T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1612 Esas
KARAR NO: 2025/256
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 27/06/2024
NUMARASI: 2021/89 Esas, 2024/189 Karar
DAVANIN KONUSU: Markaya Tecavüzün Tespiti, Meni, Refi, Tazminat
KARAR TARİHİ: 20/02/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... numaralı "..." markasının 01-34 arası sınıflarında tescilli bir marka olduğunu, 25.06.1996 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin en tanınmış ürünlerinden olan "..." göz makyaj kaleminin davalılarca müvekkilin markası kullanılmak suretiyle üretildiğini ve satışa sunulduğunu ve halen de tüm ulusal kanallarda reklamının yapılmakta olduğunu, davalıların amacının müvekkili firmanın 19 yıldır dünya çapında masraf ederek ve yatırım yaparak tanıttığı, reklamlarını yaptığı, satış ve pazarlamasını yaptığı, pek çok ülkede tescilli ve tanınmış olan ve aynı zamanda firma ile özdeşleşmiş "..." markasından tüketicilerin yanıltılması suretiyle haksız şekilde kar elde etmek olduğunu, davalı tarafın bu tecavüzünün bilinçli ve kötü niyetli olduğunu, pek çok tüketicinin söz konusu göz kalemini satın aldığında ve ancak dikkatlice incelediğinde "..." ibaresinin üzerinde çok küçük harflerle yazılmış “...” ibaresini fark edebilmiş olduğunu, müvekkili şirketin gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında gerçekleştirdiği çalışmalarla markasına ayırt edicilik unsurunu kazandırdığını, davalı tarafın taklit göz kaleminde kullandığı ibarenin "..." olup, sarı renk üzerine siyah olarak yazıldığını, müvekkili firmanın uygulamasında ise siyah renk üzerine sarı yazı bulunmakta olduğunu, müvekkili şirketin "..." ve "... + ŞEKİL" markalarına sahip olmasıyla birlikte, 31.05.2001 tarihinde “...com.tr” alan adını satın aldığını ve hala kullanmakta olduğunu, davalıların ise yukarıda açıklandığı üzere marka ile meşru bir bağlantısı olmamasına rağmen, 17.6.2002 tarihinde “...com.tr” adresini ticari etki yaratacak biçimde kullanmaya başladığını ve hala kullanmakta olduğunu, taraflar arasında halen devam eden İstanbul Anadolu 1. Fikri e Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/182 Esas sayılı davasında "..." markasına tecavüz nedeniyle tazminat talep ettiklerini, ancak davanın açıldığı tarihten sonraki dönemde gerçekleşen tecavüzler için ayrı bir dava açılması gerektiğini belriterek, hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle İstanbul Anadolu 1.fikri Ve Sınai Haklar Hukuk mahkemesinin 2015/182 e sayılı davasıyla birleştirilmek üzere, davalıların davacının ticaret unvanına ve marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet işlediğinin tespitine ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet fiillerinin durdurulmasına, tecavüzün giderilmesi (ref'i) ve 10/01/2017 tarihine kadar 556 sayılı KHK'nin 66 ve 67. Maddeleri ile 10/01/2017 tarihinden itibaren 6769 sayılı SMK'nun 151/2-b maddesi ve TTK'nun 58/2. Maddesi gereğince belirlenecek en fazla miktar üzerinden ödenmesi gereken maddi tazminatın belirlenmesine, marka hakkına tecavüz dolayısıyla üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulmasını, el konulan ürünler üzerinde davacıya mülkiyet hakkının tanınmasına, bu talepleri haklı görülmezse marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasını; özellikle el konulan ürünlerin ve araçların üzerlerindeki markaların silinmesi veya marka hakkına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasını, marka