T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/135 Esas
KARAR NO : 2025/1165
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 25/10/2023
NUMARASI : 2021/193 Esas, 2023/778 Karar
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... tarafından, keşidecisi ... aval vereni davacı müvekkilleri ... ve ... olan, 23.06.2011 keşide tarihli, 01.11.2011 vade tarihli, 140.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak, davacı müvekkiller ... ve ... hakkında İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yenileme öncesi 2012/6053 Esas) sayılı icra takibi başlatıldığını, müvekkillerinin icra tehdidi altında davalı/alacaklı ... ile ödeme protokolü düzenlediklerini ve icra takibine konu borç için; 19.03.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.04.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.04.2018 tarihinde 20.000 TL Vekalet Ücreti, 19.05.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.05.2018 tarihinde 20.000 TL Vekalet Ücreti, 19.06.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.07.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.08.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.09.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.10.2018 tarihinde 10.000 TL olmak üzere toplam 190.000,00 TL ödeme yaptıklarını, takip konusu senedin aslında 40.000,00 TL bedelli olduğunu bilen ve icra tehdidi altında yukarıda belirtilen meblağı ödemek zorunda kalan müvekkillerinin, senedin bedel hanesinde tahrifat yapılarak "40.000,00" ve "Kırkbin" olarak yazılan tutarın, başlarına "1" ve "Yüz" rakamı eklenerek "140.000,00" ve "Yüzkırkbin" haline dönüştürülmüş olması nedeniyle davalı hakkında, Resmi Evrakta Sahtecilik suçundan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduklarını, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/55767 soruşturma sayılı dosyasında alınan 17.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda; "takip konusu senette daha önce "40.000" ve "Kırkbin" olarak yazılan tutarın, başlarına "1" ve "Yüz" rakamı eklenerek "140.000" ve "Yüzkırkbin" haline dönüştürüldüğünün tespit edildiği" belirtildiğini, davalı tarafından müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibine konu senedin bedel hanesinde tahrifat yapıldığı bilirkişi raporuyla tespit edilmiş olduğundan takip konusu senedin tahrifat öncesi miktar yönünden geçerli sayılması gerekeceğinden, müvekkilinin takip konusu borcun 40.000,00 TL asıl alacak ve feri'leri dışındaki kısmından sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, senedin gerçek miktarı üzerinden takip yapılsaydı dosya borcunun ne kadar olması gerektiği ve müvekkilleri tarafından yapılan fazla ödeme tutarının ; Müvekkilleri tarafından 19.05.2018 tarihinde yapılan 40.000,00 TL'lik ödeme ile dosya borcu tamamen kapanmış ve yapılan 40.000,00 TL ödemenin 19.137,85 TL'si dosya borcunu aşacak şekilde fazladan ödendiğini, 19.05.2018 tarihinden sonra yapılan 90.000,00 TL ödeme ile birlikte toplam 109.137,85 TL fazladan ödendiğini, bu tutarın davalıdan istirdatı gerektiğini, davalı tarafça, yapılan protokol ve ödemeye rağmen hiç ödeme yapılmamış gibi takibin devam ettirildiğini ve müvekkillerinin hissedarı bulunduğu taşınmazları haczettirmiş olduğunu, İcra Mahkemesinden aldığı yetki ile bu taşınmazların satış suretiyle ortaklığının giderilmesi için Vize Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı 2017/282 Esas sayılı dava da halen derdest olduğunu ileri sürerek İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe konu senedin sahteliği sabit olduğundan ve borç tamamen itfa edildiğinden takibin tedbiren durdurulmasına, Keşidecisi ..., aval vereni ... ve ..., lehdarı ... olan, 23.06.2011 keşide, 01.11.2011 vade tarihli, 140.