T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/133 Esas
KARAR NO : 2025/1309
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 09/06/2023
NUMARASI : 2022/97 Esas, 2023/406 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 23/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin abonelik işlemlerinde meydana gelen bir takım problemlerden kaynaklı faturalarını ve cezalarını ödeyememesi nedeniyle ... Elektrik Dağıtım A.Ş.'ye olağandışı elektrik borçlarının olduğu bir dönemde müvekkilinin davalı/takip alacaklısı ile tanıştığını, bu suretle davalı/takip alacaklısının müvekkilinin borçlarından haberi olduğunu, davalının müvekkil'ine "... 'ta ve adliyede tanıdıkları olduğunu ve 40.000,00 TL ödemesi karşılığında kendisini ...'a olan tüm borçlarından kurtarabileceğini" söylediğini, müvekkilinin 40.000,00 TL'yi hemen ödeme imkanının olmadığını söylemesi üzerine davalının 40.000,00 TL bedelli bir bono aldığını, davalının taahhüt ettiği edimi ifa edememiş ise de müvekkilinden aldığı bonoyu "müvekkilinin işlerini halletmek için masraf yaptığı" bahanesiyle iade etmek istemediğini, nihayetinde davalının yaptığı masraflara karşılık müvekkilinin 22.470,00 TL'lik ikinci bir bono düzenleyerek davalıya verdiğini, davalının bu sırada 40.000,00 TL'lik bonoyu yırtıp çöpe attığını, müvekkilinin davalıya kısım kısım yaptığı ödemeler toplamının 10.620,00 TL'ye ulaştığında taraflar yeniden bir araya geldiklerini, müvekkilinin bakiye borcu için 11.850,00 TL'lik 3. bono tanzim edildiğğni ve 22.470,00 TL'lik bononun yine müvekkilinin huzurunda davalı tarafından yırtılarak çöpe atıldığını, yine müvekkili tarafından 3. bononun bedeli de ödendiğini ve davalı tarafından 3. bono da müvekkilinin huzurunda yırtılarak çöpe atıldığını, davalıya herhangi bir borcu kalmadığını düşünen müvekkilinin davalı tarafından başlatılan icra takibi sonrası davalının kendi huzurunda yırtıp attıklarının bonoların renkli fotokopileri olduğu kanısı ile dolandırıldığı sonucuna vardığını, müvekkilinin imzaladığı bonoların tanzim tarihlerini ve vadelerini hatırlamayan müvekkilinin, geçen zamanla birlikte davalının yırttıklarının kendi imzaladığı bonolar olduklarını (renkli fotokopi olmadığını), davalının takibe konu ettiği bonoların kendi imzaladığı bonolar olmadığını anladığını, İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına dayanak bonolar altındaki imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını ve müvekkilinin takip alacaklısına herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sırasında kayıtlı takibin teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, aksi halde icra veznesindeki paranın tedbiren alacaklıya ödenmemesine, müvekkili/davacının davalıya/takip alacaklısına borçlu olmadığının tespitine, İstanbul Anadolu 23. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sırasında kayıtlı takibin iptaline, müvekkili aleyhine haksız yere takip yapılmasından ötürü asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı-borçlu arasında imzalanan dava konusu senetlerin davacının müvekkiline olan borcu sebebiyle aralarında düzenlendiğini, davacının işbu davayı tamamen borçtan kaçma maksadıyla açtığını, davaya konu icra dosyalarının usul ve yasaya uygun olarak açıldığını, davacı-borçlu tarafça sunulan herhangi bir dekont ya da ödeme belgesi bulunmadığını savunarak açılan davanın reddine, davacının %20' den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini beyan etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıdadır. Ancak davalının alacağı senede dayanıyorsa ispat yükü yer değiştirerek senetten dolayı borçlu olmadığını iddia eden borçlu/ davacı tarafa düşer. Kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığının ispat yükümlülüğü davacı borçluya aittir. Karine olarak bir kambiyo senedinin mevcut bir borcun ifası veya itfası amacıyla verildiği kabul edilir. Kambiyo senetleri birer ödeme aracıdır.Davacı tarafça inkar edilen imzanın davacı ...'