T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/696 Esas
KARAR NO: 2024/457
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 03/02/2022
NUMARASI: 2020/308 Esas, 2022/13 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kullanmakta olduğu "..." markasının geçmişinin 1983 senesine kadar dayandığını, bu markayı bugün çeşitli ürünlerde kullandığı ve gerek yurt içinde, gerekse de yurt dışında pek çok noktada ticaret yaptığını, müvekkilinin kardeş şirketi olarak addettiği ... üzerinden, "..." markası ile çok uzun yıllardır üretim ve satış faaliyetlerini sürdürdüğünü, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli "..." esas unsurlu birçok markası bulunduğunu ve 16. sınıfta bu marka üzerinde hak sahibi olduğunu, davalının ... tescil numaralı "..." ibareli markanın tescil başvurusunun 16. sınıfta reddedilerek yalnızca 35. sınıfta tescil edildiğini, ancak hal böyle iken davalı tarafın, 06/07/2017 tarihinde dava konusu ... tescil numaralı "... " ibareli markayı 16. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının daha önce yapmış olduğu marka başvurusunun reddedilmesine rağmen, ısrarla müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu 16. sınıf üzerinde, müvekkilinin dayanak markalarının esas unsuru olan "..." ibaresini kendi adına tescil etmesinin kötü niyetli olduğunu iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın 16. sınıfın tüm emtiaları bakımından hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kurulmuş olduğu 1993 yılından bu yana faaliyet gösterdiği plastik sektöründe "..." markası ile tanındığını ve söz konusu markayı aralıksız kullanarak tanıttığını, müvekkilinin TPMK nezdinde "..." ibareli birçok marka tescili bulunduğunu, müvekkilinin "..." markası üzerinde üstün hak sahibi olduğuna ilişkin mahkeme kararlarının bulunduğunu, davacı tarafından emsal gösterilen kararlarda davacının üstün hakkı olduğundan bahsedilmediğini, davacının 16. sınıfta hiçbir kullanımı olmadığını, bu nedenle de müvekkilinin marka tescilinde hiçbir kötü niyet olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "Dosya kapsamı deliller, bilirkişi raporu, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları, taraflar arasındaki Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/222 Esas sayılı dosya içeriği, taraflar arasında görülüp sonuçlan davalara ilişkin kararlar birlikte değerlendirildiğinde; Her iki taraf adına da çok eski tarihli "..." ibaresini taşıyan ve halen geçerli olan markalar bulunduğu, davalı tarafça süresinde dayanak davacı markalarının dava konusu tescil edilen emtialar yönünden ciddi kullanımının bulunmadığının ileri sürüldüğü, davacının kullanım yönünden ticari defterlere delil olarak dayanmadığı, bilirkişi raporunda işaret edildiği üzere dava konusu emtialar yönünden davacının dayanak yaptığı markaların ciddi kullanımı hususunun ispatlanamadığı, bu hususun Ankara 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/222 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuyla da tespit edilip dava konusu markanın tescili reddedilen emtialar yönünden de YİDK kararının iptal edilerek tescile karar verildiği, davacının eski tarihli "TİTİZ" ibaresini içeren tescilli markaları ve marka kullanımı olduğu, bu markanın da önceki markaların serisi mahiyetinde olup, kötü niyetli tescil olgusunun da ispatlanamadığı anlaşılmakla davanın reddine " kararı verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Ankara 4.FSHHM 2019/222 esas sayılı dosyasında alınan raporun ve mahkeme kararının bu uyuşmazlıkta hükme esas alınamayacağını, ilgili dosyada marka aynı ise de dava konusu emtia sınıflarının farklı olduğunu, Ankara 4.FSHHM dosyasında 16 sınıfta sadece " plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri" emtiasının yer aldığını,Bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, kullanmama definin adeta SMK 9 maddesi gereğince incelendiğini,Ticari defterlerin delil listesinde olmaması nedeni ile incelenmemesinin yerinde olmadığını, bilirkişinin başka dosyada farklı inceleme yapması nedeni ile tarafsızlığa aykırı hareket ettiğini, SMK 6/3 maddesi gereğince inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu, Müvekkilinin marka kullanımını ispatladığını, Ticari defterlerin davanın gerekliliği olarak re'sen de incelenebileceğini, Davalının önceki tarihli TİTİZ ibareli markalarının dava konusu 16.sınıfa ilişkin olmadığını, Müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğunu, tescilin kötüniyetli olduğunu, kararın kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir.
