T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/765 Esas
KARAR NO: 2025/1629 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 13/02/2024
NUMARASI: 2022/142 E. - 2024/30 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Manevi Tazminat İstemli)
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı firma tarafından, Küçükçekmece 2.Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/4294 D.iş dosyasında müvekkili ve sahibi olduğu firmanın davalıya ait 2016/01331 sayılı endüstriyel tasarıma tecavüz ettiği ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla müvekkili firmanın adresinde arama, el koyma işlemi gerçekleştirilmesi ve devamında kamu davası açılmasının talep edildiğini, davalının işbu talebi üzerine Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2017/4294 D.İş dosyasında 10/08/2017 tarihinde el koyma ve incelenmesine yönelik karar verildiğini, arama, el koyma işlemi esnasında 9522 adet ürüne, kalıba el konulduğunu, yapılan el koyma işlemine müvekkilince itiraz edildiğini, ancak ürünlerin iadesinin gerçekleşmediğini, davalının el koyma işlemine dayanak yaptığı tasarımın Bakırköy 1. FSHHM'nin 2017/150 Esas sayılı dosyasında verilen karar ile hükümsüz kılındığını, müvekkilinin üzerine atılı suçla ilgili kovuşturmaya yer olmadığına yönelik karar verildiğini, bu kapsamda davalının işlemleri haksız fiil teşkil ettiği gibi, hükümsüzlüğün geçmişe etkisi kapsamında, davalının yeni ve ayırt edici olmayan harcı alem tasarımına dayanarak kötüniyetli şekilde müvekkili aleyhine işlem yaptığından müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmin edilmesi gerektiğini iddia ederek, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin iyi niyetli olarak TPMK tarafından kendisi adına tescil edilen tasarımdan doğan kanuni haklarından faydalandığını, müvekkilinin meşru bir hakkını kullanması nedeniyle davacının zararına yol açmış olsa dahi tazminata hükmedilemeyeceğini, davacının iş yerindeki arama el koyma işleminin mahkeme kararı ile ve tescilin hüküm sürdüğü zaman zarfında yapıldığından müvekkilinin Anayasa ve kanunun kendisine tanıdığı hakları iyi niyetli olarak kullandığını, keza arama el koyma işleminin adli makamlar ve kolluk tarafından icra edildiğinden müvekkiline atfedilecek herhangi bir kusur eylemi bulunmadığını, müvekkilinin iyi niyetli bir şekilde hareket ettiğini, davacının kötü niyet iddiasını ispatlayamadığını, bu nedenle huzurdaki davanın reddi gerektiğini savunarak, ayrıca talebin zaman aşımına uğradığını beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BEDEL ARTIRIMI: Davacı vekili dosyaya sunduğu 30/11/2023 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 11.894,28 TL olarak artırdığını beyan ederek, dava tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 13/02/2024 tarihli 2022/142E. - 2024/30 K. sayılı kararıyla; "...Tüm dosya kapsamı deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın 2016/01331 tescil numaralı tasarımı dayanak yaparak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayet üzerine Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/38595 soruşturma sayılı dosyasında davacı iş yerinde arama ve el koyma işlemi yapılarak davacıya ait 9.522 adet ürününe ve bu ürünlerin üretiminde kullanılan kalıplara 10/08/2017 tarihinde el konulduğu, bilahare bu ürün ve kalıpların 22/09/2017 tarihinde davacı tarafa iade edildiği görülmüştür. Davalının davacı aleyhine gerçekleştirdiği arama - el koyma işlemine dayanak yaptığı 2016/01331 tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğü istemli Mahkememizin 17/01/2019 Tarih, 2017/150 Esas ve 2019/6 Karar sayılı dosyasında verilen "asıl dosyada davalının karşı davasının kabulüne, davacı adına olan 2016/01331 tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine," dair verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay denetiminden geçerek 23/10/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.Bu itibarla hükümsüzlüğe dair kararın kesinleşme tarihine göre, davanın zaman aşımı itirazı reddedilmiştir. Buna göre, davalının tescil başvuru tarihinde kurumun incelemesiz tescil yapmasından faydalanarak yeni ve ayırt edici nitelikte olmayan tasarımı tescil ettirip, buna dayanarak davacı aleyhine şikayette bulunduğu ve bu şikayetin haksız olup, bu nedenle davacının iş yerinde arama ve el koyma işlemi yapıldığı, bu işlem nedeniyle en son aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı tarafın 11.894,28 TL maddi zararının oluştuğu anlaşılmakla, davalı bu kusurlu ve hukuka aykırı davranışından sorumlu olup, davacının zararını karşılamakla yükümlüdür. Bu itibarla davacının maddi tazminata yönelik talebi yönünden davasının kabulü gerekmiştir. Dava dilekçesinde eylem tarihinden itibaren faiz talep edilmiş ise de, arttırım dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak tarafların sıfatı ve niteliğine göre dava tarihinden itibaren reeskont faizine hükmedilmiştir. Davacının manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihadına göre davalının eylemi TTK hükümleri kapsamında haksız rekabet teşkil etmekte olup, davacı şirketin TBK 58 maddesi kapsamında manevi tazminat talebinde bulunması da mümkün olup , haksız fiilin niteliği, süresi ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının KABULÜNE,
-Toplam 11.894,28 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 26/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yine 10.000,00 TL manevi tazminatın haksız eylem tarihi olan 10/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine..." karar verildiği görülmüştür.
