T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO: 2024/122 Esas
KARAR NO : 2025/1193 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ: 30/11/2023
NUMARASI : 2022/147 E. - 2023/255 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)
KARAR TARİHİ: 08/10/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TÜRKPATENT nezdinde ...tescil numarası ile tescilli "..." esas unsurlu markasının sahibi olduğunu, "..." ibaresinin müvekkilinin tescil ettirdiği bir marka olmasının yanında esasında daha kolay yoldan insanın vücudundaki yağların yakılmasını hedefleyen bir yöntem olduğunu, ayrıca bu yöntemin uygulanabilmesi için sektörde kullanılan cihazların da "..." adını almış ve mevcut durumda zayıflama ve kilo vermede hemen herkes tarafından bilindiğini, son yıllarda uluslararası alanda ismini duyurmaya başlayan bu yöntemin Türkiye’de uygulanabilmesi amacıyla müvekkilinin öngörülü bir şekilde girişimlerde bulunmaya başladığını ve bu doğrultuda bir çok araştırma ve yatırım yaptığını yine "..." ibaresini tescil ettirdiğini, müvekkilinin bu aşamaları gerçekleştirirken davalı tarafın da söz konusu işin içinde yer aldığını ve bu sektöre ilişkin hemen her bilgiyi müvekkilinden temin ettiğini, buna istinaden müvekkiline bilgi vermeksizin "..." ibareli markaları adına kötü niyetli olarak tescil ettirdiğini, davalı tarafın müvekkilinin münhasıran hak sahibi olduğu "..." ibaresini aynı sektörde "..." ibaresini ön plana çıkararak kullandığını, yazı karakterleri ve tiplerin benzer olduğunu, davalının bu kullanımlarının müvekkiline ait marka ile benzer olduğunu, müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalı tarafın eylemlerinin aynı zamanda Türk Ticaret Kanunu anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı şirketin müvekkili şirket adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli ... markasının aleyhinde yarattığı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin SMK uyarınca tespitine, men’ine, ref’ine, davalı şirketin müvekkili şirketin marka haklarına tecavüz teşkil eden fiillerin durdurulmasına, tecavüz nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, 2020/104114 ve 2020/147304Tescil numaralı markaların 8., 10., 35ve 44. sınıflar bakımından SMK madde 25 uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesine, kararının tirajı yüksek bir gazetede ilan yoluyla duyurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin "..." adlı cihazın üreticisi ve tüm haklarına sahip firmanın yetkilendirdiği Türkiye distribütörü olduğunu, sektörde uzun yıllardır faaliyet gösteren müvekkili firmanın 2019 yılında katılmış olduğu Kore'de düzenlenen Kimes fuarında üretici firma ile tanıştığını ve ticari ilişkileri bu tarihte başladığını, 30.05.2019 tarihinde Kore menşeli üretici firmanın ... isimli cihazın Türkiye'de tescilinin yapılması, Türkiye'ye ithal edilmesi, Türkiye'de dağıtımının ve pazarlamasının gerçekleştirilmesi adına Türkiye'de tüm marka haklarına sahip olacak şekilde müvekkili firmayı yetkilendirdiğini, müvekkilinin uzun süredir "..." ismini kullanarak ticari faaliyet gösterdiğini, Türkiye pazarında üretici firma ile birlikte iş yaptığını, "..." isminin Türkiye'de tanınması ve sektöre olan ilginin artması bizzat müvekkilinin faaliyetleri sonucu olduğunu, müvekkili şirketin ''elektrokozmetikmedikal'' isimli instagram adresinde "..." ile ilgili ilk paylaşımının 24.06.2019 tarihi olduğunu, 2020 yılına gelindiğinde ise müvekkilinin "..." ismi ile faaliyetlerini ciddi derecede arttırmakla beraber sektörü de önemli seviyede kalkındırdığını, davacının bu aşamada müvekkilinin marka ile ilgili tescil talebinde bulunmamış olmasından istifade ederek 14.07.2020 tarihinde tescil talebinde bulunduğunu, davacı markasını fiili olarak kullanmadığını ve bu ismi kötüniyetli olarak elde ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dava; markanın SMK'nın 25 ve 6. Maddesi gereği hükümsüzlük davası ve SMK'nın 29. Maddesinden kaynaklı marka hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, meni ve refi davasıdır. Davacı tarafça adına tescilli bulunan ...tescil numaralı "..." markasına davalı tarafın adına tescilli 2020 104114 tescil numaralı (...+şekil) ve 2020 147304 tescil numaralı (...+şekil) markalarının kullanımı ve davalı tarafça http://...e.com ve https://www...com.tr kullanımları dolaysıyla tecavüzde bulunulduğunun iddia edildiği ve yine davalı tarafın adına tescilli 2020 104114 tescil numaralı (...