hakkına tecavüz eden kişi aleyhine verilen mahkeme kararının, masrafları tecavüz eden tarafından karşılanarak, ilgililere tebliğ edilmesi ve kamuya yayın yoluyla duyurulmasını, davacıya ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesini, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasını, televizyon reklamlarının önlenmesini, “...com.tr” alan adı ile ticaretine devam eden davalılara ait internet sitesinin yayının durdurulmasını ve anılan siteye erişimin durdurulmasını, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan davalıya ait tüm ürünlerin üretiminin, ithalat ve ihracatının, satışının ve pazarlamasının reklamının tanıtımının ve internet ortamında teşhir edilmelerinin durdurulmasını, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline; fazlaya ilişkin haklarının ve bu davadan sonra devam eden tecavüze ilişkin taleplerinin saklı tutularak 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
ISLAH: Davacı vekili 28/04/2024 tarihli ıslah dilekçesinde; belirsiz alacak davası olarak 10.000TL bedel üzerinden açılan maddi tazminat dava değerini, 19.893.376 TL olarak (fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalarak) arttırdıklarını, HMK nun 176 vd. maddeleri uyarınca: Dava dilekçesinin "Sonuç ve İstem" kısmının (9) nolu bendini, "www...com.tr" ve "www...com.tr" alan adı ile varsa diğer alan adlarına konu internet sitelerinde "...", "...", "..." adı altında müvekkiline ait markaya tecavüz eder şekilde satışa sunulan ürünlerin satışlarına ilişkin linklere erişimlerin durdurulmasına ve bu içeriklerin ilgili internet sitelerinden çıkartılması için gerekli işlemlerin yapılmasına, yine, dava dilekçesinin "Sonuç ve İstem" kısmının (11) nolu bendini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 19.893.376 TL maddi tazminatın ve 100.000 TL manevi tazminatın, kesintisiz devam eden haksız fiil dikkate alınarak ve bu haksız fiilin 18.9.2015 tarihine kadar olan bölümü için davalılara karşı mahkememizin 2015/146.E. sayılı dosyasında birleşen 2015/182. E sayılı davanın açıldığı tarih olan 18.9.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı Yan tarafından dava dilekçesinde yer alan konu ve istemin İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde halen görülmekte olan 2015/146E. sayılı dosyası ile aynı olduğunu, bu taleplere ilişkin davacı yan iddiaları hali hazırda 2015/146 E. Sayılı dosyada incelendiğini ve bu durumun derdestlik yarattığını, 2015/146 E. sayılı dosyada henüz bir hüküm verilmemiş olup, ortada kesinleşen bir Mahkeme Kararı bulunmadığını, davacının aynı iddialar ile yeni bir dava açamayacağını, Davalılardan ... kozmetik-parfümeri sektöründe dünyada önde gelen tanınmış markaları ile her türlü kozmetik ürünlerin imalat ve ticareti ile iştigal ettiğini, başta ..., ... esas unsur markaları olmak üzere ..., ... ve diğer alt markaları altında üretilen kozmetik ve parfüm ürünleri, yoğun reklâm ve tanıtım ile bugün dünyanın pek çok ülkesinde ve Türkiye’de parfüm ve kozmetik alanında tanınmış markaları arasında, tartışmasız yer aldığını, ... San. ve Tic. A.