T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1433 Esas
KARAR NO: 2025/105 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 06/06/2024
NUMARASI: 2024/178 E. - 2024/494 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 29/01/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin miras bırakan ...'ın mirasçıları olduğunu, davalının ise muris ...'in kız kardeşi ...'nin eşi olduğunu, murisin ölümünden yaklaşık 10 yıl önce imzaladığı boş senedi ele geçiren davalının kötüniyetle bu senedi kendisinin alacaklı gibi doldurmak suretiyle müvekkilleri aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi yaptığını, aslında senedin 2001 yılında düzenlendiğini, 2009 yılında düzenlenmediğini, üzerindeki damga pulundan bunun anlaşıldığını, davalının senette sahtecilik yaptığını, müvekkillerinin bu senetten dolayı davalıya borçlu olmadıklarını ileri sürerek, icra takibinin ve senedin iptaline, %20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların ayını dilekçe ile Bakırköy 1. İcra Hukuk mahkemesinin 2013/713 Esas sayılı dosyası ile aynı taleple dava açtığını, bu nedenle derdestlik itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin tacir olmadığını ve davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğinden iş bölümü itirazlarının bulunduğunu, davacıların senedin varlığından daha önce haberdar olduklarını, müvekkilinin davacıların murisine oturduğu evin arsa parasını verdiğini, borçlarını ödediğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 28/03/2017 tarihli 2013/307E. - 2017/327K.sayılı kararıyla; "...davanın kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davası olduğu, davalının davalılar aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile bonoya istinaden icra takibi yapması üzerine davacıların dayanak bononun keşidecisi olan murisleri ...'in ölümünden yaklaşık 10 yıl önce imzaladığı boş senedi ele geçiren davalının kötüniyetle bu senedi kendi alacaklı gibi doldurmak suretiyle icra takibine konu ettiğini ileri sürerek iş bu davayı açtıkları anlaşıldığı, dava ve takip konusu bononun 25/10/2009 keşide tarihli, 01/11/2011 vadeli ve 90.000,00 USD bedelli, bedeli nakden alındı ibareli, keşideci davacıların miras bırakanı olduğu anlaşılan ... tarafından davalı emrine keşide edilen ve TTK gereğince tüm unsurları bulunan bono olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasında, dava ve takip konusu bonodaki imzanın keşideci mirasbırakan ...'e ait olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, bu nedenle bu hususta imza incelemesine gerek görülmediği, davacıların murisleri ...'in ölümünden yaklaşık 10 yıl önce imzaladığı bu boş senedi ele geçiren davalının kötüniyetle kendisini alacaklı göstererek doldurmak suretiyle icra takibine konu ettiğini iddia ettikleri, davalının ise davacıların senedin varlığından daha önce haberdar olduklarını, muris ...'e arsa parası verdiğini, borçlarını ödediğini, icraya olan borçlarını ödediğini savunduğu, dava ve takip konusu senedin imza hanesi muris ... tarafından boş olarak imzalandığı, bilahare davalı tarafından bir avukatlık bürosunda doldurtulmak suretiyle icra takibine konu edildiğinin saptandığı, diğer yandan davacıların, dava ve takip konusu imzalı boş senedin davalı tarafından haksız ele geçirildiğini iddia etmiş iseler de bu iddialarını ispat edememişlerdir. Bu durumda dava ve takip konusu senedin boş ve imzalı olarak davacıların murisi tarafından davalıya verildiğinin kabulünün gerektiği, gerek hukukumuz, gerekse yerleşik Yargıtay kararları gereğince imzası inkar edilmeyen, imzalı ve boş olarak verilen senedin söz konusu olması halinde senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun ispat külfeti bunu iddia eden tarafa ait olduğu, ne var ki, davacıların bu yöndeki iddialarını ispat edecek delil sunmadıklarından iddialarını ispat edemedikleri, diğer yandan davacıların delilleri arasında da yemin deliline dayanmadıklarından bu hususun hatırlatılmasına gerek görülmediği, her ne kadar davacılar vekili, davalının müvekkillerine borç para verdiğini, icra dosya borçlarını ödediğini savunduğundan ispat külfetinin davalıya geçtiğini savunmuş ise de dava ve takip konusu senette ihdas nedeni olarak "nakten" kaydı bulunduğundan ve davalının savunması da bu doğrultuda bulunduğundan ispat külfetinin yer değiştirdiği iddiasının mahkemece kabul edilmediği, açılan ceza davasının niteliği ve sanığı dikkate alındığında ceza davasının neticesinin beklenmesine de gerek görülmediği..." gerekçesiyle ispat edilemeyen davanın reddine, 161.010,00 TL asıl alacak üzerinden %20 kötüniyet tazminatının davacılardan tahsili ile davalıya verilmesine karar verildiği, karar davacılar vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
I.KALDIRMA KARARI: Dairemiz 30.10.2020 tarihli 2017/3795 E. - 2020/195 K. sayılı kararıyla; "...Davacı yanın şikayeti üzerine açılan kamu davasında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen beraat kararının katılan yararına ve sanık aleyhine bozulması yönünde savcılık mütalaası verildiğini, atılı suçun nitelikli dolandırıcılık olduğunu ve dava konusu ile ayni maddi vakıalardan yargılandığını, yine senedi dolduran dava dışı ... isimli kişinin de kamu kurumlarını aracı kılarak nitelikli dolandırıcılık suçundan aynı maddi vakıalarla yargılandığı ancak mahkemenin ilgili dosyaların kesinleşmesini beklemediği anlaşılmıştır.Mahkumiyet hükmü ve bu hükümde tespit olunan maddi vakıalar hukuk hakimi için de bağlayıcıdır. Bu nedenle eksik tahkikatle hüküm kurulduğu..." gerekçesiyle HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırıldığı görülmüştür.
