T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2023/430 Esas
KARAR NO: 2024/1586 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 22/02/2022
NUMARASI: 2020/179 E. - 2022/120 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 10/10/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yargılama konusu icra takiplerine dayanak kılınan çeklerin keşidecisi ... İMALAT SAN.TİC.LTD.ŞTİ. ile arasında gerçekleşen ticari faaliyete karşılık ... A.Ş. Ümraniye Çarşı Şubesinin ... seri no.lu 75.000 TL. bedelli ve 30/02/2019 tarihli çek ile yine ... A.Ş. Ümraniye Çarşı Şubesinin ... seri no.lu 75.000 TL. bedelli ve 30/03/2019 tarihli çekleri teslim aldığını, çeklerin müvekkilinin tarafı olduğu başkaca ticari faaliyetler çerçevesince tedavüle çıkartıldığını ve ibraz tarihinde çeklerin karşılığının olmaması ve takas sistemi kapsamında ödeme yapılmaması üzerine davalı yanca müvekkilinin de borçlu sıfatıyla yer aldığı İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyaları ile ikame edilen icra takiplerine konu kılındığını, 11/06/2019 tarihinde müvekkilinin adresine hacze gelindiğini, anılan haciz işlemi ile müvekkiline ait 10 ton çelik haciz edilerek, müvekkiline yediemin olarak bırakıldığını, "TAHSİLDE TEKERRÜR OLMAMAK KAYDIYLA" şeklinde açık ibare düşülerek müvekkili şirketle birlikte ... Sanayi ve Ticaret A.Ş, ..., ... San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ inin de taraf kılındığı protokol imzalandığını ve protokolde belirtildiği üzere İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosya borçlarının tamamını kapsar şekilde 11/06/2019 tanzim, 14/06/2019 vade ve 200.000 TL. bedelli senet alındığını, 200.000 TL. bedelli senedin bu kez İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası tahtında takibe koyulduğunu ve bu dosya kapsamından alınan talimatla ve 10/07/2019 tarihinde müvekkilinin adresine hacze gelindiğini, iş bu haciz esnasında tarafları bir önceki senetle bire bir aynı olan ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E. , İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyalarına binaen yapıldığı ve tahsilde tekerrür olmamak kaydının şerh düşüldüğü yeni bir protokol yapılarak, işbu protokol çerçevesince de bu kez 190.000 TL. bedelli senet alındığını, söz konusu senede istinaden İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası tahtından icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile onunla birlikte borçlandırılan kişi ve kişilerin İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyalarının konusu olan toplamda ferileri hariç olmak kaydıyla 150.000 TL. tutarındaki borcun icra tehdidi altında 253.000,00 TL. olarak ödemek zorunda bırakıldığını, istirdadı gereken meblağın müvekkilinin tüm iyi niyetli taleplerine karşı taraflarına iade edilmemesi üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, ancak anlaşma sağlanamadığını beyanla, müvekkilinin borçlu olmadığı halde cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı tutarın mahkemece tespiti ile belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000 TL.’sinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte istirdadına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 24.11.2021 tarihli dilekçesi ile dava değerini 37.881,95 TL. olarak belirlemiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun "BORÇLANILMAMIŞ EDİMİN İFASI" başlıklı 78. maddesinde "Borçlanmadığı edimi kendi isteğiyle yerine getiren kimse, bunu ancak, kendisini borçlu sanarak yerine getirdiğini ispat ederse geri isteyebilir." şeklindeki ifadesi gereği, davacının yapmış olduğu ödemeyi geri isteyemeyeceğinin açık olduğunu, istirdat davası açılması şartları oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi'nin ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi ve ...'ya karşı haciz baskısı yapıldığının ileri sürüldüğünü, dosya borcunu üstlenen söz konusu şahısların takipte borçlu bulunmadığı için kendilerine karşı haciz baskısı yapılmasının söz konusu olmadığını, haciz işleminin İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosya borçluları ... İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti, ..., ... ve ...