T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1540 Esas
KARAR NO: 2024/1780
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 05/06/2024
NUMARASI: 2021/411 Esas, 2024/90 Karar
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 21/11/2024
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili markasının ... tarafından ilk olarak 1967 yılında yaratılmış olduğunu, 2007 yılında 4.2 milyon dolara varan cirosu ile Amerika Birleşik Devletleri'ndeki en büyük perakende satış mağazalarından birisi olduğunu, müvekkili firmanın şu anda giyim ürünleri, aksesuarlar, kokular, mobilyalar, gözlükler üretmekte ve ... adlı bir restoran işletmekte olduğunu, 2009 yılı itibariyle ..., ... (... da dahil olmak üzere) dünya çapında toplam 326 satış noktasına sahip olduğunu, resmi internet sitesi internet alışveriş sitesi (...com) 2000 yılında kurulduğunu, ..., ... kendisine ait “...” markasını uzun yıllardır menşe ülke Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere dünya genelinde, Türkiye de dahil 100'den fazla ülkede yoğun ve yaygın bir şekilde kullanmakta ve tescil kayıtları ile koruma altına aldığını, “...” ve şekil markalarının ve yahut benzeri ibarelerin üçüncü kişiler tarafından izinsiz kullanılması veya tescil ettirilmesi müvekkili firmanın Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile koruma altına alınan markasal haklarının ve tekel hakkının ihlali sonucunu doğurduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ve şekil markalarının tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” Markasının Paris Sözleşmesi ile 6769 Sayılı SMK nın 6/4 ve 6/5. maddeleri Anlamında Tanınmış Marka olduğunu, davalı tarafın, kendisine ait www...com.tr ve yer sağlayıcı firma alan adı üzerinden https:/www...com/... alan adlı internet siteleri ile www.instagram.com/... alan adlı sosyal medya adresinde, müvekkili şirketin Türk Patent nezdinde ..., ..., ..., ..., ... ve ... sayı ile kayıtlı markalarının aynı / benzerini, müvekkili markalarının da tescilli olduğu 03, 09, ve 14. sınıfta yer alan ürünlerden "parfüm, gözlük ve saat” ürünleri üzerinde, izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullandığını tespit ettiklerini, davalı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, kötü niyetli olduğunu, davalıya ait ...başvuru numaralı markanın esas unsurunun “...” ibaresi ve at üstünde oyuncu figürlü şekil unsurlu şeklindeki marka başvurusu, Türk Patent tarafından müvekkili markası ile benzer nitelikte bulunduğunu ve itiraz üzerine reddedildiğini, hal böyle iken davalının aksi yönde hareket ettiğini, markanın gerçek sahibinin müvekkili olduğunu bildiği halde, müvekkili markasının benzerini TPMK nezdinde tescil başvurusuna konu ettiğini, somut olayda davalının marka olarak sınırsız tercih seçeneği varken, müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer olan davaya konu markayı tescil başvurusuna konu etmesinin ve müvekkili markasına yakınlaşacak şekilde markasal kullanımda bulunmasının tesadüfi olmadığını ve basiretli bir tacir gibi hareket etmediğini TTK 18/2 ve Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı davrandığından, davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini ile, davalıya ait www...com.tr alan adının iptaline, müvekkili şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ve şekil ibareli tanınmış markalarına vaki tecavüzün durdurulmasını, men'ini, refini, haksız rekabetin giderilmesini, davalının haksız eylemlerine son verilerek “...”, şekil, "...” ibaresini / benzerini taşıyan tüm ürünlerin vs. tanıtım araçlarının toplatılmasını, bu ibarenin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasını, bunun imkansız olması halinde bunların imhasına, davalının, müvekkili marka hakkına ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men'ine, haksız rekabetin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "...” olarak saat sektöründe 1986 yılından bu yana Türkiye nin ve dünyanın dört bir yanındaki müşterilerine hizmet verdiğini, müvekkilinin Türkiye deki başarısının yanı sıra Dünya ve Ortadoğu ülkelerinde de markalarının bilinirliğini artırarak kendisini kanıtladığını, “...” markasının münhasır hak sahibi olan müvekkili kendine özgü ve ayırt ediciliği olan