T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2024/1253 Esas
KARAR NO:2024/1650
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:23/07/2024 Tarihli ek karar
NUMARASI:2021/507 Esas, 2023/661 Karar
DAVANIN KONUSU:İstirdat
KARAR TARİHİ:24/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ...bankası, keşide yeri İstanbul, 24.08.2019 vade, 32.000 TL tutarındaki bir çeki dava dışı ... isimli firma lehine keşide ettiğini, çekin karşılıksız çıkması üzerine, lehtardan sonraki ciranta (davalı) ... tarafından, ... dosyasından icra takibine girişildiğini, iş bu takip kapsamında alacaklı vekili olarak gözüken Av. ...'e elden kısmi nakit ödeme verildiğini, ancak ismi geçen avukatın kısmi ödemeyi inkar ederek, takip tutarının tamamı üzerinden talepte bulunduğunu beyan ederek hukuki yardım istediğini, tarafına ait... numaralı telefondan, alacaklı vekili olarak gözüken Av. ...'E ait.... numaralı telefon hattı aranarak uzlaşma görüşmesi başlatıldığını, Whatshap isimli uygulama üzerinde kayıtlı görüşmede, davalı tarafın icra dosyasına ait kapak hesabını gönderdiğini, 27.500 TL daha ödeme yapılması halinde dosyayı kapatma önerisinde bulunduğunu, davalı yanın bu önerisine karşılık, müvekkilin kısmi ödemelerin mahsup edilmesi sonucunda kalan tutarın 25.000 TL olduğu, bu tutarın 20.000 TL bir müşteri çeki, 5.000 TL nakit havale suretiyle ödenmesi ve dosyanın kapatılması önerisi, yine aynı telefon hattı ve whatshap uygulaması üzerinden davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafın yine mezkûr hat ve uygulama üzerinden tarafımıza cevaben "bu çeki almam ben" , "siz bugun 25 ödeyin kapatırım", "Yoksa ben ondan 40 icrayla alırım." şeklinde, 25.000 TL tutarın, tamamen nakit ödenmesi şartıyla müvekkilini ibra edeceğini açıkça ve yazılı olarak bildirdiğini, davalı yanın bu önerisine karşılık "25.000 e tahsil harcı dahil kapat. çekini alsın." önerisi yapıldığını, şikayetli avukatın, "At parayı söz kapatacağım" şeklinde ibrayı kabul edip, kendi Iban numarasını da yazılı olarak gönderdiğini, "17.000 yatırıyorum. 8000 de yarın atıyorum. Çekini iade ediyorsun üstat" şeklinde ibra anlaşmasına son şekli verildiğini, davalı tarafın da "Ok." "Sana söz" şeklinde kabul beyanını bir kez daha yinelediğini, davalı Av. ...'e ait banka hesabına 3 adet dekontla 25.000 TL para transfer edildiğini, dekontların açıklama kısmına, ilgili icra dosyasının kapatılması şartı şerh edildiğini, aynı telefon hatları ve uygulama üzerinden ödeme dekontlarının davalı tarafa gönderildiğini, davalı tarafın "şu an Samsundayız. Dönünce veririz." şeklinde, takip konusu çekin müvekkile iade edileceği yönünde, en az iki kez daha kabul beyanı verdiğini, davalı tarafın tahsil harcı dahil 25.000 TL daha ödenmesi kaydıyla müvekkilini ibra ettiğini, dolayısıyla, ibradan sonraki tarihli cebri icra esnasında, ihtirazi kayıt konularak yapılan 17.448 TL fazla ödemenin, ödeme tarihinden (11.03.2020) itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep etmek gerektiğini, dosya alacaklısı olarak gözüken davalı ...'UN, İstanbul Barosuna kayıtlı bir avukat olduğunu, süreç esnasında diğer davalının yanında stajyer avukat ve bilahare avukat olarak bir süre çalıştığını, davadan kısa bir süre önce kaydını Antalya Barosuna aldırdığının öğrenildiğini,çekten kaynkalı fazla ödemenin tahsili aynı sıra haksız fiil ve taraf muvazaası da söz konusu olduğundan her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, fazlaya maddi manevi tazminata ilişkin talep hakları saklı kalmak kaydıyla 11.03.2020 tarihinde ödenen 17.448 TL alacağın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP::Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının usulüne uygun olarak ... Bankası A.