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak başlatılan İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinde müvekkillerinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibi nedeniyle yersiz olarak ödenen 109.137,85 TL'nin davalıdan istirdatına, davalı taraf takip yapmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu ve 100.000,00 TL asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 26.03.2012 tarihinde davalı müvekkili ... tarafından İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün 2012/6053 esas sayılı dosyası ile davacı taraflara ve ...' e 140.000 TL ve 9.296,58 TL işlemiş faizi olarak toplam 149.296,58 TL' lik takip çıkışı ile icra takibi başlatıldığını, daha sonra dosya yenilenerek ... esas sayılı numarayı aldığını, yine 26.03.2012 tarihinde davalı müvekkili ... tarafından İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün 2012/6054 esas sayılı dosyası ile davacıların oğlu ...' a ve ...' ün anne ve babası İsmet ve ...' e 140.000 TL 9.296,58 TL de işlemiş faizi olarak toplam 149.296,58 TL'lik takip çıkışı ile icra takibi başlatıldığını, daha sonra dosya yenilenerek ... esas sayılı numarayı aldığını, İcra dosyası borçluları 2018 yılına kadar kendilerine tebligat yapılmasına ragmen hiçbir ödeme yapmadıklarını, davaya konu borca ilişkin 21.03.2018 tarihinde davacılar ve davalı arasında bir protokol yapıldığını ve ilk ödemenin 19.03.2018 tarihinde yapıldığını, davacılara tebligat yapılmasaydı, icra dosyasından hiçbir işlem yapmayacaklarını, ödeme emrinde görüleceği üzere 5 gün içinde İcra Mahkemesine şikayet ve itiraz etmeleri gerektiğini her iki davacıya da tebliğ edildiğini, yine tebligat parçalarından da görüleceği üzere her üç borçluya da tebligat yapılmış olup (dosya borçluları Göksel ve ...' a 28.08.2012 tarihinde ...' e ise 29.08.2012 tarihinde) ne 5 gün içinde İcra Mahkemesine şikayet davası açtıklarını, bugüne kadar da herhangi bir menfi tespit davası açmadıklarını, yine İstirdat talepleri de protokole gore son ödeme yaptıkları tarihteki yani 19.10.2018 tarihideki son taksit dahil dikkate alındığında 1 yıllık hak düşürücü süreyi de aştıklarının görüleceğini, protokol nedeniyle borç ikrarı bulunduğunu, son ödemeden itibaren 2,5 yıl zaman geçtiğini, yaklaşık 5 yıl önce de davacıların komşuları olan avukat Hikmet Bey' i tuttuklarını, yine 2018 yılında savcılık şikayetini yapan avukatı ...' yu tuttuklarını, her iki avukatla da uzlaşma sağlanamadığını, şimdi de yıllar sonra huzurdaki avukatı tuttuklarını ancak menfi tespit-istirdat davalarını yeni açtıkları için hukuki bilgilerinin olmadığı ya da haberdar olmadıklarının da ileri sürülemeyeceğini, 2012 yılında kendilerine tebligat yapıldığını, yaklaşık 10 yıldır da hem davalı ile hem de davalı vekili ile tarafların yüzlerce yazışmaları olduğunu, davanın davacıların öz oğlu olan ve İstanbul 4. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyada da borçlu olan ..., ... ve alacaklı ve huzurdaki davalı ... arasındaki ticari ilişkiden dolayı doğan bir borç olduğunu, davacı tarafta ... olsaydı Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu kabul edebileceklerini ancak huzurdaki davacılar tacir olmadıkları gibi davalı ile herhangi bir ticari ilişkileri olmadığını, davaya bakma görevi asliye hukuk mahkemesi olduğunu, ödemelerin tamamının ticari ilişkinin tarafı davacıların oğlu ... yaptığını, davacılar ... Amerika' da olduğu için sadece aracı olduğunu, tüm görüşme ve yazışmalardan da bunu ispat