Ş. ise sadece diğer davalı ... tarafından üretilen ürünlerin Türkiye'de satış ve pazarlaması faaliyetleri ile iştigal etmekte olup ... adına tescilli marka portföyünün yönetimi ve/veya bu markalar altında üretilen ürünlerin üretim ve kreasyon sürecine ilişkin herhangi bir yetkisi bulunmadığını, Davalı şirket ... halen ... sayı ile tescilli "..." esas unsur markasının,... sayı ile tescilli "..." esas unsur markasının; parfüm ve kozmetik ürünlerinde kullanılmak üzere, 15.02.2008 tarihinden muteber olmak üzere halen ... sayı ile tescilli "..." esas unsur markasının parfüm ve kozmetik ürünlerinde kullanılmak üzere, 04.09.2014 tarihinden muteber olmak üzere halen -... sayı ile tescilli "..." markasının sahibi olduğunu, ...'nın “...” ibaresi için WIPO ve OHIM nezdinde marka tescilleri de bulunduğunu, ..., 2010’lu yılların başlarında ... esas unsur markası ve ... alt markası altında yeni bir seri göz makyaj ürünlerinin üretimine başladığını, ürün gamında göz kalemleri, sürmeler, rimeller gibi göz makyaj ürünleri yer aldığını, bu ürün gamında yer alan ürünlerinden bir tanesinin de, “...” ticari ismi altında piyasaya sürülen ve bu isim altında pazarlaması ve reklamı yapılan göz makyaj malzemesi olduğunu, Arap/Hint kökenli “...” kelimesi, bir göz makyaj malzemesine verilen cins isim olduğunun ... E.sayılı dosyada yer alan 06.04.2016 ve 13.11.2020 tarihli bilirkişi raporlarıyla da tespit edildiğini, davalı Şirketin tescilli “...” markası ve “...” tanımlayıcı ticari ismi/cins ismi birlikte kullanılmış olup ... ibaresinin bu kullanımı sadece ürünü tanımlamak/nitelemek amaçlı olduğunu, tanımlayıcı işaret olan “...” ibaresinin tek başına usul ve yasaya aykırı olarak davacı yan adına tescil edilmiş olması davacı yana ... ibaresi üzerinde markasal koruma hakkı ve bu ibare üzerinde tekel hakkı sağlayamayacağını, Davalılardan ..., ... ibaresini “...” markalarının yanında tali unsur olarak kullanmakta ve tüm tescil başvurularında ... ibaresi üzerinde münhasır bir hak iddiaları olmadığını, Müvekkili Şirketin Karşı yanın tescilli ... markasının yazım şeklinin aynen taklit edilerek “J” harfinin aşağıya ve sola uzatılarak kullanıldığını iddia edilmiş ise de, Davacı Şirketin bu iddiası gerçeği yansıtmadığını, Karşı Yanın markasından fayda sağlamak gibi bir amacının olduğunun düşünülmesi dahi hayatın doğal akışına aykırı olduğunu, Her iki tarafça “...” ibaresinde kullanılan yazım stilinin birbirinden tamamen farklı olduğu, Davacı Yan dava dilekçesinde göz kalemi cinsi ürünler bakımından "..." ibaresinin sarı rengin üzerine siyah renk gelecek şekilde yazıldığını ifade ederek bu hususun tüketicileri yanıltmak suretiyle haksız yararlanmaya sebep olduğunu iddia etse de, söz konusu ürün renkleri bakımından yapılacak değerlendirmede kapsamlı bir şekilde kozmetik cinsi ürünlere dair gerçekleştirilen reklamcılık, ve pazarlama faaliyetleri ile müşteriler tarafından tercih edilebilirlik hususunun öne çıktığını, gözlere ve yüzlere uygulanan makyaj malzemeleri bakımından; sarı, altın sarısı (gold), gri, gümüş (silver) ve bronz (bronze) gibi parlak olan, siyah renk ile kontrast yaratabilen renklerin yoğun bir şekilde kullanıldığı kozmetik sektöründeki herkes tarafından bilinip ve uygulandığını, Söz konusu ibarelerin iltibasa yol açmadığı Mahkemenizin 2015/146 E. Sayılı dosyası kapsamında alınan 06.04.2016 ve 13.11.2020 tarihli bilirkişi raporlarıyla da tespit olunduğunu, Ülkesellik prensibine getirilen istisnaların başında tanınmış markalar geldiğini, mahkemece görevlendirilen bir Marka Vekili ve bir Bilgisayar Mühendisinden oluşan Bilirkişi Heyetinin hazırladığı 23.08.2021 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; www....com.tr adresinin kapalı olduğu tespit edilmiş, www...com.tr adresinde yer alan ürün üzerindeki