T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/806 Esas
KARAR NO: 2025/1594 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 14/02/2024
NUMARASI: 2023/1 E. - 2024/47 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 11/12/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilinin 2005 yılında kurulduğunu, 200' den fazla tescilli markası ve ürün yalpezesinin bulunduğunu, müvekkilinin procsin.com internet sitesi haricinde ..., ... vb. satış yerlerinde ürünlerini satışa sunduğunu, hal böyle iken davalıların müvekkilinin devir yoluyla hak sahibi olduğu, ... numaralı ... ve ... ibarelerini müvekkilinin ürünleriyle iltibas yaratacak surette, ürün üzerinde ve satış açıklamalarında kullandıklarını, ...online satış sitelerinde satışa arz ettiklerini, tüm açıklamaları sebebi ile öncelikle davalıların bildirilen internet, link ve adreslerinde, dava dışı internet satış mecralarında, delillerin tespitine, müvekkili adına tescilli markalar ve tasarımlar ile iltibas yaratır nitelikteki, ibare ve şekil birleşiminin, aynı veya benzer sınıflarda, davalı tarafından kullanılması eylemlerinin müvekkilinin marka ve tasarım haklarına tecavüz niteliğinde olup olmadığının tespitini, tecavüzün tespiti halinde, muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz eylemlerinin durdurulmasına, tecavüz eylemlerinin tüm sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde kullanılan cihaz makine gibi araçlara tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde özellikle delillerin tespit edilerek tedbiren el konulmasına, yargılama sonunda el koyma kararı verilmesine, tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınmasına masraflar tecavüz edene ait olmak üzere el konulan ürünler cihaz ve makine gibi araçlar ile ambalaj ürünlerinin şekillerinin değiştirilmesi üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhasına, marka ve tasarımlarını tanıtmak ve itibar yaratmak için reklam masrafları sarf eden müvekkilinin haklı sebebi ve menfaati bulunmakla masrafları davalı ya ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine veya ilgililere tebliğ edilmesine, davalı tarafın satış yaptığı tespit edilen dava dışı E ticaret ve perakende firmalarında ki müvekkilinin marka haklarına tecavüz niteliğindeki ürün satışlarının tedbiren durdurulmasına el konulmasına ve toplatılmasına ilgili dava dışı satış mecralarına bildirilmesine, yargılama sonunda kaldırma kararı verilmesine, davalı tarafın eylemlerinin aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu 54 ve devamı maddeleri uyarınca haksız rekabet niteliğinde olmasına binaen haksız ve kötü niyetle kullanılan ibare ile müvekkilleri aleyhine girişilen haksız rekabetin tespiti ve men’ine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava konusu "..." ve "..." kelimeleri Fransızca "..." kelimesinden gelmekte olup kelime anlamının yumurta sarısı, limon ve zeytinyağı gibi çeşitli malzemeler kullanılarak meydana getirilen sos, krem veya sıvımsı yiyecek madde anlamını taşıdığını, bu anlamda davacının bahsettiği kavramlar genel bir tanım içeren "cins", "çeşit" veya "vasıf" olarak adlandırılabilecek kavramlar olup bu kavramların marka özelliği de bulunmadığını, bu sebeple davacının marka olarak tescil ettirmiş olduğunu kavramların korumadan yararlanması mümkün olmadığını, davaya konu markaların, henüz birkaç ay önce davacı şirket tarafından devir yoluyla satın alındığını, belirtilen markaların ilk olarak dava dışı ...tarafından tescil edildiğini, ...uzun süre müvekkkili şirketin iş ortağı olarak birlikte çalıştıklarını, belirtilen markalar aslında müvekkili ile birlikte ...tarafından tescil edildiğini ve bugüne kadar kullanıldığını, müvekkili ...ile birlikte iş bu markayı oluşturduklarını, davacı taraf ise aynı markayı, belli bir süredir herhangi bir hakka dayanmadan iltibasa neden olacak şekilde kullanmaya başladığını, davacı her ne kadar iş bu davayı açmış ise de esasında markaya tecavüz eylemlerini gerçekleştiren davacının kendisi olduğunu, davacı tarafın ...'na karşı markanın kullanılmaması sebebiyle markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini için bir dava açıldığını, hukuki bilgiden yoksun olan ...