DELİLLER: Davalının ... numaralı ... ibareli 06.07.2017 başvuru, 11.9.2019 tescil tarihli markasının 16.sınıfta hükümsüzlüğü talep edilmiş olup tescilli olunan emtialar; "Kağıt, karton (mukavva); kağıt veya karton malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri, karton kutular; kağıttan yapılmış tek seferlik kullanıma mahsus ürünler (kırtasiye amaçlı ürünler hariç): kağıt havlular, tuvalet kağıtları, kağıt peçeteler. Matbaa ve ciltleme malzemeleri. Basılı yayınlar, basılı evrak: kitaplar, dergiler, gazeteler, faturalar, irsaliyeler, gelir makbuzları, takvimler, posterler, fotoğraflar, afişler, tablolar, çıkartmalar, pullar. Kırtasiye, büro, eğitim-öğretim, yazım, çizim, resim ve sanatçılar için malzemeler (mobilyalar ve cihazlar hariç): kırtasiye tipi kağıt ürünler, yapıştırıcılar, kalemler, silgiler, kırtasiye tipi bantlar, el işi için karton, yazı kağıtları, kopyalama kağıtları, yazarkasa kağıt ruloları, çizim aletleri, kara tahtalar, resim boyaları. Büro makineleri. Badana ve boya işleri için fırçalar ve rulolar." sınıfındadır.Ankara 4.FSHHM 2019/222 E sayılı dosyasında davacının ... , davalıların TPMK; ...ŞTİ, dava konusunun ... numaralı ... markasının 16. ve 21 sınıflar yönünden başvurusunun reddi kararının iptali istemine ilişkin olduğu, 16.sınıf yönünden reddedilen emtia sınıfının "plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri" altı sınıfına yönelik olduğu, raporda 16 sınıfın reddedilen emtia sınıfı yönünden kullanıma rastlanmadığının belirtildiği gerekçesi ile mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın kesinleşme şerhinin olmadığı görülmüştür.Marka vekili bilirkişi ... raporda sonuç olarak; davalı tarafından markanın kullanımına ilişkin sunulan delillerin, hakkı devam ettirecek nitelikte bir kullanım için SMK madde 9'da belirlenen esasları sağlamadığı, marka sahibinin ilgili piyasada ticari bir konum elde edebilmek veya bu konumu sürdürebilmek için ciddi çabada bulunduğunu göstermediği (kullanımın markadan kaynaklanan hakları sürdürmek amaçlı simgesel kullanım olduğu) kanaatinin oluşması durumunda kullanım ispatı sağlanamamış olacağından, hükümsüzlük davasına ilişkin şartların mevcut olmayacağı, aksi kanaat durumunda, davacı dayanak markaları ile hükümsüzlüğe konu davalı markası aynı şekilde “...” ibaresini esas ve ayırt edici unsur olarak içerdiğinden dolayı, görsel, işitsel ve anlamsal açıdan taraf markaları benzerlik içerecek, tüketicinin zihninde yarattığı imaj nedeniyle taraf markaları arasında kavramsal bağlantı kurulabilecek, tarafların faaliyet gösterdikleri alan dikkate alındığında, markanın hitap ettiği kesimin dikkat seviyesi orta düzeyde olacak, bu markaları taşıyan malların aynı işletmeden geldiği ya da bunların üreticileri arasında işletmesel bir bağlantı olduğunu düşünebilecek, bu açılardan markalar karıştırılabilecek, dolayısıyla davalı markası açısından SMK m.6/1 açısından hükümsüzlük şartlarının mevcut olacağı, bu noktada kötü niyet açısından değerlendirme yapıldığındaysa; Sınai Mülkiyet Kanunun m.6/9’da kötüniyetli marka tescilinin nispi red nedeni ve hükümsüzlük sebebi olduğunun açıkça düzenlendiği, (SMK m.25/1) kötü niyetin varlığının