T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2022/700 Esas
KARAR NO: 2024/484 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/12/2021
NUMARASI: 2021/462 E. - 2021/241 K.
DAVANIN KONU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan Haklara Tecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini
KARAR TARİHİ: 11/03/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; "..." markası altında vakumlu hazır paket ürünü ile tüketiciye hizmet verdiğini, "..." adlı ürün için müvekkili tarafından yapılmış başvuru üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü tarafından ... kayıt tescil numaralı belgenin verildiğini, dolayısıyla eser sahipliğinden doğan her türlü hakkın yegâne sahibi konumunda olduğunu, keza davaya konu ürün fikrinin müvekkiline ait olup, ilk kez piyasaya müvekkili tarafından sürüldüğünü, davalı tarafından müvekkile ait ürün konseptinin aynısının müvekkilinin izni ve hiçbir şekilde rızası bulunmadan piyasaya sürüldüğünün tespit edildiğini, davalıya noter aracılığıyla ihtarname keşide edildiğini, buna rağmen kullanımın sürdüğünü, Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/507 D.İş sayılı dosyası ile davalının müvekkil şirketin telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kullanımlarına ilişkin delillerin tespiti ve bu tespitin müspet sonuçlanması halinde üretip satışa sunduğu bu ürünlere el konulması amacıyla tedbir istemli bilirkişi marifetiyle tespit talep edildiğini, davalının müvekkilin telif haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan haksız kullanımları keşif sonucunda mahkemeye sunulan bilirkişi raporu ile açıkça tevsik edilmiş olduğunu, davalının söz konusu bilirkişi raporuyla ile de sabit olan kullanımlarına hala devam ettiğinin sosyal medya hesaplarından tespit edildiğini, davalının müvekkiline ait ürün ambalajındaki logoya benzer logo kullandığını, ambalajının dahi müvekkilinin ambalajına benzer olduğunu iddia ederek, müvekkilinin "..." isimli ürününden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, men'ine ve ref'ine, hüküm özetinin ilanına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın tek taraflı beyanla elde etmiş olduğu hak kurucu niteliği haiz olmayan bir belgeye dayanarak müvekkili aleyhine huzurdaki davayı ikame etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı tarafın, eser niteliği taşımayan bir ürün hakkında tek taraflı beyanla eser belgesi temin etmiş olduğunu, bahse konu belgenin, tamamen haksız ve mesnetsiz olduğunu, zira belgenin konusunu oluşturan ürünün, FSEK kapsamında kesinlikle eser niteliğinde değerlendirilemeyeceğini, dava konusu "..." paketinin bir eser olmadığı gibi bir buluş veya tasarım da olmadığını, zira söz konusu ürünün uzun yıllardır birçok firma tarafından üretilmekte ve satışa konu edilmekte olduğunu, söz konusu ürünün davacı tarafın hususiyetini taşımadığını, yeni bir ürün olmadığını, davacı tarafın, yenilik kriterini yerine getirmeyen, tamamen harcı alem bir ürün olduğunu, müvekkilinin, Türk Patent ve Marka
Kurumu nezdinde ... başvuru numarasıyla 29. ve 35. sınıflarda tescil ettirdiği "..." ibareli markası ile hizmet verdiğini, müvekkilinin sadece tescilli markası ile satış yaptığını, iki markanın kesinlikle birbirine benzemediğini, davacının markası nın "..." olup, müvekkilinin markasının ise "... " olduğunu, bu iki markanın birbirine benzediği iddiasının tamamen haksız ve temelsiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi tarihli 2021/462 E. - 2021/241 K. sayılı kararıyla; davacıya ait ürünün eser niteliğinde olmadığı ve haksız rekabet koşullarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla; müvekkilinin ürününün FSEK'in m2/ 1/B uyarınca eser niteliğinde olduğunu, ürün fikrinin müvekkiline ait olup, ilk kez müvekkili tarafından piyasaya sürüldüğünü, kuru et ile kaşar peynirinin pratik bir şekilde tüketilmesi için bir arada satışa sunulduğunu, Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan alınan tescil belgesinin de bu durumu kanıtladığını,Tasarım niteliğini haiz olan ürünlerin FSEK korumasından da faydalanabileceğine dair "kümülatif koruma" ilkesince, müvekkilinin ürünün FSEK kapsamında eser niteliğinde korunması gerektiğini,Davalının ürün ambalajının ve sunum şeklinin dahi müvekkilinki ile benzer olduğunu, sunuş konseptini birebir kopyaladığını, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini, Bakırköy 1. FSHHM'nin 2020/507 D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporu ile bu durumun tespit edildiğini, hatta davalıya ait iş yerinde müvekkiline ait markanın yer aldığı ürünlerin dahi tespit edildiğini, Davalının davaya konu ürün üzerinde kullandığı logo, amblem ve desenlerin ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını ve iltibas ihtimali bulunduğunu, bu durumun davalının kötüniyetli olduğunu ve müvekkilinin ürünlerinden haksız kazanç elde etmeye çalıştığını gösterdiğini belirerek, yapılacak istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına, neticesinde kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Dosya arasında bulunun Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü'nden gelen kayıtlar incelendiğinde; ... tescil numaralı ile "..." adlı ilim edebiyat eseri için davacı ... adına 10/08/2020 tarihinde tescil işlemlerinin gerçekleştirildiğinin bildirildiği görülmüştür. Bakırköy 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/507 değişik iş sayılı dosyası incelendiğinde; Davacı tarafından davalı aleyhine müvekkilinin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca korunan ve 12.01.2019 aleniyet tarihli "..." adlı ürününden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemleri hakkında, bilirkişi vasıtasıyla, karşı tarafın adresinde delil tespiti yapılması ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep ettiği, marka vekili ...’dan alınan 18/01/2021 tarihli bilirkişi raporunda; tespit talep eden tarafından TC Kültür ve Turizm Bakanlığı'na 10.08.2020 tarihinde yapılan başvuru neticesinde “...” isimli “Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler” için 28.12.2018 Üretim Tarihi, ilk aleniyet tarihi 12/01/2019 bilgisi ile ilim ve edebiyat eserlerine ilişkin kayıt tescil belgesi aldığı, söz konusu belgenin “başvurucunun beyanı esas alınarak düzenlenmiş olduğu ve hak kurucu niteliğe haiz “ olmayıp sadece eser sahibinin belirlenmesinde ispat kolaylığı sağladığı, tespit talep edenin “...” ürününe ait ambalajın ilk üretim tarihinin 28.12.2018 olup, ilk aleniyet tarihinin 12/01/2019 olduğunun bildirildiği, karşı tarafın tespit talep edene ait ambalajı kullandığına dair görsellerin, bu aleniyet tarihinden sonra https://www.facebook.com/... ve https://www.facebook.com/.../ ) “Hünkar” Facebook sosyal medya hesaplarında yayınlandığı, karşı tarafın , tespit talep edene ait söz konusu ambalajın aynısı ile aynı şekilde birlikte tüketilen özellikle eski kaşar ve kuru eti birlikte ambalajlayarak satışa arz ettiği, deposunda bulundurduğu, karşı tarafın işyerinde tespit talep edene ait markayı taşıyan kullanılmamış ambalajların yanı sıra, tespit talep edene ait markayı taşıyan “...” markası “...” ibaresi ile ambalajlı ürünlerinden depoda bulunduğu, karşı tarafın, tespit talep edene ait ambalajlarının aynısını kullanarak ürün satışa arz ettiği, bu ambalajların aynı olmasının yanı sıra, ambalaj üstünde yer alan tanıtım kapağı ve etiket dizayn ve kompozisyonunun da ayniyet derecesinde benzer olduğu, her iki taraf ürünlerinin aynı tüketici kitlesine hitap ettikleri, aynı yerlerde satışa sunulduğu göz önüne alındığında tüketicilerin her iki mal veya hizmetin aynı kökenden geldiğini varsaymalarının yanında, her iki işletmenin farklı olduğunun bilincinde olmaları ancak iki işletmeyi idari/ekonomik açıdan bağlantılı görmelerine neden olabileceği, bu nedenle karşı tarafın eyleminin, tespit talep edenin FSEK'ten kaynaklı haklara tecavüz teşkil ettiği, hem