KALDIRMA SONRASI MAHKEMENİN II.KARARI: Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 09/03/2023 tarihli 2020/108E. - 2023/246K.sayılı kararıyla; "...davacıların miras bırakanları ...'in ölümünden yaklaşık 10 yıl önce imzaladığı boş senedi ele geçiren davalının kötüniyetle kendisini alacaklı göstererek doldurmak suretiyle icra takibine konu ettiğini iddia ettiğini, davalının ise miras bırakana para verdiğini, borçlarını ödediğini savunduğu, davacıların dava konusu imzalı boş senedin davalı tarafından haksız ele geçirildiğini ispat edemedikleri, imzalı ve boş olarak verilen senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunun ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğunu, ancak davacıların bu yöndeki iddialarını ispat edecek delil sunmadıkları, senetteki ihdas nedeni olan nakden kaydı ile davalı savunması aynı doğrultuda olduğundan ispat külfetinin yer değiştirmediği, icra takip dosyasında yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği ve tedbirin de uygulandığı gerekçesiyle, davanın reddine, davalı lehine davacılar aleyhine takipteki asıl alacak tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına..." karar verilmiş, karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
II.KALDIRMA KARARI: Dairemiz 05.02.2024 tarihli 2023/1326E. - 2024/207 K. sayılı kararıyla; "...Mahkemece 09/03/2023 tarihli duruşmada, tahkikatın bittiği bildirilmemiş, sözlü yargılama aşamasına geçilmemiş, davacı vekilinin sözlü yargılama için süre talebi hakkında da olumlu olumsuz herhangi bir karar verilmemiştir. Emredici nitelikteki HMK'nın 184.maddesi ve 186.maddesindeki usul kurallarına uyulmadan verilen karar, adil yargılanma hakkına ve hukuki dinlenilme hakkına aykırı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin usule ilişkin istinaf itirazları yerinde görülerek, istinaf itirazının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin esasa ilişkin sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına..." karar verilmiştir.
KALDIRMA SONRASI MAHKEMENİN III.KARARI: Bakırköy 4.Asliye Ticaret Mahkemesi 06/06/2024 tarihli 2024/178E. - 2024/494K.sayılı kararıyla; "...Her ne kadar davacılar vekili, davalının müvekkillerine borç para verdiğini, icra dosya borçlarını ödediğini savunduğundan ispat külfetinin davalıya geçtiğini savunmuş ise de, dava ve takip konusu senette ihdas nedeni olarak "nakten" kaydı bulunduğundan ve davalının savunması da bu doğrultuda olduğundan ispat külfetinin yer değiştirdiği iddiası mahkememizce kabul edilmemiştir.