tespiti konusunda genel bir kriter olmadığı, her somut olayın özelliğine göre değerlendirme Yapılacağı, kötü niyetin somut delillerle ispat edilmesinin gerektiği, bir markayı tescil ettirme eyleminin tek başına kötüniyet göstergesi olarak nitelenemez ise de, ilgili markanın özgünlüğü, ayırt ediciliği, taraflar arasındaki ticari ilişki, markanın piyasadaki konumu ve bilinirliği, tarafların faaliyet alanları gibi hususlar kötüniyet değerlendirmesinde dikkate alındığı, kötü niyetli tescilin varlığına kanaat getirilmesi durumunda, kötüniyetin bölünemeyeceği ve tescilin tamamını kapsayacağı için tam hükümsüzlük kararı verileceğinin Yüksek Yargıtay kararlarında ifade edildiği, somut olay bu bilgiler ışığında değerlendirildiğinde; davalının, davacı markasının esas unsuru olan “...” ibaresinde yer alan “...” ibaresini “...” şeklinde tescil ettirmesinin “kötüniyetli tescil” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususundaki takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.
GEREKÇE Davacı, davalının ... numaralı ... markasının tescilli olduğu 16.sınıf yönünden hükümsüzlüğünü talep etmiş, hükümsüzlük istemini önceki tescilli marka, üstün hak ve kötüniyetli tescil iddialarına dayandırmıştır. Davalı ise savunmasında kullanmama defini ileri sürmüştür.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta; davalı, kullanmama defini ileri sürmüş olmakla markanın kullanıldığını ispat yükü davacıdadır. Davacı bu hususta delilleri ile birlikte çok sayıda fatura sureti sunmuştur. Dosyadaki rapor marka vekilinden alınmış olup bilirkişi raporunda; 2015-2019 yılları arasında 66 adet faturada "... " "... " "... " "... " "..." ibareli kullanımların olduğunu, ticari defter incelemesinin uzmanlık alanı dışında olduğunu, defter incelemesi ile "markaya yönelik yıllık satış adedi, cirosu tespit edilerek toplam satışlar içerisindeki payının oranı ve bunun ciddi kullanım teşkil edip etmediğinin tespit edilebileceği" yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı yanca kullanıma ilişkin çok sayıda fatura sunulmuş olmakla mahkemece davacı şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken delil listesinde açıkça ticari deftere dayanılmadığı gerekçesi ile bu yönde inceleme yapılmadan karar verilmesi yerinde görülmediği gibi Ankara 4.FSHHM 2019/222 Esas sayılı dosyasında dava konusunun; iş bu dosyada uyuşmazlık konusu olmayan 16.sınıfın "plastik malzemeden mamul ambalajlama ve sarma malzemeleri" alt sınıfına yönelik olduğu da dikkate alındığında mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, dosyanın yeni bir marka vekili bilirkişi ile mali müşavir bilirkişiye tevdi ile ticari defterler incelenmek sureti ile ve uyuşmazlığa konu olan marka alt sınıfları ayrı ayrı değerlendirilerek rapor alınması için ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KISMEN KABULÜNE,2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/02/2022 tarih, 2020/308 Esas - 2022/13 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 220,70-TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 115,10-TL posta masrafı olmak üzere toplam 335,80-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.08/03/2024