de TTK.nın 55. maddesinde sıralanan, “Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari uygulamalar” dan olduğu, TTK.nın 55/1 (a)4 maddesinde “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” dürüstlük kuralına aykırı fiillerden olduğunun tespit edildiğine dair tespit ve görüşlerine yer verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece marka/patent vekili ..., FSEK ve haksız rekabet uzmanı Dr. ... ve gıda sektöründen ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 22/10/2021 havale tarihli raporda; "...Davacıya ait ürünün eser vasfında olmadığı FSEK korumasından yararlanamayacağı, davalının FSEK kapsamındaki haklara tecavüzünün bulunmadığı, davalının kullanımının, TTK m. 55/1 (c) 1 ve 3., 55/1-a-4 kapsamında haksız rekabet teşkil etmeyeceği" hususlarını rapor ettikleri anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E: Dava, FSEK’ten kaynaklanan haklara tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davaya konu ürün, kuru et ile kaşar peynirinin aynı ambalajda satışa sunulmasına ilişkin olup, davacı tarafça yapılan başvuru sonucunda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ilim edebiyat eseri olarak tescil edilmiştir. Davacı tarafından bu tescil belgesine dayanılarak, davaya konu ürünün kendisine ait olduğu ve FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğu iddia edilmektedir. Ancak, eser tescil belgelerinin verilmesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hiçbir araştırma yapılmaksızın beyana dayanılarak kayıt yapılmakta olduğundan, tek başına tescil belgesi alınması davacının fikir üzerinde hak sahibi olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı gibi, tescil edilen ürüne eser mahiyetini de kazandırmamaktadır. Alınan bilirkişi raporu ile de davaya konu ürünün sahibinin hususiyetini taşımadığı, kanunda sayılan eser türlerinden birine dahil olmadığı, yani FSEK kapsamında eser olarak korunamayacağı tespit edilmiş olup, iki ürünün aynı pakette satışa sunulması fikrinin de uzun süredir pek çok firma tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Bu nedenlerle mahkemece davacının FSEK’ten kaynaklanan haklarına tecavüz edildiğinin tespiti ve önlenmesi davasının reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Davacı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf taleplerinin incelenmesinde ise; davalının davacıya ait ürün ambalajına benzer ambalaj kullanmak suretiyle haksız rekabette bulunduğu iddia edilmiştir. Ancak taraflara ait ürün görselleri incelendiğinde üzerlerindeki logoların ve markaların birbirlerinden çok farklı oldukları, ambalajın şeklinin de kamuya mal olmuş harcıalem bir tasarım olduğu görülmektedir. Haksız rekabetin önlenmesindeki amaç; serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasa kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulmasıdır. Bu durumda, kaşar peyniri ve kuru et ürünlerinin aynı ambalajda bir arada satışını ilk önce davacı yapmış olsa bile, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve iltibastan kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan, ürünün tanınmasını sağlayan davacının üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü, aynı zamanda, rekabet hukuku ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez. Bu nedenle davalının kendi markası ile aynı ürünü satışa sunması haksız rekabet teşkil etmediğinden mahkemece haksız rekabet davasının reddine karar verilmesinin de hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davacı istinaf dilekçesinde, davalının iş yerinde yapılan delil tespiti sırasında müvekkiline ait markayı taşıyan ürün ve ambalajların da bulunduğunu iddia etmişse de, davacı tarafından marka hakkına tecavüz edildiğine dair dava açılmamış olduğundan, mahkemece taleple bağlı kalınarak bu konuda inceleme yapılmamasında da hukuka aykırılık bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 11/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.