+şekil) ve 2020 147304 tescil numaralı (...+şekil) markalarının SMK'nın 6/1. Maddesi gereği aynı ve benzerlik dolayısıyla hükümsüz kılınması talebinde bulunulmuştur. TPMK kayıtları incelendiğinde ...tescil numaralı "..." markasın davacı adına 08,35 ve 44. Sınıflarda 25.05.20222 tarihinde 14.07.2020 tarihinden geçerli olmak üzere 10 süreyle tescil edildiği, 2020 104114 tescil numaralı (...+şekil) markasın davalı adına 10 ve 35. Sınıflarda 31.03.2021 tarihinde 06.09.2020 tarihinden geçerli olmak üzere 10 süreyle tescil edildiği, 2020 147304 tescil numaralı (...+şekil) markasının davalı adına 8,1035 ve 44. Sınıflarda 08.09.2021 tarihinde 24.11.2020 tarihinden geçerli olmak üzere 10 süreyle tescil edildiği sabittir. ODTÜ kayıtlarında https://www...com.tr alan adının davalı adına kayıtlı olduğu ve bu kaydın 26.11.2018 tarihinden geçerli olduğu sabittir. Bu tespitlerden sonra taraflar arasındaki uyuşmazlık incelendiğinde; davacı tarafın ... ana unsurlu ve koruma altında bulunan markası yönünden davalı markalarının benzer mal ve hizmetler yönünden ve ayırt edilemeyecek kadar benzer ibare ile davalının marka tescilleri yönünden hükümsüzlük ve hem bu marka kullanımları hem de http://emslimturkiye.com ve https://www...com.tr adresleri ile sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlar dolaysıyla marka hakkına tecavüz edildiğini iddia ettiği, alınan 28.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacı ve davalı markalarının tescilli oldukları 8. Sınıftaki kullanımlar ve marka ibareleri olan ... ibaresi dikkate alındığında markaların karıştırılma ihtimali olduğu yönünde kanaat belirtildiği, 05.04.2023 tarihli alınan raporda, davacı yan adına tescil edilmiş olan görselini ihtiva eden markanın tescil konusu edildiği mal ve hizmetler bakımından zayıf marka olduğu, davalı yanın dava konusu markalarının hükümsüzlükleri koşullarının oluşmadığı, davalı yanın tespit edilen ( davacı yanın davaya mesnet marka tescilinden daha eski tarihten bu yana devam eden ) markasal kullanımlarının davacı yana ait tescilli markaya tecavüz teşkil etmediği, davalı yanın davacı yan ile haksız rekabete sebebiyet verecek herhangi bir kullanımının tespit olunamadığı, davalı yana ait https://emslimturkiye.com ve https://www...com tr uzantılı alan adlarına erişimin engellenmesi şartlarının oluşmadığı yönünde rapor düzenlenmiştir. Hem bu iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi hem de dosyaya sunulan uzman görüşündeki tespitlerin incelendiği yeni bir heyetten yeniden rapor alınmış, alınan bu raporda, dava konusu ürünün 10. sınıfta yer aldığı, Davacı Taraf Adına Tescilli ...Tescil Numaralı ... markasının 10. Sınıftaki ürünleri kapsamadığı, kapsamadığı, davacı markasının 10 ve 44. Sınıftaki mal ve hizmetler yönünden zayıf marka haline geldiği, deliller ve sosyal medya kullanımları incelendiğinde davalı yanın ilgili başvuru tarihinden önce 21 Haziran 2019 tarihinden itibaren ... markasının kullanımını gerçekleştirdiği, Davalı yanın tespit edilen markasal kullanımlarını davacı yanın davaya mesnet Markanın tescil başvurusundan önce gerçekleştirdiği tespit ve rapor edilmiştir. Bu tespitlerden sonra davalı tarafın marka tescillerinin hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz yönünden uyuşmazlık incelendiğinde davalı tarafın ODTÜ kayıtlarına göre https://www...com.tr alan adının davalı adına olan kaydın 26.11.2018 tarihinden geçerli olduğu, yine bilirkişi incelemesinde davalının sosyal medya paylaşımlarının 2019 yılına ait oldukları, dava konusu markaların asli unsuru olan ... ibaresinin ilk kez kimin tarafından piyasaya çıkarıldığı bilinmemekle birlikte EMS teknolojisinin ... markası altında ilk kez dava dışı ... şirketi tarafından Kore başta olmak üzere muhtelif ülkelerde tescile bağlandığı, bu haliyle markanın zayıf marka haline geldiği, yine davalı kullanımlarının davacının tescil tarihinden öncesine dayandığı ve kullanımların ciddi ve süreklilik arz ettiği dikkate alındığında Önceye dayalı hak sahibi olan kişi, markanın tesciline itiraz etmemiş ve yapılan tescil aleyhine hükümsüzlük davası açmamış olsa bile, tescilli marka hakkı sahibi, bu işareti önceden beri marka veya sair bir tanıtma işareti olarak kullanan kişiyi, bu tanıtma işaretini önceki kapsamı ile kullanmaktan men edemez. Diğer bir deyişle; tescilli marka sahibi daha sonra bu öncelik hakkı bulunan kişiye karşı dava açarak onu bu işareti kullanmaktan men edemez. (556 sayılı KHK 8/III.mad.).