edebildiklerini, davacıların kendilerinin yaptığı bir ödeme olmadığını, davacı dilekçesinde hem protokole rağmen gayrimenkullerin haczedildiğini ve satışının istendiğini hem de ödemelerin icra dosyasına bildirilmediğini ifade ederek yanlış beyanda bulunduğunu, daha 2012 yılında gayrimenkullere haciz konduğunu ve 2017 yılında da satış için izaley-i şuyu davası açıldığını, borçluların yani huzurdaki davacıların ilk ödemesinin 19.03.2018 tarihinde olduğunu, tüm ödemeler de (davalı tarafa ödenen 190.000 TL) icra dosyasına bildirildiğini, davacı taraf da tahsil harcını ödeyerek kendileri de beyanda bulunabileceğini, yazılı delillere ve senede karşı senetle ve yazılı delille ispat kuralı gereğince davanın reddi gerektiğini , 40 bin liralık borca 190 bin liralık ödeme yapılması da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tarafların üzerinde özgür iradeleri ile anlaşmış oldukları protokolü imzalamaları ile senedin 40.000,00 TL ya da 140.000,00 TL olup olmadığı hususunda ihtilaf konusu konu kalmamış olup, davacılar bu protokolde herhangi bir şerh koymadan imzaladıklarından davacıların protokol doğrultusunda ödemeyi yaptıktan 3 yıl sonra menfi tespit davası açarak, esasen bizim borcumuz 140.000,00 TL değil, 40.000,00 TL idi şeklinde dava açmalarında davacıların hukuki menfaatleri olmayıp, davacıların protokol ile davalıyla icraya konu senedin ödenmesi hususunda anlaşmış olmaları sebebiyle icraya konu senedin üzerindeki tahrifatın yapılıp yapılmadığı veya bu tahrifatın davalı tarafından mı yoksa, davacının oğlu tarafından yapılıp yapılmadığı hususunun mahkememizce önemi kalmamıştır. Zira davacılar , davalı ile protokol yaparak senedin 140.000,00 TL olduğunu kabul etmişlerdir. Bu sebeple, mahkememizce daha önce oluşturulan ara karar gereği , dosya ATK'ya gönderilmiş ve ATK'dan ... ve ...'nun imza ve yazı örnekleri alınarak ön raporda belirtilen belgelerin temini ile tekrar dosyanın ATK'ya gönderilmesi istenilmiş ise de, tarafların protokolde kendi iradeleri doğrultusunda icraya konu senedin 140.000,00 TL olduğu hususunda anlaşmaları sebebiyle mahkememizce senedin 140.000,00 TL olduğu ve davacıların iradeleri doğrultusunda senedin 140.000,00 TL olarak doldurulduğu anlaşılmış bu sebeple davacıların davaya konu ettiği senedin 140.000,00 TL bedelli olduğu anlaşılmakla, davacıların istirdatını talep edebileceği bir fazla ödemenin olmadığı anlaşılmış, davacıların öncelikle borçlu olmadıklarının menfi tespitine ve fazladan ödedikleri tutarların istirdat olarak kendilerine ödenmesine ilişkin davalarının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 1-Davanın REDDİNE, ..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Müvekkillerinin dava konusu protokolü özgür iradeleriyle değil, icra tehditi altında imzaladıklarını, dava konusu protokolün üzerinde tahrifat yapılmış senetteki alacağı ilişkin olduğu, protokolün senetten bağımsız ve müstakil bir alacağa ilişkin olmayıp doğrudan üzerinde tahrifat yapılmış senede ilişkin alacakla ilgili olduğunu, Müvekkillerinin üzerinde tahrifat yapılmış senet üzerinden haciz riskini bertaraf etmek maksadıyla protokolü imza ettiklerini ve ödeme yaptıklarını, Senet metninde de; '... un borç bitiminde haciz işlemleri kaldırılacak olup senetlerin tamamı kendisine iade edilecektir.' ifadesine yer verildiğini, ödeme emrindeki yazılı miktarın ödenmesi menfi tespit ve istirdat davası açma hakkını ortadan kaldırmayacağını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, menfi tespit talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili tarafından ; Keşidecisi ... aval vereni davacılar ... ve ... olan 23.06.2011 keşide tarihli 01.11.2011 vade tarihli 140.000 TL bedelli bonoya dayalı olarak İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas (yenileme öncesi 2012/6053 Esas) sayılı icra takibi başlatıldığını, icra tehdidi altında davalı/alacaklı ... ile ödeme protokolü düzenlediklerini ve icra takibine konu borç için; 19.03.