-... Turizm İnşaat aleyhine gerçekleştirildiğinden, takip borçlusu olmayan davacının kendisinin haciz baskısı altında olduğunu, bu nedenle ödeme yaptığını ileri süremeyeceğini, davacı tarafın fazla para tahsil edildiği iddialarının yerinde olmadığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... E., İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyaları incelendiğinde, yapılan tahsilatın fazla olmadığını, ödenen tutarın asıl alacak, faiz ver ferileri, icra harç ve masrafları, vekalet ücretine ilişkin olduğunu, dosya borçlarına istinaden yapılan fazla ödeme bulunmadığını, davacı tarafın iddialarının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dosyada gerçekleştirilen tüm işlemlerin hukuka uygun olduğunu, taraflarınca gerçekleştirilen taleplerin borçlunun mal ve alacaklarının haczine yönelik olduğunu, borçlu şirketin borcunun kabul edilmiş ve üstlenilmiş olduğunu, işbu davaya konu ödemelerin yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
MAHKEME KARARI: İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22.02.2022 tarihli 2020/179E. -2022/120K.sayılı kararıyla; "...Yargılama kapsamında toplanan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda; Davalı tarafça davacı ve dava dışı borçlular aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile takipler başlatıldığı, davacı tarafça icra tehdidi altında ve fazladan ödemeler yapıldığından bahisle işbu davanın ikame edildiği, ancak icra dosyalarına yapılan ödemelerin incelenmesinde hiçbir ödemenin davacı tarafça yapılmadığı, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... ve ... takip sayılı dosyalarına ... Ltd.Şti, ... ve ... Ltd.Şti adına olduğu belirtilerek ... tarafından ödemeler yapıldığı, anılan takip dosyalarında ödeme yapan ... Ltd.Şti ve ...'nun da borçlu oldukları, bu nedenle aksi yönde bir kayıt olmayan ödemelerin kendi borçlarına mahsuben yapıldığının ve davacı şirket adına yapılmadığının kabulü gerektiği, İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... ve ... esas sayılı dosyalarına takip borçlusu olmayan ... tarafından ödemeler yapıldığı, bilirkişi raporunda ...'nun yetkilisi olduğu ... Ltd.Şti ile davacı şirket arasında organik bağ olduğundan bahsedilmiş ise de şirketlerin farklı tüzel kişilikleri ve farklı yetkilileri olduğu, bu nedenle ödemelerin davacı adına yapıldığının kabul edilemeyeceği, 30.000 TL yönünden iade istenecek ise bunun da takip borçlusu olmadığı halde ödeme yapan ... tarafından talep edebileceği, kaldı ki ...'nun İstanbul ... İcra Müdürlüğü dosyalarına bu ödemeleri davacı adına yaptığı kabul edilse dahi, ... İcra Müdürlüğünün her iki dosyasına yapılan ödeme tutarlarının toplamının 30.000 TL olduğu ve takip borçlarını karşılamaktan uzak olduğu, bu nedenle de fazladan bir ödemenin yapılmadığı, böylece ...'nun ödemeleri nedeniyle de davacıya iadesi gereken bir tutarın bulunmadığı," gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF BAŞVURUSU: Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla, bilirkişi raporu ile müvekkilinin alacağının 37.881,95 TL olarak hesaplandığını, Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ikame edilen İstanbul ... İcra Müdürlüğünü ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarında faiz ve vekalet ücreti gibi feri kalemlerin işletilmesinin ve bu bedellerin tahsil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Davalıya verilen senetlerin haciz tehdidi altında verildiğini, protokollerde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla düzenlendiklerinin yazıldığını, buna rağmen müvekkili şirketten haksız şekilde fazla tahsilat yapıldığını, buna rağmen davanın kabulü yerine reddine karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, Aynı alacak için birden fazla takip yapılsa da, yalnızca tek bir vekalet ücreti ödeneceğini, Yargıtay kararlarının aksine tekerrür oluşturan fazla ödemelerin iadesi gerektiğini, bilirkişi kök ve ek raporunda haklılıklarının ortaya konulduğunu, davalının haksız bir şekilde mükerrer tahsilatlarının kötüniyetle yapıldığını belirterek, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22/02/2022 tarihli, 2020/179 Esas, 2022/120 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... takip sayılı dosyasında alacaklının ... Anonim Şirketi, borçluların ...Ld. Şti, ... Ltd.