ün eli ürünü olduğu usul ve yasaya uygun teknik bilirkişi raporu ile sabit olmakla birlikte usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiş olmakla senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemlerin tanıkla ispatı mümkün olmadığından ve davacı yana yemin delili hatırlatılmakla uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında davacı tarafın süresi içerisinde yemin metnini de sunmadığı görülmekle davacının söz konusu bono bedellerini ödediğine yönelik iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. İcra ve İflas Kanunu'nun 72/4. maddesinde, ''Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez.'' hükmünün yer aldığı, buna göre, somut olayda davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilebilmesi için Mahkememizce verilmiş bir tedbir kararının bulunduğu görülmekle tazminat koşulların oluştuğundan davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dava tarihi itibariyle ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı dikkate alınarak yargılama gideri ve arabuluculuk ücretinden davacı yan sorumlu tutulmuştur.(Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/02/2020 tarih ve 2020/85 E., 2020/454 K. sayılı kararı). HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE, 2-İİK'nın 72/3 maddesi gereğince takibe konu asıl alacağın % 20 si oranında İK 72/4 maddesi doğrultusunda tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davalı tarafça yerel mahkemeye sunulan cevap dilekçesindeki, "...Davacı-borçlunun müvekkile olan borcu sebebiyle aralarında düzenlenmiş olup..." şeklindeki ifade ile bonolar üzerindeki bedel kaydının talil edildiğini, ispat yükünün davalı yan üzerinde olduğunu, senedin tanzim sebebi olarak ileri sürdüğü olguyu yani davacının kendisine borçlu olduğunu ispatlamak zorunda olduğunu, Davalı yanın arabuluculuk toplantısına katılmadığı ve davanın açılmasına sebebiyet verdiği halde, yerel mahkemece yargılama giderlerinin tümü bakımından davacı aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Davalının ihtiyati tedbir nedeniyle alacağına geç kavuşmasına sebebiyet verildiği gerekçesiyle asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de, yerel mahkemece ara karar ile tesis olunan ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına sebebiyet verilmediğini, davacı tarafından alacağın %15'i kadar teminat mahkeme veznesine yatırılmış ve fakat icra dosyasına ödeme yapılamamdığını, davacı tarafından dosya borcu ödenemediğinden takip durdurulmadığını, ihtiyati tedbir kararı dolayısıyla davalının alacağına geç kavuşması söz konusu olmadığını, davacı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olması nedeniyle de kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava; Menfi Tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Uyuşmazlığa konu bono suretlerinin incelenmesinden; Bonoların "nakden" kaydı ile 01/06/2017 vade tarihli 04/03/2016 düzenleme tarihli 40.000,00 TL bedelli , 02/01/2018 vade tarihli 05/10/2017 düzenlenme tarihli 22.470,00 TL bedelli , 01/09/2019 vade tarihli 10/06/2019 düzenlenme tarihli 11.850 TL bedelli olarak düzenlendiği görülmüştür.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı tarafından icra takibine konu üç adet senet üzerindeki "imza inkarı" ve "bedelsizlik" iddiası ile davanın açıldığı, davalı tarafından "borç karşılığı senetlerin keşide edilerek verildiğinin" savunulduğu, ilk derece mahkemesince grofoloji uzmanınından alınan rapor ile senetler üzerindeki borçlu imzalarının davacı eli ürünü olduğu tespit edildiği, bedelsizlik iddiasına ilişkin dosya kapsamında somut delil bulunmadığı, ilk derece mahkemesince yemin delili hatırlatılmasına ve verilen kesin süreye karşın davacı vekili tarafından beyanda bulunulmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi yerindedir. İlk derece mahkemesince 11/02/2022 tarihli ara kararı ile İİK md. 72/3 kapsamında ihtiyati tedbir kararı verildiği, Dairemizce icra müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta ihtiyati tedbir kararının uygulandığının bildirilmesi ve davanın esastan reddine karar verilmesi karşısında da İİK 72/4 madde kapsamında tazminatın hüküm altına alınması da yerindedir. Davacı vekilince her ne kadar arabuluculuk görüşmelerine davalı tarafından iştirak edilmediği ileri sürülmüş ise de karşı taraf adreslerine gönderilen davet mektuplarının bila tebliğ edilemediğinin tutanak içeriğinden anlaşılması karşısında ileri sürülen istinaf sebebi yerinde değildir.İlk derece mahkemesince davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.23/10/2025