markası altında kendisinin üretip tasarladığı ürünlerin satışını gerçekleştirdiğini, aynı zamanda müvekkilinin saat sektöründe, yüksek kalite ve özgün tasarımlar içeren ürünlerinin yer aldığını “..., ..., ...” markalarının da sahibi olduğunu, müvekkili markası ile davacının markasının hem esaslı unsuru, hem ilgili bulunduğu tüketici kitlesi hem de görsel ve işitsel olarak tamamen farklı olup iki marka arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilin markası kelime konfigürasyonundan oluşan bir bütünü olduğunu, müvekkilin markası bir bütün olarak “...” ve “...” kelimelerinden oluşmakta olup davacının markasından tamamen farklı olduğunu, dava konusu müvekkili markasının asli unsuru “luis” ibaresi olmakla birlikte “...” kelimesine kattığı özgün kelime unsurları ile birlikte özgünleştiği ve markalar arası iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığını, önceden mevcut, yaygın ve alışılmış olmayan kelime gruplarından oluşan müvekkilin markası ayırt edicilik vasfına haiz olduğunu, dava konusu markanın müvekkili tarafından ayrı anlamlara gelen üç sözcüğün bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş birleşik bir kelime markası olduğunu, müvekkili başvuru sahibi, “...” kelimesiyle “...” kelimesini bir araya getirmek suretiyle, yaygın ve alışılmış olmayan bir yapı oluşturduğunu, davaya konu markayı oluşturan kelime konfigürasyonunda her kelimenin ayrı ayrı çağrışımları ile bir araya gelerek oluşturdukları çağrışım arasında belirgin bir fark bulunduğunu, müvekkili tarafından oluşturulup kullanılan kelime markasının ayırt edici nitelikte olduğunu, bu ifadeyi oluşturan parçaların ötesine geçen farklı bir algı oluşturduğunu, nitekim ilgili tüketiciler nezdinde müvekkilin “...” ibareli markasının aynı mal ve hizmetler arasında derhal ve ilave bir zihni çaba gerektirmeksizin, doğrudan bir bağlantı kuracağını gösterir hiçbir somut delilin mevcut olmadığını, müvekkil, “..” kelimesiyle “...” kelimesini bir araya getirmek suretiyle, yaygın olarak kullanılan “...” ibaresini alışılmış olmayan bir yapıya kavuşturulduğunu müvekkili tarafından oluşturulup kullanılan kelime markasının ayırt edici olduğu bu ifadeyi oluşturan parçaların ötesine geçen farklı bir algı oluşturduğunu, nitekim ilgili tüketici nezdinde “...” ibaresi ile davacının polotşekil ibareli markalarının jenerik unsurları ile birlikte bakıldığı zaman markalar arasında ilave bir zihni çaba gerektirmeksizin, doğrudan bir bağlantı kuracağını gösterir hiçbir somut delil mevcut olmadığını, davacı tarafın müvekkil şirketin markasından oluşan alan adının iptaline ilişkin taleplerinin reddini, müvekkili kendi yarattığı markasına ait alan adını kendi marka adı altında kullanmakta olup bu alan adını kendi ürettiği ürünlerin satışında kullandığından davacı tarafın haksız rekabet iddiası ile talep ettiği haksız taleplerinin reddini, davacının, şartları oluşmayan ve zamanaşımına uğramış olan müvekkili markasının hükümsüzlüğüne ilişkin talebinin reddine, somut verilerden ve hukuki dayanaktan uzak haksız rekabete ilişkin haksız taleplerinin ve haksız davasının tümden reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: "1- Davanın marka hakkına tecavüz ve hükümsüzlük istemleri yönünden KABULÜ ile, A- Davalıya ait TPMK nezdinde tescilli ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkini için TPMK'ya yazı yazılmasına, B- Davalıya ait www...com.tr alan adına erişimin engellenmesine, karar kesinleştiğinde ...'ye yazı yazılmasına, C- Davacı şirketin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli "..." ve ... ibareli tanınmış markalarına vaki davalı tecavüzünün önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına, bu kapsamda “...”, ..., "..." ibaresini taşıyan ürünlerin ve tanıtım araçlarına el konulmasına, bu ibarenin ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına, D- SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine", karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili katılmalı istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile "Davalı tarafa ait www...com.tr alan adının iptali" talep edilmişse de, Yerel Mahkemece hatalı olarak davalıya ait www...com.tr alan adına erişimin engellenmesine karar verildiğini, alan adının iptali ve erişimin engellenmesi doğurdukları sonuçlar bakımından farklı olduğunu hükmü bu yönden istinaf ettiklerini belirterek kararın kaldırılmasını davalının istinaf isteminin reddini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin, davacının dayandığı markanın ne olduğu gibi davanın ve yargılamanın seyrini etkileyecek konuları tartışmaması ve gerekçesinde değerlendirmemesi hatalı olduğunu, Mahkemesinin kabulü ve kararının kamu düzenine aykırı olduğunu, ... 