İSTİNAF İSTEMİ: Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; müvekkilinin haksız bir eyleminin bulunmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, el koyma işleminin adli makamlar ve kolluk kuvvetlerince yapıldığını, oluşan bir zarar varsa, bu zararları tazmine yükümlü olanın devlet olacağını, Davaya bakma görevinin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi tacirler arasındaki haksız eylemden kaynaklanan davaların Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini,Türk Borçlar Kanunun 72. Maddesi uyarınca fiili zamanaşımı süresinin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl olduğunu, davada zamanaşımının oluştuğunu, eylemin 10/08/2017 tarihinde gerçekleştiğini, davacıya ürünlerin 22/09/2017 tarihinde teslim edildiğini, 10/08/2019 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğunu, zamanaşımının 22/09/2017 tarihinde başladığı düşünülse dahi 22/09/2019 tarihinde iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu,Müvekkilinin iyiniyetli olarak tescilli tasarım haklarını kullandığını, meşru bir hakkın kullanılması nedeniyle tazminata hükmedilemeyeceğini, el koyma işlemi yapıldığı tarihte tasarımın halen tescilli olduğunu, müvekkilinin yabancı ülkedeki tasarımdan haberdar olmasının beklenemeyeceğini, hükümsüzlük davasında bu konuda yeterli delilin de sunulamadığını,Müvekkilinin kanunun kendisine tanıdığı hakları kullanarak şikayetçi olduğunu, tescilli tasarımına konu ürünlerin toplatıldığını, tazminatla sorumlu tutulamayacağını, aksi halde kimsenin kanundan kaynaklanan haklarını kullanamayacağını,Tescilli tasarımdan kaynaklanan hakların hükümsüz kılınana kadar kullanılmasının hukuka aykırı olmadığına dair örnek Yargıtay kararları bulunduğunu,Arama ve el koyma işlemi adli makamlar ve kolluk birimleri tarafından yerine getirildiğinden, müvekkiline atfedilecek bir kusur bulunmadığını, haksız fiilde bulunması gereken hukuka aykırı fiil, kusur, zarar ve illiyet bağı unsularından hiçbirisinin mevcut olmadığını,Müvekkilinin..1 tescil numaralı tasarımının davanın açıldığı tarihte koruma altında olduğundan, yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu,Müvekkilinin tasarımının hükümsüzlüğüne dar verilen mahkeme kararının eksik inceleme ile verildiğini, ... tasarımıyla ilgili tescil belgesinin dosyaya girmediğini, davalı tarafın sunduğu ve hiçbir geçerliliği olmayan bir takım internet çıktıları üzerinde inceleme yapılarak karar verildiğini, Davacı tarafından müvekkilinin kötüniyetli olduğu ispatlanamadığı halde, mahkemece müvekkilin,in kötüniyetli olduğuna karar verilmesinin hatalı olduğunu,Alınan ve yeterli olmayan bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazlar değerlendirilmeden davanın kabulüne karar verildiğini, bilirkişinin 1 yalık süre içinde sanki üretimi yapılan tüm ürünlerin satışı yapılacakmış gibi hesaplama yaptığını, pazarlama sürelerini dışlamadığını, bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini, 1 aylık sürede el konulan ürünlerin ancak 1/4 veya 1/5'inin satılabileceğini, kazanç kaybının da buna göre hesaplanması gerektiğini, ayrıca söz konusu ürünlerin satışa hazır ürünler olup olmadıklarının da değerlendirilmediğini, Ayrıca davacının 12/06/2017-10/08/2017 tarihleri arasında yaklaşık 58 günde toplam 640 adet üretim yapmış olmasına rağmen, 10/08/2017-22/09/2017 tarihleri arasındaki 28 gün içinde bunun yaklaşık 15 katı kadar 9522 adet üretim yapacağının kabul edilmesinin de açıkça hukuka aykırı olduğunu, Haziran ve Temmuz aylarında satış sezonunun başlaması nedeniyle üretimin arttığını, Ağustos ayından itibaren ise azaldığını, firmanın 28 günde bu kadar üretim yapabilecek araçlara sahip olduğunu da kanıtlayamadığını, kalıplara el konulması nedeniyle bu sürede üretim kaybının 320 adetten fazla olamayacağını, maddi tazminat hesabının varsayımla yapılamayacağını, kesin delil olması gerektiğini