üzerinde baskı kurarak iş bu markanın kendisine devrini sağladığını, ...'nın aslında marka devir gibi bir düşüncesi olmamasına rağmen davacı taraf ...'na baskı kurarak, dava sonucunda ciddi tazminatlar ödeyeceği ve yurtdışına çıkış yasağı konulacağı tehditleri ile markanın haksız olarak davacıya devredilmesini sağlamış olduğunu, davacı kötüniyetli olup davanın açılmasında davacı tarafın hukuki yararı da bulunmadığını, davacı bu şekilde haksız kazanç elde etmeyi amaçladığını, davacı şirket dava konusu markaları yaratan, üreten, marka yaratma düşüncesini benimseyen bir şirket olmadığını, başkaları tarafından emek verilerek meydana getirilen, yapılan ticari faaliyetlerle değeri artan markalara bir şekilde haksız yollarla musallat olup elde etmeye ve haksız çıkar sağlamaya çalıştığını, davacı şirket henüz yeni kurulmuş bir şirket olup davalı firmanın çabalarıyla oluşturulan markanın tescil tarihinde davacı şirket henüz kurulmuş dahi olmadığını, davacı şirket, anılan markalar tescil edildikten yaklaşık 11 yıl sonra kurulmuş olup tüm bu nedenlerle bu anlamda belirtilen nedenlerle haksız davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:
İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 14.02.2024 Tarih 2023/1 Esas, 2024/47 Kararı; "...Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Dava konusu uyuşmazlığın tasarım hakkına tecavüz oluşturacak şekilde davalının imalat ve satışının bulunup bulunmadığının tespitine yönelik olduğu, HMK'nın 190. Maddesi ve TMK'nın 6. Maddesi gereği ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, her ne kadar tedbirin değerlendirilmesi aşamasında Mahkememizce alınan 02.08.2023 tarihli raporda davalı tarafça üretilen ve satışı yapılan ürünler ile davacı taraf adına tescilli markaya konu ürünlerin benzerlik taşıdığı ve karıştırılma ihtimalilinin bulunduğu yönünde rapor düzenlenmiş ve tespitte bulunulmuş ise de alınan bu raporun davalı tarafın savunma hakkı alınmaksızın yapıldığı dikkate alındığından ve yargılama sırasında davalı tarafın cevap ve savunma hakkı kullandıktan sonra yeni bir bilirkişi incelemesi ile ihlalin gerekliliğinin tespitinin zorunlu olduğu dikkate alınarak Mahkememizce iddia ve savunma çerçevesinde SMK hükümleri çerçevesinde inceleme yapılmak üzere dosyanın taraflara ait ürünler üzerinde inceleme yapılması için Marka patent vekili, kimya mühendisi ve bilişim uzmanı üyeden oluşan bilirkişi heyetine tevdi ile ücretin yatırılmasına dair davacı vekiline verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücreti yatırılmadığından, ispat yükü üzerinde olan davacının davasını ispat edemediği kabul edilmiş, bu sebeple ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;Davanın REDDİNE,..." karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Dosyada alınan raporda davalı kullanımlarının tespit edilerek iltibas ihtimali yaratacağı sonucuna ulaşıldığını, rapor karşısında davanın ispatlanamadığı gerekçesi hatalı olduğunu, davalı savunmasının ana teması olan ürün türü savının inceleneceği hükümsüzlük dava akıbeti beklenmeksizin huzurdaki yargılamada hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,Müvekkilinin 2014 yılında başvuruda bulunduğunu, dava konusu markalar için o tarihler itibarıyla böyle bir ürün türü/açıklaması bulunmadığını, davalı yanca da bu tarihlerde bir örnekseme yapılamadığını, iddiadan ibaret bir savunmaya hasren hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Emsal kararlarda dava konusu marka gibi, marka sahibi tarafından ayırdedicilik kazandırılan, tanıtılan, bir ürünle özdeşleştirilen bir tescil söz konusu ise korumadan yararlanacağı ve haksız kullanımların ürün türünü işaret ettiği gerekçesiyle hukuka uygun kabul edilemeyeceğinin içtihat edildiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
G E R E K Ç E :
Dava, Markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, her ne kadar davacının ... sayılı "..." ve ... sayılı "..." ibareli 03. ve 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescilli markaları bulunduğu ve davalının "..." ibareli kullanımları bulunduğu görülmüş ise de uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektiren hallerden olduğu, davacı tarafça sunulan uzman görüşünün davacının yazılı belgeye bağlı beyanı niteliğinde olduğu, uzman görüşü içerisindeki vakıaların ispatının ancak bilirkişi delili ile mümkün olduğu, markanın tescilli olduğu sınıf dikkate alındığında aralarında kimya mühendisi bilirkişisi bulunan heyetten rapor alınması ve ispat külfeti gereği bilirkişi incelemesine ilişkin masrafların davacı üzerinde bırakılmasının HMK 266. Madde kapsamında yerinde olduğu, verilen kesin süreye karşın davacı vekili tarafından bilirkişi ücretinin ikmal edilmemesi karşısında davanın ispat edilemediğine ilişkin karar gerekçesi de yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 615,40-TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 11/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.