T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/106 Esas
KARAR NO: 2024/1448
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/11/2022
NUMARASI: 2020/224 Esas, 2022/237 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 26/09/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ve ... sayılar ile tescilli "..." ibareli markaların, TPMK nezdinde 29, 35 ve 43. sınıflarda müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı tarafın haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkilinin tescilli "..." ibareli markasını kullandığını, bu kullanımların delil tespit dosyası ile tespit edildiğini, davalı tarafın markasal kullanımının devam ettiğini, davalı taraf ile yapılan görüşmelerin davalı tarafça sonuçsuz bırakıldığını ve davalı eylemlerinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin tescilli markasına yönelik tecavüzün kaldırılmasına, şimdilik 10.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasa faizi ile davalıdan tahsiline, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş; ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 1.100.000-TL'ye yükseltmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkilinin TPMK nezdinde "..." ibareli marka tescilinin bulunduğunu, müvekkili şirket ile davacının markası arasında tüketiciyi yanıltacak yahut haksız rekabete neden olacak herhangi bir unsurun söz konusu olmadığını, taraf markalarının yazım olarak ve kullanılan sembol olarak da birbirlerinden bağımsız olduğunu, müvekkili şirketin Afyonkarahisar'da faaliyet gösterdiğini, davacının faaliyet alanı ile müvekkilinin faaliyet alanının tamamen birbirlerinden bağımsız olduğunu ve markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalının fiili kullanımlarında markanın bağımsız olarak değil, markası ile beraber kullanıldığı, söz konusu fiili kullanımda baskın, öne çıkan ve vurgulanan kısmın ... tescil nolu markada yer alan ... kısmı olduğu ve fiili kullanımın tescil dışı kullanım haline dönüştüğü, ... "..." markasının ise 43. sınıf kapsamında yer alan “yiyecek ve içecek sağlanması” kısmında tescilli olmakla birlikte, davalının fiili kullanımlarında “...” ibaresinin yer almadığı ve markada yer alan “...” ibaresinin kullanılmamasının, davacı markalarıyla karıştırma riski doğuracağı ve genel anlamda iltibasın oluşacağı, oluşacak iltibasın SMK m7 ve SMK m.29 uyarınca marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davacının maddi tazminat tercihini SMK 151/2-b bendine göre davalının elde ettiği net kazançtan yana kullandığı, bilirkişi raporuna göre davalının davacı marka koruması kapsamındaki faaliyetleri nedeniyle 6.233.178,66-TL net kazanç elde ettiği, bu kazanca markanın etkisi gözetilerek davacının arttırım dilekçesi ile talep ettiği 1.100,000,00 TL tazminatın dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, davalının eylemi davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği ve süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 20.000-TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile; davalının kendisine ait marka tescilinden farklı olarak davacı adına tescilli "..." ibareli markayı tescilli olduğu sınıflarda kullanmak suretiyle olan davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüzünün kaldırılmasına, toplam 1.100.000-TL maddi ve 20.000-TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek, davacının ihlal edilmiş bir marka hakkı bulunmadığını, tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, velev ki ihlal edilen bir hak olduğu düşünülse dahi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, haksız fiile ilişkin kusur zarar ve illiyet bağının bulunmadığını, davacının davaya konu marka ile yapmış olduğu bir ticari faaliyet olmadığı gibi, bu yönde bir zararı da olmadığını, buna rağmen yerel mahkemecenin hükme elverişli olmayan bilirkişi raporu ile müvekkiline ait içinde 5 yıldızlı otel işletmeciliği otomotiv ticareti de bulunan bütün işletmelerden elde edilen kazancın dava konusu faaliyetten elde edilmiş gibi eksik inceleme ve değerlendirme ile karar tesis ettiğini, bilirkişinin hesapladığı karın lokantacılık hizmetlerinden elde edilmediğini, markaya tecavüzün söz konusu olmadığını, markaya tecavüzün tespiti konusunda bilirkişi incelemesi yapılamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacının markasına yönelik tecavüzün kaldırılması, maddi ve manevi tazminat ile hüküm özetinin ilanı talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. .maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının adına tescilli "..." markasını ".." ibaresi olmadan kullandığı, davalının fiili kullanımlarının davacının "...+ŞEKİL" ibareli markalarına tecavüz oluşturduğu, tazminat hesabının yapıldığı bilirkişi raporunda davalının faaliyetlerinin; "1- ... İşletmesi, 2-Oto Servis İşletmesi, 3-Sıfır ve İkinci El Araç Alım- Satım İşletmesi, 4- Mola Yeri İşletmesi (...)" olarak ayrı ayrı tespit edildikten sonra, davalının ... İşletmesinden elde ettiği net karın belirlendiği, raporun denetime elverişli olduğu, hükmedilen maddi tazminat tutarında ve ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 76.507,20-TL harçtan, peşin alınan 19.128,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 57.379,2- TL harcın davalıdan alınarak, hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/09/2024