kullanımda Davalı taraf marka kullanımının Davacı tarafa ait tescilli markalara benzerlik ve iltibas yaratacağı ve tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacağı görüş ve kanaatine varılmışsa da raporun tek taraflı beyan ve iddialar doğrultusunda hazırlandığını,Yargıtay 11.HD.nın 2019/1584 E - 2020/73 K sayılı ve 06/01/2020 tarihli kararında, davacının ... markası ile davalının tescilli ... ve ... esas unsurlu markalarının benzer olmadığı, 03. Sınıfta yer alan emtialar için kullanılmaları halinde orta düzeydeki tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin mevcut olmadığı,nın belirtildiğini, ... E. Sayılı dosya kapsamında yer alan 06.04.2016 tarihli bilirkişi raporunda ise: "Yukarıda da açıklandığı üzere "..." ibaresi tarafların faaliyet gösterdiği sektör dikkate alındığında zayıf bir marka olarak kabul edilmelidir. Az önce de açıklandığı üzere zayıf markanın varlığı halinde sonradan markada yapılacak bir takım küçük değişiklikler benzerliği ortadan kaldırabilecektir. Bu durum ise zayıf markayı tercih edip tescil ettiren kimselerin katlanacağı bir husustur. Ayrıca bu ilave davalıya ait ürünlerin davacının ürünlerinin serisi gibi algılanabilme ve işletmeler arasında yönetsel ve işletmesel bağlantı bulunduğu izlenimini yaratma tehlikesini de bertaraf edecektir. ...davaya konu davalı markalarının cins belirtiyor olmaları sebebiyle zayıf marka oldukları, bu sebeple huzurdaki davaya konu davacı kullanımlarının davalının marka haklarına tecavüz teşkil etmediği ve haksız rekabet oluşturmadığı"; ifadelerinin yer aldığını, ... dosyası kapsamında birçok bilirkişi raporunda, söz konusu ibare kullanım yoluyla ayırt edicilik kazansa da zayıf marka olduğu ve iltibasa yol açmayacağının tespit edildiğini, İşbu dosyada sunulan bilirkişi raporunun hukuki görüş kısmını hazırlayan bilirkişinin daha evvel aksi yönde görüş belirttiği de açıkken hiçbir gerekçe göstermeksizin yalnızca markalarda yer alan "J" harfinin yazılış şeklinin benzediği iddia edilerek markalar arasında karıştırılma ihtimaline neden olacak düzeyde benzerlik olduğunun kabul edilemeyeceğini, markalar arasında karıştırma ihtimalinin olmadığı gibi haksız rekabetin de gerçekleşmediğini, alınan bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik incelemeye dayalı olduğunu bildirerek davanın derdestlik dava şartı ve esasa ilişkin sebeplerden dolayı reddine, ayrıca mahkemenin aksi kanaatte ise 2015/146E. Sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasını karar vermesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;1-Davalıların ...+şekil ibaresi şeklindeki kullanımları dolayısıyla davacı tarafın marka hakkına tecavüz ettiğinin tespiti ile TECAVÜZÜN DURDURULMASINA, 2- Marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya ile bu eşyaları üretmeye yarayan araç, cihaz, makine gibi vasıtalara el koyulmasına, 3- 2. fıkra uyarınca el konulan ...+ ŞEKİL içeren ürünler üzerinde davacı tarafa mülkiyet hakkının tanınmasına,4-Davacı tarafa ait tescilli markanın kullanıldığı ...+ŞEKİL unsurlu tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, televizyon reklamlarının önlenmesine, 5- “...com.tr” alan adlı internet hesabındaki ihlale konu ... + ŞEKİL şeklindeki kullanımların engellenmesine, bu yönde erişim sağlayıcıları birliğine karar kesinleştiğinde müzekkere yazılmasına,6-Mahkeme kararının kesinleşmesinden sonra Türkiye'de tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez ilanına, masrafın davalıdan alınmasına,7-19.893.376,00-TL maddi tazminat alacağının 1.827.482,29-TL'sine 10.01.2017 tarihinden, 7.221.132,41-TL'sine 31.12.2017 tarihinden, 5.330.216,68-TL'sine 31.12.2018 tarihinden, 2.596.525,09-TL'sine 31.12.2019 tarihinden, 1.930.466,57-TL'sine 31.12.2020 tarihinden, 987.553,00-TL'sine 25.