ş. .... Şubesine ait ...seri no'lu 32.000,00 TL'lık 24.08.2019 keşide tarihli Çek'in 29.970,00 TL'si için başlatılmış bir icra takibindeki dosya borcunu ödediğini, Müvekkili ...'e vekil olarak görev yaptığı icra dosyasına yapılan fazla ödemenin iadesi iddiasıyla husumet yöneltilemeyeceği için husumet itirazlarının olduğunu, Davacının fazla ödeme yaptığını iddia ettiği ..... sayılı icra dosyasında mesleği gereği alacaklının vekili olarak görev yapan müvekkil ...'e husumet yöneltilemeyeceğini, ...'in, ...'un verdiği vekaletnameye dayanarak çeke dayalı alacağı için borçlu davacı aleyhine icra takibi başlattığını, tüm bu işlemlerin ... ile arasındaki vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapıldığını, ...'in dosya alacaklısı değil, yalnız alacaklı vekili olduğunu, dava dilekçesinde müvekkili ...'e ait olduğu iddia edilen.... numaralı telefonun müvekkiline ait olmadığını, Davacı her ne kadar ... telefon numarası ile yaptığı whatsapp konuşamalarını dilekçe ekinde sunsa da, ilgili telefon numarasının müvekkil ...'e ait olmadığı gibi onun kullanımında olan bir numara olmadığını, müvekkili ...'in avukat olduğunu, işinde ve özel hayatında .... numaralı telefon hattını kullanmadığını, whatsapp kayıtlarının hukuki delil niteliği taşımadığını, ...'un stajyer avukat ya da avukat olarak ...'in yanında çalışmasının vekalet ilişkisine engel teşkil etmediğini, müvekkili ...'un, borçlu davacı şirket tarafından keşide edilmiş olan çekin ciranta sahibi olduğunu, tahsili için yanında çalıştığı ...'den hukuki yardım istediğini ve aralarında vekil-vekil eden ilişkisi kurulduğunu, .... sayılı icra takibi 27.08.2019 tarihinde borçlu davacı aleyhine ikame edildiğini, 11.03.2020 tarihli haciz masrafı olan 367,60-TL hariç, aynı gün tarihli icra müdürlüğünce daha önce yapılan ödemeler girilerek alınan kapak hesabına göre toplam borcun 42.085,10-TL olduğunu ve son haciz masrafı ile 42.452,70-TL olduğunu, Borçlu davacı tarafından müvekkili ...'e yapılan 25.000-TL ödemenin icra dosyasına bildirildiğini ve vekillik görevi ifa edildiğini, bu tahsilatın düşülmesinden sonra ise 17.085,70-TL bakiye borcunun kaldığını, son haciz masrafı da dahil edildiğinde kapak hesabının 17.452,70-TL olduğunu bildirmiş, .... sayılı icra dosyasına yapılmış fazla bir ödeme bulunmamasına rağmen hukuka aykırı delil oluşturma gayreti içerisinde dayanılan whatsapp konuşmalarına göre açılmış işbu haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep ettmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: İlk derece mahkemesinin 27.09.2023 Tarihli kararında;"1-Davalı ... yönünden davanın HUSUMETTEN REDDİNE, 2-Davalı ... yönünden davanın ESASTAN REDDİNE," şeklinde kesin olarak karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin 23.07.2024 tarihli ek kararında ise; "...kararın kesin olarak verilmiş olduğu" gerekçesi ile istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Kararın kesin olmayıp kesinlik sınırının üstünde olduğunu, davanın kısmi dava olarak açıldığını, istinaf kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirleneceğini, "fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak" kısmi dava olarak açıldığını,kambiyo senedine dayalı icra takibine ilişkin ibra iddiamız bulunup, ibra sonrası cebri icrayla yapılan 17.443 TL tahsilattan ayrıca ve açıkça, Avukatlık kanunundan ve TBK'dan kaynaklanan haksız fiile dayalı "maddi ve manevi tazminata ilişkin talep ve dava" olduğunu, maddi ve manevi tazminat talebimize ilişkin tahkikata başlanmadan, salt 17.448 TL fazla tahsilat iddiası yönünden alelacele karar verildiğini ayrıca 17.443 TL hakkında dahi "11.03.2020 tarihinde ödenen 17.448 TL alacağın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte" denmekle, "fazla tahsilat tarihi ile dava tarihi arasında işlemiş faizin hesaplanması" talebi olduğunu, bu durumda da davanın kesinlik sınırının üstünde olduğunu,Esasa yönünden ise dava dilekçesini tekrar ile; Whatshap isimli uygulama üzerinde kayıtlı