'nun Tek başına herhangi bir ayırt edici niteliği bulunmayan işaret olduğunu, "..." ibaresinin jenerikleştiğine dair açıklamaların değerlendirilmediğini, "..." üretildiği pazarda ürünün genel adı halini aldığını, giyim sektöründe yaygın kullanımından dolayı gösterge halini aldığını, Sektörde de örneğe uygun bir şekilde birçok "..." ibareli marka tekstil sektöründe kullanılmakta olduğunu, Benzerlik değerlendirmesi yapılırken davacının "..." ibaresinin markasının çekirdek unsuru olduğu göz önünde bulundurulması gerekirken hatalı bir şekilde "..." ibaresi hakkında değerlendirme yapıldığını,enzerlik değerlendirmesi yapılırken davacının "ralp lauren" ibaresinin markasının çekirdek unsuru olduğu göz önünde bulundurulması gerekirken hatalı bir şekilde "..." ibaresi hakkında değerlendirme yapıldığını,Davacı markasının ayırt edicilik vasfı konusunda da hatalı değerlendirme yaptığını, çok bilinen bir "..." markası da ... " ve "..." markaları olduğunu, Tanınmışlık değerlendirme ve kabulü de hatalı olduğunu, WIPO Ortak Tavsiye Kararı'ndaki kriterlerin dikkate alınacağı yönündeki görüşlere katılmadıklarını, davacının sicilde tanınmış marka tescilinin olması da tanınmış marka sayılması için yeterli olmadığını, Davacıya haksız konum sağlayan açıklamaları kabul etmediklerini, Davacının markasının Türkiye'de ticarete konu edilmediği yönündeki iddialarının değerlendirilmediğini, Müvekkilinin kendi tasarım ürünlerini satışa arz etmekte olduğunu, markaların karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının sunmuş olduğu tüm deliller "..." ve "..." ibarelerine ilişkin olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili, ve katılmalı yolu ile davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. YHGKnın, 2011/11–567 E-2011/676 K., 2012/11–417 E, 2012/791 K., 2013/11-1316 E, 2015/34 K., 2013/11-1572 E-2015/1133 K., 2017/11-74 E- 2017/728 K.ve 2017/11-8 E-2019/47 K.sayılı ilamlarında da benimsendiği üzere, mahkeme kararlarında gerektiğinde hükmün eki niteliğinde kroki ve şekillere, kararın ekinde yer verilebilir ise de, hükmün gerekçe kısmında, HMK'nın "Hükmün Kapsamı" başlıklı 297. maddesi ve Anayasa'nın 141. maddesi hükümlerine uygun düşmeyecek biçimde şekillere şekillere yer verilmesi, davadan davalar doğmasına, tarafların yeniden uyuşmazlığa düşmelerine, infazda tereddüt yaşanmasına yol açabilecektir. Renk, boyut ve diğer özelliklerinden yoksun bir şekilde markaların ve tasarımların gerekçeli karara eksik yansıtılmaları yanıltıcı sonuçlara neden olabilecektir. Somut uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesince kararın gerekçe bölümünde ve hükümde bir kısım marka görsellerine, kuallnımlara yer verilmiş olup, bu durumun infazda karışıklığa yol açacağı, 6100 sayılı HMK’nın 297’inci maddesine de aykırı olduğu kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenle tarafların istinaf istemleri incelenmeksizin istinaf istemlerinin kamu düzeni dikkate alınarak kısmen kabulüne, HMK’nın 355, 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkeme kararının re'sen kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ve davalı istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul 3. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 05/06/2024 tarih, 2021/411 Esas, 2024/90 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf talebi kısmen kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talebi halinde davacı ve davalı tarafa iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 35TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.204,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 305TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.474,40TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.21/11/2024