belirterek, açıklanan ve re'sen tespit edilecek nedenlerle; istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek, istinaf talepleri kapsamında yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, Mahkeme aksi kanaatteyse yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf talepleri kapsamında yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER: Küçükçekmece C. Başsavcılığının 2017/38595 Sor. Sayılı hazırlık evrakı incelendiğinde; davalının ... hakkında yaptığı haksız rekabete ilişkin şikayeti üzerine Küçükçekmece 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 10/08/2017 tarihli, 2017/4294 D.İş sayılı kararı ile şüphelinin iş adresine arama ve el koyma ve inceleme yapılmasına karar verildiği, 10/08/2017 tarihinde 9522 adet börek taşıma kabı ve kalıplarına el koyma işlemi yapıldığı, Küçükçekmece Sulh Ceza Hakimliğinin 21/08/2017 tarihli, 2017/4747 Sayılı D.İş kararı ile el konulan ürünlerin sahibine iadesine karar verildiği, 22/09/2017 tarihinde ürünlerin ...'ya teslim edildiği, 23/11/2017 tarihli, 2017/26852 Karar sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği tespit edilmiştir.Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 17/01/2019 tarihli, 2017/150 Esas, 2019/6 Karar sayılı ilamı incelendiğinde; asıl davada davacı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Tarafından davalı Kastamonu ... San. Ve tic. Ltd. Şti. Aleyhine tasarım hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davası açıldığı, davalının da karşı davada asıl davada davacı-karşı davada davalı şirket adına tescilli 2016 01331 tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğünü talep ettiği, yapılan yargılama sonucunda, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne ve tasarımın hükümsüzlüğüne karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek 23/10/2023 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince tasarım uzmanı ..., mali müşavir ... ve hukukçu ...'tan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 07/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak; Mahkemece davalı ...’in ceza şikayeti hakkını kötüye kullandığı ve davacı ... ...’in bu sebeple bir zararı doğmuşsa bunu karşılaması gerektiği kabul edilirse, davacının iddia ettiği zarara yönelik yapılan mali incelemede; davacı tarafın şirket merkezinde el konulan 9.522 adet ürünü, davacı taraf piyasada satışa sunmuş olsaydı, mali tablolarında beyan edilen, Genel Yönetim Gideri Öncesi Faaliyet Karı oranı dikkate alınarak yapılan hesaba göre, 7.745,15 TL muhtemel kazanç elde edeceği, bununla birlikte üretimde kullanılan kalıplara da el konulduğu göz önünde alındığında, tedbir süresince bu ürüne ilişkin üretim ve satış yapamamış olması sebebiyle bu kapsamda yoksun kaldığı kazancın hesap edilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın maddi tazminat talebinin TBK m.50 ve 51’e göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Mahkemece aynı bilirkişi heyetinden alınan 15/09/2023 tarihli ek raporda sonuç olarak; davacı tarafın şirket merkezinde el konulan 9.522 adet ürünü, davacı taraf piyasada satışa sunmuş olsaydı, mali tablolarında beyan edilen, Genel Yönetim Gideri Öncesi Faaliyet Karı oranı dikkate alınarak yapılan hesaba göre, 7.745,15 TL muhtemel kazanç elde edeceği, bununla birlikte üretimde kullanılan kalıplara da el konulduğu göz önünde bulundurulduğunda, 10/08/2017 - 22/09/2017 tarihleri arasındaki 43 günlük tedbir süresince, bu ürüne ilişkin üretim ve satış yapamadığı, bu kapsamda, üretim kapasitesi göz önünde bulundurularak yapılan muhtemel kazanç kaybı hesabına göre, tedbir kararı süresince kalıpları kullanamaması nedeni ile davacı tarafın yoksun kaldığı muhtemel kazancın 11.894,28 TL olarak hesap edildiği, davacı tarafın maddi tazminat talebinin TBK m.50 ve 51’e göre belirlenmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğu
belirtilmiştir.