Şti, ... Ltd Şti, ..., ..., ... Ltd.Şti olduğu, ... Çarşı Şubesine ait ... seri numaralı, 30/02/2019 keşlide tarihli, 75.000,00 TL bedelli çekin takibe koyulduğu, 75.000,00 TL asıl alacak, 2.965,07 TL işlemiş faiz, 7.500,00 TL %10 tazminat, 225,00 TL % 03 komisyon, 123,90 TL haciz masrafı, 606,00 TL haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 86.419,97 TL alacak için 13/05/2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, 01/10/2019 tarihinde takipten feragat edildiği görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... takip sayılı dosyasında; alacaklının ... Anonim Şirketi, borçluların ...Ld. Şti, ... Ltd.Şti, ... Ltd Şti, ..., ..., ... Ltd.Şti olduğu, 30/03/2019 günlü, ... seri numaralı, 75.000,00 TL bedelli çekin takibe koyulduğu, 75.000,00 TL asıl alacak, 606,00 TL vekalet ücreti, 225,00 TL komisyon, 7.500,00 TL çek tazminatı, 2.123,63 TL işlemiş faiz, 123,90 TL masraf olmak üzere toplam 85.578,53 alacak için 24/01/2020 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığı, 02/10/2019 tarihinde borcun haricen ödendiği belirtilerek dosyanın işlemden kaldırılmasının talep edildiği görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... takip sayılı dosyasında; alacaklının ... Anonim Şirketi, borçluların ...A.Ş, ... Ltd.Şti, ... olduğu, 200.000,00 TL bedelli, 14/06/2019 vadeli, 11/06/2019 tanzim tarihli senedin 190.000,00 TL'lik kısmının takibe koyulduğu, 190.000,00 TL asıl alacak, 609,04 TL takip öncesi faiz, 570,00 TL % 03 komisyon, 123,90 TL ihtiyati haciz masrafı, 606,00 TL haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 191.908,94 TL alacak için 20/06/2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı görülmüştür. İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... takip sayılı dosyasında; alacaklının ... Anonim şirketi, borçluların ...A.Ş, ... Ltd.Şti, ... olduğu, 19/07/2019 vadeli, 10/07/2019 tanzim tarihli,190.000,00 TL bedelli senedin 60.000,00 TL'lik kısmının takibe koyulduğu, 60.000,00 TL asıl alacak, 96,16 TL takip öncesi faiz, 180,00 TL % 03 komisyon, 123,90 TL ihtiyati haciz masrafı, 606,00 TL haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 61.006,06 TL alacak için 19/09/2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı görülmüştür. İlk derece mahkemesince alınan 21.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ödemelerinin mahsup edildiği belirtilmiş ve "Davacı talebinin kabulü halinde, 23.09.2019 son ödeme tarihindeki davacı alacağı, 37.871,54 TL asıl , 10,41 TL faiz olmak üzere toplam 37.881,95 TL olarak hesaplandığı " yönünde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. İcra dosyalarına farklı kişilerce ödeme yapıldığı hususu nazara alınarak davacının yaptığı ya da davacı adına yapılan ödemelerin tespiti için alınan 13.11.2021 tarihli ek raporda; ''.... Tablo verilerinden görüleceği üzere davacı şirket ünvanı ile yapılmış herhangi bir ödeme bulunmamaktadır. Dosya içeriğinde yer alan vekaletname ile diğer belge ve beyanlardan görüleceği üzere; davacı şirket adresi ... Mah. ... Sok. No:.. Ümraniye/İstanbul olup, şirket yetkilisi ... Mah., ... Sok., No:... Üsküdar/İstanbul adresinde ikamet eden ...’dur. ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin de adresi ... Mah. ... Sok. No:... Ümraniye/İstanbul olup, şirket yetkilisi ... Mah., ... Sok., No:... Üsküdar/İstanbul adresinde ikamet eden ...’dur. Her iki şirket iş adresinin aynı olduğu, şirket yetkililerinin ise farklı kişiler olduğu, ancak yetkililerin soyadlarının ve ikamet adreslerinin aynı olduğu görülmektedir. İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü’nün ... Talimat sayılı dosyası üzerinden 11.06.2019 tarihinde ... San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ... Mah. ... Sok. No:... Ümraniye İstanbul adresindeki işyerinde yapılan fiili hacizde mallar, şirket yetkilisi ...’ya yediemin olarak teslim edilmiştir. Bu verilerin ışığında; davacı şirket ile d.dışı ... San. ve Tic. Ltd.. Şti. arasında organik bağ bulunduğu, dolayısıyla tüm ödemelerin davacı şirket adına yapıldığı kanaatine varılmış olup, takdiri Sayın Mahkeme’ye aittir. Aksi durumda ise davacı tarafça yapılmış bir ödemenin bulunmadığı sonucuna ulaşılacaktır.'' şeklinde mütalaada bulunulmuştur.