Hal böyle olunca ispat edilemeyen davanın reddine ilişkin, yargılama aşamasında Bakırköy ... İcra Dairesinin ... (yeni no:...) Esas sayılı icra takip dosyasında yatırılacak paranın alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verildiği ve tedbirin de uygulanması nedeniyle davalı lehine davacılar aleyhine takipteki asıl alacak tutarının %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilerek, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davanın REDDİNE, -İcra takip dosyasındaki asıl alacak tutarının %20'si oranında olan 32.202,00-TL kötü niyet tazminatının davacılardan alınarak davalıya verilmesine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davacılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararına gerekçe gösterdiği ve davalının Yargıtay bozması sonrası yürüyen Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/488 Esas sayılı dosyasının, yargılama sırasında davalı sanık ...'nun ölmesi nedeniyle düştüğünü, düşme kararına kadar ceza dosyasına sunulan tüm belge ve incelemelerin davanın haklılığını ortaya koyduğunu, Senedin kambiyo vasfına haiz olmadığını, üzerindeki damga pulunun 2001 yılına ait olduğunu, senedin üzerine 25/10/2009 tanzim ve 01/11/2011 vade tarihinin yazıldığını, Senedin ceza dosyasında sanık olarak yargılanan ... tarafından doldurulduğunu, ...'ün davalı vekilinin bürosunda çalışan sekreter olup, yetkisiz bir kişi olduğunu, SGK emeklisi bir şahsın davacı müvekkillerinin murislerine 90.000,00-USD gibi yüksek bir meblağ ödeme yaptığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu hususun ancak yazılı delille ispat edilebileceğini, Davalı tarafın murisleri hakkında başlatılan icra dosyalarına olan borçlarını ödedikleri savunulmuşsa da, bu icra dosyalarının incelenmesinde alacak tutarlarının çok cüzi olduğu, dosyaların işlemden kaldırıldığının tespit edildiğini, Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacak tutarının 4.800,00 TL olduğu, bu dosyaya 250,00 TL ödeme yapıldığı, bu paranın da zamanaşımı nedeniyle Hazineye intikal ettiği, bu dosyanın borçlu yanın iddialarının çürüttüğünü, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, istinaf taleplerinin kabulüne, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/06/2024 tarihli, 2024/178 Esas, 2924/494 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, haklı davalarının kabulüne, istinaf incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının ..., borçluların ... mirasçıları ..., ... ve ... oldukları, 161.010,00 TL asıl alacak olmak üzere toplam 182.614,01 TL alacak için 16/04/2013 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının 25/10/2009 tanzim ve 01/11/2011 vade tarihli, 90.000,00 USD bedelli bono olduğu, takibin kesinleştiği tespit edilmiştir. İcra takibine ve davaya konu bono örneği incelendiğinde; borçlusunun ..., lehtarının ... olduğu, 01/11/2011 vade, 25/10/2009 tanzim tarihli, 90.000,00 USD bedelli bono olduğu, bedelinin nakden alındığının yazılı olduğu üzerinde iki adet damga pulu bulunduğu tespit edilmiştir. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/488 (2014/246) Esas sayılı dosyası incelendiğinde; sanık olarak yargılanan davalı ...'nun 2014/246 Esas, 2014/282 Karar sayılı kararı ile beraatine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine eksik inceleme nedeniyle bozulmasına karar verildiği, 2021/488 Esas sırasına kaydedildiği, yargılama devam ederken sanık öldüğünden hakkında açılan davanın düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/211 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; şikayetçilerin ..., ... ve ... olduğu, şüphelinin ise ... olup dolandırıcılık suçundan dolayı cezalandırılması için kamu davası açıldığı, şikayetçilerin murisinin imzasını taşıyan boş senedin 90.000,00 USD bedeli yazılmak suretiyle icra takibine konu edilmesi nedeniyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda 2019/466 Karar sayılı kararla beraatine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 08/04/2022 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir. Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/488 Esas sayılı davasında dinlenen tanık ...'ın anlatımında, ...'ın kardeşi olduğunu, ...'ın evine haciz geldiğini, paraya ihtiyacı olduğunu, bu nedenle davalıdan borç aldığını, ne kadar borç aldığını bilmediğini, borca karşılık ...'in açık senet verdiğini beyan ettiği anlaşılmıştır.Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/488 Esas sayılı dosyasından alınan 17/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu senetteki borçlu imzasının davacıların miras bırakanı ...'in eli ürünü olduğuna dair görüş bildirildiği tespit edilmiştir.
G E R E K Ç E: Dava, icra takibinden sonra açılan bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti davasıdır. Mahkemece davanın reddine ve alacağın %20’si kadar kötüniyet tazminatına karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili istinaf yargı yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar tarafından davaya ve icra takibine konu olan bononun murisleri ... tarafından boş olarak imzalandığı, davalının bonoyu haksız olarak ele geçirdiği, boş olan bonoyu murisin iradesine aykırı şekilde doldurarak icra takibine başladığı, murislerinin davalıya borçlu olmadığı iddia edilmiştir. Davaya konu bono incelendiğinde; TTK’nun 776/1. maddesinde yer alan şekil şartlarının mevcut olduğu tespit edilmiştir. Bonodaki borçlu imzasının davacıların murisi ...’a ait olduğuna dair taraflar arasında ihtilaf da mevcut değildir. Dinlenen tanık anlatımlarına göre; davacılar, davaya konu bononun davalı tarafından haksız olarak ele geçirildiğini ispat edememişlerdir. Dava konusu bonoda bedelinin nakden alındığı yazıldığından, davalı tarafın davacıların murisine ait borçları ödediği, arsa parası verdiği için bononun düzenlendiğine dair savunmasının bononun ihdas nedeninin talili niteliğinde olmadığı, bonodaki keşide ve vade tarihleri ile bono bedelinin borçlunun iradesine aykırı olarak doldurulduğunu ispat yükünün davacılarda olduğu, davacıların bu hususu ispatlayacak bir delil sunmadıkları anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle; mahkemece davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, davacılar vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş, davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile: 1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacılar tarafından yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 29/01/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.