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avansa faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 8- Davacı tarafın manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 80.000,00-TL manevi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, 9-Davacı tarafın haksız rekabetin tespitine ilişkin talepleri yönünden davanın REDDİNE, " Şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Bilirkişi raporunun 15. sayfasında 18.9.2015-9.1.2017 yıllarına ait tazminat hesabına esas ikinci tabloda yer alan hasılat hesabında maddi hata olduğunu, 3.157.961,01 satış adedi 5.89 ile çarpıldığında toplam hasılat 18.600.390,34 çıktığını, ancak yapılan hesap ise 15.253.348,72 TL bulunduğunu, doğru hasılat üzerinden %15 olarak belirlenenerek kara etkisi uygulandığında 2.329.538,68 TL tazminat bulunması gerekirken 1.827.482,29 TL olarak (eksik) hesaplandığını mahkemenin bu yöndeki itirazı dikkate almadan karar verdiğini, 18.9.2015-9.1.2017 yıllarına ilişkin tazminat miktarı 2.329.538,68 TL olması gerektiğini, Bilirkişi raporunun 15.sayfasının 3.tablosunda, 10.1.2017-25.5.2021 yıllarına ait tazminat miktarı 18.065.893,74 TL olarak belirlendiğinden, iki tutar toplandığında toplam tazminat 20.395.432, 42 TL olması gerekirken 19.893.376,03 TL olarak belirlendiğini, hükmolunan maddi tazminatın bu nedenle düzeltilmesi gerektiğini, manevi tazminat talebinin kısmen reddine karar verilmesinin hak ve nesafete aykırı olduğunu, haksız rekabet isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Mahkemenin 2015/146 Esas sayılı dosyası bu dosyayı doğrudan etkileyeceğinden ilgili dosyanın bekletici mesele yapılması gerekirken karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilgili dosyada birbirini destekleyen raporlara rağmen yönlendirme yapılarak yeni rapor alınması nedeni ile çelişki oluştuğunu, çelişki giderici yeni rapor da alınmadığını, bilirkişilerin kök raporun aksi yöndeki rapor yönünden hiçbir açıklama da getirmediklerini, Dosyada ilk raporun 23.08.2021'de düzenlendiğini, bu tarihte müvekkiline tebliğ yapılmadığı gibi raporun da sadece usulsüz şekilde ... Türkiye'ye tebliğ edildiğini, itiraz üzerine dava dilekçesi tebliğ alınarak, öninceleme günü verildiğini, davacının iddialarına göre yargılamanın ilerletildiğini, adil yargılanma hakkının zedelendiğini, Raporun tek taraflı beyanlar dikkate alınarak hazırlandığını, ... ibaresinin cins ismi olduğunu, zayıf marka olduğunu ve Ankara Bam 20.HD'nin 2018/741, 2019/149K sayılı kararı ile de sabit olduğunu, markanın tek başına değil ... ve ... markaları ile birlikte kullanıldığını, raporda sektör bilirkişisi olmadığını, bilirkişi marka vekili ...'