görüşmede, 25.000 TL daha ödenmesi şartıyla tarafların birbirini ibra edeceği konusunda anlaşma sağlandığını, davalı ...'e ait banka hesabına 3 adet dekontla 25.000 TL para transfer edilmiş, bu husus dekontların açıklama kısmına şerh edilmiş olduğunu, cebri icra tehdidi altında yapılan haksız ve fazla tahsilat hakkında dosyaya ihtirazı kayıt konulup eldeki dava açıldığını,fazlaya ve maddi ve manevi tazminata ilişkin haklar saklı tutulduğunu,İstanbul Barosu'na yapılan disiplin şikayeti hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararı hakkında İstanbul Barosu, Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı aleyhinde Ankara 8. İdare Mahkemesi, 2022/1313 Esas sayılı dosyasından kovuşturmaya yer olmadığı kararının iptali istemiyle açılan dava da delil olarak bildirildiğini,Davalı ...'ın kasten başkası adına ve sahte belgeyle temin edilmiş telefon hattı kullandığı, bunun üzerinden avukatlık mesleğinin sağladığı güvene dayalı yazışma ve tahsilat yaptıktan sonra, hattı ve içeriğindeki karşı edimlerini inkar ettiği, oysa mezkur telefon hattının davalı avukat tarafından kullanıldığının, resmi senet niteliğindeki haciz tutanağıyla sabit olduğu bu suretle davalı tarafça gönderildiği sabit olan mesajların içerik, tarih, tutar ve tarafının, tarafımızca gönderilen banka dekontu ve İBAN numaralarıyla birebir örtüştüğü, yapılan ibra anlaşmasının TBK.4 VE 132. İle HMK.199, 200, 202, 204 Maddeleri uyarınca geçerli olduğunu, dolayısıyla fazla yapılan tahsilatın iadesi gerektiği Davalı ...'ın, .... Şti. Unvanlı bir şirketin vekiliyken, bu şirketin alacaklısı olan ... Ltd.Şti. Unvanlı başka bir şirketin de vekilliğini üstlendiği, müvekkilinin keşideci olduğu olay konusu çekin, lehtar ....Şti. tarafından, bir üst maddede arz edilen haksız avukatlık ücretine karşılık olarak avukata verildiğini, şikayetli avukatın lehtar ... ile olan vekalet ilişkisini gizlemek için, çeki yanında stajyer avukat ve bilahare avukat olarak çalışan Av. ...'A cirolattığı, çekin karşılıksız çıkması üzerine, bu defa yanında çalışan avukattan vekalet alarak icra takibine koyduğunu, taraf muvazaası olduğu, bu sebeple davalı ...'in yanı sıra, davalı ...'ın da taraf sıfatı bulunduğu, ibra sonrası haksız cebri icra nedeniyle her iki davalı hakkında müştereken ve müteselsilen maddi manevi tazminat hesaplanması gerektiğini,... ile WhatsApp isimli uygulama üzerinden yapılan uzlaşma görüşmelerine ilişkin kayıtların, ödeme dekontunun ve WhatsApp isimli uygulama üzerinden görüşme yapılan telefon numarasının ... tarafından kullanıldığı bilgisini içeren haciz tutanağının dosyaya sunulduğunu, idare mahkemesi kararı hakkında yapılan İstinaf başvuruları kesin olarak reddedildiğini, Mahkemenin gereği gibi inceleme yapmadığını, kararda güçlü ve sarih delilleri yazılı delil başlangıcı olarak dahi kabul edilmemesinin hatalı olduğunu, İİK.8.Madde hükmünce resmi senet niteliğinde olan haciz tutanağı olduğunu,Yargıtay'ın uzun zamandan bu yana elektronik mail, sms, sosyal medya ortamından gönderilen aleni kabul ve ikrarları, belge olarak kabul ettiğini, davalı taraf müvekkilinin iddia ettiği elden kısmi ödemeyi ister almış isterse almamış olsun, netice itibariyle tahsil harcı dahil 25.000 TL daha ödenmesi kaydıyla müvekkilini açıkça ibra etmiş olduğunu, İbranın şekil şartına tabi olmadığını, haksız olarak yapılan cebri icra ile yapılan fazla tahsilat arasında nedensellik bağı sabit olup, cebri icra nedeniyle oluşan zararın uzman bilirkişi marifetiyle hesaplanması gerektiğini,Mahkemenin davalı Avukat ...'