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.04.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.04.2018 tarihinde 20.000 TL Vekalet Ücreti, 19.05.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.05.2018 tarihinde 20.000 TL Vekalet Ücreti, 19.06.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.07.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.08.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.09.2018 tarihinde 20.000 TL, 19.10.2018 tarihinde 10.000 TL olmak üzere toplam 190.000,00 TL ödeme yaptıklarını, takip konusu senedin aslında 40.000,00 TL olduğunu, senedin bedel ve yazı hanelerinde tahrifat yapıldığının soruşturma dosyasından alınan 17.02.2020 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunu ileri sürerek menfi tespit ve fazladan ödenen bedelin istirdatı istemiyle huzurdaki davanın açıldığı görülmüştür.Uyuşmazlığa konu senet suretinden; Senet keşidecisinin ..., aval verenlerin davacılar ... ve ... olduğu, senedin 23.06.2011 keşide ve 01.11.2011 vade tarihli olarak 140.000 TL bedel ile keşide edildiği görülmüştür.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 20/11/2020 tarih 2019/55767 soruşturma 2020/87178 Karar sayılı kararından; Müştekilerin ... ve ..., şüphelinin ... olduğu, yapılan soruşturmada; "... her ne kadar bilirkişi raporunda senedin üzerinde oynama yapıldığı ve 40.000 TL'nin 140.000 TL yapıldığı belirtilmişse de; bu değişikliğin senetlerin şüpheli Hadi'ye verildikten sonra eklendiğine dair her türlü şüpheden uzak somut bir delil bulunmadığı, neticede müştekilerin oğlu olan Özgür'ün ortağı ve şikayete konu senedin de asıl borçlusu olan Göksel'in ifadesinde şüpheli Hadi'ye senedi 140.000 TL olarak verdiklerini açıkça beyan ettiği, öte yandan müştekiler senedi hatır senedi olarak verdiklerini belirtmişlerse de böyle bir durumunda olmadığı ve aslında senede kefil olduklarının görüldüğü, ayrıca müştekilerin beyanlarına göre 40.000 TL olan senet için takip tarihi olan 2015 senesinden 3 sene sonra 2018'de şüpheli Hadi'ye 150.000 TL ödediklerini de beyan ettikleri, bu noktada bu kadar borçları olmadığını iddia eden müştekilerin fazladan 100.000 TL ödemelerinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu,..." gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, karara itirazın İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2020/5591 D.İş sayılı dosyasından verilen 30/12/2020 tarihli karar ile kesin olarak red edildiği görülmüştür.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, 31/03/2018 tarihli protokolün huzurdaki uyuşmazlığa konu 2011 keşide tarihli senetten doğan alacağa ilişkin olarak yapıldığının taraflar arasında çekişmesiz olduğu, ödemelerin protokol kapsamında yapıldığı ve alacaklı vekili tarafından ödemelerin icra dosyasına bildirilerek dosya kapak hesabından mahsup edildiği, protokolün imzalanması sırasında ve ödeme yapılırken ihtirazi kayıt düşülmediği, tahrifat iddiası ile yapılan soruşturma kapsamında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, protokolde yer alan "...'un borç bitiminde haciz işlemleri kaldırılacak olup senetlerin tamamı kendisine iade edilecektir" şeklindeki beyanının ihtirazı kayıt iradesine ilişkin bulunmadığı, davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.08/10/2025