ın 2015/146 e sayılı dosyada da yer aldığını, 22.09.2023 tarihli raporda ... kelimesinin sürme anlamına gelen Hint kökenli bir sözcük olduğu ve orta düzeydeki tüketiciler tarafından yaygın bilinmediği belirtilmiş ise de, bu konuda ANKARA BAM 20 HD 2018/741 esas sayılı dosyasının kesinleştiğini, müvekkilinin kullanımının ... markasının tescil şekline uygun olduğunu, TPE deki fotoğraftan farklı şekilde kullanımın markanın aynen kullanılmadığını göstermeyeceğini, iltibas söz konusu olmadığını, ürünlerde ... ve... ibareleri yer aldığı, bu ibarelerin tanınmışlığı ve ayırt ediciliğinin değerlendirilmediğini,Mahkemenin 10.04.2023 tarihli ara kararın aksine sektör bilirkişisine değil, kimya yüksek mühendisi bilirkişi seçmesinin dosyaya uygun olmadığını, Mahkemenin 2015/146 Esas sayılı dosyadaki raporlar yönünden de itirazlarını tekrarladıklarını, hakimin J harfinin kullanım şeklinin özel olarak değerlendirilmesine yönelik ara kararından sonra çelişkili ve hatalı rapor oluştuğunu, raporlar arasındaki çelişkili giderilmeden ve ilgili dosya bekletici mesele yapılmadan karar verilmesinin yerinde olmadığını, Islah edilen tutarın zamanaşımına uğradığını ancak mahkemenin bu husustaki defiyi hiç değerlendirmediğini, davanın kısmi dava olduğunu, dava tarihinde dava edilmeyen kısım için zamanaşımının kesilmeyeceğini, tüm ıslah talebine karşı zamanaşımı defini ileri sürdüklerini, ıslaha konu olan faize ilişkin karar verilmesinin hatalı olduğunu, Kararın HMK 297/2 maddesine aykırı olduğunu, bu durumun infazda karışıklığa yol açacağını, "davalıların ... +şekil ibaresi şeklindeki kullanımları" ifadelerinin ciddi anlamda belirsizliğe yol açacağını, tescilli markanın çeşitli unsurlarla kullanılabileceğini, ihlal teşkil ettiği düşünülen J -K harflerinin yazı kaligrafi benzerliği olup müvekkilinin de yargılama sürerken bu kullanımdan vazgeçtiğini, Hükmün 2.fıkrasındaki "marka hakkına tecavüz dolayısı ile üretilmesi veya kullanılması cezayı gerektiren eşya" ifadesinde açık ve net olarak hangi kullanım şeklinin olduğunun belirtilmesi gerektiğini, 3.fıkrasında "2.fıkraya göre el konulan ...+ŞEKİL içeren ürünler ifadesinin belirsiz olduğunu, 4.fıkradaki "... +şekil unsurlu tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası basılı evrak ve ürünlerin toplatılması.." ifadesindeki ...+ŞEKİL ibaresinin belirsiz olduğunu, Hükmün müvekkilinin tescilli markasını kullanımına halel getirebileceğini, ... ibaresinin zayıf marka olup ayırt edici marka korumasından yararlanamayacağının Yargıtay kararı ile kesinleştiğini, ... ibaresinin cins isim olduğunu, Müvekkilinin kullanımının iltibas oluşturmasının mümkün olmadığını, ... İbaresinin birçok firma tarafından göz makyaj ürünlerinde kullanıldığını, Davacının kendi ürün tanıtımında dahi "... Hint dilinde süre anlamına gelir. Suya dayanıklı yumuşak yapısı ile gözlerinize keskin bir bakış sağlar" ifadesine yer verildiğini, Müvekkilinin ... ürünlerine ilişkin ilk kullanımının davacı markasına tecavüz teşkil etmediğinin açık olduğunu, karşı yanın markasına yaklaştırmanın ise mümkün olmadığını, davacı şirket faaliyetlerinden dahi ihtarname ile haberdar olunduğunu, Birçok firma tarafından J harfinin göze çekilen sürmeyi andırması için uzatılarak kullanıldığını, Microsoft Word yazı stillerinin hepsinde J harfinin diğer harflerden daha uzun ve sola doğru kıvrımlı şekilde kullanıldığını,J harfinin kullanımının davacı ile özdeşleştirilmesinin mümkün olmadığını, ...'nın menşei ülkesinde tanınmış marka olan ... markasının TÜrkiye de olduğu gibi markasal korumadan yararlanmkta olduğunu, Tazminat yönünden raporda eksik ve hatalar olduğunu, esasen 2015/146 Esas sayılı dosya ile çelişki giderilmeden itirazlar karşılanmadan tazminat hesabı yapılmasının hatalı olduğunu, müvekkili markasının tanınmışlığının göz önünde bulundurulmadığını, birden fazla marka kullanımı bulunması halinde elde edilen