G E R E K Ç E: Dava, icra takibi nedeniyle davalıya fazla ödendiği iddia edilen paranın istirdatı davasıdır. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde; davacı şirketin yalnızca İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... ve ... Esas sayılı takip dosyalarında bir kısım başka kişilerle birlikte borçlu olarak yer aldığı, bu icra takiplerindeki asıl alacaklar ve ferileriyle ilgili davacı tarafından borca itiraz edilmediği ve takiplerin kesinleştiği, ... Esas sayılı icra takibinden feragat edildiği, ... Esas sayılı icra takibine ilişkin borcun ise haricen ödendiği bildirilerek dosyanın kapatıldığı anlaşılmıştır. Diğer İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve ... Esas sayılı takip dosyalarında ise davacının taraf olmadığı, bu takip dosyalarının davacının da aralarında bulunduğu bir kısım borçlular hakkında başlatılan ... ve ... Esas sayılı takip dosyalarındaki alacaklarla ilgili, tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla davacı dışındaki bir kısım borçlu şirketler ve kişiler tarafından borcun üstlenilmesi suretiyle hazırlanan protokoller kapsamında düzenlenen senetlerle ilgili oldukları, davacının bu takiplerde mükerrer vekalet ücreti ve feri alacak taleplerinde bulunulamayacağını iddia ettiği, ancak bu icra takiplerindeki borçluların da icra işlemleriyle ilgili bu yönde bir şikayette bulunmadıkları gibi, asıl ve feri borçlarla ilgili takiplere itiraz etmedikleri ve takiplerin kesinleştiği tespit edilmiştir.Yine alınan bilirkişi raporları ile, davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme belgelerine göre; davacı şirket tarafından icra dosyalarına mahsuben yapılan bir ödemenin mevcut olmadığı, ödemelerin ..., ... Ltd. Şirketi ve ... tarafından yapıldığının tespit edildiği, davacının borçlu olarak yer aldığı ... ve ... Esas sayılı icra dosyalarındaki alacağa mahsuben 11/06/2019 tarihinde 10.000,00 TL; 18/06/2019 tarihinde 10.000,00 TL ve 25/06/2019 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL’nin ... tarafından ödendiği, bu tutarın takibe konu asıl alacak tutarlarını dahi karşılamaya yetmediği, diğer ödemelerin ise davacının borçlu olarak taraf olmadığı ... Esas ve ... Esas sayılı takip dosyalarına mahsuben yapıldığı tespit edilmiştir. İstirdat (geri alma) davası ; haklı bir neden olmaksızın mal ediniminden doğan ve bu yolla edinilen malın geri alınması talebiyle açılır. İcra ve İflâs Kanunu’nun 72/7. maddesi uyarınca, takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.Borçlu, hakkında yapılan icra takibiyle ilgili menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için istirdat davası açabilir.İstirdat davası, esasen sebepsiz zenginleşme iddiasına dayanan bir eda davası olup, bununla icra takibi sırasında sebepsiz olarak ödenmiş olduğu iddia edilen bir paranın geri verilmesi istenir. İstirdat davası açılabilmesi için, borçlunun, borcu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmış olması gerekir. Somut olay incelendiğinde; davacının ... Esas ve ... Esas sayılı icra takiplerine konu çeklerle ilgili borçlu olmadığına dair bir iddiası mevcut olmayıp, bu borçla ilgili fazla ödeme yaptığını iddia ederek istirdat talebinde bulunmuştur. Ancak, gerek borçlu olduğu ... Esas ve ... Esas sayılı icra takipleri, gerekse borçlu olarak taraf olmadığı ... Esas ve ... Esas sayılı icra takipleriyle ilgili ödeme yaptığına dair dosyaya bir delil sunmamış, diğer takip borçluları ile takip dışı ... tarafından yapılan ödemelerle ilgili talepte bulunmuştur. Ancak davacı, ödemeleri yapan kişilerin de kendisi adına ödeme yaptıklarını ispatlayamamıştır. Bu durumda, davacının fazladan yaptığı bir ödeme mevcut olmadığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Tüm bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedenlerine göre, verilen karar dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olmakla, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 427,60 TL maktu harcın, peşin alınan 650,00 TL harcın mahsubu ile artı bakiye 222,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesi'nce iadesine, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 10/10/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.