yılından daha önce kullandığı, davalının davacının markasından yararlanma düşüncesi ile kötü niyetli olabileceği, davalının ... ve ... tescil numaralı markalarının davacının markaları ile ayırt edilemeyecek derece benzer olduğu ve iltibas yarattığı, bu nedenle hükümsüzlük şartlarının oluştuğu görüş ve kanaati bildirildiği görülmüştür.
GEREKÇE: Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, "Davanın KABULÜ İLE; davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... sayılı ... ve ... sayılı ... ibareli markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine." karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı, 2009 yılında Amerika'da kurulduğunu, "..." ve "..." ibareli pek çok markanın kendi adına ABD Marka ve Patent Ofisi ve Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi nezdinde tescilli olduğunu, davalının "..." ve "..." ibareli markalarını kötü niyetli olarak tescil ettiğini beyanla davalı adına ... sayı ile tescilli "... " ve... sayı ile tescilli "..." markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. Davalı ise, tescil başvurularına itirazda bulunulmadığını ve tescil süreçlerinin tamamlandığını, davacı adına Türkiye'de tescilli marka bulunmadığını, taraf markalarının sınıflarının farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece toplanan tüm deliller ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporları uyarınca; ”...” ve “...” ibareli markaların 2012 ve 2013 yıllarından beri davacı adına dünyada pek çok ülkede tescilli olduğu ve kullanıldığı, davalı markalarının ise TPMK nezdinde 2018 yılından beri koruma altında olduğu, buna göre davaya konu ibareler üzerinde davacının önceye dayalı hak sahipliğinin bulunduğu; başkasının varlığı bilinen markasının tescile konu edilmesinin kötüniyet oluşturduğu, davalının markayı seçip tescil ettirdiği 2018 yılında davacının markalarının varlığından haberdar olduğu ya da haberdar olmak durumunda olduğu gözetildiğinde davalının kötüniyetli olduğunun tespitiyle mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olmakla, davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.12/06/202