gelirin hangi markadan hangi oranda etkilendiğinin ortaya koyulması gerektiğini, ... markasınının ayırt ediciliği olmadığını, müvekkilinin ise ... markası için bir çok reklam ve tanıtım yaptığını, üretim tasarım lojistik masrafları olduğunu, %15'lik oranın neye göre belirlendiğinin belli olmadığını, marka tescilli olduğundan tazminata hükmedilemeyeceğini, davacının zarara uğradığında ilişkin somut belge sunamadığını, Kararda ürünler üzerinde hem mülkiyet hakkı tanınması hem de tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, ticaret unvanına, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ile maddi manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasındaki İstanbul Anadolu 1.FSHHM'nin 2015/146 Esas sayılı dosyası Dairemizin ... Esas sırasına kayıtlı olup davalı vekili, her iki dosyanın birlikte incelenmesini talep edilmiş olmakla tarafları aynı olan her iki dosya bağlantılı görülerek heyetimizce birlikte incelenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; davacının iddiası markasal haklara dayalı olup mahkemenin 2015/146 Esas sayılı dosyasında davacı adına tescilli ... tescil numaralı ..., ... tescil numaralı ... , ... tescil numaralı ... , ... tescil numaralı ... , ... tescil numaralı ... markalarının 3. Sınıftaki emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğü, Mahkemenin ... Esas sayılı birleşen dosyasında ... tescil numaralı ... markasının 556 sayılı KHK'nın 7/1-c maddesi gereği 35. Sınıftaki emtialar yönünden kısmen hükümsüzlüğü, davacı ... şirketi tarafından açılan birleşen davada ise markaya tecavüz iddiası ile tazminat talep edilmiş olmakla hükümsüzlük talebi de içeren ilgili dosyanın bu dosya yönünden bekletici mesele yapılması gereklidir. Mahkemece bekletici mesele ara kararından hangi gerekçe ile dönüldüğüne yer verilmeksizin ve davalının zamanaşımı defi değerlendirilmeksizin esas hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiş, davalı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kısmen kabulü gerekmiştir. Kabule göre de; HMK 297. maddesine göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup kararın hüküm fıkrasında; "...+ŞEKİL" ve "üretilmesi kullanılması cezayı gerektiren eşya" ibareleri yer almış ise de; hükmün bu yönden infazda çelişkiye yol açacağı açık olup hangi kullanımların markaya tecavüz oluşturduğunun kabul edildiğinin hüküm fıkrasındaki bentlerde açık olarak gösterilmesi gereklidir. Bu durum HMK 297/2 maddesine aykırılık oluşturduğu gibi davalılar vekilinin de bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf istemi ile davalı vekilinin sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekillerinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, - Davacının istinaf istemi ile davalının sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 2-İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 27/06/2024 tarih, 2021/89 Esas, 2024/189 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacı ve davalılara iadesine, 5- Kaldırma sebebine göre davacı vekilinin istinaf istemi bu aşamada incelenmediğinden davacı yanca yatırılan 1.169,40TL istinaf yoluna başvurma harcının istek halinde davacıya iadesine, -İstinaf aşamasında davalılar tarafından yapılan yargılama gideri olan 2.338,80TL (1.169,40+1.169,40TL) istinaf yoluna başvurma harcı ile 40TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.378,80TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.20/02/2025