(Marka Hukukunda Hükümsüzlük Davaları, Doç.Dr.Sami KARAHAN. Sayfa.110.vd.)(Yargıtay 11. HD'nin 2013/13243 E. Ve 2014/3679 K. Sayılı ilamı) hükmü birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafın davacı tarafa nazaran öncelikli kullanım hakkının bulunduğu, bu haliyle davalı kullanımlarının davacı markası yönünden tecavüz oluşturmayacağı, yine az yukarıda ifade edildiği üzere dava konusu markanın asli ve tek unsuru olan ... ibaresinin dava dışı şirket tarafından bulunan ve kullanılan marka olması, kullanım itibariyle ve kelime unsuru itibariyle markanın zayıf marka haline geldiği ve davalı tarafın marka kullanımlarının her ne kadar kelime unsuru olarak davacı markasına benzese de şekil ve logo kullanımı ile farklılaştığı, bu haliyle markada yer alan kelime veya şekil unsurlarının birlikte yarattığı bütüncül izlenimin aynı olmadığı da nazara alınarak hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davanın tümden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM /Yukarıda açıklanan nedenlerle ;Davanın REDDİNE,..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davacının tescilli markasının aynı ve benzerinin, aynı ve benzer sınıflarda ve emtialarda davalının kullandığının bilirkişilerce tespit edilmesine karşın “zayıf marka”, “...” ibaresini içermeyen alan adının (...) tescil tarihi ve davacıdan önceki ciddi olmayan kullanımı gibi nedenlerle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı alan adı olan www...com.tr alan adının daha önceki tarihli tescili dava konusu markaya ilişkin olmadığını, davacının markasının davalı markasından önce tescil edilmiş olması bilirkişi raporları ve mahkemece tespit edilmiş olmasına karşın “tescil ilkesi” yok sayıldığını, Yerel Mahkeme Gerekçeli Kararının Son Paragrafında da açıkça, “Davalının Markası Her Ne Kadar Davacı Markasına Benzese de” biçiminde ifadesi ile açıkça benzerliği kabul ettiğini, Davacının markasının tescilli olduğu sınıflar ile Davalının tescilli sınıfları da aynı ve benzer olduğunu, Davacının markasının “zayıf marka” olduğuna ilişkin kararın hatalı olduğunu, Hüküm kurmaya elverişli olmayan ve çelişkileri gidermeyen son bilirkişi raporu ile karar verildiğini, raporda davacının sunduğu uzman görüşünde yer alan itirazların cevaplanmadığını, Yerel Mahkemenin kararında mülga 556 sayılı KHK hükümleri gerekçeye esas alınmış olmasının hatalı olduğunu, davalının kullanımı ciddi olmadığı, önceki kullanımlarına ilişkin fatura vb. ibraz edilmediğini, tek bir videonun davalının bu markayı daha önce kullandığı anlamına gelmeyeceği, Hükme esas alınan 3. Bilirkişi Raporu 08 ve 35. Sınıf Emtiaları İle Davalının 10.Sınıf Emtialarının Benzerliği İncelenmediğini, Davacı ve Davalının Markaları Aynı/Benzer olduklarını, davalının 44. Sınıftaki kullanımları tecavüz fiillerini kanıtlamış olmasına karşın hükme esas alınan 3. Bilirkişi Raporunda bu konunun değerlendirilmediğini, Davalı firmanın internet sitelerinde ve sosyal medya platformlarında “...” markasının satış, tanıtım, dağıtım ve reklam çalışmalarının olduğu bilgisi açık bir biçimde yer aldığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
G E R E K Ç E :
Dava, Markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporlarındaki çelişkinin yeni rapor alınmak suretiyle giderildiği, davacı adına 08 / 35 / 44. Sınıf emtia ve hizmetlerde tescilli "..." ibareli marka başvurusunun 14/07/2020 tarihinde yapıldığı ve 27/05/2022 tarihinde tescil edildiği, davalı adına "...+şekil" ibareli marka tescil başvurusunun 07/09/2020 tarihinde yapıldığı ve 01/04/2021 tarihinde 10 / 35. Sınıf mal ve hizmetlerde tescil edildiği, yine davalının "... + şekil" ibareli marka tescil başvurusunun 25/11/2020 tarihinde yapıldığı ve ibarenin 08 / 10 / 35 / 44. Sınıf mal ve hizmetler yönünden 09/09/2021 tarihinde tescil edildiği, her ne kadar davacı marka tescil başvuru tarihi önce ise de denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile "..." ibareli alan adının davalı tarafından 2018 yılında kullanılmaya başlandığı ve yine davalının sosyal medya hesaplarında 21/06/2019 tarihinden itibaren "..." ibareli markasal kullanımlarının gerçekleştirdiği, buna göre davaya konu ibare üzerinde davalının eskiye dayalı kullanımdan doğan hak sahipliğinin bulunduğunun tespit edilmesi karşısında ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderleri olarak; Davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 08/10/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.