ın taraf sıfatı olmadığı olmadığına ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını,Muvazaanın tanık delili ile ispatlanabileceğini, ancak bu konuda da tanık beyanına ihtiyaç olmadığını, davalı cevap dilekçesinin 3. Sayfasında: " ...'un stajyer avukat ya da avukat olarak ...'in yanında çalışması vekalet ilişkisine engel teşkil etmemektedir." şeklinde aleni kabul ve ikrarı olduğunu, kararın hatalı olduğunu, kararın kaldırılarak, her iki davalı yönünden, ibra sonrası ve haksız olarak yapılan fazla tahsilatın, işlemiş faiz ve davadan sonraki ferileriyle birlikte iadesine ilişkin davanın kabulüne, dava öncesi işlemiş faiz ve cebri icra suretiyle haksız ve fazla yapılan tahsilat nedeniyle oluşan tazminatın uzman bilirkişiye hesaplattırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili ek karara ilişkin istinaf isteminde;Kararın kesin nitelikte olmadığını, Yargıtay içtihatlarından görüleceği üzere, alacağın bir kısmının dava edilmiş olması halinde, özellikle tümden ret kararı verilen durumlarda, istinaf kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirleneceğini,Somut olayda, her ne kadar harca esas kısmi değer 17.448 TL olarak gösterilmiş, karar verildiği tarihte istinaf kesinlik sınırı 17.830 TL'ye yükselmiş ise de; dava dilekçesinde aynen "fazlaya, maddi ve manevi tazminata ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, 11.03.2020 tarihinde ödenen 17.448 TL alacağın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili" talep edilmiş, yani davanın kısmi dava olarak açılmış olduğunu, İbra sonrasında cebri icra zoruyla yapılan haksız ve fazla tahsilattan başka, bilirkişi marifetiyle hesaplanacak "ödeme tarihinden dava tarihine kadar işlemiş ticari temerrüt faizi" ve ayrıca "haksız cebri icra nedeniyle TBK. Ve AK.'dan kaynaklanan haksız fiile dayalı maddi ve manevi tazminata ilişkin talep ve davası da" mevcut olduğunu, hakimin kısmi harca esas olarak gösterilen tutar ile talep toplamının miktar ve kalem kalem açıklanmasına dahi fırsat vermeden, tahkikatı sürpriz- alelacele şekilde sonlandırdığını, davayı aydınlatma ödevi ve adil yargılanma hakkımızın da açık ihlal edildiğini belirterek ek kararın kaldırılmasını, esas karar yönünden ise önceki dilekçe ve beyanları tekrar ile kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, istirdat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın davalı ... yönünden esastan reddine, davalı ... yönünden husumetten reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İlk derece mahkemesinin 23/07/2024 Tarihli ek kararı ile kararın kesin nitelikte olduğu gerekçesi ile istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.Dairemiz önüne gelen uyuşmazlık; 23/07/2024 Tarihli ek kararın kaldırılması istemine ilişkin olup öncelikle kararın kesin nitelikte olup olmadığı incelenmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde, ... dosyasına dayanak çekten kaynaklı 11.03.2020 tarihinde yapılan 17.448 TL tutarındaki fazla ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. Dava dilekçesinin sonuç kısmında "fazlaya, maddi manevi tazminata ilişkin haklar saklı tutulmuş ise de" bu hususta dava dilekçesi içeriğinde hiçbir somutlaştırma yapılmamış olup dava dilekçesi içeriğinde 17.448TL'nin muvazaa ve haksız fiil nedeni ile fazla olarak tahsil edildiği iddia edilmiş, dava değeri de bu tutar üzerinden harçlandırılmıştır. Keza, işlemiş faiz de talep edilmemiş, bu yönde bir harç yatırılmamış, "ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz" talep edilmiş olmakla işleyecek faiz talebi, dava değeri yönünden dikkate alınmayacağından davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönden reddi gerekmiştir.Açıklanan nedenle, ilk derece mahkemesinin karar tarihi olan 27/09/2023 itibarı ile istinaf sınırı 17.830TL olup dava değeri 17.448TL olmakla ilk derece mahkemesinin karar tarihi itibarı ile karar HMK 341 maddesi gereğince kesin niteliktedir. Bu durumda davacı vekilinin ek karara ilişkin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere;1-Davacı vekilinin 23/07/2024 Tarihli ek karara yönelik istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.24/10/2024