G E R E K Ç E : Dava, davacının ürünlerine ve üretim kalıplarına davacının şikayeti üzerine haksız el koyulduğu iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davalı vekilinin hükmedilen maddi tazminata ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; karar tarihi olan 2024 yılında kesinlik sınırının 28.250,00 TL olduğundan, hükmedilen 11.894,28 TL’nin keisnlik sınırının altında kalması nedeniyle karara karşı istinaf yolu açık olmadığından istinaf talebinin HMK’nun 346/1. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiştir.Davalı vekilinin hükmedilen manevi tazminatla ilgili istinaf talepleri incelendiğinde; her ne kadar davalı vekili husumet itirazında bulunmuşsa da, adli makamlarca verilen ve kolluk tarafından yerine getirilen el koyma kararı davalının şikayeti üzerine verilmiş ve uygulanmış olduğundan, husumet itirazı yerinde değildir.Her ne kadar davalı vekili görev itirazında bulunmuşsa da, haksız tedbirden doğan tazminat sorumluluğu, salt ihtiyati tedbirin haklı veya haksız olmasına göre değişmektedir. Lehine tedbir verilen tarafın haksız olduğu anlaşılır, tedbir kaldırılır ve bir zarar doğarsa, tedbir isteyen bu zararı tazmin ile yükümlü olur. Bu konudaki görev de tedbiri veren mahkemeye aittir. HMK'nın bu hükmü cezai şikayet sırasında verilen tedbir bakımından da dikkate alınacaktır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık tasarım hakkından kaynaklandığından, görevli mahkeme fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesidir.Her ne kadar davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunmuşsa da, davalıya ait tasarımın Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/10/2023 tarihinde kesinleşen 2017/150 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararı ile hükümsüz olduğu tespit edildiğinden, 2 yıllık zamanaşımı süresinin de bu tarihe göre hesaplanması gerektiği, haksız eylem tarihinin üzerinden 10 yıllık zamanaşımı süresinin de geçmediği tespit edilmiştir.Tasarım belgesi kural olarak sahibine tekelci hak ve yetkiler sağlamaktadır. Bununla birlikte, tasarım belgesinin hükümsüz kılınması halinde, hükümsüzlük geçmişe etkili olarak doğmaktadır. Tescil edilen tasarım yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini taşımıyorsa, mahkeme kararıyla terkin edilebilmektedir. Nitekim, somut olayda da davalıya ait tasarımın yenilik ve ayırt edici özelliği bulunmayan gıda saklama kapları olduğu belirlenmiştir. Belge sahibinin tasarımın yenilik özelliğinin bulunmadığını, sektörel ve normal teknik bilgiler dahilinde bilmesine veya bilebilecek durumda olmasına rağmen, gerekli tedbiri almayarak tescil cihetine gitmesi ve tasarımı cezai şikayete konu etmesi hukuka aykırı sonuçlara yol açmıştır. Tacir olan davalı şirketin tasarımın yeniliği konusunda basiretli olması beklenecektir. Davalı taraf yasal haklarını kullandıkları ve kötüniyetli olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuşsa da, tasarım belgesi geçerli olduğu sürece sahibinin yararlanması asıldır. Bununla birlikte, tasarım belgesinin kötü niyetle kullanımı ve haksız ihtiyati tedbirlere konu edilmesi halinde belge sahibinin sorumluluğu doğmaktadır. Tasarım tescillinin kurum tarafından inceleme yapılmaksızın tescillenmiş olduğu gerçeği göz önüne alındığında, başvuru sahibinin belgesinin muhtemel akıbetiyle ilgili olarak ihtiyatlı davranması gerekmektedir.Yasal zemine bakıldığında, el koyma ve toplatmanın yapıldığı 10/08/2017 tarihi itibariyle tescilli tasarımın izinsiz olarak kullanılması Sınai Mülkiyet Kanununda suç olarak tanımlanmamışsa da, koşulları varsa haksız rekabet suçu kapsamında cezai soruşturma yapılabilecektir.Arama, el koyma, muhafaza altına alma işlemleri anılan tasarıma dayalı olarak gerçekleşmiş, ancak, daha sonra tasarımın hükümsüz olduğu ortaya çıkmıştır. Tasarımın geçersizliği yenilik doğurucu bir karar olup, geçmişe etki yaratmaktadır. Davalının kusuru ile gerçekleşen söz konusu haksız el koyma ve muhafaza altına alma tedbiri nedeniyle, davacı manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir. Somut olayda, tasarım tescil belgesi alan davalının basiretli davranmadığı, olayda kusurlu olduğu ve haksız tedbir işleminden doğan manevi zarardan sorumlu olduğu, hükmedilen manevi tazminat tutarının hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin manevi tazminat talebi yönünden istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK.'nın 346/1. maddesi gereğince davalı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf talebinin USULDEN REDDİNE,
3-Alınması gereken 1.495,59 TL nispi harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.067,99 TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderleri olarak;
a)Davacı avansından kullanıldığı anlaşılan; 50,00 TL (posta-teb-müz) masrafının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
b)Davalı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
6-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.